2. KİTABIN ÖZETİ:
Yazar kitabına e.e.cummings’in “Seni diğerlerinden
farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir
dünyada, Kendin olarak kalabilmek, Dünyanın en zor savaşını
vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, Artık hiç
bitmez!.. “ sözüyle başlıyor. Kitabın adı olan savaşçı sözü
bu anlamda bir savaşçıyı ifade ediyor. Kitabın içerisinde
yer alan karakterlerden yazarın kendisi, gerçekte de olduğu
gibi algılama, öğrenme, psikoloji ve iletişim konularında
uzman ve tanınmış bir öğretim görevlisi; Arif Bey ise
mutsuz, kendini aptal gibi hisseden, ne istediğini bilmeyen,
yalnız, kendisini kaybolmuş hisseden bir sınıf
öğretmeni. İki karakterin
tanışmalarından sonra kitap içerisindeki konular yazar ve
Arif Bey arasında Arif Bey’in soruları ve yazarın; hayatı,
psikolojiyi, toplumu, felsefeyi, iletişim ve insan
ilişkilerini konu edinen cevaplarıyla, soru-cevap şeklinde
okuyucuya aktarılıyor.
Birinci bölümde
arayıştan söz ediliyor. Anlamını yitiren bir yaşamın temel
sorununun bireyin varoluşunda sadece kendisi için önemli
gördüğü kişiler tarafından tanınmayı, kabul edilmeyi,
sevilmeyi, özlenmeyi, değerli bulunup güvenilmeyi istemesi
biçiminde yaşaması, kendine özgün bireysel yaşamın olmaması,
kendi yaşamının dansını yapamaması olduğu anlatılıyor.
Savaşçıdan (Özgün yaşamaya kendini adayan insan)
bahsediliyor ve arayışa geçme zamanının geldiği
hatırlatılıyor.
İkinci bölümde arayış sonucunda farkına varma
ve uyanıştan söz ediliyor. Kişi ancak uyandıktan sonra, daha
önce uyuyor olduğunu kavrıyor. Yazar CARL SUNG’ın “Kendi
kalbine bakmayanın yaşamı bulanıktır; kendi yüreğine
bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını
keşfedenlerdir. Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında
kaybolur; içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.” sözüyle
uyuyan kişinin uyuduğunu bilmezse gördüğünün rüya olduğunu
anlayamayacağını ve farkına varmanın uyanış için ne derece
önemli olduğunu vurguluyor.
Peki bundan sonra ne olacaktır. Üçüncü
bölümde niyet etmekten ve savaşçının anlamından
bahsediliyor. Savaşçının başkası için değil, kendi gönlü,
kendi niyetiyle, kendi yaşamı için savaşçı olduğu
vurgulanıyor. Niyetin de anlamlı ve coşkulu bir yarın
yaşatmak için yapılması, ancak bu yarının “kişisel bütünlük
içinde bildiğimizi bilerek, bilmediğimizin farkında olarak,
ikisi arasındaki farkın bilincinde gerçeğe sürekli saygılı
olarak“ atılabileceği belirtiliyor.
Dördüncü bölümde yarını ancak kişisel
bütünlük içinde yaratabileceğimizden ve bütün kötülüklerin
anası, bütün yanlışlıkların, geriliklerin kaynağının gerçeğe
saygısızlık olduğu Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin “Ya olduğun
gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” sözüyle vurgulanıyor.
İlişkilerde tutarlılık ve vicdan konuları işleniyor.
Beşinci bölümde yarını yaratmak için güçlü
olmak gerektiğini söylüyor. Bu gücün nereden geleceği
sorusuna, “kim olduğunu bil” diyor. “Kişinin gerçek gücü
ortada” ve devam ediyor: “nasıl konuşacağını bil; kiminle,
neyi, nerede, ne zaman ve nasıl konuşacaksın? En önemlisi
niçin konuşacaksın? BİL” diyor.
Altıncı bölümde yaşamdaki sorumluluk ve
savaşçının sorumluluğundan bahsediliyor. Yaşam kimin
sorumluluğu? diye bir soruya yazar “Kimine göre ana-babanın;
kimine göre evlendiği eşinin; kimine göre komşusunun; kimine
göre onu çalıştıran şirketin; kimine göre devletin; kimine
göreyse yaşamda sorumluluk diye bir şey yoktur.” diyor.
Yedinci bölümde “Şimdi ve şu anı yaşama
tembelliği” neden bu kadar yaygın? Neden görmeyiz bize bakan
gözleri, neden kırarız gönülleri, neden pişmanlıklar içinde
yuvarlanır gideriz? Sorularının yanıtı savaşçının ölüm
bilinci içinde irdeleniyor.
Sekizinci bölümde sıradan, kaybolmuş, güçsüz
bir insanın dahi savaşçı olabileceği, bunun yolunun da
değişim olduğu belirtiliyor. Bu değişimin nasıl olacağı
sorusuna “Farkına vararak ve farkına vardığını yaşayarak.”
diyor yazar.
Dokuzuncu bölümde bitmemiş işlerle
tanışıyoruz. Bitmemiş işler bitmeden gücümüzü
kazanamayacağımız; şimdi ve şu anın tembelliğinden
kurtulmamız gerektiği anlatılıyor ve örnek olarak onuncu
bölümde Don Juan savaşçı olmanın güçlü örneklerini veriyor.
On birinci bölümde Arif Bey’le yazarın son
buluşmasında konuşulanlar genel bir gözden geçiriliyor. Arif
Bey’in ilk tanışmadaki psikolojik durumu ile en son durumu
karşılaştırılıyor. Konuşulanların gözden geçirilmesi
yapılırken yazar kitabın bütününü daha sade ve açık bir
dille özet şeklinde okuyucuya tekrar veriyor. Bir insanın
düşüncelerinin ve yaşamının nasıl değişebileceği konusu Arif
Bey’in düşünceleriyle ortaya konuluyor.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Hayat boyu yaptığımız davranışlar hakkında
sorduğumuz neden ve niçin sorularını cevaplayabilmenin en
önemli şartı kendi benliğimizin ve çevremizin farkına
varmaktır.
4.KİTAPTAKİ
OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Yazar
kitabına e.e.cummings’in “Seni diğerlerinden farksız yapmaya
bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, Kendin olarak
kalabilmek, Dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu
savaş bir başladı mı, Artık hiç bitmez!.. “ sözüyle
başlıyor. Kitabın adı olan savaşçı sözü bu anlamda bir
savaşçıyı ifade ediyor. Kitabın içerisinde yer alan
karakterlerden yazarın kendisi, gerçekte de olduğu gibi
algılama, öğrenme, psikoloji ve iletişim konularında uzman
ve tanınmış bir öğretim görevlisi; Arif Bey ise mutsuz,
kendini aptal gibi hisseden, ne istediğini bilmeyen, yalnız,
kendisini kaybolmuş hisseden bir sınıf öğretmeni. İki
karakterin tanışmalarından sonra kitap içerisindeki konular
yazar ve Arif Bey arasında Arif Bey’in soruları ve yazarın;
hayatı, psikolojiyi, toplumu,
felsefeyi, iletişim ve insan ilişkilerini konu edinen
cevaplarıyla, soru-cevap şeklinde okuyucuya aktarılıyor.
5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Benim
görüşüme göre ; yazar kitabın psikolojik ve
felsefe konulu olmasından
dolayı okuyucuya sürükleyici gelmesi amacıyla kitabı söyleşi
şeklinde yazmıştır; bu da kitabın benzerlerinden farklı
olarak daha çok tercih edilmesine yol açmıştır. Kitap, biz
insanların en büyük sorunlarından biri olan yaptığımız işten
zevk alamamızın nedenlerini araştırmakta ve bunun en büyük
nedenininde olan bitenin hiçbir zaman farkına varamamamızdan
kaynaklandığını ileri sürmekte; bu mantık çerçevesinde
hayattan zevk almamız için değişik öneriler sunmasının yanı
sıra felsefe tarihini de değinmiştir.