
KAPLUMBAĞA
Bir kaplumbağa yürüyor.
Sırtında kocaman bir kabuk.Uçuk gri ,çok uçuk kahverengi, Prens
dö
Gal
biçiminde kocaman bir kabuk... Yavaş yavaş yürüyor bir kaplumbağa...
Bu kaplumbağa yüz yıl yaşamış.İki yüz yıl yaşamış bu kaplumbağa. Güneşli günler
görmüş, yağmurlu günler görmüş...Taşlar
atmışlar bu kaplumbağaya ,kabuğunun içine kaçmış; sonra yavaş yavaş,sonra usul
usul çıkarmış kafasını;bir adım bir adım daha...
Bir yerlere gitmek ister kaplumbağa.Ne rotası , ne pusulası... Ama anlayın
canım ,siz anlarsınız;bir yerlere gitmek ister,ah ister bu kaplumbağa
Sesler gelir,gürültüler gelir uzaklardan:
Şu kaplumbağayı ters çevirelim , çaresizlik içinde oynayan ellerini, ayaklarını
seyredelim, gülelim.
Kaplumbağa yalnız,kaplumbağa kimsesiz... Çizik çizik buruşuklar içinde boynu ;
bazen kabuğundan uzatır kafasını, küçücük siyah gözleriyle bakar etrafına.Sonra
sert bir ayak sesi, sonra bir gürültü,sonra gürültüler; gene çeker içine
kafasını kaplumbağa.
Akdeniz kıyılarında hayat ne güzeldir.Bir kadının elini tutarsın.Güneş yakmaz
ısıtır; kalbin üşüyen dokularını ısıtır.Tehlikeli ayak sesleri kaybolmuş Her
ses bir serenat,her ses bir yaşama aşkının türküsüdür. Çekinmeden, korkmadan
sevmek istersen sevebilir,haykırmak istersen haykırabilirsin.Ve yürüyebilirsin
kafanı kabuğundan çıkarıp
Siz bir güneş altında,bir deniz kenarında bir kaplumbağanın duymak istediği
güvenliği hayatınızda hiç duydunuz mu?Duydunuz mu bu güvenliği
Gerine gerine :--Hürüm, yaşıyorum, benim, diyebildiniz mi?
Kaplumbağalar pek diyemezler bunu,ama siz de diyemezsiniz.
Saat dokuzda işbaşında olmak var.Biriken borçları ödemek...Kızdırmamak
kimseyi...On ikide paydos,bir buçukta iş...Akşamın beşi bir türlü gelmez Cepte
para o kadar az ki, dolmuşla otobüs arasında tercih yapmak;Kant felsefesi
üzerinde düşünmekten çok daha uzun sürer
Sev, sevmezsin;yaşa yaşayamazsın...Işıklı vitrinler, fiyakalı
otomobiller...Kürklü, yumuşak, gülümseyen kadınlar...Hepsi sahillerin öteki
tarafındadır Ve bir kere gelmişsin dünyaya.
Yaşamak,göğsünü benim diye döve döve yaşamak.,yaşadığını duya duya yaşamak.Ayın
sonu, cepte iki buçuk lira ... Saat dokuzda işin başında olacaksın. On ikide
yemek tatili.Bir buçuk,beş...Her gün bu, bu her gün.Başını dışarı uzatmayan
kaplumbağa gibi.
Şu sırtımdaki kabuktan soyunsam;bir dikilsem, haykırsam güneşlerin ve
yağmurların altında,bin yıllık baskıların isyanıyla
haykırsam:
-Ben de varım , ben de insanım ,sevmek istiyorum ben de,sevilmek
istiyorum ben de
Bir elde sefertası Saat dokuzda gelmezsen olmaz. Saat on ikide sefertasını
açacak ve makarnayı çatallayacaksın
Sonra emekliye ayıracaklar seni.Çürümüş vücudunda hayatın karşısında,
fırlatılmış bir tükürük gibi yalnız bırakacaklar seni.Akdeniz kıyılarında bir
neşeli bir kadınla el ele yürümenin tadını tadamadan,
sufli
bir köşede ölümü bekleyeceksin.Korkutulmuş bir kaplumbağa gibi, başı daima
kabuğunun içinde , daima ürkek, daima haykırmadan, yaşamın türküsünü
çağırmadan.
Karşı sahillerde ışıklar...Karşı sahillerde en neşeli kahkahalar...Sokulursan
yanlarına, bir budala bir aciz, bir sünepe diye bakarlar sana.Sen bin yılın
ürkek , bin yılın koşmasını bilmeyen zavallı kaplumbağasısın.
Çocuklardan ne haber, çocuklardan?Adam olacaklarına karşı sahillere
çıkacaklarına itimadın var mı?Bak şimdiden alay ediyorlar seninle.Ya karın,
yandaki komşu karısının elbiselerini kıskanmıyor mu?
Sen bağır istediğin kadar:
--- Hanım hepsi bu, yetmiyor para.
Kızdığı zaman vereceği cevap, bütün kadınların kızdıkları zaman verdiği cevabın
aynıdır:
---- Sen adam mısın?
Düşün adam mısın sen? Sen bir kaplumbağasın.İçine çekik ,ters çevrilmekten,
örselenmekten korkan bir kaplumbağa
Bin yıl yaşadın, bin yıl daha yaşayabilirsin.Hayatta bir şey, bir tek şey
vardır:
--- Yaşayabildim, demek.
Diyemiyorsan gel yanıma, gel buraya; gel dertleşelim ve istersen arayalım
kaplumbağa olmamaktan nasıl mümkündür kurtulmak.
www.edebiyatogretmeni.net
|