Bir kimsenin, özellikle tanınmış kişilerin yaşadıkları
dönemde gördükleri ya da yaşadıkları ilginç olayları
gözlemlerine ve bilgilerine dayanarak anlattıkları
yazı türüdür.
Tanınmış sanatçı, siyasetçi, ve bilim adamlarının yazdığı
anılar onların yaşayışlarını, yaşadıkları dönemdeki önemli
olayları anlatması bakımından önemlidir.
Özellikleri :
1 – Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır.
2 – İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır
3 -
Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için
tarihçilere ışık tutar.
4 – Tanınmış, bilim, sanat ve politika adamlarının
yaşamlarını çalışma ve
araştırmalarını anlatır.
5 – Yazarın unutulmasını
istemediği gerçekleri kalıcı kılar.
6 – Geçmiş birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve
yorumlarla verilir.
TARİHSEL GELİŞİMİ
Batıda en çok yaygın bir tür olup ilk örneğini eski Yunan
sanatçısı
Ksenophon’un “Anabasis” adlı eseriyle vermiştir. Alman
filozofu Eflatun’un birçok eseri bu türdendir
18. yüzyılda J. J. Rouseau’nun “ İtiraflar” Goldoni’nin
“İyilkik Sever Somurtkan”, Goethe’nin “Şiir
ve Gerçek Andre Gide’nin “Jurnaller “bu alanda önemli
eserlerdir.
19. yüzyılda Fransız edebiyatında :Victor
Hugo’nun”Gördüklerim”, Stendhal!ın “Bencillik
Anılar, Verlaine’nin “ İtiraflar Rus
yazar Tolstoy’un İtidafım” 20.
yüzylda dünyanın her ülkesinde çok sayıda edebiyatçı bu
türde eserler vermeye devam etmektedir.
Bizde, 7. yüzyıla ait “Göktürk Yazıtları” bu türün ilk
örneği sayılmaktadır. 16. yüzyılda Hindistan’da bir
imparatorluk kurmuş olan Babür Şah’ın yazdığı “Babürname” ,
17. yüzyılda Ebul Gazi Bahadır Han’ın yazdığı “Şecere-i
Türk” , Katip Çelebi ve Naima’nın bir çok eseri bu türün
örneklerindendir.
Eski edebiyatta anı özelliği taşıyan “Vakainameler,
Gazavatnmeler, sefaretnameler bu türün öenekleri
sayılmaktadır
Edebi tür anlamında anı ise bizde
Tanzimat döneminde
başlamıştir. Önceleri Ebuziya Tevfik ve Ali Suavi
çıkardıkları gazetelerde anılarını yayınlarlar Daha sonra
Akif Paşa’nın “Tabsıra” Namık Kemal’in “Magaza
Mektupları” , Ziya Paşa’nın “Defter-i Amel”
Ahmet Mithat Efendi’nin
“Menfa” Muallim Naci’nin “Ömer’in
Çocukluğu” Servet-i Fünun
Döneminde; Ahmet Rasim’in “Eşkal-i
Zaman”, “Falaka” “ Maharir “,”Şair “ Halit Ziya’nın “Kırk
Yıl”, Saray ve Ötesi H.Cahit Yalçın’ın : “
Edebi Hatıralar”.
Son Dönem Edebiyatında
Yakup Kadri:
“Zoraki Diplomat, Vatan Yolunda , Gençlik ve Edebiyat
Hatıraların”
Ruşen Eşref Ünaydın : “
Atatürk’ü
Özleyiş” Falih Rıfkı Atay :
“Çankaya” Halide Edip . “Türk’ün
Ateşle İmtihanı” Yahya Kemal: “
Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım “ Yusuf Ziya Ortaç “
Porteler,” Bizim Yokuş” Ahmet Hamdi Tanpınar
. “ Kerkük Anıları”
Samet Ağaoğlu: “ Babamın Arkadaşları” Salah Birsel : “Ah Beyoğlu
Vah Beyoğlu”
Halikarnas Balıkçısı : “ Mavi Sürgün” Oktay Rıfat . “Şair
Dostlarım”
Ayrıca, son dönemde, Celal Bayar, İsmet İnönü, Kazım
Karabekir ve Rauf Orbay gibi siyasi kişilerin yazdıkları
anılar, yakın tarihimizi aydınlatması bakımından önemli
eserlerdir.
ANI İLE GÜNLÜĞÜN BENZER VE FARKLI YANLARI
1 – Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek
yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür
.2- Günlük yaşanırken anı ise
yaşandıktan sonra yazılır
3 - Anılar, yazarların yaşlılık
çağlarında yazdıkları ve yaşamları boyunca karşılaştıkları
olayları nesnel bir şekilde ortaya koyan yazılardır
Günlükler ise daha öznel, derin, içten ve ruhun
derinliklerinden kopup gelen Anlık duygu ve düşünceler
hakimdir.
4 - Anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere
sahip olduğunu da söyleyebiliriz Günlükler ise kurgudan uzak
yoğun düşüncelerin toplamıdır.