|
KİTAPLIK VE OKUMA
Evde bulunduğum zaman hayatım daha çok
kitaplığımda geçer; oradan ev işlerini yönetmek imkanını da
bulurum. Giriş kapısının hemen üstündeyim; hem bahçeyi,
kümesi, avluyu görürüm, hem de evimin öteki bölümleri içinde
sayılırım. Hiçbir düzene uymadan, hiçbir amaç gütmeden bir
bu kitabı, bir şu kitabı karıştırırım; zaman olur hayal
kurarım, zaman olur kurduğum hayalleri ya kendim yazarım ya
da bir aşağı bir yukarı dolaşarak başkasına yazdırırım.
Kitaplığım bir kulenin üçüncü katındadır; birinci katta
tapınak, ikinci katta da yalnız kalayım diye sık sık
yattığım bir oda ile eklentileri, kitaplığın üstünde ise
büyük bir sandık odası vardır. Eskiden kitaplık, evimin
lüzumsuz yeriymiş. Bense hayatımın çoğu günlerini,
günlerimin de çoğu saatlerini burada geçiriyorum.
Kitaplığım yusyuvarlak bir oda; masamla sandalyemi alacak
kadar yer var; bir bakışta kitaplarımın tümünü birden
görebileceğim şekilde düzenlenmiş beş raflı dolaplar çember
halinde duvarları kaplar. Odanın, on altı adım çapında
boşluğa bakan çok geniş ve çok güzel manzaralı üç penceresi
var. Kışın daha az bulunurum bu odada; çünkü adından da anlaşılacağı
gibi evim bir tepenin üstündedir; hiçbir odası da bu oda
kadar yer almaz; bir gayret sarfetmemi gerektirdiği, ıssız
bir yerde olduğu için hoşuma gider; böylece, hem çalışmamın
verimli olmasını sağlar, hem de topluluktan beni uzak tutar.
Oturduğum yer, böyle bir yer işte; orada tam bir egemenlik
kurmaya, yalnız orasını karımdan da çocuklarımdan da, toplum
hayatının geleneklerinden de uzak tutmaya çalışırım. Başka
nerde olursa olsun egemenliğim sözde kalır: aslında zaten
şüpheli bir egemenliktir bu. Evinde kendi kendisiyle başbaşa
kalacak, kendi kendine övgüler söyleyecek, şundan bundan
kaçıp gizlenecek bir yeri olmayan kişi benim gözümde
zavallının biridir. Gösterişe düştün olanların bu huyları
çok pahalıya oturur onlara; Pazar yerlerindeki heykellere
benzerler de ondan: "Büyük başın derdi büyük olur".
Gençken gösteriş olsun diye okurdum; sonradan, biraz da
kendimi yetiştirmek için okumaya incelemeye başladım; şimdi
ise vakit geçirmek, oyalanmak için yapıyorum bu işi;
çıkarımı sağlamak aklımdan bile geçmedi. Kitaba karşı
içimde, beni paradan çıkartan aşırı bir sevgi vardı; yalnız
kendi ihtiyacımı karşılamak için değil, üç adım uzaktaki
çevremi doldurmak, süslemek içindi bu sevgi; bir hayli
oluyor, onu da bıraktım.
Seçmesini bilen için kitabın çok hoş meziyetleri vardır; ama
her nimet bir zahmet karşılığıdır; bu zevk de ötekiler gibi
belli ve arık değildir; kendisine öz, çok ağır yükleri
vardır; okudukça ruh gelişir, ama kalıp, benim hiçbir zaman
yüzüstü bırakmadığım kalıp, hareketsiz kalır, yıkılır,
ezilir büzülür. İhtiyarlığa yöneldiğim şu anda fazla okumak
kadar zararlı, kaçınılması bunun kadar gerekli bir şey
bilmiyorum ben.
Montaigne |
|