|
En Güzel
Paylaşımlar İçin Mail Grubumuza Üye Olun
MİLLİ
EDEBİYAT DÖNEMİ (1911-1923)
1911 yılında Selanik’te çıkan
“Genç Kalemler” dergisinde
Ömer Seyfettin’in “Yeni Lisan”
adlı makalesinin yayımlanmasıyla başlar.
Milli Edebiyat
hareketi öncelikle bir dil hareketidir. Sade Türkçe’nin bir
dava olarak ele alınması ilk kez bu dergide ortaya
konulmuştur. “Milli Edebiyat” terimi de ilk defa bu dergide
kullanılmıştır.
Bu dönem sanatçılarının şiir
anlayışıyla,
Fecr-i Ati topluluğunun şiir anlayışı
birbirinden pek farklı değildir. “Şiir vicdani bir
keyfiyettir” düşüncesinde olan şairleri bireysel konuları
işlerler. Daha sonra 1917 yılında yaptıkları bir toplantıda,
hece ölçüsünü kullanma,
günlük konuşma diliyle yazma
noktasında birleşen şairlerin, içerik konusunda her birinin
ayrı bir yaklaşımda olduğu gözlenir. Bu dönem sanatçıları
Divan edebiyatını, Doğu edebiyatının, sonrasını ise
Batı
edebiyatının taklitçisi olmakla suçlarlar.
Şiirde daha çok bireysel konulara
yönelen bu dönem sanatçıları,
roman ve
öyküde sosyal
meselelere eğilmişler; milliyetçilik düşüncesi, Kurtuluş
savaşı gibi konuları ele almışlardır. Konuların İstanbul
dışına çıkarılması da bu dönemin belirgin
özelliklerindendir. Ayrıca “aşk” bu dönem roman ve
hikayesinin en önemli temasi olarak dikkat çeker. Bu
eserlerde dil günlük konuşma dilidir.
MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNİN DİL
ANLAYIŞI
1)
Yabancı
dilbilgisi kuralları,
Arapça, Farsça ad ve
sıfat tamlamaları bırakılmalıdır.
2) Yabancı sözcükler, kendi
dillerinde dilbilgisi bakımından hangi türden olursa olsun,
Türkçede ne olarak kullanılıyorsa, dilbilgisi yönünden o
türden sayılmalıdır.
3) Arapça ve Farsça’dan gelen
sözcüklerden, konuşma diline kadar girip yaygınlaşmış
olanlar Türkçeleşmiş sayılmalı ve kullanılmalıdır.
4) İstanbul
hanımlarının
günlük
konuşma dili esas alınmalıdır.
5) Terimler bilimle ilgili
oldukları için aynen kullanılmalıdır.
6) Türkiye Türkçesine diğer Türk
lehçelerinden sözcük alınmamalıdır.
MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ
SANATÇILARI:
ÖMER SEYFETTİN
(1884-1920): Milli Edebiyat hareketinin önderlerinden olan
sanatçı daha çok hikayeleriyle tanınmıştır. “Yeni Lisan”
makalesinde ortaya koyduğu görüşlerini,
hikayelerinde
uygulamaya çalışmış ve başarılı olmuştur. Dilimizin
sadeleşmesinde önemli yeri olan
Ömer Seyfettin,
anılarından,
tarihteki kahramanlıklardan ve
günlük yaşayışlardan
yararlanarak, gücünü çekici anlatımından, olaylardan alan,
çoğunlukla beklenmedik sonuçlarla biten hikayeleriyle
edebiyatımızda önemli bir yer tutar.
Hikayeleri: İlk Düşen Ak,
Yüksek
Ökçeler, Bomba, Gizli Mabet, Asılzadeler, Bahar ve
Kelebekler, Beyaz Lale....adı verilen kitaplarda
toplanmıştır.
ZİYA GÖKALP (1876-1924):
Şiiri, düşüncelerini halka yaymak için bir araç olarak kabul
eden sanatçı, bu türde sanatsal yönden güçlü ürünler
vermemiştir. Daha çok Türkçülük düşüncesini sistemleştiren
bir düşünür ve sosyolog olarak tanınmıştır. Önceleri, bütün
dünya Türklerini bir bayrak altında toplamayı amaçlayan
“Turancılık ”görüşüne bağlıyken, sonraları “Türkiye
Türkçülüğü” düşüncesine yönelir.
Günlük konuşma diliyle yazı
dilinin birleştirilmesi gerektiğine inanan sanatçı
eserlerinde bunu başarıyla uygular. Şiirlerinde hece
ölçüsünü kullanan
Ziya Gökalp (Turan adlı şiiri hariç), konu
olarak daha çok eski Türk tarihine, İslameyiet önçesi
dönemlere yönelir. Ayyrıca yurt, millet, ahlak, din ve
uygarlık gibi konuları da eğitici bir yaklaşımla ele alır.
Eserleri:
Şiir: Kızıl Elma, Altın Işık,
Yeni Hayat
Nesir: “Türkçülüğün Esasları”,
“Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak”; “Türk Medeniyeti
Tarihi”, “Malta Mektupları”.
REFİK HALİT KARAY
(1888-1965): Milli Edebiyat ve
Cumhuriyet döneminin en ünlü
öykü ve roman yazarlarındandır. Önce
Fecr-i Ati edebiyatına
1917’den sonra ise Milli Edebiyata katılır. Kurtuluş
Savaşı’na karşı yazılarından dolayı tutklanacağı zaman
Halep’e kaçar. Çıkarılan bir af üzerine 1938’de Türkiye’ye
döner. Anadolu gerçeğinin ilk olarak
Refik
Halit Karay 'ın “Memleket
Hikayeleri” adlı yapıtıyla edebiyata girdiği kabul ediler.
Güçlü bir gözlemci olan yazar, betimlemelerinde de
nesneldir. Realist bir anlayışa sahip olan yazarın sade bir
dili ve yalın bir anlatımı vardır. Mizah ve
eleştiri onun
yapıtlarının ayrılmaz unsurlarıdır.
Öykü ve romandan başka,
anı, deneme, fıkra ve
tiyatro türlerinde de eserler
vermiştir.
Eserleri:
Öykü:
Memleket Hikayeleri ,
Gurbet Hikayeleri
Roman: Sürgün , Hilgün, Bugünün
Saraylısı, İstanbul’un bir Yüzü......
Kirpinin dedikleri
(Mizah yazıları).
HALİDE EDİP ADIVAR
(1884-1964): Daha çok İngilizi edebiyatındaki
romanlardın
etkilenen sanatçının eserlerini üç grupta inceleyebiliriz.
Kadın psikolojisine eğildi
romanları (Seviye Talip, Raik’in
Annesi, Handan), Kurtuluş Savaşı’nı anlattığı romanları
(Vurun Kahpeye,
Ateşten Gömlek), toplumsal konuları ele
aldığı töre romanları (Sinekli Bakkal, Tatarcık, Sonsuz
Panayır....)
Dilbilgisi
kurallarına ve anlatıma pek özen göstermeyen sanatçinin
diğer önemli eserleri şunlardır:
Yeni Turan, Kalp Ağrısı,
Zeyno’nun Oğlu (Roman)
Türk’ün Ateşle imtihanı,
Mor
salkımlı Ev (Anı)
Harap mabetler, Dağü Çıkan Kurt,
Kubbede Kalan Hoş Sada (Hikaye)
Ayrıca santçının birçok araştırma
yazısı ve çevirisi vardır.
REŞAT NURİ GÜNTEKİN
(1889-1956): Realist bir analyışa sahip olan yazar Milli
Eğitim müfettişliği görevi ile Anadolu’yu dolaşmış, buradaki
yaşamı gözlemlemiş, bu gözlemlerini yalın bir dil ve
anlatımla eserlerinde dile getirmiştir.
Reşat
Nuri Güntekin , romanlarında yoğun
bir Anadolu atmosferi vardır. Bu atmosfer içinde yurt ve
toplam gerçeklerini, töreden kaynaklanan doğru ya da yanlış
inanışları ele alır. Bu konular, öykülerinde, mizah
unsuruyla da berleştirilerek verilir. Yazar, ilk ününü,
duygulsal bir aşkı dile getirdiği ve birçok yönleriyle
Anodul’yu anlattığı “Çalıkuşu” romanıyla sağlamıştır.
Sanatçının önemli eserleri şunlardır:
Roman: Çalıkuşu,
Damga,
Yeşil
Gece, Yaprak Dökümü,
Bir Kadın Düşmanı,
Miskinler Tekkesi,
Kan Davası...
Öyküler: Tanrı Misafiri,
Leyla
ile Mecnun, Olağan İşler...
Oyunları: Hançer,
Hülleci, Tanrı Dağı Ziyafeti...
MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ
(1890-1966): Türk Edebiyatı
araştırmalarını sistemleştiren
ve edebiyat tarihçişi olarak ün kazanan sanatçının eserleri
de bu yoldadır. Bugün bilinen birçok şair
Mehmet Fuat Köprülü 'nün arıştırmaları
sonucunda ortaya çıkarılmıştır.
Eserleri:
Türk
Edebiyatı
Tarihi, Türk Edebiyatında ilk Mutasavvuflar,
Divan Edebiyatı
Antolojisi, Türk Saz Şairleri Antolojisi.
YAKUP KARDİ KARAOSMANOGLU
(1889-1974):
Yakup Kadri Karaosmanoğlu ,
romanlarında kusursuz bir anlatım ve sağlam
tekniği ile dikkat çeken sanatçı, tarihi ve sosyal
olaylardan her birini bir romanına konu edinerek,
Tanzimat
dönemiyle
Atatürk Türkiyesi arasındaki dönem ve kuşakların
geçirdikleri sosyal değişiklik ve bunalımları yaşayış ve
görüş ayrılıklarını işlemiş: düşünce ve teze dayalı özlü
yapıtlar vermiştir. Eserlerini ve içereklerini şöyle
inceleyebiliriz:
“Hep o
şarkı ” da Abdülaziz
döneminin yaşamı,
“Bir Sürgün ”de II. Abdülhamit’in
baskılı yönetimiyle savaşmak için Fransa’ya kaçan Jön
Türkler,
“Kiralik Konak”ta Tanzimat’tan I.
Dünya Savaşı’na kadar yetişen üç kaşaktaki görüş ayrılığı,
“Hüküm Gecesi” nde Meşrutiyet
devrinindeki Bektaşi tekkelerinin durumu,
“Sodom ve Gomore” de mütareke
döneminde, işgal altındaki İstanbul’da ortaya çıkan ahlaki
çöküntü,
“Yaban”da Kurtuluş Savaşı yıllanrındaki bir Anadolu köyü,
“Ankara” da yeni başkentin üç
dönemi,
“Panorama I, II” de Cumhuriyet
döneminin 1952’ye kadarki durumunu bir bir ele almıştır.
Diğer eserleri:
Anı: Zoraki Diplomat, Politikada
45 yıl,Vatan Yolunda, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları....
Monografi:
Ahmet Haşim, Atatürk
Mensur şiirleri: Erenlerin
Bağından, Okun Ucundan
Hikayeleri: Bir Serencam, Rahmet, Milli Savaş Hikayeleri
Tiyatro eserleri: Nirvana, Veda,
Sağanak, Mağara
Önemli
Makaleleri: İzmir’den
Bursa’ya, Ergenekon, Kadınlık ve Kadınlarımız....
YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958): Milli Edebiyat
hareketini makaleleri ve konferanslarıyla destekleyen
Yahya Kemal in, esasen , kendine özgü Milli Edebiyat’ınkinden
farklı bir anlayışı vardır. İstanbul şairi olarak tanınır. Omanlı İmparatorluğunun geçmişteki parlak günlerine büyük
bir özlem duyar. Başlıca konuları: İstanbul, tarih, yurt
sevgisi, aşk, ölüm ve sonsuzluktur.
Divan şiirinin özünü
kakalama çabası içinde olan sanatçı, eski şiirin ölçü, uyak
ve ahenk unsurunu ön planda tutmuştur. Onun eserlerinde
malzeme eski, şiir ise yenidir. Örneğin, Divan Edebiyatında
aşkı terrennüm eden gazel biçimiyle kahramanlık
şiirleri ve Istanbul’a duyduğu sevgiyi dile getiren şiirler yazmıştır.
Şiir kitapları: kendi Gök
Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgarıyla,
Rübailer,
Nesir Kitapları: Aziz İstanbul,
Eğil Dağlar, Siyasi ve Edebi Portreler, Siyasi
Hikayeler,
Edebiyat Dair.
HECENİN BEŞ ŞAİRİ (BEŞ
HECECİLER)
Bu
şariler 19117de
Selanik’te “Genç Kalemler”le başlayan
Milli Edebiyat
akımının ilklerine bağlı olarak,
halk şiirimizin
özelliklerinden, yerli kaynaklarımızdan yararlanarak,
şiirimizin aruzdan heceye geçişinde önemli rol aynamışlardır.
Şiirlerinde Anadolu manzaralarını ve Anadolu yaşayışını
coşkulu bir dille işlemişlerdir. Hece ölçüsünün genellikle
11’li ve 14’lü kalıbını kullanmışlardır. Daha sonraları,
yeni biçimler arayarak oldukça uzun şiirler de yazmışlardır.
Eserlerindeki dil ise konuşma dilidir. Bu şarirlerimiz
şunlardır:
HALİT FAHRİ OZANSOY
ENİS BEHİÇ KORYÜREK
YUSUF ZİYA ORTAÇ
ORHAN SEYFİ ORHON
FARUZ NAFIZ ÇAMLIBEL
Yukarıdaki Bilgiler Yeterli Gelmedi mi? Sorun Değil
Aşağıdaki Sayfalarımıza Bakabilirsiniz :))
|