
|
|
KEŞANLI ALİ
DESTANI
|
|
KİTABIN YAZARI |
HALDUN TANER |
|
YAYIN EVİ |
BİLGİ YAYINEVİ |
|
BASIM YILI |
2000 |
|
SAYFA SAYISI |
152 |
1.
KİTABIN KONUSU:
İşlemediği bir suç yüzünden
hapishaneyeatılan bir delikanlının başından geçen
olaylardır.
2.
ESERİN ÖZETİ :
Ali, Sineklidağ’da
oturan bir gençtir. Zilha isminde bir kızı çok sever. Birgün
Zilha’nın amcası öldürülür ve suçu Ali’nin üzerine atarlar.
Zilha’nın amcası da mahallenin belalılarından biridir.
Herkesten haraç toplar ve kimse tarafından sevilmez. Ali bir
türlü suçsuzluğunu ispat edemez. Mahallenin en sevilmeyen
adamını öldürdü diye herkes tarafından sevilir ve mahallede
ünlenir. Hapishaneden çıkınca muhteşem bir karşılama töreni
hazırlanır.Herkes ona sevgi gösterir.Ali mahallesine gelir
gelmez, mahallenin muhtarlığına adaylığını koyar. Ali
seçimleri kazanır ve muhtar olur. Mahallede kısa sürede çok
şey değiştirir. Haraç olayını kaldırır ve mahalleyi bir
düzene koyar. Zilha amcasını öldürdü diye Ali’ye yüz vermez.
Ali kıskançlığından çatlamaktadır. Bu arada, Ali’yi sevmeyen
kişiler yavaş yavaş ortaya çıkmakta ve arkasından sessizce
kuyusunu kazmaktadırlar. Bülent Bey adıyla anılan zengin
birisi mahalleye gelir. Mahallede bir işi vardır. Mahallede
gezerken Zilha’yı görür. Zilha’yı görünce çok şaşırır.Çünkü
eski eşi Nevvare’ye çok benzemektedir. Nevvare kızını ve
Bülent Bey’i terk edip, başkasına kaçmıştır. Kızıda Zilha’ya
inanılmaz bir yakınlık duymuştur. O yüzden, Bülent Bey
Zilha’yı evinde çalışması için ikna eder. Zilha’yı evine
götürür. Ali bunu duyunca çok sinirlenir ve Zilha’yı Bülent
Bey’in evinden almaya gider. Bu arada Bülent Bey’in eski eşi
Nevvare, evini çok özlemiş ve evine dönmüştür. Ali, kapıyı
çaldığında , kapıya Nevvare çıkmıştır ve Zilha diye
yanlışlıkla Nevvare’yi kaçırır. Sonunda onun Zilha
olmadığını anlar, fakat iş işten geçmiştir. Bu arada,
Zilha’nın amcasının gerçek katili ortaya çıkmıştır. İsmi de
Cafer’dir. Cafer’den Ali’yi öldürmesini isterler. Çünkü Ali
gerçekten çok şeyler başardığı için bunu çekemezler.Durumu
geç de olsa anlayan Zilha ,Ali’nin yanına döner ve
barışırlar. Beraber mutlu bir hayat süreceklerini
zannederler, fakat Cafer Ali’yi öldürmekte kararlıdır. Cafer
evin önüne gelir ve Ali’den evden çıkmasını ister. Ali tam
evden çıkarken Cafer ateş eder ve Ali vurulur. O acıyla Ali
silahı tuttuğu gibi Cafer’i öldürür. Bu sefer Ali gerçekten
katil olur. Böylece Ali tekrar hapishaneye döner, ama
Keşanlı Ali Destanı ömür boyu sürecektir.
3.
ANAFİKRİ: Kitap bize,
kendi kişiliğimizin dışında başka bir kişiliğe bürünmememizi
ve daima dürüst, namuslu olmamızı anlatmak istiyor.
4.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE
ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ: Ali, cesur, genç ve iyi niyetli
bir delikanlıdır. Olayların akışını değiştirecek güce
sahiptir.
Zilha, gururlu aynı zamanda çok
asabi, fakat Ali’yi peşinden sürükleyecek kadar güzel bir
kız.
Cafer ise kötü niyetli,
başkaların isteği ile adam öldürecek kadar kötü birisi.
Mahalledeki diğer insanlar ise iyi niyetlidirler.
5.
KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ
GÖRÜŞLER:Epik tiyatronun en güzel
örneklerinden biri sayılan bu oyunda, eski
tiyatro geleneğinin birçok
özelliğini çağdaş bir yorumla seyirciye sunmaktadır.
Yarattığı tipler öylesine gerçek, öylesine canlıdır ki,
hemen her toplumun sosyal ve ekonomik açıdan benzerlik
gösteren kesimlerinde karşımıza çıkıverirler.
Keşanlı Ali Destanı
yazarı kadar ünlü bir oyundur.
Üstelik ünü sınırları aşmıştır. Avrupa'nın pek çok
ülkesinde, Amerika’da, Lübnan’da oynamış bir
oyundur.
Dilden dile çevrilen, oynadığı her ülkede, oyuncusuyla,
seyircisiyle bütünleşen mükemmel bir oyundur.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA
BİLGİ:
Galatasaray Lisesi’ ni bitirdi
(1935). Almanya’ ya gitti, Heidelberg Üniversitesi Siyasal
Bilgiler Fakültesi’ nde okudu, yurda dönünce (1938) İstanbul
Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve
Edebiyatı Bölümü’
nü bitirdi (1950). Edebiyat Fakültesi’ nde
tiyatro
tarihi dersleri verdi.
Tercüman gazetesinde sanat ve kültür yazıları, fıkralar
yazmış (1955-1960), bir ara gazetenin baş yazarı olmuştu
(1960). Bu fıkralarından bir kısmını genel başlıklarıyla
kitap halinde de topladı. (Devekuşuna Mektuplar, 1960,
1977). Pazar
sohbetlerini Milliyet
gazetesinde sürdürdü ( Mart 1974-Mayıs 1986 ).
İlk hilkayesi Töhmet, Haldun Yağcıoğlu takma adıyla Yedigün
dergisinde (1946) çıkan Taner, gücünü gözlem, mizah ve
yergiden alan; konuları büyük şehrin tipik ve türedi
yaşamlarından gelme
hikayeleriyle tanındı.
En Güzel Paylaşımlar İçin Mail
Grubumuza Üye Olun
Picasa Fotoğraf ve Slayt Programı