SERVET-İ
FUNUN EDEBİYATINDA
DİL VE ÜSLÛP
Servet-i Fünuncular, estetiğe önem verdikleri için dili
zenginleştirmeye çalıştılar. Bu yüzden duygu ve
düşüncelerine eşlik edecek Arapça ve Farsça kelime ve
tamlamaları
kullanmaktan çekinmediler. Ölçü
Batı edebiyatı olduğundan,
yeni kavramları ifade edebilmek için, mevcut dili
genişletmeye mecbur kaldılar. Sade ve basit dili, halka
mahsus kabul ettikleri için, aydın kitleye seslenmek amacına
yöneliktiler. Bu durum da onların dilde sınır tanımayan
açılmalarına bir neden olmuştur. Batı edebiyatını yakînen
izleyen
Servet-i Fünuncular,
Parnasyenlerin yeni kelimeler, yeni kavramlar, yeni hayaller
ile yeni ahenk yaratmak düşüncesini benimsediler. Bu
anlayıştan hareketle Arap ve Fars sözlüğünden yararlanmakta
sakınca görmediler. Buldukları kelimeler bakımından eski
olmakla beraber, getirdikleri kavramlar yenidir.
Parnas akımının aşın biçimciliği, sembolizmin kişisel ve
müzikal üslûp için gerekli gördüğü duyulmamış ve ahenkli
sözler kullanmış olması, dili ağırlaştırmıştır. Bu durum
Servet-i Fünun sanatçılarına da yansımıştır. Âdeta
duyulmamış kelime ve tamlamalar kullanmakta birbirleriyle
yarışmışlardır. Arapça ve Farsçadan seçtikleri güzel sesli
ve ince anlamlı sözcükleri ilk kez kullanmış olmayı meziyet
saymışlardır. Bu gidiş, "Servet-i Fünun Lisanı" diye
adlandırılan bir dil ortaya çıkarmıştır. Bundan ötürü de
büyük eleştirilere uğramışlardır. Her şeye rağmen,
bildiklerinden şaşmamışlar, "güzellik" uğruna bildikleri
çizgide yürümüşlerdir. Hiç şüphesiz, Türkçe kelimelerin
hakkını aruzda
vermiş olmaları, ustalıklarının en belirgin göstergesidir.
Türkçeyi aruz veznine
uygulamadaki başarı,
Tevfik Fikret'le ideal
çizgidedir. Daha sonraki devrelerde,
Mehmet
Akif ve
Yahya Kemal, Türkçeyle
"Türk aruzu" yaratacak yeteneklerini sergileyeceklerdir.
Estetik düşüncenin getirdiği dil zenginliği, aynı ölçüde
sanat adına da "üslûp" problemini doğurmuş oldu. Dönemin
sanatçıları, söz dizimine de yenilikler getirdiler.
Cümlelerinde aynı zamanda
fiil kiplerini kullanmaktan
sakındılar. Kesik cümlelerle, uzun cümle geleneğini kırmaya
özen gösterdiler. Kimi zaman, ara cümlelerle cümleyi ikiye
bölmeyi denediler.
Cümleyi kuvvetlendirmek
amacıyla cümlede "evet" sözünü sık sık kullandılar.
Sıfatları
ismin sonuna getirdiler; fiilsiz cümleler oluşturdular.
Cümlelerinde "ve"
bağlacıyla "ah" ve "oh"
ünlemlerine geniş ölçüde yer
verdiler.
Cümle yapısında Fransızcanın cümle kuruluşuna
bağlı kaldılar.
Bu gibi durumlar, Servet-i Fünun sanatçılarının dil kadar,
üslûpla da uğraştıklarını gösteren çalışmalardır.
www.edebiyatogretmeni.net