|
HAYAT
VE EDEBİYAT
Hayatın en önemli gerçeği samimiliktir. Bu
itibarla, hayat ile bağı olan edebiyat, mutlaka samimi bir
edebiyattır denilebilir. Hayatı en gizli, en karışık
yönleriyle anlatmayan, duygularımızı tıpkı hayatta olduğu
gibi saf ve derin bir şekilde duyurmayan, elemlerimizi,
felaketlerimizi, açık açık yansıtmayan bir edebiyat, hayat
ile ilgisiz ve sahte bir edebiyattır. Öyle bir edebiyat,
kelimeleri dizip, onları işleyen pek hünerli kuyumcular
çıkarabilir. Belki onlar çok süslü, çok göz alıcı şeyler
yapabilirler. Fakat, ne yazık ki bütün bu sahte ürünler
muntazam kış bahçelerinde yetişen iri yapraklı, parlak
renkli çiçeklere benzer. Uzaklığından dolayı bize çok
çekici, çok harikulade görünen o meçhul sıcak iklimlerin bu
göz kamaştıran ürünleri nasıl açık bir havaya, sert bir
rüzgara dayanamazsa, hayat ile ilgisi olmayan böyle bir
edebiyat da
zamanın sonsuz kasırgaları önünde süpürülüp gitmeye
mahkumdur. Halbuki bedii his, hislerimizin en ilahi ve en
samimisidir. Akşam rüzgarı ile inleyen bir çam ormanının
karanlık hışırtıları ne kadar tabii ise, ruhun güzellik
karşısında duyduğu hisler de hayatın en derin ve anlaşılmaz
köşelerinden birdenbire fırlayıp çıktığı için, her şeyden
çok samimidir. İşte bunun gibi milletler için de "güzel" ve
"iyi" telakkilerinden daha "milli" hiçbir şey yoktur. Bir
toplumu başkalarından ayırmak isterseniz onun din ve ahlak
hakkındaki, güzellik hakkındaki samimi duygularını arayınız.
Çünkü bunlar doğrudan doğruya ruhundan koptuğu için
hayatının en samimi taraflarıdır.
Yüksek ve hakiki sanat asıl ona derler ki, hayatı bütün
genişliği ve bütün samimiliğiyle okuyucuya duyurabilsin.
Ancak yapmacığın bittiği yerde sanatın başlayabileceğini,
nedense, hala anlayamadık!
Mehmet Fuat Köprülü |
|