Anı (Hatıra)
Bir kimsenin kendi hayatını, yaşadığı devrede şahidi olduğu
veya duyduğu olayları anlattığı yazıların ortak adı.
Edebiyat sahasının en yaygın türlerinden biridir. Bu türde
verilen eserlerin çok değişik sahalarda oluşu, ona belli bir
sınır çizme imkânını zorlaştırır.
Hatıratın en önde gelen
özelliği yazarının hayatının
belli bir kesitini de alması ve çok sonra yazıya
dökülmesidir. içlerinde hatıra
özelliği bulunabilecek seyahatname, sefaret-nâme, muhtıra,
tezkire, menkıbe, günlük, mektup, otobiyografi
ve tarih
türleri ile karıştırılmamaları gerekir. Bu türlerin her
birinin kaleme alınış gayeleri ayrıdır. Ortak özellikleri
ise yaşanmış olaylar üzerine kurulmuş olmalarıdır. Ancak bu
özellik, onları birbirinin yerine koyma sebebi olamaz.
Hatırat ile
günlük en çok karıştırılan iki türdür. Bu iki
türün en önemli ayrılığı günlüklerin yaşarken, hatıratın ise
yaşandıktan sonra kaleme alınmalarıdır.
Hatıralarını anlatacak olanlar gördüklerini, duyduklarını ve
bildiklerini tam bir tarafsızlıkla ortaya koymalıdırlar.
Ancak hatıraların kaleme alınışında çoğu zaman yazarın
tercihi öne çıkar. Çoğu hatıra yazarı anlattıklarında
kendini merkez olarak alır.
Hatıralar aradan uzun zaman geçtikten sonra kaleme
alındıklarından, yazarlar ancak hafızalarında kalanları
yazıya dökebilirler. Bu arada yanlış hatırlanan birçok bilgi
de hatıralar arasına girebilir. Hatta yazarlar, günün
şartlarına göre hatıralarını değiştirebilir, onlara yeni
yorumlar getirebilirler.
Hatıra yazarlarının doğru olanı dile getirebilmek kaygısı
ile kaleme aldığı devrelerle ilgili çeşitli belge, mektup
günlük dergi ve
gazetelerden faydalanabileceği de unutulmamalıdır.
Hatıra yazarları, hatıralarını
kaleme alırlarken kendi bakış açılarını daima esas alırlar.
Olaylar, kişiler ve üzerinde kalem
oynatılan her durum, yazarın eğilimlerine göre yeniden
ifade bulur.
Aynı olaylar etrafında başka başka kişiler tarafından kaleme
alınmış hatıralar karşılaştırılacak olursa, bu özellik açık
bir şekilde kendisini gösterir.
Hatıralarını yazanlar bunları meydana geldikleri zamanın
imkânları ile değil, olup bitenleri erişmiş oldukları yani
ve tecrübeli bakış açısından dile getirirler. Bundan
dolayıdır ki hatıralar hep yazıldıkları andan bakılarak
kaleme alınırlar. Bu bakımdan hatıraların mutlaka gerçeği
anlattığı söylenemez ve onlara sağlam tarihî belgeler olarak
bakılamaz.
Hatırat yayımlamanın çeşitli amaçlan vardır, insanlar, hayat
tecrübelerinin başkalarına örnek olabileceğini düşünerek,
bizzat yaşanılıp görülen olaylara açıklık ve yeni boyutlar
kazandırmak iddiası ile; her dalda sanatkâr, devlet adamı,
asker, politikacı ve bu
gibilerin
biyografilerini tamamlayacak bilgiler vermek
üzere-, toplumdaki değişmelerle unutulmaya yüz tutmuş hayat
tarzını ve toplum değerlerini tanıtma ve yaşatma gayesi ile;
tarih ve kamu oyu karşısında hesaplaşmak, bir nevi günah
çıkarmak maksadıyla, gelecek kuşaklara ders vermek için;
özlediği mazisine dönüp mutlu olabilmek için ve daha başka
sebeplerle hatıralar kaleme alınabilir.
Her ne sebeple kaleme alınırsa alınsın hatıralarda
dürüstlük, samimiyet ve sorumluluk duygusu ön planda
tutulmalıdır.
Tarihe, topluma, sanata şekil ya yön vermiş kimselerin
hayatı daima insanların ilgisini çekmiştir. Hatıralar, bu
konularda ve daha başka sahalarda isim yapmış insanlar
üzerinde umumî bilgilerden daha özel bilgiler verir. Bu
özelliğinden dolayı hatıralara daima ilgi duyulmuştur.
Hatırat yazıları genel mânâda edebiyat sahası içinde kabul
edilirler. Ancak onların edebiyat dünyası içindeki ve edebî
eserler arasındaki yerini tayin eden dilleridir. Açık,
anlaşılır, sade ve canlı bir dil ile yazılan hatırat
kitapları olduğu gibi çeşitli söz ve mânâ sanatları ile
yüklü hatırat kitapları da vardır. Hatırat türü için tercih
edilen açık, sade, anlaşılır, objektif ve canlı bir üslûpla
yazılmış olmalarıdır.
MURAT TEKİNSOY
TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENİ
www.edebiyatogretmeni.net