II- TANZİMAT DÖNEMİ TİYATROSU
A) HİKAYE-İ İBRAHİM PAŞA
Tanzimat devrinin
ilk tiyatro eseridir. Konusunu Kanuni devrinden alan ve 4 perdeden 11 tablodan
oluşan Hayrullah efendi tarafından yazılan küçük bir dramdır. Konusu,
Kanuni'nin Bağdat seferi sırasında Ordu Defterdarı İskender Çelebiyi haksız yere
idam ettirdiği ve saltanat hırsına kapıldığı için Kanuni tarafından 1536 da idam
edilen sadrazam İbrahim Paşa ile aynı devirde Mısır da ün salmış mutasavvıf
İbrahim Gülşeni ve Mısır valisinin oğlu İbrahim Paşa'lar birbirine
karıştırılarak Osmanlı imparatorluğu için asıl tehlikenin son söylenen
şahsiyetten geleceği söylenmek istenen piyeste, tarihi atmosferi tamamlamak için
özellikle dil ve uslübun 16. yy uygun olması dikkat çekicidir.
B)ŞAİR EVLENMESİ
Şinasi tarafından
yazılan bir perdelik komedidir. 1860 yılında Tercüman-ı Ahval de sertifika
şeklinde yayınlanmış ve aynı
yıl kitap halinde basılmıştır.konu olarak görücü usulü evlenme adetini
işlemiştir. Olay basittir fakat kuruluş sağlamdır. Vakanın başlıca iki
tarafından yürütülmesi, değişik halk tabakalarından yerli karakterlerin
bulunması orta oyununa ait özellikleri içerirken belli bir edebi metin halinde
olması, vakanın gelişme tarzı bakımından batılı tarzda bir eserdir. Eserin
böyle bir yapıda oluşu yazarın, orta oyuna alışık olan Türk seyircisini
yadırgatmadan batılı tiyatroya ısındırmayı amaçlamıştır. Şinasi, tiyatroyu da
düşünce ve bilgileri aktarma aracı olarak görmüştür. Türk tiyatrosunun komedi
türündeki ilk denemesi, drama türündeki Hayrullah Efendinin piyesine göre teknik
bakımdan daha ileridedir. Şinasi kendinden sonrakiler için de teşvik edici
olmuştur.
C) İLK MANZUM PİYES
Türk tiyatrosunun
ilk manzum piyesini 1866 da Ali Haydar yazmıştır. Üç adet piyesi vardır.
Bunlar; 1- Sergüzeşt-i Perviz 2- Sasaniyan hükümdarlarında ıı. Ersaz'ın
Sergüzeşti 3- Ruya Oyunu dur. Bunlardan ilk ikisi trajedidir. Yazar ilk
piyesinin önsözünde Türk tiyatrosuna ilk trajediyi kazandırdığını söyler. Ancak
kuruş ve teması daha çok dram karakteri taşır. Doğal olarak manzum tiyatro
çeşidinin ilk deneme olması , yazarın nazım tekniğine hakimiyet zayıflığı dil ve
uslübu cansızlaştırmıştır. Son piyesi ise iki perdelik komedidir.
D)KARAKTER KOMEDİSİ
Bir yandan
tiyatroda oynanmak üzre tercüme piyesleri hazırlayan diğer yandan da kendisi
piyes yazan Ali Bey'in 1- Kokona Yatıyor,2- Misafir-i istiskal,3- Geveze Berber
adlı üç komedisi ile Letafet isimli (1899) bir tane operatı vardır. Yazdığı
komedyalar tamamen batılı tarzda kuruluşa sahiptır. Sosyal meselelere dokunmaz.
Basit karakter komedisidir ki bu tarzın Türk tiyatrosundaki ilk örnekleridir.
E)
RECAİZADE EKREM'İN VUSLAT'I
İlk denemesini
Afife Anjelik ile 1870 de yapmıştır. İkinci denemesi Atala yahud Amerika
Vahşileridir. Afife Anjelik, kocasının yokluğunda uşağının tecavüz teşebbüsüne
karşı direnmiş genç bir kadının hikayesini anlatır. 4 perdelik ve şahısları
Fransızdır. Kitabın kapağında ve yayınlana gazetede telif diye gösterilmesi
vakası Fransada geçmiş zabıta olayından alındığı ihtimalini güçlendirmektedir.
1872 yılların başında Fransız yazar Şatobriyan dan çevirdiği Atala romanını
piyes haline getirip bastırmıştır. Önemli bir başka tiyatro eseri de
Vuslattır(1874). Evlilikte anne- babanın değil çocukların karar vermesi
gerektiği şeklindeki sosyal meseleyi ele olan dramın önsözünde , daha önceki
denemelerinde yerli olay ve ifadelerin yer almayışından dolayı eleştirilmesine
dikkat çekerek haklı olduklarını bunun için Milli bir piyes denemesi olarak
Vuslat'ı yazdığını ifade eder. Vuslat daha önce Namık Kemal 'in yayınlanan Zavallı
Çocuk'taki temayı aynen tekrarlaması ve karakterler arasındaki benzerlikler
nedeniyle değerini zayıflatmıştır.
1914 yılında
vefatından sonra basılan konusunu Binbir Gündüz
Hikayeleri'nden alan Çok Bilen
Çok Yanılır komedisi modern tiyatro türünün bütün özelliklerini taşır.
Tanzimat
döneminin en iyi tiyatro
yazarları arasında yer alır.
F) ROMANTİK DRAM
Namık Kemal,
Osmanlı Tiyatrosu'nun modernleşmesi için çaba harcarken bir tarafından da
oynanmak üzre piyesler yazmıştır. 1867 yılında Avrupaya giden N. Kemal, orada da
tiyatro ile ilgilendi ve burada tiyatronun sadece eğlence aracı olmadığını aynı
zamanda seyircinin kültür seviyesini yükseltme görevi de olduğunu farketti.
Binlerce insana hitap eden bu müessese, bir okuldu. Paris'ten yazdığı
mektuplarda tiyatronun “ahlak ve lisan” mektebi olduğunu ifade etmiştir.
Avrupadan dönünce Osmanlı Tiyatrosunun edebi heyetine girdi ve 1873 te “Vatan
yahud Silistre'yi” yazdı. Oyun oynandıktan 1 hafta sonra Kıbrıs'a Magosa
kasabasına kalebend olarak gönderildi.3 yıl içinde 600 defa oynandı. Bu sırada
N. Kemal, Gülnihal'i (1875) yazıyordu. Kıbrıs da kaldığı 38 ay içinde 4 piyes
yazmıştır. 1-Zavallı Çocuk (1873)2-Akif Bey (74),3- Kara Bela(1910),4-Celalettin
Harzemşah( 1875). bu piyeslerin hepsi dram dır.
Vatan yahud
Silistre ile Celalettin Harzemşah konuları tarihi olaylardır. Teknik bakımdam
enkuvvetli eseri Gülnihaldir ki vakanın geliştirilmesi, entrik unsurların çok
iyi işlenmesi, canlı karakterler olması onun bu eserini güçlü kılar. Vatan yahud
Silistre ise devrin yurtseverlik ve kahramanlık duygularını çok iyi işler.
Celalettin Harzemşah ise romantik dramın etkisiyle yazılmıştır. Okunmak için
yazılmış, vakası da orta çağ tarihinden alınmıştır.not: tanzimat döneminin
romantik dramın ilk örneğidir. Özellikle faydalı bir eğlence olarak
tanımladığı tiyatro ile ilgili fikirlerini Celalettin Harzemşah'ın
Mukaddemesinden öğrenmek mümkündür. Bu piyes, Abdülhak Hamid'in tarihi piyeslere
yönelişini sağlamıştır.
Not: N. Kemal--> Zavallı
Çocuk, R. Ekrem-->Vuslat, A.Hamid--> İçli Kız piyesleri arasında yakın tema ve
vaka benzerlikleri dikkat çeker.
G) MİLLİ DRAM TERİMİ
Tiyatro alanındaki
başka önemli şahsiyet ise Ahmet Mithat'tır. 1872 yılında Eyvah isimli dramı
oynanmıştır. Bu oyunun teması, batılılaşmanın aile üzerindeki tesiri ve
evlenmedeki eski adetlerin tenkidi şeklindedir. Burada birden fazla
kadın ile
evlenme tenkid edilmiştir. Bazı kesimlerce ağır tenkidlere maruz kalan A.
Mithat, 1875 te Açık Baş adlı başka bir komedisi ile halkın dini duygularını
kötüye kullanan din istismarcılarını eleştirmiştir. 12'ye yaklaşan eserlerinden
7 tanesi basılmıştır. 1875 te , Ahz-ı Sâr Yahut Avrupa'nın Eski Medeniyeti adlı
dramı, insan hakları ve avrupadaki sınıf mücadelesini anlatmasına karşın
başarısız bir dramdır. 1883 te Çerkez Özdenler adlı piyesin kapağında “Milli
Dram” terimi ve “hem tiyatroda oynanmak hem de
roman gibi okunmak için
yazılmıştır” ifadesi yer alır.konusu Osmanlı İmparatorluğu azınlıklarından olan
Çerkezlerin yaşayış tarzını anlatır. 1883 te yazılan Fürs-i Kadim'de Bir Facia
yahut Siyavuş piyesi ise, konusunu eski İran tarihinden almıştır.
Bu dönem II
:Abdülhamit tarafından ciddi tiyatro içerikli oyunlara izin verilmediğinden
dolayı, daha çok müzikal eğlence ağırlıklı eserler sahnelenmiş ve buna Hamid de
uyarak Çengi yahut Daniş Çelebi (1883), Ziba (basılmamıştır.) adlı
tiyatro
eserleri yazmıştır. Haricinde Hükm-i Dil 1884, Zuhur-i Osmaniyan (1879)
piyesler yazmıştır. Sosyal meselelere üzerindeki hakimiyetinin yanı sıra tiyatro
tekniğini ikinci plana atmıştir.
H) KURALSIZ ÜSTAD
Tanzimat
tiyatrosu'nun en verimli ve en mühim şahsiyeti, şüphesiz
Abdülhak Hamit'dir. İlk
denemesi (1873) Macera-yı Aşk,
Fransız ve İngiliz edebiyatlarından gelme tesir
ile egzotik bir yapı dikkat çeker. 1874 te Sabr u Sebat ile İçli Kız 'ı yazar
ardından Duhter-i Hindu 'yu (1875) yazar. Sabr u Sebat 'ta, atasözleri, halk
tekerlemeleri ve cinaslı anlatım vardır. İçli Kız, Zavallı Çocuk piyesinin
tesirindedir. Duhter-i Hindu 'da tekrar egzotik anlatıma döner. Bunun sebebini
de şöyle açıklar: Milli Tiyatro, herkese bildiği konuları aktarır oysa
tanınmayan azınlıkların ve toplulukların hayatlarını , İslam veya Osmanlı
tarihinin muhteşem olaylarını anlatmalıdır. 1916 da yazılan Finten , 19.yy
sonundaki İngiltere'yi anlatır.
Hamid, piyeslerinin
bir kısmını nesir bir kısmını da manzum yazmıştır. Yadir -ı Harp (1917), Nazife(1878),
Nesteren(1877), Eşber(1880), Tarhan (1916), İlhan(1918), Hakan(1953) v.b.
Eserleri vardır. Yirmi biri bulan tiyatro eserlerinin hepsi dramdır. Genellikle
romantik dramın tesirindedir. Hanid'in bütün piyeslerinde karakterler ön
plandadır. Psikolojik tahlillerine büyük önem vermiştir. Özellikle ihtirasların
tahlil ve tasvirinde güçlüdür. Elbette piyeslerinde tamamen sosyal konulardan
uzaklaşmış değildir. Vatan ve yurtseverlik konuları Liberta'da dikkat çeker.
İlk piyeslerinde teknik yapıya dikkat ederken sonraları bunu ihmal etmiştir.
1880 den sonraki piyeslerini okunmak için yazmıştır. Bunun için perde
bölünüşleri düzensiz olmuştur. Perde sonlarına yaptığı ilaveler piyesin yapısını
bozmuştur. Nesteren ve Liberta'yı hece vezniyle yazarken diğerlerini aruz
vezniyle yazmıştır. Onun eserlerindeki en büyük kusur dil ve uslüptadır. İlk
piyesler konuşma diline yakınken sonraları uzaklaşmıştır. Zaman zaman bütün
tiyatro kalıplarını hiçe saymıştır. O kurallar içinde kuralsız bir üstad
olmuştur.
SONUÇ
Bütün gelişmeleri
kısaca özetleyecek olursak;Batılı anlamıyla tiyatro da
Tanzimat döneminde görülür. Bu dönemde
geleneksel tiyatro içine giren türler (kukla, Karagöz, orta oyunu gibi) de
varlığını sürdürmüştür.Tanzimat’ın ilk yıllarında İstanbul’un çeşitli
yerlerinde tiyatro binaları yapılmaya başlandı. Önceleri özellikle İtalyan ve
Fransız, daha sonra da Ermeni tiyatro toplulukları bu binalarda oyunlar
sergiledi. Mihail Naum , Güllü Agop gibi Ermeniler’in Türkçe oyunları da
sergilemeleri önemli bir gelişmeye sebep oldu. Güllü Agop 1868’ de kurduğu
Osmanlı Tiyatrosunda ilk kez düzenli olarak temsiller vermeye başladı;
müzikli oyunlar dışında Türkçe oyunlar sergilemenin tekelini 10 yıl elinde
tutmuştur. Birçok Türk erkek tiyatro sanatçısı ilk kez bu tiyatroda sahneye
çıkmıştır. Müslüman Türk kadınının sahneye çıkması şeriat hükümlerine göre
olanaksızdı. Bu yüzden bazı kadın rollerini bazı durumlarda yabancı kadınlar
ya da erkekler oynamışlardır. Bu tiyatro 1884’te Ahmet Mithat’ın Çerkez
Özdenler oyununu oynarken oyun özgürlük duyguları aşıladığı gerekçesi ile
tiyatro kapatılmış, binası da yıktırılmıştır. Bundan dolayı bu tarihten 1908’e
kadar kadar Türk tiyatrolarına tuluat oyunları egemen olmuştur.
Mardiros
Mınakyan’ın kurduğu Osmanlı Dram Kumpanyası Türkçe oyunlar sahnelemeye devam
etmiştir. Türk edebiyatında ilk tiyatro yapıtı olarak Hayrullah
Efendi’nin(1817-66) Hikaye-i İbrahim Paşa ve İbrahim-i Gülşen’i (1844) adlı
dramı gösterilmektedir.Şinasi’nin Şair Evlenmesi (1860) ilk güldürü olarak
kabul edilmektedir. Ali Haydar (1836-1914) ilk trajedi , Direktör
Ali Bey (1844-99) de karakter güldürü örnekleri vermiştir. Yazar, çevirmen, tiyatroya
maddi ve manevi destek sağlayan devlet adamı olarak
Ahmet Vefik
Paşa(1823-91) ’nın Tanzimat tiyatrosuna çok büyük katkısı olmuştur.Moliere’den
yaptığı çeviri ve uyarlamaları çok önemlidir. Feraizcizade Mehmed Şakir
(1853-1911) duru bir Türkçe ve başarılı bir teknikle yazdığı oyunlardan ötürü
“ Türk Moliere’i”olarak adlandırılmıştır.Bu dönem tiyatrolarında çoğunlukla
toplumsal ve tarihsel konular işlenmiştir. Öbür türlere oranla Tanzimat
döneminde tiyatro çok daha etkili olmuştur. Bu bakımdan bazı Tanzimat
yazarları (Namık Kemal , Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit) tiyatro
oyunları da yazmıştır.