|
Tarık Buğra (1918 – 1994)
Ünlü yazar Tarık Buğra Akşehir’de dünyaya geldi.
İlköğretimini Akşehir'de gördü. İstanbul Lisesi’nde Pertev
Naili Boratav’un öğrencisi oldu. Tarık Buğra yazar olmaya
10. sınıfta karar verdi. 1936 yılında Konya Lisesi ’nden
mezun oldu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaydını
yaptırdı. 2 yıl sonra Hukuk Fakültesi’ne, oradan da
Edebiyat
Fakültesi’ne geçti. Mezuniyet tezini vermeden buradan
ayrıldı.
Gazeteciliğe 1947’de Akşehir’de babası Nazım
Bey’le beraber
Nasrettin Hoca gazetesini
çıkararak başladı. 1951’den sonra Milliyet, Vatan, Yenigün,
Yeni İstanbul gazeteleri
ile haftalık Yol dergisinde yazdı. Bu gazete ve dergilerin
bir kısmında yazı işleri müdürlüğü görevinde bulundu.
Tercüman Gazetesi'ndeki köşe yazarlığından 1976’da istifa
etti, vaktini tümüyle
edebiyata ayırdı. Devlet
Tiyatroları’nda
Edebi Kurul Başkanlığı’nda Edebi Kurul üyeliğinde bulundu..
Tarık Buğra, ilk
piyeslerini ve "Yalnızların
Romanı" adlı eserini askerliği esnasında kaleme almıştı.
1940 yılında bitirdiği bu roman, 1948 yılında
Çınaraltı dergisinde tefrika edilmişti. Ancak ismi, bir
iddia üzerine üç saatte yazdığı “Oğlumuz” isimli
hikâyesinin
1948’de Cumhuriyet Gazetesi'nin açtığı
yarışmada ikincilik kazanmasıyla duyuldu. 1949’da
yayımladığı ilk hikâye kitabı Oğlumuz’u, 1952’de Yarın Diye
Bir Şey Yoktur, 1954’te İki Uyku Arasında, 1964’te
Hikâyeler izledi. Kasaba
yaşantısından, orta sınıf insanların ev ve aile
ortamlarından kesitler verdiği hikâyelerinde, yoğun,
şiirli bir
dille aşk, yalnızlık,
uyumsuzluk gibi temaları ele aldı. Olay örgüsünden çok iç
gerçekliğe ağırlık verdi. 1955’te çıkan "Siyah Kehribar"la
romana geçti.
Kurtuluş Savaşı’na merkezden değil, bir kasabadan baktığı
Küçük Ağa’da (1963) yakın
tarihe resmi tarih anlayışının dışına çıkan bir yorum
getirdi. Bu romanın devamını 1967’de Küçük Ağa Ankara’da
adıyla yayımladı. Firavun İmanı (1976), Dönemeçte (1978),
Gençliğim Eyvah (1979), Yağmur Beklerken (1981) isimli
romanlarında
da Cumnuriyet’in çeşitli evrelerini, demokrasiye geçiş
sürecindeki çalkantıları konu edindi. Ortaouyncusu “Komik-i
şehir” Naşit’in hayatından yola çıkarak yazdığı İbiş’in
Rüyası ile 1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması’nda başarı
ödülü, Osmanlı İmparatorluğu ’nun kuruluş yıllarını
anlattığı Osmancık’la (1985) Milli Kültür Vakfı Edebiyat
Armağanı’nı, Yağmur Beklerken’le Türkiye İş Bankası Büyük
Ödülü’nü aldı. 1991’de Devlet Sanatçısı unvanını aldı. Birey
özgürlüğünü savunduğu Ayakta Durmak İstiyorum (1966) ve Üç
Oyun (1981) adıyla kitaplaştırdığı piyeslerinin hemen hepsi
sahnelendi, romanları TV dizisi haline getirildi.
Fıkralarından seçmeleri Gençlik
Türküsü (1964),
gezi notlarını Gagaringrad
(1962), dil ve edebiyat üzerine yazılarını Düşman Kazanmak
Sanatı (1979),
denemelerini Bu Çağın Adı
(1979) başlıklarıyla yayımladı.
Tarık Buğra, 26 Şubat 1994'de kanser tedavisi gördüğü Çapa
Tıp Fakültesi’nde hayata gözlerini yumdu. Tarık Buğra,
öğretim üyesi Ayşe Buğra'nın babasıdır.
Eserleri:
Hikâye:
Oğlumuz (1949)
Yarın Diye Bir Şey Yoktur (1952)
İki Uyku Arasında (1954)
Hikâyeler (1964, yeni ilavelerle 1969)
Tiyatro:
Ayakta Durmak İstiyorum
Akümülatörlü Radyo
Yüzlerce Çiçek Birden Açtı – 1979)
Gezi Yazıları:
Gagaringrad (Moskova Notları) (1962)
Fıkra ve
Deneme:
Gençlik Türküsü (1964)
Düşman Kazanmak Sanatı (1979)
Politika Dışı (1992).
Roman:
Siyah Kehribar (1955)
Küçük Ağa (1964)
Küçük Ağa Ankarada (1966)
İbişin Rüyası (1970)
Firavun İmanı (1976)
Gençliğim Eyvah (1979)
Dönemeçte (1980)
Yalnızlar (1981)
Yağmur Beklerken (1981)
Osmancık (1983).
|
|