|
En Güzel
Paylaşımlar İçin Mail Grubumuza Üye Olun

HALK EDEBİYATI

Halk Edebiyatı, sözlü edebiyatın
uzantısıdır. Halkın yarattığı sözlü eserlerden oluşur. Dil.,
biçim, konular, duyarlıklar bakımından halk kültürüne sıkı
sıkıya bağlıdır.
HALK EDEBİYATININ
GENEL ÖZELLİKLERİ
-
İslamiyet'ten önceki edebiyatımızın İslam uygarlığı
içindeki biçimidir. Bir anlamda sözlü edebiyat dönemimizin
gelişmiş biçimi olarak düşünebiliriz.
-
Halk
edebiyatı ürünleri yazılı değildir. Müzik eşliğinde sözlü
olarak oluşur.
-
Divan
edebiyatında olduğu gibi şiir yine egemen türdür.
-
Şiirlerde başlık yoktur, biçimiyle adlandırılır.
-
Nazım
birimi dörtlüktür.
-
Ölçü,
hece ölçüsüdür, En çok yedili, sekizli, on birli kalıplar
kullanılmıştır.
-
Şiirlere
genel olarak yarım uyak hakimdir.
-
Dil
halkın konuştuğu günlük konuşma dilidir.
-
Halk
edebiyatı gözleme dayalıdır. Benzetmeler somut
kavramlardan yararlanılarak yapılır. Söyledikleri her şey
gerçek yaşamdan alınmadır.
-
Özellikle 18. yüzyıldan itibaren halk şairleri, divan
şairlerinden etkilenerek aruzun belirli kalıplarıyla
şiirler yazmayı denemişlerdir. Hatta divan şiirinin
mazmunlarını da kullanmışlardır. Bu durumun ortaya
çıkmasında halk şairlerinin, aydınlar ve divan şairlerince
hor görülmelerinin, değersiz ve güçsüz sayılmalarının
etkisi de vardır.
Halk şiirinde “mâni” ve “koşma” tipi olarak iki ana biçim
vardır. Aslında az sayıda olan öteki biçimler bu iki ana
biçimden çıkmıştır.
Dizelerin kümelenişi, dizelerin hece sayısı ve uyak düzeni
bakımından özellik gösterenler “biçim”, biçimi ne olursa
olsun konu bakımından benzerlerinden ayrılanlar da tür adı
altında toplanmıştır.
I.
Anonim Halk Şiiri Nazım Biçimleri:
MÂNİ:
Halk şiirinde en küçük nazım biçimidir. Yedi heceli dört
dizeden oluşur. Uyak düzeni aaxa şeklindedir. Birinci ve
üçüncü dizeleri serbest, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı
mâniler de vardır (xaxa).
Mânilerin ilk iki dizesi uyağı doldurmak ya da temel
düşünceye bir giriş yapmak için söylenir. Temel duygu ve
düşünce son dizede ortaya çıkar. Başlıca konusu aşk olmakla
birlikte bunun dışında türlü konularda da yazılabilir.
Le beni eyle
beni
İpek yorgan düreyim
Elekten ele
beni
Aç koynuna gireyim
Alacaksan al
artık
Açıldıkça ört beni
Düşürme dile
beni
Var olduğun bileyim
Birinci
dizesi yedi heceden az olan mâniler de vardır. Dizeleri
cinaslı uyaklarla kurulduğu için böyle mânilere “Cinaslı
Mâni” ya da “Kesik Mâni” denir.
Bugün
al
Sürüne
Yârim giymiş bugün
al
Madem çoban değilsin
Şâd edersen bugün
et
Ardındaki sürü ne
Can alırsan bugün
al
Ben bir körpe kuzuyum
Al kat beni sürüne
Beni böyle yandıran
Sürüm sürüm sürüne
TÜRKÜ:
Türlü ezgilerle söylenen anonim halk şiiri nazım biçimidir.
Söyleyeni belli türküler de vardır. Halk edebiyatının en
zengin alanıdır. Anadolu halkı bütün acılarını ve
sevinçlerini türkülerle dile getirmiştir.
Türkü iki
bölümden oluşur. Birinci bölüm asıl sözlerin bulunduğu
bölümdür ki buna “bent” adı verilir.
İkinci
bölüm ise bentlerin sonunda yinelenen nakarattır. Bu bölüme
“bağlama” ya da “kavuştak” denir.
Türküler,
genellikle yedili, sekizli, on birli hece kalıplarıyla
yazılmıştır. Konuları çok değişik olabilir. Ninniler de bu
gruptandır.
Söğüdün yaprağı narindir narin
İçerim yanıyor dışarım
serin ( bent
)
Zeynep’i bu hafta ettiler
gelin
Zeynebim
Zeynebim anlı Zeynebim
Üç köyün
içinde şanlı Zeynebim
( nakarat )
II. Âşık
Edebiyatı Nazım Biçimleri:
KOŞMA:
Halk edebiyatında en çok kullanılan biçimdir. Genellikle
hece ölçüsünün on birli (6+5 ya da 4+4+3) kalıbıyla yazılır.
Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir. Şair koşmanın
son dörtlüğünde adını ya da mahlasını söyler. Uyak düzeni
genellikle şöyle olur:
baba – ccca
– ddda...
Eğer benim ile gitmek dilersen
Eğlen güzel yaz olsun da
gidelim
Bizim iller kıraçlıdır aşılmaz
Yollar çamu kurusun da gidelim
...... ...... .....
Karac’oğlan der ki buna ne
fayda
Hiç rağbet kalmadı yoksula
bayda
Bu ayda olmazsa gelecek ayda
Onbir ayın birisinde gidelim
DESTAN:
Dört dizeli bentlerden oluşan, oldukça uzun bir nazım
biçimidir. Kimi destanlarda dörtlük sayısı yüzden fazladır.
Genellikle hece ölçüsünün on birli kalıbıyla yazılır. Uyak
düzeni koşma gibidir.
baba – ccca
– ddda
Destanın
son dörtlüğünde şair mahlasını söyler.
Konuları
bakımından destanları savaş, yangın, deprem, salgın
hastalık, ünlü kişilerin yaşamları, mizahi....gibi
gruplanadırabiliriz.
Esnaf Destanı
...................................
Nalbant oldum
kırdım nalın çoğunu
Bir katır nalladım
dinle oyunu
Meğer acemiymiş
bilmem huyunu
Çenemi teptirdim
nalın sökerken
Manav oldum elma armut tez çürür
Cambaz oldum ip üstünde kim yürür
Kasap oldum her gün gözüm kan görür
Yüreğim bayıldı kana bakaraken
Ben bu sanatları
bir bir dolaştım
Tekrar gelip
şairliğe bulaştım
Kâmili mürşidin
eline düştüm
Tekke-i aşk
içre çile çekerken.
SEMÂİ:
Hece ölçüsünün sekizli kalıbıyla yazılır (4+4 duraklı ya da
duraksız). Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir.
Semâilerin kendine özgü bir ezgisi vardır ve bu ezgiyle
okunur. Uyak düzeni koşma gibidir:
baba – ccca
– ddda
Semâilerde
daja çok sevgi, doğa, güzellik gibi konular işlenir.
İncecikten bir kar yağar Karac’oğlan eğmelerin
Tozar Elif Elif
diye Gönül sevmez değmelerin
Dedil gönül abdal
olmuş İliklemiş düğmelerin
Gezer Elif Elif
diye Çözer Elif Elif diye.
VARSAĞI:
Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin özel bir
ezgiyle söyledikleri türkülerden gelişmiş bir biçimdir.
Dörtlük sayısı ve uyak düzeni “Semâi” gibidir. Varsağılar
yiğitçe, mertçe bir üslupla söylenir. Bu da dörtlüklerin
içindeki “bre” “hey” “behey” gibi ünlemlerle sağlanır. Halk
edebiyatında en çok varsağı söylemiş şair Karacaoğlan’dır.
Bre ağalar bre
beyler Behey elâ gözlü dilber
Ölmeden bir dem
sürelim Vaktin geçer demedim mi
Gözümüze kara
toprak Harami olmuş gözlerin
Dolmadan bir dem
sürelim Beller keser demedim mi
Karacoğlan
TÜRKÜ: Hece ölçüsünün türlü
kalıplarıyla söylenen ezgili, anonim şiirlerdir. Bazen de
kime ait olduğu bilinen şiirler, türkü formlarıyla söylenir.
Türkülerde genellikle iki bölüm bulunur. Birincisi, şiirin
iskeletini oluşturan “asıl bölüm” ; ikincisi
“kavuştak”tır. Kavuştaklar, asıl bölümlerin arasına
gelerek onları birbirine bağlar.
ÂŞIK EDEBİYATI NAZIM
TÜRLERİ
Âşık
edebiaytı nazım türleri genellikle koşma ve semâi biçimiyle
yazılır. Bu türler koşma ve semâilerden konuları bakımından
ayrılır.
GÜZELLEME: Doğa güzelliklerini anlatmak ya da kadın, at
gibi sevilen varlıkları övmek için yazılan şiirlerdir.
Dinleyin ağalar medhin eyleyim Yokuşa yukarı kekli sekişli
Elma yanaklımın kara
kaşlımın İnişe
aşağı tavşan büküşlü
O gül yüzlerine kurban
olayım Düşmanın görünce şahin bakışlı
Dal gerdanlımın da sırma
saçlımın Kuğuya benziyor boynu
kıratın
Noksani
Köroğlu
TAŞLAMA:
Bir kimseyi yermek ya da toplumun bozuk yönlerini eleştirmek
amacıyla yazılan şiirlerdir.
Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda insan beğenmez
Medres kaçkını softa bozgunu
Selam vermek için kesan
beğenmez
Kazak Abdal
KOÇAKLAMA: Coşkun ve yiğitçe bir üslupla savaş ve
dövüşleri anlatan şiirlerdir.
Köroğluyum medhim merde yeğine
Koç yiğit değişmez cengi
düğüne
Sere serpe gider düşman önüne
Ölümü karşılar meydan içinde
AĞIT:
Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan acıları anlatmak amacıyla
söylenen şiirlerdir (Anonim halk şiiri ürünü olan ağıtlar da
vardır).
Civan da canına böyle kıyar mı
Hasta başın taş yastığa koyar
mı
Ergen kıza beyaz bezler uyar
mı
Al giy allı balam şalların
hani
Hıfzi
MUAMMA: Kapalı bir biçimde
anlatılan bir olayın ya da bilginin okuyucu tarafından
anlaşılmasını, bunlarla ilgili soruların cevaplandırılmasını
isteyen bir tür manzum bilmecedir.
NASİHAT: Bir şey öğretmek,bir
düşüncenin yayılmasına çalışmak gibi amaçlarla söylenen
didaktik şiirlerdir.
NOT: “Destan, ilahi, nefes ve deme”,
hem birer nazım biçimi, hem de tür olarak değerlendirilir
HALK ŞAİRLERİNİN GRUPLANDIRILMASI
Halk şairleri,
halk şiirinin yerleşmiş
kurallarına bağlı kalmakla birlikte, türlü kültürel
nedenlerle dil, anlatım, ölçü kullanımı bakımından farklı
yönelişler içine girebilmektedirler. Ayrıca yaşadıkları
çevre de onların sanat anlayışlarını farklılaştıran bir
etmen olarak karşımızı çıkmaktadır. Halk şairlerini, işte bu
gibi noktaları dikkate alarak şöyle ayırıyoruz:
-
GÖÇEBE(GEZGİN)
ŞAİRLER
Bir yere bağlı
kalmadan gezerler. Genellikle eğitim görmedikleri için,
Divan Edebiyatı’ndan etkilenmezler. Dilleri sadedir. Hece
ölçüsüne bağlıdırlar. Geleneksel şiir anlayışını
sürdürürler.
-
YENİÇERİ ŞAİRLER
Osmanlılar
zamanında askerlik, hayat boyu süren bir meslekti. Orduda
görev arasında şairler yetişmiştir. Bunlar, katıldıkları
savaşlarla ilgili yiğitlik şiirleriyle dikkati çekerler.
Dil, anlatım, ölçü bakımından, göçebe şairler gibi
geleneksel şiir anlayışına bağlıdırlar.
3. KÖYLÜ
ŞAİRLER
Hayatları
köylerde, kasabalarda geçer. Büyük kentlerle ilgileri
olmadığı için, kent kültüründen, Divan Edebiyatı’ndan
etkilenmeden, halk şiiri geleneklerine bağlı kalmışlardır.
4.KENTLİ
ŞAİRLER
Genellikle
Divan Edebiyatı’nın etkisinde kalırlar. Hem Halk, hem de
Divan Edebiyatı tarzında şiirler söylerler. Dillerinde
Arapça ve Farsça sözcüklerin oranı yüksektir. Hece ölçüsüyle
birlikte aruza da yer verirler.
5. TASAVVUF
(TEKKE ) ŞAİRLERİ
Tekkelerde
yetiştikleri, din ve tasavvuf konusunda eğitim gördükleri
için, dilleri, göçebe, yeniçeri ve köylü şairlere göre bazen
daha ağırdır. Zaman zaman
Divan Edebiyatı’nın dil, anlatım,
biçim, ölçü özelliklerini taşıyan şiirler söylerler. Örneğin
Yunus Emre bile,
aruz ölçüsü ve mesnevi düzeniyle
Risaletü’n-Nushiyye adlı bir eser vermiştir.
HALK
ÖYKÜLERİ
Halk öyküleri,
destanların zamanla biçim ve öz değişimine uğramaları
sonunda ortaya çıkmış sözlü eserlerdir. Anonimdir. Başlıca
türleri şunlardır:
1. DESTAN
ÖYKÜLER
Destanlardaki
olağanüstülük gibi bazı özellikleri koruyan halk öyküleridir
XIII.-XIV.yüzyılda Doğu Anadolu’da ortaya çıkan Dede
Korkut Öyküleri ile Köroğlu Öyküsü, bu türün
tanınmış örnekleridir.
2. AŞK ÖYKÜLERİ
İki sevgilinin
aşkını, bunların kavuşmasını önleyen engellerle mücadelesini
anlatan öyküler olup en tanınmışları Kerem ile Aslı,
Emrah ile Selvi, Asuman ile Zeycan ,Aşık Garip.v.b.’dir.
-
DİNİ ÖYKÜLER
İslamiyet’in yayılmasına katkıları olan
kişilerin hayatlarını ve mücadelelerini temel alan
öykülerdir .Hz. Ali’nin savaşlarını anlatan Kan Kalesi
Cengi, Hayber Kalesi Cengi; Anadolu’da İslamiyet’in
yayılması için mücadele eden komutanların savaşlarını
anlatan Battal Gazi Öyküsü, Dnişment Gazi Öyküsü gibi
sözlü, anonim eserler, bu türün örnekleri arasında yer alır.
TEKKE EDEBİYATI
NAZIM TÜRLERİ
Din ve
tasavvufla ilgili kavramı duygu, düşünce, ilke ve kuralları
halka yaymak amacıyla bir tarikata bağlı şairlerce yazılan
şiirlerdir.
İLAHİ: Din ve tasavvuf konularının
işlendiği şiirlere “ilahi” denir. Tanrıyı övmek, ona
yalvarmak için yazılan şiirlerdir. Özel bir ezgiyle okunur.
Koşma gibi uyaklanan ilahilerde 4-4 duraklı 8’li ölçü
kullanılır.
Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver sen anı
Bana seni gerek seni
Yunus
Emre
NEFES:
Bektaşi şairlerinin yazdıkları tasavvufi şiirlere denir.
Nefeslerde genellikle Hz. Muhammet ve Hz. Ali için de
övgüler bulunur.
Pir Sultan
Abdal şâhımız
Hakk’a
ulaşır yolumuz
On iki imam
katarımız
Uyamazsın
demedim mi
Aleviler, bu türde yazılmış olan şiirlere
“DEME” adını verirler.
İlahi, nefes ve demeler, bestelenerek
söylenir.
ŞATHİYÂT-I SOFİYÂNE: İnançlardan alaylı bir dille söz
eder gibi yazılan şiirlerdir. Görünüşte saçma sanılan bu
sözlerin, yorumlandığında tasavvufla ilgili türlü kavramlara
değindiği anlaşılır. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi
şairlerinde rastlanır. Medrese hocalarına göre bu şathiyeler
küfür sayılır.
Yücelerden yüce gördüm
Erbabsın sen koca Tanrı
Âlem okur kelâm ile
Sen okursun hece Tanrı
Asi kullar yaratmışsın
Varsın şöyle dursun deyü
Anları koymuş orada
Sen çıkmışsın uca Tanrı
Kaygusuz Abdal yaradan
Gel içegör şu cür’adan
Kaldır perdeyi aradan
Gezelim bilece Tanrı
NOT:
Manzum olmayan Anonim Halk Edebiyatı ürünleri de vardır.
Bunları masallar, halk öyküleri (Kerem ile Aslı, Arzu ile
Kamber, Battal Gazi, Hz. Ali Cenkleri.........), bilmeceler,
atasözleri,
deyimler,
Karagöz
ve ortaoyunları şeklinde
sıralayabiliriz.
HALK EDEBİYATININ
ÖNEMLİ ŞAİRLERİ
YUNUS
EMRE: (13.yy) Tasavvuf düşüncesini benimseyen şair Tanrı
aşkını ve insan sevgisini dile getirmiştir.
Tekke
edebiaytının en lirik şairidir. Halkın konuştuğu Türkçeyi
bir edebiyat dili haline getirmiştir. Yalın ve içten bir
söyleyişi vardır. Zaman zaman aruz ölçüsüyle ve divan
edebiyatı anlayışıyla da şiirler yazmıştır.
Tüm
insanların eşit ve kardeş olduğuna inanmış; dil, din, ırk
ayrımı yapılmasına karşı çıkmıştır. Türkçe divan sahibi ilk
şairdir. Ayrıca Risaletü’n-Nushiyye adlı öğretici bir
mesnevisi vardır.
HACI BAYRAM VELİ : XIV.yüzyıl
ikinci yarısıyla XV. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir
tasavvuf şairidir. Bayramiyye tarikatını kurmuştur.
Yunus Emre etkisinde sade bir dil ve lirik bir anlatımla
dile getirdiği şiirlerinden yalnızca birkaç tanesi
bilinmektedir.
KAYGUSUZ
ABDAL: (16.yy) Softa görüşle alay eden özgür düşünceli
bir Bektaşi şairidir. Hem heceyle hem de aruzla yazılmış
şiirleri vardır.
PİR
SULTAN ABDAL: (16.yy) Alevi-Bektaşi şiir geleneğinin en
ünlü şairidir. Dinsel inançların etkili olduğu bir
ayaklanmanın önderliğini yapmış, asılarak öldürülmüştür.
Şiirini bir araç olarak kullanmasına rağmen kuru bir
öğreticiliğe düşmemiş, şiirini duygu yönünden de
beslemiştir.
KÖROĞLU:
(16.yy) Çoğunlukla koçaklama türünde örnekler vermiş coşkulu
şiirler söylemiştir. Bolu Beyi’yle olan mücadelesi
efsaneleşen şair, halkın gönlünde yerini almıştır.
KARACAOĞLAN: (17.yy) Din dışı
konularda yazmış, yaşama sevinci, insan ve doğa sevgisini
dile getirmiştir. Âşık edebiyatının duygu yönünden en zengin
ve güçlü şairidir.. Hayatı hakkında kesin bilgilere sahip
olmadığımız
Karacaoğlan’ın XVI ya da XVII . yüzyılda
Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayıp dolaştığı
sanılmaktadır. Şair Toroslar’da, Türkmen boyları arasında
yetişmiş; göçebe bir şair olarak Anadolu içinde ve dışında
gezmiştir. Geleneksel şiirin dil, anlatım, ölçü anlayışından
ayrılmadan aşk, doğa, ölüm, ayrılık gibi temaları
işlemiştir;özellikle koşma ve semai biçimlerinde büyük
başarı kazanmıştır.
GEVHERİ:
(17.yy) Aruz ölçüsünü de sıkça kullanan Kırımlı bir halk
ozanıdır.
DERTLİ:
(19.yy) Toplumsal yergi içerikli, softalığı, yobazlığı
eleştiren şiirleriyle tanınan Bolu’lu bir halk ozanıdır.
DADALOĞLU: (19.yy) Çukurova
yöresinde yetişen halk şairlerindendir. Türkmen boylarının
yerleşik hayata geçirilmesi için 1865’te yöreye yollanan
Fırka-i İslahiye adlı Osmanlı ordusuyla Türkmenler
arasındaki çatışmalara katılmış, bu olayları yiğitçe bir eda
ile koçaklamalarına yansıtmıştır. Ayrıca aşk ve doğadan söz
eden şiirleri de başarılıdır.
Şiirlerini temiz bir halk
diliyle ve hece ölçüsü ile yazmıştır.
ÂŞIK VEYSEL: XX. yüzyıl halk
şairidir. Şarkışla’da doğup büyümüş, Cumhuriyetin onuncu
yılında Ankara’ya gelerek şiirlerini okumuş, bundan sonra
ünü yayılmaya başlamıştır. Çocukluğunda geçirdiği çiçek
hastalığıyla gözünü kaybeden
Aşık Veysel; genellikle gezgin bir
hayat sürmüş ; kent kent dolaşarak aşktan, doğadan ,
kardeşlikten, birlikten, barış içinde yaşamaktan ve insanı
insan yapan erdemlerden bahseden şiirlerini saz eşliğinde
söylemiş; bu içeriğin halka yakın düşmesi , ona kitlesel bir
sevginin doğmasına yol açmıştır. Tasavvuf felsefesinin
kazandırdığı hoşgörü anlayışı, şiirinin temellerinden
biridir. Şiirlerini Deyişler, Sazımdan Sesler adlı
iki kitapta toplamıştır. Son olarak tüm şiirlerini ,
Ümit
Yaşar Oğuzcan tarafından Dostlar Beni Hatırlasın
adıyla yayımlanmıştır.
Benzer
Sayfalar:
Halk
Edebiyatı Ders Notları (Serdar GÜL)
Anonim
Türk Halk Edebiyatı Nazım Türleri Tablosu
(Seval KAYA SÖNMEZ)
Anonim
Türk Halk Edebiyatı - Tablo Halinde (Seval
KAYA SÖNMEZ)
Halk
Öyküleri
(Seval KAYA SÖNMEZ)
Halk Edebiyatı Konu
Anlatımı - 2
Dede Korkut Hikayeleri (İhsan
KIRBAŞ)
Aşık
Tarzı Türk Halk Şiiri Tablosu (Seval KAYA SÖNMEZ)
|