|
En Güzel Paylaşımlar İçin Mail
Grubumuza Üye Olun
NEF'İ

Nefi denilince akla gelen
ilk şeylerden biri hicivleridir.Hiciv
Divan
Edebiyatı'nda yermek,eleştirmek anlamında
kullanılır.Nefi’nin sadece hicivleriyle ün salmadığını ve
kaside alanında da başarılı eserler
verdiğini ,hatta ve hatta kaside denilince de akla gelen ilk
ismin Nefi olduğunu az çok edebiyat bilgisi olan bir çok
insan bilir.Nefi öyle bir
yazar ki, övgü ve yergi
sanatını yani kaside ve
hiciv sanatını bir arada kullanarak büyük bir başarı elde
etmiştir. Aslında birbirlerine zıt olan bu sanatları
uygulamak her baba yiğidin harcı değildir. Hicivlerinden
dolayı ona genç yaşta “Zari” mahlası verilmiştir.”Zari”
günümüz Türkçesiyle “zararlı, faydası dokunmayan” anlamları
taşır.O öyle bir Hiciv sanatı işlemiş ki
1585 Erzurum defterdarı olan Gelibolulu Müverrih Ali,
şiirlerini görmüş, beğenmiş ve bu genç şaire Nef'i "Nafi”
yararlı" mahlasını vermiştir.Ne kadar yararlı bir şair,
orası meçhul tabii.Öyle ki, Nefi yazmış olduğu hicivleriyle
dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekmeyi
başarmıştır.
Dönemin Müftüsü ile aralarında geçen bir atışma oldum olası
beni Nefi’nin büyük bir şair olduğuna inandıran güzel
atışmalardan biridir.Aslında güzel bir atışma olduğu
söylenemez; bilakis ağır sözlerle kurulmuş,destansı
sözler içeriyor.Malum bizim Nefi oturtucu sözlerin
adamıdır.Dönemin müftüsü görünüşte Nef'i yi öven, fakat
içeriğinde Nef'i ye kâfir diyen bir beyit oluşturup halka
sundu.Üstad Nefi’de boş durur mu sanırsınız? Nefi’ye biri
kafir diyecek ve Nef’i masum masum, hiçbir şey yokmuş gibi
davranacak.Üstad boş durmadı. Hemen bu beyite karşılık bir
beyit de o yazdı:
"Müftü efendi bize kâfir demiş.
Tutalım ben O'na diyem müselman.
Lâkin varıldıktan ruz-ı mahşere,
İkimiz de çıkarız orda yalan."
diye cevap vermişdir.Bu öyle oturaklı bir beyitti ki,dönemin
müftüsü bu beyite karşılık olarak başka bir beyit yazma
cüreti gösterememiştir.Yani kısacası Nefi öyle bir hiciv
ustasıydı ki sadece bir hicvinden dolayı bir çok insanın
ağlamasına, efkarlanıp dünyadan soğumasına sebep
olabiliyordu. Biraz garip ama açıkcası dönemin kabus, sinir
bozucu şairlerin en önde geleniydi. Diline,kalemine pek
sahip olamadığından ölüm sebebi de yazıp çizdiği, karalayıp
durduğu hicivleri yüzünden olmuştur.Ölüme giden bu yolda
hicivlerini üstüne basa basa söylemesi beni çok
güldürmüştür.
Öyle ki o zamanın sadrazamlarına şiir şeklinde küfür ettiği
için bir kez zindana atıldı; ama padişah bunu öğrenince
kendisini affetti.1 ay sonra tekrar küfür etti ve yine
zindana atıldı ve yine padişah Allah'ın sabrı üç kezdir
diyerek, "bir kez daha affediyorum seni" dedi ve tekrardan
bizim sivri dilli Nefi'yi affetti. Aradan epey bir zaman
geçti.. Bizde bir tabir vardır: “Can çıkar huy çıkmaz” diye,
malum bu söz tam bizim Nefi'ye göreydi Nefi dayanamayıp ne
de olsa beni tekrardan affedip bırakırlar diye düşündüğünden
olsa gerek, tekrardan küfrettiği için nihayetinde boğularak
öldürülmüştür.Boğularak öldürülmesinin sebebi de Nefi’nin
tamamen kendi isteği dahilinde gerçekleştirilmiştir.Sonuçta
bir çok kez affedilmesine karşın, diline sahip çıkmayıp
kendi ölüm fermanını yine kendi elleriyle imzalamıştır.
|
|