|
YENİ
ŞİİR
Yeni şiir başka, yeni şair başka... Yeni
şiir dıştadır, yani bugün yeni şiir denilen şey, dış
bakımdan eski şiire benzemeyen şeydir: değişik kalıpta; ama
öz değişmemiş olabilir. Yeni
şair ise şiire, kendisinden
önce gelenlerin eserlerinde bulunmayan bir öz getirmiş olan
adamdır. Onun şiiri dıştan bakılınca, eski şiire tıpkı
benzeyebilir. Nedin de
Baki
gibi, Naili gibi
gazeller,
kasideler
yazar, hem de hep o konular üzerinde yazar. Ama içten
bakınca onun şiirinin Baki'nin şiirinden, Naili'nin
şiirinden apayrı olduğunu görürsünüz: "Bu söz Nedim'in
sözüdür" dedirten bir hali vardır. Galip için de bunları
söyleyebiliriz. Nedim ile
Galip edebiyatımızda birer yeni şairdir, bütün büyük
şairler birer yeni şairdir. Yeni şairin başlıca vasfı
eskimemektir.
Nedim
eskiyemez, Galip eskiyemez. Villon, Hugo, Rimbaud
eskiyemezler.
Yahya Kemal eskiyemez (yani ben onun yeni bir şair
olduğuna, yeni bir şair olduğu için de eskiyemeyeceğine
inanıyorum.)
Yeni şiir ise eskidir. Bir zamanlar gazel yazmak da elbette
yeni, yepyeni, züppelik sayılacak bir şey olmuştur; aradan
yıllar geçip de herkes alışınca gazel yazmak eskimiştir.
Vezinsiz, kafiyesiz şiir yazmak elli yıl sürerse, o çeşit
şiirlere ama bizim için eski bir aşinadır. Bir de
İstanbul'un bizim çocukluğumuzdaki bir tahtası kalmadı.
Edebiyat-ı Cedide bize ne kadar köhne geliyor...
Böyle söylemekle yeni şiiri, vezinsiz, kafiyesiz şiiri
kötülemek mi istiyorum? Hayır, onu ne kadar sevdiğimi
yıllarca söyledim durdum. Şairin keyfine karışmam: Vezni,
kafiyeyi ister kullanır, ister kullanmaz. Ama bir şiiri
vezinsiz kafiyesizdir diye ille yeni bulanlardan da değilim.
Vezin, kafiye dış kalıplardır. Bir dış kalıp olduğu gibi bir
de iç kalıp vardır. Bugünkü
şairlerimizi incelediğimiz zaman
bulduğumuz ortak vasıflar iç kalıptır. Dış kalıp nasıl
eskirse iç kalıp da öylece eskir. Diyelim ki bugünkü şiirin,
genç şiirin başlıca vasfı, bazı kimselerin söyledikleri gibi
yaşamak
sevgisi, yaşamaktan duyulan hazdır. Gün gelir, bu
konudan bezilir, yaşamaktan duyulan hazzı söylemek eskir.
Öyle ise yaşamak hazzı, bugünkü şiirin iç kalıbıdır:
vezinsizliği kafiyesizliği gibi onun üzerinde de çok durmaya
değmez. Yarın eskiyecek bir yenilikten bana ne? Ben ona
yenilik dersem bundan yüz yıl sonra gelecek insanlar: "Şuna
da bak! Bu kadar eski bir şeye yeni diyorlar!" demezler mi?
Benim bugün yeni sayacağım şey, bundan beş yüz yıl, bin yıl
sonra da yeni gözükmelidir.
Gerek bugün, gerek bundan bin yıl sonra yeni gözükecek şey
ise ancak bir şairin, bir sanat adamının kişiliği, kendinden
başka kimsede bulunmayan vasfıdır. Yeni şair Homeros, yeni
yazar
Montaigne...
O yenilik eskimediği gibi ona benzemek de kimsenin elinden
gelmez.
Bir şairin, bir sanat adamının nasıl değeri herkesten başka
olmasında, kimseye benzememesindedir demek istiyorum? Şair,
sanat adamı bana hiç benzemiyorsa, yalnız kendini söyleyip
de beni söylemiyorsa ondan bana ne? Ben bir sanat eserinde
kendi sevinçlerimi, kendi acılarımı görmeliyim ki ona ilgi
gösterebileyim, onu anlayabileyim. Yoksa bana büsbütün
yabancı kalır. Onun karşısında bir şaşkınlık duyabilirim,
ama sevemem, kendi hayatıma karıştıramam.
Hayır, bir sanat adamının kişiliği herkesten başka olmasında
değil, herkesle bir olmasındadır. Yalnız kendisinde bulunan
bir şeyi söyler, ama onu söyleyen bütün insanları söyler.
Yalnız kendine vergi olan bir söyleyişi vardır ki, onda her
insan, küçük büyük her insan kendini bulabilir. Yeni şair:
"Malumdur benim suhanım mahlas istemez" diyebilen, bunu
haklı olarak söyleyebilen adamdır; ama bu: "Benim şiirimde
yalnız ben varım" demek değildir: "Benim şiirimde bütün
insanlık vardır, ama bunu ancak ben böyle söyler,
sezdirebilirim" demektir.
Öyle ise yeni şair, yeni sanat adamı insanda, kendisinden
önce bilinmeyen birtakım duygular bulan, yahut o duyguları
yaratan kişi midir? Hayır, hiçbir sanat adamı insanlıkta
yeni bir duygu bulmaz, yeni bir duygu yaratmaz. Zaten var
olan duyguları söyler. Ancak öyle söyler ki biz o
duyguların, o şairin söylediğinden başka türlü
söylenemeyeceğini, o şairin o duygulara en uygun deyişi
bulduğunu sanırız. Yeni
şair,
eskimeyen, ölmeyen yeni şair, bir dil arasından insanlara
kendilerini en iyi anlatacak, sezdirecek şekiller bulmuş
olan adamdır.
Nurullah Ataç |
|