a)İslamın
doğuşundan ve Türk Boylarının Müslümanlığı kabul edişlerinden önceki
zamanlarda olmuştur. Eski Türk dini (Gök Tanrı dini) ile yer yer
Budizm, Maniheizm gibi Asya dinlerinin inanç esaslarından
etkilenmiştir.
b)Yabancı
etkilerden oldukça uzaktır. Üç ana dönemin, “yerlilik” ve “millilik”
açısından en önde olanıdır.
c)Dil
Türkçe’dir. Yabancı sözcük yok gibidir. “Halk dili-seçkinlerin dili”
biçiminde bir bölünme yoktur. Dönemin sonlarına doğru Göktürk ve
Uygur şiveleri birbirinden ayrılmaya yüz tutmuştur.
d)Genellikle
sözlüdür. Yazılı eser azdır.
e)Genellikle
anonimdir. Pek az eserin sahibi bellidir.
f)Genellikle
manzumdur. Düzyazı daha az kullanılmıştır.
g)Türk nazmının
geleneksel biçim özellikleri, bu dönemde belirginleşmiş görünür.
Hece ölçüsü, dörtlük birimi, yarım uyak ve redif kullanılmıştır.
h)Şiir ve
edebiyat, müzikle iç içedir. Genellikle kopuz eşliğinde uygulanır.
i)Atlı göçebe
hayatının izlerini taşır.
j)Yiğitlik, yurt
sevgisi, doğa sevgisi, ölüm, töreler ve inançlar, işlenen başlıca
tema ve konuları ve temaları oluşturur.
k)“Şaman, baksı,
oyun, ozan, kam” adı verilen din adamları yanı zamanda şair,
edebiyatçı ve müzisyendir.
l)En çok
rastlanan ürünler; destanlar sagular, koşuklar ve savlardır.
“Destan” çok
yaygın olduğundan bu döneme Destan Devri Türk Edebiyatı adı
da verilir.
NOT
Alp Er
Tunga Destanı:
İran kaynaklarında adı “Afrasiyab” olarak geçen Saka Hakanı
Alp Er Tunga’nın hayatı ve savaş-ları etrafında düzenlenmiş bir
destandır.
Şu Destanı:
Saka Türklerinin Hakanı Şu’nun hayatı, Büyük İskender ile savaşması
konusunda düzenlenmiş bir destandır.
Oğuz Kağan Destanı: (Hun Türklerine ait.) Büyük
Hun kağan’ı “Mete” olduğu sanılan Oğuz Kağan’ın hayatını,
savaşlarını, ülkesini oğulları arasında pay edişini anlatır. Diğer
Türk destanları üzerinde etkisi vardır. İslami dönemde de değişerek,
Oğuzname adıyla devam etmiştir. (Hunlar MÖ VI. yüzyıl ile MS
III. Yüzyıl arasında devlet kurdular.)
Bozkurt
Destanı: (Göktürklere ait.) Göktürklerin, bir savaşta yenilip
yok edildikten sonra, bir dişi kurttan yeniden türediklerini
anlatır.
Ergenekon
Destanı:
(Göktürklere ait.) Düşmanlarına yenilip bir dağa (Ergenekon’a)
sığınan Göktürklerin burada çoğalıp, demirden bir dağı eriterek yol
açıp dışarı çıkışlarını, eski yurtlarını ele geçirişlerini anlatır.
(MS VI-VII. yüzyıllar)
Göç Destanı:
(Uygur Türklerine ait.) Uygurların, Tanrı’nın buyruğuyla
yurtlarından göç edip bugün yaşadıkları Doğu Türkistan’a
yerleşmelerini anlatır.
İslâmiyetlin Kabulünden Önceki Dönemde Yazılı Edebiyat
Çeşitli Türk
boylarının milattan önceki dönem-lerde de yazı kullandıklarına dair
bilgiler varsa da, bu yazıların örnekleri bulunamamıştır. Bilinen
ilk “yazılı Türkçe metin”, Kazakistan’ın başkenti Almatı (Alma Ata)
yakınlarında bulunmuş, MÖ V. ya da VI. yüzyıla ait olduğu sanılan
bir mezardan çıkmış tek satırlık bir yazıttır. MS IV. ve V.
yüzyıllarda Yenisey Irmağı dolaylarında Kırgız Türklerinin
diktikleri “Yenisey Yazıtları’nda da benzer bir yazının kullanıldığı
görülür. Bu yazının daha gelişmiş
biçiminin
Göktürkler tarafından, MS VIII. yüzyılda dikilmiş Göktürk
Kitabelerinde (Orhun Anıtları) kullanıldığını görüyoruz. Genellikle
sözlü olduğunu belirttiğimiz İslam Öncesi Türk Edebiyatı’nın yazılı
dönemi, bu kitabelerle başlar.
Göktürk
(Orhun) Kitabeleri
(MS VIII.
yüzyıl)
Doğu Göktürk
(Kutluk Kağan’ı Bilge Kağan ve veziri Bilge Tonyukuk tarafından
diktirilen bu anıtlar, Türk edebiyatının ilk yazılı metni kabul
edilir. Türk buluşu olan 38 harfli Göktürk alfa-besi ile yazılmış,
gelişmiş bir edebiyat dili niteliği taşıyan Göktürk Türkçesi ile
yazılmış bu anıtlar Türk tarihine, Türk töre ve inançlarına, toplum
ve devlet yapısına da ışık tutar. Anıtlarda benzetmeler,
aliterasyonlar, deyimler ve ata-sözleri ile dikkat çeken gelişmiş
bir edebiyat dili kullanılmıştır.
Söylev ve anı
türlerinin edebiyatımızdaki ilk örneKleri olmaları açısından da önem
taşırlar.
Orhun Irmağı
bölgesinde Göktürkler tarafından dikilmiş pek çok yazıt bulunmakla
birlikte bunlardan üçü önemlidir:
Bilge Tonyukuk
Anıtı: (MS 720-725)
Yazarı,
Göktürk Başveziri Bilge Tonyukuk’tur. Kendi adına hazırlayıp
diktirdiği bu taşta II. Göktürk (Kutluk) Kağanlığı’nın kuruluşunu ve
gelişmesini bir tarihçi uslubuyla anlatır. Kendi anılarını da sunar.
Tür olarak tarih ve anı özellikleri taşır. Bilge
Tonyukuk, bilinen ilk Türk yazarı, tarihçisi, ilk Türk anı yazarı
sayılabilir. Dil yönünden sadedir. Atasözleri ile dikkati
çeker.
Kültekin
Anıtı: (MS 732)
Kutluk
Kağanlığı ordularının komutanı Gültekin (Kül Tigin)in ölümünden bir
yıl sonra, ağabeyi Bilge Kağan tarafından diktirilmiştir. Yazarı
Yolluğ Tigin (Uluğtekin)dir. Söylev türündedir. Bilge
Kağan’ın ağzından, dönemin tarih olaylarını, Kül Tigin’in
seferlerini ve kahramanlıklarını da zaman belirterek anlatır.
Tonyukuk anıtına göre daha sanatlı bir anlatımı vardır.
Bilge Kağan
Anıtı: (MS 735)
Bilge Kağan’ın
ölümünden sonra onun adına di-kilmiştir. Yazarı Yolluğ Tigin’dir.
Konu, tür ve anlatım yönünden Kül Tigin anıtının tekrarı gibidir.
NOT
13. yüzyıldan
beri, Orhun Irmağı bölgesinde birtakım yazılı taşlar bulunduğu
bilinmekle birlikte, bilim dünyası bu anıtları 18. Yüzyıldan
itibaren tanımaya başlamıştır. 1893’te Dani-markalı Thomsen,
anıtlardaki yazıyı çözmüş, Alman bilgini Radloff, çevirisini yaparak
metinleri dünyaya tanıtmıştır.