güzel sanatlar ve edebiyat 9. sınıf türk edebiyatı kılavuz kitabi 1. ünite etkinliklerin çözümü hazırlık çalışmaları ödev dil ve anlatım

Ana Sayfa  E-mail Grubu Şiirler Forum Sohbet Reklam Ver

 

 

           

 


 

D:\ayşe özfırat\hareketli resimlerr\Okul\egt20.gifGÜZEL SANATLAR İÇERİSİNDE EDEBİYATIN YERİ

HAZIRLIK ÇALIŞMASI

 

 

Rounded Rectangle: 1-İnsanoğlu yapısı gereği güzele her zaman meyillidir. Bu nedenle güzelliğin olduğu yerde bir sanat vardır. Buradan hareketle güzel, doğru, iyi ve faydalı kavramlarıyla insan etkinliklerini bir araya getiren nokta sanattır. Devirler değiştikçe insanların bilgi alanları da değişmiş, bu değişim sanatta da değişimler meydana getirmiş, bu değişimlere paralel olarak da birçok sanat dalı ortaya çıkmıştır. Güzel, doğru, iyi ve faydalı kavramlarıyla insan etkinliklerini bir araya getiren sanat dalarına örnek ise, edebiyat, tiyatro, resim, sinema, heykel, hat, ebru, mimari, bale, opera vb. olarak verilebilir. 
1-Güzel, doğru, iyi ve faydalı kavramlarıyla insan etkinliklerinin ve bilgi alanlarının hangileri arasında ilişki kurabiliriz? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.

 

 

 

Rounded Rectangle: 2- İnsanoğlu her zaman beğenme ve beğenilme arzusu içerisindedir. Bu arzu insanı çevresini güzelleştirme çabası içerisine sokmaktadır. Bu beğenilme arzusunun temelinde güzellik duygusu vardır. Güzellik duygusu da insanı sanat yapmaya, düzenli olmaya, çevresini güzelleştirmeye yönlendirmektedir. 
2-İnsanların çevrelerini, eşyalarını ve kendilerini güzelleştirmeye neden ihtiyaç duyduklarını sözlü olarak ifade ediniz.

 

 

Rounded Rectangle: 3- Çanakkale Türküsü, Çanakkale Şehitlerine şiiri ve Çanakkale Şehitleri anıtında aynı konu işlemesine rağmen farklı yöntemler kullanılması bu sanat dallarının malzemesinin farklılığından kaynaklanmaktadır. Bu da sanat eserlerinin aynı temayı sanatçının duygu düşünce ve sanat yeteneğine göre farklı farklı ifade edebileceğinin bir göstergesidir. Ama hepsinin odak noktasında aynı tema vardır. Hepside bir sanattır. Konusu, teması aynı olan bir anıt resmi, bir türkü ve bir şiire örnek:
KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI (Türkü)
Kollumu salladım toplar oynadı
Karataş içinden çete kaynadı
Yaşasın urfalılar teslim olmadı
De yürüyü yürü kumandalarım yürü
Kumandanlar gidiyor dönmüyor geri
De yürüyü yürü kahramanlarım yürü
Kahramanlar gidiyor dönmüyor geri
Tıfıldır hastahane karşı karşı
Gavur fransız' ın bomba atışı
Urfa çetelerinin şaha kalkışı
De yürüyü yürü kumandalarım yürü
Kumandanlar gidiyor dönmüyor geri
De yürüyü yürü kahramanlarım yürü
Kahramanlar gidiyor dönmüyor geri
Kurtuluş savaşı anıtı

 
3-Çanakkale Türküsü, Çanakkale Şehitlerine şiiri ve Çanakkale Şehitleri Anıtı’nda aynı konu işlenmesine rağmen farklı teknikler kullanılmıştır. Siz de konusu ve teması aynı olan bir anıt resmi, bir türkü ve bir şiir bulup sınıfa getiriniz. Getirilen malzemeleri konuyu işleme teknikleri bakımından birbiriyle karşılaştırınız. Ulaştığınız sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

 

 

Rounded Rectangle: ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞI'NDA
Bir gemi yanaştı Samsun'a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparası, takası,
Selam durdu tayfası.Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.
Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil
Sarılan anayurda
Kemâl Paşa'nın kollarıydı.
Selam vererek Anadolu çocuklarına 
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz'in hâlini görmeliydi.
Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemâl Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi 
Erzurum'a kadar.
                    Cahit KÜLEBİ 
 
 

 


 

                                                

 

 

 

 

 

 

 

 

4-Atatürk’ün sanatla ilgili özdeyişlerini bularak sınıf panosuna asınız.

Rounded Rectangle: 4- Atatürk’ün sanatla ilgili özdeyişleri:
ATATÜRK’ÜN GÜZEL SANATLAR VE SANATÇI İLE İLGİLİ SÖZLERİ
— “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.” 

—“Sanat güzelliğin ifadesidir… Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık… olur.” 

—“Sanatkar, toplumda uzun mücadele ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.”

—“Hayatta müzik lazım değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzik ile ilgisi olmayan varlıklar insan değildirler. Eğer söz konusu olan hayat, insan hayatı ise müzik mutlaka vardır. Müziksiz hayat zaten mevcut olamaz. Müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir.”

—“İnsanlarda bir takım ince, yüksek ve asil duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin ve asil duyguları en çok duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.”

—“Yüksek bir insan toplumu olan Türk Milletinin tarihi bir özelliği de güzel sanatları sevmek ve onunla yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan gelen zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve milli birlik duygusunu devamlı olarak ve her türlü vasıta ve önlemlerle bağlayarak geliştirmek milli idelimizdir.”

—“Güzel sanatların her dalı için, T.B.M.M.’nin göstereceği ilgi ve emek, milletin insani ve medeni hayatı ve çalışkanlık veriminin artması için çok etkilidir.” 

—“Hepiniz millet vekili olabilirsiniz, Bakan olabilirsiniz; hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkar olamazsınız.”

—“Güzel sanatlarda başarı; bütün inkılapların başarılı olduğunun en kesin delilidir. Bunda başarılı olmayan milletlere ne yazıktır. Onlar bütün başarılarına rağmen medeniyet alanında, yüksek insanlık sıfatıyla tanımaktan daima yoksun kalacaklardır.”

—“İnsanlar olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki resim yapmaz, millet ki, heykel yapmaz, millet ki, tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.”

—“Güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk müziğidir. Bu ulusun yani değişikliğine ölçü, müzikte değişikliği alabilmesi, kavraya bilmesidir…”

—“İnsanlarda bir takım ince, yüksek ve asil duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte o ince, yüksek, derin ve asil duyguları en çok duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir.”

—“Dünyada medeni olmak, ilerlemek ve olgunlaşmak isteyen herhangi bir millet mutlaka heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir.”

—“Aydın ve dindar olan milletimiz, ilerlemenin sebeplerinden biri olan heykeltıraşlığı en üst derecede ilerletecek ve memleketimizin her köşesinde atalarımızın ve bunlardan sonra yetişecek evlatlarımızın hatıralarını güzel heykellerle dünyaya ilan edecektir.”

—“Sanatkar, cemiyette uzun ceht (aşırı çalışma) ve gayretlerden sonra anlında ışığı ilk hisseden insandır.”

—“Bunun içindir ki milletimizin… güzel sanatlara sevgisini… her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.”

—“Sanatçı, esaslı kültür sahibi olmalı ve tarihi iyi bilmelidir.”
 

—“Sanatkar el öpmez; sanatkarın eli öpülür!”

—“Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim.”

—“Türk milletinin tarihi bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin güzel sanatlara sevgisini mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

Rounded Rectangle: Deniz kıyısı görünüşü ile deniz kıyısı resmi arasında görünüş yönünden farklık vardır. Deniz kıyısı resminde ressamın duygularını, düşüncelerini ve zevk anlayışını görmek mümdündür. Ressam bu resimde kendi görmek istediği görüntüyü duygularınıda katarak tuvale dökmüştür. Deniz kıyısı görünüşünde ise doğadaki gerçeklik olduğu gibi aktarılmıştır. Resim ile görünüş arasında yorumlama ile görüntü farkı vardır. Buradan şu sonuca varabiliriz. Doğadaki somut gerçeklik sanatçının duygularının, hayallarınin, zevklerinin , hiselerinin işin içine girmesiyle yeni bir gerçeklik kazanır. Bu yeni gerçekliğe sanat adı verilir.
Yukarıdaki aynı durum doğadaki seler ile türküler arasındada vardır. Türkücü de doğadaki var olan seslere kendi duygu ve düşüncelerini katarak ortaya yeni melodiler çıkarır. Var olan sese adeta kendinden bir ruh verir. Doğadaki var olan gerçekliğe insanoğlu duygu ve düşüncelerini katarsa onu sanata dönüştürür.
 
 
 
 
1-Etkinlik: Sınıf iki gruba ayrılır. Grup sözcüleri seçilir. Birinci grup, bir yerin (deniz kıyısı, dağ, orman vb.) resmi ile doğal görünüşünü karşılaştırır ve aralarındaki farklılıkları belirler. İkinci grup doğadaki seslerle şarkı ve türkülerdeki sesleri karşılaştırır ve farklılıkları belirler. Grup sözcüleri belirlelen farklılıkları sınıfa sunarlar. Öğrenciler bu farklılıkların sebeplerini tartışırlar. Grup sözcüleri ulaşılan sonuçları tahtaya yazarlar.

 

 

 

 

 

 

 

D:\ayşe özfırat\hareketli resimlerr\BANA UYGUN\egt14.gif İNCELEME

1.Metin

KAR

Kardır yağan üstümüze geceden,

Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,

Ormanın uğultusuyla birlikte

Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte

Kar yağıyor üstümüze, inceden.

 

Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,

Unutulmuş güzel şarkılar için

Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,

Rüzgâr gibi ta eski Anadol’dan

Sesin nerde kaldı? Kar içindesin!

 

Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!

Uyandırmayın beni, uyanamam.

Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,

Allah aşkına, gök, deniz aşkına

Yağsın kar üstümüze buram buram…

 

Buğulandıkça yüzü her aynanın

Beyaz dokusunda bu saf rüyanın

Göğe uzanır-tek, tenha-bir kamış

Sırf unutulmak için, unutmak ey kış!

Büyük yalnızlığını dünyanın.

                     Ahmet Muhip DIRANAS


 

Rounded Rectangle: Aristo’nun hareket denklemi, K bir sabit ve V de hız olmak üzere F= KV şeklindedir. Bu yasaya göre kuvvet uygulanmayan bir cisim zorunlu olarak hareketsiz kalacaktır.
 

 

 


 

1-Kar şiiri ile yukarıdaki metni, yazılış amacı ve dil bakımından karşılaştırınız. İki metin arasındaki farklılıkları sebepleriyle birlikte maddeler hâlinde tahtaya yazınız.

Rounded Rectangle: Kar şiiri duyguların içinde olduğu yoruma açık bir sanat metnidir. Her okuyucu kendine göre bu metinden anlam çıkarabilir. Kelimeler genellikle mecaz anlamda kullanılmıştır. Yazılış amacı şairinin duygularını dile getirmektir.   Aristo’nun hareket teoremi adlı parçada ise bize sadece bir bilgiyi vermek amaçlanmıştır. Kelimeler gerçek anlamlarında kullanılmış, yoruma açık değildir. Bu metnin amacı ise teorinin ne olduğunu öğretmektir.
 

 

 

 


 

Rounded Rectangle: Çanakkale Şehitleri anıtı Çanakkale savaşında şehit düşen askerlerin durumunu simgeleyen malzemesi taş olan bir mimari eserdir. Bu eselerle yaşadığımız ülkenin kolay kazanılmadığını, kanlarla sulanmış bir toprak parçasının üzerinde yaşadığımızı anlıyoruz. Kar şiiri şairinin duygularını anlatan, malzemesi dile dayanan bir sanat metnidir. Bu metinde her okuyucu kendine göre farklı anlamlar çıkartabilir. Ama şair genel olarak yalnızlığın insan üzerindeki etkisi üzerinde durmuştur.  Kar şiirin yanındaki resim ise aynı temayı işleyen, malzemesi boya olan bir sanat bir eseridir. Bu resimde ressam karla birlikte güneşin batışını simgelemiştir. 
 
2-Çanakkale Şehitleri Anıtı’nın , Kar şiirinin ve yanındaki resmin size neler düşündürdüğünü süzlü olarak ifade ediniz.

 

 

 

 

 

3-Kar şiirini, şiirin yanındaki resmi ve seyrettiğiniz bir sinama filmini seçtikleri anlatım yolları bakımından değerlendiriniz. Aşağıdaki şemayı da dikkate alarak güzel sanatların hangi ölçütlere göre sınıflandırıldığını belirleyiniz.

 

 

 

Rounded Rectangle: Kar şiiri duyguları kelimelerle anlatmış, yanındaki resim duyguları boya ve fırçayla anlatmış, bir sinema filmi ise duyguları canlı olarak anlatmıştır. Bu üç sanat eserinin de etkileme gücü birbirinden farklıdır. Konuları aynı olmasına karşın aynı tema üzeride birleşmişlerdir. Güzel sanatlar kullanıldığı malzemeye, yazılış amacına, dili kullanma şekline göre sınıflandırılır.
 
 

 

 

Rounded Rectangle: Kar şiiri edebiyat sanatına örnektir. 
Müzik: Çanakkale Türküsü   Edebiyat: Kar Şiiri  Mimari: Ayasofya Camii  Resim: Mona Lisa 
Tiyatro: Keşanlı Ali Destanı Dans: Tango   Sinema: Yaprak Dökümü
4-Sanatın sınıflandırma Şeması’na göre Kar şiiri hangi sanat dalına örnek olabilir? Siz de şemada boş bırakılan noktalı yerlere ilgili sanat dallarına ait örnekler yazınız.

 

 

 

Rounded Rectangle: Hayatımızda müzik, resim, şiir olmasaydı duygu ve düşüncelerimizi ifade edebileceğimiz etkinlikler olmayacaktı. Monoton bir hayat yaşamak zorunda kalacaktır. Bu durum insanoğlunun yaradılış gerçeğine aykırı olurdu. Çünkü insanın en önemli özelliği duygularını ortaya koymasıdır. Bu işi ise en iyi ortaya koyan etkinlik güzel sanat etkinliğidir. Bu yüzden bunlar olmadan hayat çekilmez olur.
 
2.Etkinlik: Sınıf üç gruba ayrılır. Grup sözcüleri seçilir. Gruplar müziğin, resmin, şiirin olmaması hâlinde hayatımızda ne gibi eksiklikler meydana geleceğini tartışırlar. Grup sözcüleri ulaşılan sonuçları tahtaya yazar.

 

 

 

 

Rounded Rectangle: Hayal etmeden yaşamak mümkün değildir. İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.  Hayaller insanı yaşama bağlayan en önemli unsurdur. Gelecek yaşamını hayaller aracılığıyla tasarlar insan. İşte sanat eseri de insanın hayalleri ile ortaya çıkan bir çalışmadır. İnsan eseri olan güzel sanatlar: Resim, Heykel, Hat, Ebru, Edebiyat, Tiyatro, Bale, Opera, sinama, dans, müzik, mimari.
 
5-Sizce hayal etmeden yaşamak mümkün müdür? Yahya Kemal Beyatlı’nın “İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.” Dizesinden yola çıkarak hayalin insan için önemini ve insanın eseri olan güzel sanatları tahtaya yazınız.

 

 

Rounded Rectangle: İlmî eserlerde hayale yer verilmez. Çünkü bu metinler okuyucuya var olan nesnel bilgileri vermek için oluşturulur.  Bu tür metinlerde anlatılanlar gerçektir. Bu metinlerde kullanılan kelimelerde metnin özüne uygun olarak gerçek anlamlarından kullanılır.
6-İlmî eserlerde hayallere yer verilir mi? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları, bilimlrin ve güzel sanatların özellikleri çerçevesinde değerlendiriniz.

 

 

 

2.Met


 

KAR MÛSİKÎLERİ

Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu

Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu.

Bir kuytu manastırda duâlar gibi gamlı,

Yüzlerce ağızdan koro hâlinde devamlı,

 

Bir erganun âhengi yayılmakta derinden…

Duygumsa da zevk almadım İslâv kederinden.

Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,

Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkta

 

Birdenbire mes’ûdum işitmek hevesiyle,

Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.

Samdım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık,

Uykumda bütün bir gece Körfez’deyim artık!

Yahya Kemal BEYATLI

 

…Yeryüzüne kar yağması için, alt katmanların sıcaklığının 0 0C’un altında olması yeterlidir. Bu, karın yere düşmeden önce erimesini önler. Kuvvetli kar yağışlarıları, aşırı erime halinin yükseltide birden bire durması şeklinde açıklanır(donma çekirdekleri etkisi). Böylece karı iki temel koşul belirler: 1. Aşırı erimenin sürmemesi için oldukça fazla sayıda çekirdeğin bulunması ve yükseltide sıcaklıkların oldukça düşük olması. 2. Karın yağmura dönüşmemesi için yerdeki sıcaklığın 0 0C’un altında olması.

Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklepedisi

7-Yukarıdaki paragrafla Kar ve Kar Mûsikîleri isimli şiirleri  yazılış amaçları bakımından karşılaştırınız. Ulaştığınız sonuçları maddeler hâlinde tahtaya yazınız.

Rounded Rectangle: Kar Mûsikileri ile Kar şiiri, kar yağışının insan üzerinde uyandırdığı duyguları anlatmak amacıyla yazılmıştır. Bu yönüyle her iki şiirin de yazılış amaçları aynıdır. Sadece ifade ediliş şekilleri faklıdır.  Paragrafta ise bilimsel bir bilgi verilmektedir. Duygular için işine sokulmamıştır. Metin çağrışımlara kapalıdır. Bilimsel olarak karın nasıl oluştuğu hakkına bilgi verilmiştir.
 

 

 

 


 

Rounded Rectangle: Kar Musikileri ile Kar şiirinin yazılış amaçları aynı olmasına karşın ifade ediliş şekilleri birbirinden farklıdır. Bunun nedeni ise olayı şairlerin hissediş şekillerinin farklı olmasından dolayıdır. Şairin yetiştiği çevre, kültürü, yaşadığı devrin zihniyeti şiiri yorumlayışında etkilidir.
8-Kar ve Kar Mûsikîleri şiirleriin birbirinden farklı olması sanat ve sanatçı ilişkisi bakımından size neler düşündürüyor? Sözlü olarak ifade ediniz.

 

 

 

9- Şiirdeki “Unutulmuş güzel şarkılar için”, “Beyaz dokusunda bu saf rüyanın”, “Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu”, “Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.” İfadelerinin müzik, resim ve heykel sanatları ile anlatılıp anlatılmayacağını tartışınız. Ulaştığınız sonuçları tahtaya yazınız.

Rounded Rectangle: -“Unutulmuş güzel şarkılar için”, “Beyaz dokusunda, saf rüyanın”, “Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu”, “Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.” İfadeleri müzik, resim ve heykel sanatları ile ifade edilemez. Çünkü sanat eseri özgündür, tektir, biriciktir. Başka bir sanat eserine benzeyemez.  Bu yüzden bu ifadeleri doğrudan bu sanatlarla ifade etmek mümkün değildir. Ancak ifadelerin çağrıştırdığı duygular ifade edilebilir. Birebir kendisi ifade edilemez.
 

 

 

 

 

 

3.Metin

ATATÜRK, SANAT VE EDEBİYAT

Dünya tarihine baktığımızda, ulusların geleceğini yönlendiren bütün büyük liderlerin sanat ve edebiyata karşı yakın ilgilerine, hatta bu alandaki uğraşlarına tanık oluruz. Ama şurası bir gerçek ki sanatın gerekliliğen inanan ve bu bilinçte olan tüm önderlerin düşğnce yapılarında demokrat ve ilerici nitelikler taşıdığnı görürüz. Sanatın temelinde var olan isnan sevgisine (insancıllığa), hoşgörüye, yaatma özgürlüğüne büyük önem veren bu önderler; sanatın gerekliliğine inanırlarken santçının da toplum içindeki saygınlığnı ve önemini özdeyiş(vecize) niteliğindeki sözlerle yeri geldiğinde her zaman vurgulamışlardır.

                Bir toplumun manevi yapısının mimarı olan sanatçılar için dünya tarihinde belki de en güzel, en gönendirici sözleri Atatürk söylemiştir: “Efendiler! Hayatta her şey olabilirsiniz; mebus, bakan, hatta cumhurbaşkanı… ama sanatçı olamazsınız.” Sanatçının değeri, saygınlığı, önemi ancak bu kadar anlatılabilirdi…

Ne var ki Atatürk; sanatı, edebiyatı bireyci zevklerin, ilgilerin bir aracı olarak hiçbir zaman düşünmemiştir; onu, hayatla bağdaştırmış ve toplum için yararlı olan bir sanatın önemli üzerinde durmuştur. “Bir ulus sanattan ve sanatçıdan yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz.” Sözlerinde sanatın, sanatçının “hayat ve toplum” için var olduğunu vurgular. Atatürk, bu yargılar doğrultusunda Namık Kemal ve Tevfik Fikret gibi toplum sorunlarını işleyen sanatçılara sevgi duymuş, onları hayranlıkla, ilgiyle okumuştur. Sadi Borak Atatürk ve Edebiyat adlı yapıtında ; “Mustafa Kemal, Fikret’in “Sis”, “Ferda”, hatta “Zangoç” adlı şiirlerini okutup, dinlerken her kez, koymak bilmez bir tat ve haz duyuyordu.” Diye yazar.

Kuşkusuz, Atatürk sadece edebiyata değil, (Cumhuriyet’i kurduktan sonra) güzel sanatların her türlüsüne önem vermiş, ulus ve toplum için bunların gerekliliğini her konuşmasında dile getirmiştir. En büyük özelliği de konuşmalarını sözde bırakmamış, kurduğu halkevlerini birer sanat ve kültür merkezi hâline getirmişti.

Mehmet Yaşar BİLEN

Sonra Yazı Vardı

Rounded Rectangle: Atatürk’ün, Sanat ve Edebiyat metninde edebiyata yaklaşımını: “Edebiyatı bireyci zevklerin, ilgilerin bir aracı olarak hiçbir zaman düşünmemiştir; onu hayatla bağdaştırmış ve toplum için yararlı olan bir sanatın önemi üzerinde durmuştur. İfadeleriyle özetleyebiliriz.
10-Atatürk, Sanat ve Edebiyat isimli metinden hareketle Atatürk’ün edebiyata yaklaşımını tespit ederek defterinize yazınız.

 

 

 

Rounded Rectangle: Atatürk’ün güzel sanatlara verdiği önemi gösteren ifadeler:
“Efendiler! Hayatta her şey olabilirsiniz, mebus, bakan, hatta cumhurbaşkanı… ama sanatçı olamazsınız.”, Bir ulus sanat ve sanatçıdan yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz.” İfadeleri atatürk’ün güzel sanatlara verdiği önemi göstermektedir. Bu ifadeleri Atatürkçü düşüncenin ınkılapçı yapısıyla açıklayabiliriz. Atatürk ülkemizin her alanda kalkınmasını istemiştir. Bunu da yaparken sanatçılara çok iş düştüğünü belirtmiştir. 
 
11-Yukarıdaki metinde Atatürk’ün güzel sanatlara verdiği önemi gösteren ifadeleri bulunuz. Bu ifadeleri Atatürkçü düşünceden hareketle açıklayınız.

 

 

 

 

 

12-Shakespaere dendiğinde İngiltere; Goethe ve Bach dendiğinde Almanya; Dante, Da Vinci ve Michelengelo dendiğinde İtalya; Puşkin, Dostoyevski ve Çaykovski dendiğinde Rusya; Sadi ve Hâfız dendiğinde İran; Cervantes ve Picasso dendiğinde İspanya; Chopin dendiğinde ise Polonya akla gelir. Bu durum milletlerin tanınmasında hangi etmenlerin ön plana çıktığını gösterir? Niçin? Sözlü olarak ifade ediniz.

Rounded Rectangle: Buradan da anlaşıldığı üzere bir milleti dünya çapında tanıtan o milletin sanatçılarıdır. Bir millet sanatçısına ne kadar değer verirse, dünya da o nispette tanınacaktır. Sanatçıda eserinde evrensel konuları işleyerek her milletin ilgisini çekecektir. Burada anılan sanatçılar eserlerinde evrenselliği yakalamış, toplumunda yeterli ilgiyi görmüş, bu sayede dünya çapında tanınır hale gelmiştir.
 

 

 

 


 

ANLAMA YORUMLAMA

Rounded Rectangle: 1-Tiyatro-Dekor   2-mimari-Taş     3-Müzik-Ses    4-Resim-Çizgi ve renk
Edebiyatın malzemesi dildir.
1-Yukarıdaki resimler hangi sanat dalları ile ilgilidir? Bu sanat dallarının kullandıkları malzemeleri resimlerin altındaki noktalı yerlere yazınız. Edebiyat hangi malzemeleri kullanır? Sözlü olarak ifade ediniz.

 

 

Rounded Rectangle: Sizin duygularınıza hitap eden bir sanat dalının özelliklerini belirleyiniz.  Bunu seçerken seçiminizde etkili olan unsurları belirlemeyi unutmayınız.

 

2-İlginizi çeken bir sanat dalı var mıdır? Bu sanat dalının ilginizi çekme sebebini sözlü olarak ifade ediniz.

 

 

 

 

Rounded Rectangle: Mermerden mutfak tezgâhı yapan kişiye zaatkâr, mermerden heykel yapan kişiye ise sanatkâr denir. Her insan mermerden mutfak tezgahı yapmasını öğrenebilir; ama her insan mermerden heykel yapmasını öğrenemez. Mutfak tezgahı yapan kişi bu işi para kazanmak için yapar, yaptığı iş de sadece mutfak tezgahı işlevi görür. Sanatkar ise yaptığı işin içine duygularını, hislerini vb. katarak her kesin bu eserden farklı anlamlar çıkarmasını sağlar.
3- Mermerden mutfak tezgâhı yapan usta ile mermeri heykele dönüştüren heykeltıraşın yaptıkları arasında ne fark vardır? Sözlü olarak ifade ediniz.

 

 

 

 

 

4-Bir ressam sokağın başında durmuş, oranın resmini çiziyormuş. Mahalledeki çocuklar çizilen resme bakıp “Meğer bizim sokağımız ne güzelmiş!” demişler. Çocukların bu sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sözlü olarak ifade ediniz.

Rounded Rectangle: Sanatçı her kesin göremediğini gören kişidir. Burada da sanatçı herkesin göremediği ayrıntıları ortaya koymuştur. Bunu yaparken de kendi duygu ve düşüncelerini de işin içine katmıştır. Bu yönüyle sokak yeniden hayat bulmuştur. İşte çocukların hayret ettiği nokta ressamın hislerini koyarak yeniden şekillendirdiği bu noktadır.
 

 

 

 


 

5-“Yüksek uygarlığın merdiveni sanattır.” Atatürk’ün bu sözüyle ilgili düşüncelerinizi defterinize yazınız.

Rounded Rectangle: Yüksek uygarlığın merdiveni sanattır sözüyle şunları düşünmekteyim: bir medeniyetin gelişmişlik düzeyi sanatıyla doğru orantılıdır. Sanat milletin estetik zevk anlayışının dışı yansıyan şeklidir. Sanatsever insanlar duyarlı insanlardır. Duyarlı insanlardan oluşan bir millet uyar millettir. Sanatın gelişmesi beraberinde kültür seviyesinin yükselmesini sağlayacaktır. Bu özellik milletin fertlerini de ister istemez etkileyecektir. Bu yüzden sanata sahip çıkan milletler uygarlık yolunda ilerliyor demektir. 
 
 

 

 

 


 

 

 

 

ÖLÇME-DEĞERLENDİRME

1-Aşağıdaki cümlelerin karşılarına yargılar doğru ise (D), yanlış ise (Y) yazınız.

Sanat eseri öncelikle doğruluk ve fayda değil güzellik amacı güder. (D)

Sanat eseri bilimsel eserler gibi bilgilendirici ve nesnel olmalıdır. (Y)

 

2-Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yere uygun kelimeyi yazınız.

Resmin malzemesi fırça, boya, tuval; edebiyatın malzemesi ise DİLdir.

3-Aşağıdaki sanat dallarından hangisi edebiyatla ilişkilidir?

A)    Pandomim

B)     Bale

C)    Heykel

D)     Mimari

E)      Tiyatro

Seçeneklerde verilen sanat dallarından tiyatro edebiyatla ilgilidir. Cevap E seçeneğidir.

4-Aşağıdakilerden hangisi edebî metin olabilir?

A)    Yemek tarifi metni

B)     Anne sevgisini konu alan bir metin

C)    Toricelli’nin basınç deneyini anlatan bir metin

D)     Trafik kazasını anlatan bir haber metni

E)      Karadeniz’in nüfus yapısını anlatan metin

A,C,D E seçeneklerinde verilenler doğrudan bilgi vermeyi amaçlayan metinlerdir. Bu nedenle bunlar cevap olamazlar. B seçeneğinde ise anne sevgisini konu alan metinde duygu, düşünce, his gibi duygular işin içine girdiği için doğru cevap B seçeneğidir.

5-“İhtiyar uyanmış gibi:

-Evet dostum, dedi, böyle bir yaratmaya varmak için insanın inanması, sanata inanması, eseri ile uzun zaman baş başa yaşaması gerekir. Bu gölgelerden bazıları da bana o kadar emeğe mal oldu ki!.. mesela şurada, yanakta, gözlerin altına hafif bir gölge var; bana tabiatta bakarsanız, sanatın ifade edemeyeceğini sanırsınız…

Porbus, ihtiyarın omzuna vurdu, sonra Poussin’e dönüp;

Poussin ağır, ciddi bir eda ile:

-Ressam olmaktan çok bir şair, dedi.

Porbus resme dokunarak:

-İşte bizim sanatımız yeryüzünde, burada biter, dedi.

-Sonra da gidip göklerde kaybolur.

Porbus:

-Ama bu bez parçası üzerinde ne hazlar var, dedi.”

Bilinmeyen Şaheser adlı romandan alınmış olan yukarıdaki parçada sanatın hangi yönlerine vurgu yapılmıştır? Defterinize yazınız.

Yukarıdaki parçada: Sanatçının eseriyle nasıl bütünleştiği, eser oluşturulurken büyük bir emek sarf edildiği, bir sanat eserinin üzerinde sanatçının bütün duygu ve zevklerini görmenin mümkün olduğu üzerinde durulmuştur.

6-“Sanatçı, toplumda uzun çalışmalardan, çabalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır.” Atatürk’ün yukarıdaki özdeyişi ile ilgili düşüncelerinizi aşağıya yazınız.

Sanatçı topluma yol gösteren insandır. Sanatçı aynı zaman da yaşadığı toplumun sorunlarını iyi bilen bu sorunlara ortaya koyduğu eserlerle çözüm arayan kişidir. Bu nedenle sanat eseri ve sanatçı topluma yol göstermeli, toplumun ihtiyaçlarını hissetmeli, duyarlı olmalıdır.

 

 

DERS PLANI

BÖLÜM I:                                                                                                                                   

Dersin adı

TÜRK EDEBİYATI

Sınıf -  Okul

9.Sınıflar

Ünitenin Adı/No

Ünite 1 / GÜZEL SANATLAR VE EDEBİYAT

Konu

Güzel Sanatlar İçinde Edebiyatın Yeri  /   Atatürkçülük: Güzel sanatlar-Milletlerin tanınmasında sanatların rolü

Önerilen Süre

3 Ders Saati ( 3 x 40’ )

BÖLÜM II:

Öğrenci Kazanımları/

Hedef ve Davranışlar

         Edebiyatın kültürel ve tarihî olandan hareketle dille gerçekleşen bir güzel sanat etkinliği olduğunu kavratmak:

1.Bilim ile güzel sanatların farklılığını belirler.2.İnsan etkinliklerin güzel sanatlar içindeki yerin belirler.3.Güzel sanatların hangi ölçütlere göre sınıflandığını belirler. 4.Güzel sanat eserlerinin özelliklerini açıklar.5.Güzel sanatların insan hayatındaki yerini ve önemini belirler. 6.Sanat ve sanatçı ilişkisini fark eder.7. Her düzeydeki öğretici ve fayda sağlayan eserlerle sanat eserlerini birbirinden ayırır. 8.Edebiyatın güzel sanatlar içerisindeki yerini fark eder.9.Edebiyatın dille gerçekleştirilen güzel sanat etkinliği olduğunu fark eder.

Ünite Kav. ve Sembolleri/ Davranış Örüntüsü

Güzel sanat, metin, edebi metin, kurmaca, doğal gerçeklik, sanat metni, zenaat

Güvenlik Önlemleri (Varsa)

 

Öğretme-Öğrenme-Yöntem ve Teknikleri

Sunuş, anlatım, okuma, açıklama,örnekleme,uygulama,drama,özetleme,takrir,soru-cevap,buluş

Kullanılan Eğitim Teknolojileri-

Araç, Gereçler ve Kaynakça

Ders Kitabı, Türk Edebiyatı Tarihi, Ders notları, Türk Edebiyatı-9, Sözlük, İmla Kılavuzu,  Metin örnekleri Örn ( Kar, Kar Musikileri, Atatürk Sanat ve Edebiyat )

Öğretme-Öğrenme Etkinlikleri:

 

ü        Dikkati Çekme

           * Güzel sanat kavramından ne anlıyorsunuz? Güzel sanatların dalları ne olabilir? İçinizde herhangi bir sanat dalında uğraş göstereniniz var mı? Atatürk’ün sanatile ilgili özdeyişlerine örnek verebilir misiniz? Soruları ile giriş yapılarak konu üzerine öğrencilerine öğrencilerin dikkatleri çekilecek.

           [!] Güzel sanatlarda kullanılan malzemenin önemi vurgulanır. Fonetik-plastik sanatlar ayırımı üzerinde durulur. Fonetik ve plastik sanatlara özgü malzemelerin karışımıyla oluşan sanatlardan da söz edilir. Sanat ve zenaatın ortak ve farklı yönleri üzerinde durulur. Plastik sanatların zenaatı doğurduğu, zenaatın sanata fayda boyutu kazandırdığı belirtilir

           [!] Sanatın insanın “varlık şartları”ndan biri olduğu; insan olan her yerde güzel sanat etkinliği olduğu vurgulanır.

          [!]Sanat  eserinin  biricik olduğu yani bütün özellikleriyle başka esere benzemediği vurgulanır. Bu hâliyle de sanatçısını çeşitli yönleriyle temsil ettiği açıklanır.

          [!] Edebiyatın sanat olarak malzemesi hatırlatılır, güzel sanatlar içerisindeki yeri belirtilir.

          [!] İnsanın  kendisini farklı araçlarla ifade ettiği üzerinde durulur.

ü        Güdüleme

Hayal etmeden yaşamak mümkün müdür?

ü        Gözden Geçirme

Sevgili öğrenciler bu haftaki derslerimizde Güzel sanat kavramını, güzel sanatların dallarını, sanat ve zenaat farkını, güzel sanatların içinde edebiyatın yerini, Atatürk’ün sanata verdiği önem ve milletlerin hayatındaki yerini metin örneklerinden yararlanarak kavrayacağız.

ü        Derse Geçiş

SUNUŞ: Hafta içinde işlenecek konu/konuların ve kazanımların tanıtılması, işleniş stratejileri ve yararlanılacak materyaller hakkında sunuş yapılacak...

HAZIRLIK: Ders kitabında verilen hazırlık soruları cevaplandırılarak konuya giriş yapılacak.

Çanakkale Türküsü, Çanakkale Şehitlerine Şiiri, Çanakkale Şehitleri Anıtı’nda aynı tema işlenmesine karşın farklı tekniklerin kullanılmasının nedeni ne olabilir? Sorusuna yanıt aranacak.

ANLATIM: Güzel sanat kavramı, güzel sanatların dalları, güzel sanatların dallara ayrılmasında kullanılan ölçütler, edebiyat sanatı hakkında sınıf bilgilendirilir.

ETKİNLİK: Sınıf iki gruba ayrılır. Birinci grup bir yerin resmi ile doğal görüntüsünü karşılaştırır. İkinci grup, doğadaki seslerle şarkı ve türkülerin seslerini karşılaştırarak benzer ve farklı yönlerini belirler. Grup sözcüleri sonuçları sınıfa sunar.

              ETKİNLİK: Öğrenciler grup oluşturarak “Müzik, resim, şiir olmazsa hayatımızdan ne eksilir?” konusunda tartışırlar. Sınıfa “Hayal etmeden yaşayan insan olup olmadığı” sorulur. “İlmî eserlerde hayaller ifade edilir mi?” konusunda öğrencilerin konuşması sağlanır.

METİN İNCELEME: Kar / Kar Musikileri adlı şiirlerle ; Karın oluşumu ve Aristo’nun hareket denklemini anlatan metinler yazılış amaçları bakımından karşılaştırılır. Metinlerle ilgili sorular sorulur.

ANLATIM: Atatürk’ün sanata ve sanatçıya verdiği değerden bahsedilecek. Milletlerin tanınmasında sanatın önemi üzerinde durulacak. Atatürk Sanat ve Edebiyat adlı metin okunarak Atatürk’ün sanat alanında yaptığı çalışmalar vurgulanacak.

ANLAMA YORUMLAMA: Sanat ve zenaat kavramları ile verilen sorular yanıtlanacak.

Verilen resimlerde hangi sanat dallarının anlatılmaya çalışıldığı bulunacak.

Atatürk’ün “ Yüksek uygarlığın merdiveni sanattır.” Sözü yazılı anlatım şeklinde açıklatılacak.

ÖÇLME DEĞERLENDİRME: Ders kitabında verilen sorular cevaplanarak Öğrenci kazanımları / hedef ve davranışlara ulaşılıp ulaşılmadığı değerlendirilir.

TAKRİR: Konu soru cevap yöntemi ile tekrar edilir.

 

ü        Bireysel Öğrenme Etkinlikleri

       (Ödev, deney, problem çözme vb.)

ü        Grupla Öğrenme Etkinlikleri

        (Proje, gezi, gözlem vb.)

ü        Özet

 

BÖLÜM III

Ölçme-Değerlendirme:

ü        Bireysel öğrenme etkinliklerine yönelik Ölçme-Değerlendirme

ü        Grupla öğrenme etkinliklerine yönelik Ölçme-Değerlendirme

Öğrenme güçlüğü olan öğrenciler ve ileri düzeyde öğrenme hızında olan öğrenciler için ek Ölçme-Değerlendirme etkinlikleri

          

·          Güzel sanat nedir? Güzel sanatların dalları nelerdir?

·          Güzel sanatlar hangi kıstaslara göre sınıflandırılmıştır?

·          Güzel sanatların kullandığı malzemeler nelerdir?

·          Sanat ve zenaate örnek veriniz.

·          Atatürk’ün “ Yüksek uygarlığın merdiveni sanattır.” sözünü yazılı anlatım şeklinde açıklayınız.

·          Atatürk’ün sanata, sanatçıya verdiği değer ile sanat alanında yaptığı çalışmaları belirtiniz. Milletlerin tanınmasında sanatın rölü konusundaki düşüncelerine örnek veriniz.

·          Kazanımalrın değerlendirilmesi.

Dersin Diğer Derslerle İlişkisi

 

BÖLÜM IV

Planın Uyg. İlişkin Açıklamalar

 

 

 

                     Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

 

 

Uygundur

 

Okul Müdürü

 

     

 

GÜZEL SANATLAR VE ATATÜRK

Atatürk'e göre; "Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu ifade sözle olursa şiir, nağme ile olursa musiki, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur."

Millet hayatında sanatın değerini takdir eden Atatürk; "Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz." "Bir millet sanata ehemmiyet vermedikçe büyük bir felakete mahkumdur" diyerek sanatın önemini, millet hayatındaki rolünü açıklamıştır. 

Atatürk, millet hayatında sanatın yerini ve değerini belirtmekle beraber, onun korunmasını ve gelişmesini de sağlamıştır. Atatürk, her şeyden önce, sanatçılara sanatçı ruhuyla elini uzatmıştır: "Sanatkar, toplumda uzun uğraş ve çabalardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır." 

Güzel sanatlar alanında Cumhuriyet döneminin ilk 15 yılında devrim sayılabilecek çalışmalar yapılmıştır. "Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür" diyen Atatürk, güzel sanatlar alanındaki çalışmaları bizzat yönlendirmiş, başarılı sanatçıları ödüllendirmiştir. 

Çok sesli Batı müziğinin ülkemizde yaygınlaştırılması temel ilke olarak benimsenirken, geleneksel Türk Müziği türlerinin derleme, araştırma ve geliştirilmesine önem verildi. 1924 yılı Eylülünde Ankara'da Musiki Muallim Mektebi (Müzik Öğretmen Okulu) açıldı. 1936 yılında Ankara Devlet Konservatuarı'nın açılmasıyla bu okul Gazi Eğitim Enstitüsü müzik bölümüne dönüştürüldü. Ankara Devlet Konservatuarı, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu müzik, tiyatro, opera, bale sanatçılarını yetiştirmeye başladı. "Türk Beşleri" olarak tanınan sanatçılar ilk sonat, senfoni, konçerto ve operalarını yazdılar. 1934 yılında ilk Türk operası olan Ahmet Adnan Saygun'un Öz Soy ve Taşbebek operaları, Ankara Halkevi'nde temsil edildi. Darülelhan'ın (İstanbul Belediye Konservatuarı) öğretim programı yeniden düzenlendi. Türk müziği derslerinin yanında Batı müziği derslerine de yer verildi. 

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın temeli olan İstanbul'daki Muzıka-i Hümayun Mart 1924'te Ankara'ya getirildi. Riyaset-i Cumhur Musiki Heyeti adını aldı. 1933'te bando bölümü orkestradan ayrıldı. Orkestranın şefliğini 1935 yılına kadar Zeki Üngör ve Ahmet Adnan Saygun yaptı. 1935'te Alman Ernst Praetorius şefliğe getirildi. Bu şefin yönetiminde orkestra büyük gelişme gösterdi. 

Cumhuriyet ilan edildiğinde İstanbul'da Dar üln Bedayi ve bazı özel tiyatrolar faaliyet halindeydi. Dar ül Bedayi, 1931'de İstanbul Belediyesi'ne bağlandı. 1934'te ise adı "İstanbul Şehir Tiyatroları" oldu. Tiyatro ve operetleriyle büyük ilgi çekiyordu. Tiyatro sanatının yurda yayılmasında Halkevlerinin büyük hizmetleri görüldü. Ankara Halkevi sahnesinde Akın (1932), Çoban (1932), Mavi Yıldırım (1932) oyunlarının ilk temsillerinde Atatürk de hazır bulundu. Ankara Devlet Konservatuarı Tatbikat Sahnesi'nde gerçek anlamda ilk oyunların temsilinden sonra Ankara'da Devlet Tiyatrolarının kuruluşuna giden yol açıldı. 

Atatürk dönemi Türkiye'sinde plastik sanatlarda da büyük gelişme gözlendi. 1924'ten itibaren Sanayi-i Nefise Mektebi Ali'si mezunları Avrupa'ya gönderildi. Cevat Dereli, Mahmut Cuda, Refik Epikman, Muhittin Sebati, Şeref Akdik ve Ali Karsan ilk gönderilen sanatçılardandı. Sanayi-i Nefise Mektebi Alisi 1928'de Güzel Sanatlar Akademisi adını aldı. 1932-1933 öğretim yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü açıldı. Atatürk, anıt ve heykel yapımına önem vererek, Cumhuriyetin heykeltıraş kuşağının yetiştirilmesini destekledi. 

1924 yılından itibaren resim ve heykel sergileri açılmaya başladı. Halkevleri Resim ve Heykel Sergileri (1936-1938), Ankara Halkevleri Birleşik Resim Heykel Sergileri (1937-1938) önemli sergilerdir. Atatürk tarafından 20 Eylül 1937'de açılan Resim ve Heykel Müzesi bu alandaki çalışmalara verilen önemin son halkasıdır. 

Sinema da Cumhuriyet döneminde büyük gelişme göstermiştir. Muhsin Ertuğrul tiyatroda olduğu gibi sinema sanatının gelişmesinde de görev almıştır. Sinema salonlarının sayısı artmış, uzun metrajlı ve konulu filmler çekilmiştir.

İnsan ve Sanat

En muhteşem sanat eserini bir hayvanın önüne bırakalım, hayvanın önündeki bir şaheser olsa bile, en küçük bir etki uyandırması mümkün olabilir mi? Şahane bir tablonun yer aldığı bir tuval ile mürekkebe düşmüş bir karıncanın üzerinde dolaşarak anlamsız zikzaklar çizdiği bir kâğıt; güve için aynı değeri taşırlar; ikisi için de aynıdır... İştahla yer ve bitirir...

Demek ki, sanatın evveliyatında insan varlığı esas olduğu kadar; sonuçlanmış bir ürün olarak sanatla muhatap oluş sürecinde de yine düşünme, kavrama ve güzel duyuya sahip bir başlatıcı ve sonlandırıcı olarak insan durmaktadır.

Ancak sanat eserinin oluşturucusu ve muhatabı kimliğini taşıyan insanın sanat eserine karşı tutumu nasıl olmalıdır? Sanat için hem bir başlatıcı hem de oluşma süreci sonucunda mütekâmil bir izleyici olarak insan için başlı başına bir sorundur bu...

Genelde insanlar bir sanat eserine, ya bir meşguliyet vesilesi, ya izleyicinin dikkatini çekerek şaşırtan bir olgu, ya zaman anlamında bir süre uğraşılacak-uğraştıracak bir üst eylem ya da insani duyguların olgunlaşması için yol açacak bir girişim ve bu anlamda da sanatçının ve izleyicinin toplum ve çevre hakkındaki görüşlerini yansıtan koskoca bir olgular bütünü olarak bakmaktadırlar.

İster Doğu’da isterse Batı’da olsun sanat eseri izleyiciler için olsa olsa salt bir görüntü ya da görüngü olarak sadece içsel bir duygulanım ve dalgalanma anlamı taşıdıklarından öncelikle birer görüntüsel oluşum olarak önemlidirler... İçinde çeşitli çöpvari kırıntılar bulunan suyla dolu bir havuzu düşünün; bu havuz bir şeyle karıştırıldığın da elbette ki, kısa bir sure sonra içindeki bu çöp yığınını ve diğer kırıntıları harekete geçirecek ve yüzeye çıkaracaktır. Oysa kısa bir süre sonra bu karışım durulduğunda tekrar yatışacak ve sanki de içindeki o çöpvari yığın hiç yokmuşçasına o durgun ve sade görünümüne yeniden kavuşacaktır.

İşte herhangi bir sanat eseri karşısındaki böylesi bir iç tepki insanda da gerçekleşerek ilkel bir reaksiyonu ortaya çıkarabilmektedir. Öyle ki; bir sanat eseri karşısındaki beğeni sahibi insan-izleyicilerin yanı sıra o sanat eserini ortaya çıkaran sanatçılarda da bu ilkel reaksiyonu hem bir ilk ve doğal tepki hem de bir anlamda; bile isteye seçilmiş ve üzerinde yoğunlaşılarak oraya vurgu yapılmış-hedef edinilmiş bir başka boyutta gözleyebilmemiz mümkün olmaktadır.
Bir yandan üretilen bir değerler bütünü olarak sanatsal ürünü ve üreticisini diğer yandan da yine bu üretilmiş değerler bütününden bir etik ve estetik devşirecek olan izleyiciler toplamını gayesi izleyici-muhatabı hayret ve şaşkınlığa itmekten öteye geçmeyen, izleyicinin ilgisini toplamak ve beğenilerine yön biçmekten ve hatta bu beğenileri belirleyerek onlardan pragmatik kazanımlar devşirmekten başka bir anlam içermeyen bu türden sanatsal girişim ve çabalar da bu anlamda sadece beğeninin ilkel biçimlerine yönelik olmaktan ve bu şekilde bir anlam kazanmaktan başka bir şeyi ortaya koyamazlar...
Oysa ki, sanatı evrensel ilahiyatın insanda aksülamel bulması gereken seküler bir varyantı olarak tanımlayıp bu varyantın derinliklerinden sonsuzluğa-ebediyete yönelik daha müteal-transandantal bir manevi hayat uğruna yararlanmak ve sanat eserlerini vücuda getiren üstün yetenek sahiplerine olan hayranlıktan hareketle mütealiyet düzeyinin dünya üzerindeki bütünlüğünü de içerecek tek –Bir- yaratıcıya yönelmek ve o –Bir- olanı tanımaya çalışmak sanata daha bir yücelik kazandırır ve onu ‘İd’ den ‘Ego’ya dek salınıp duran ve temel olsa da geçici olmaktan kurtulamayan ilkel insan duygularını doyurmak için kullanılan önemsiz bir araç olmanın da ötesine taşır.

Bu şekildeki bir Sanat algısının insana dair üstün ve aşkın yetenekleri ortaya çıkararak daha derin bir alan açması bir yana, bir diğer insan özelliği olan fıtratın alanındaki güzelliği ve yüce gerçekleri gözlemlemeye yönelik aşk ve iştiyakı ifade etmesi yönünden de tamamen insani bir işlevle yüklendiği görülecektir.

Bütün bu açıklamalar nezdinde insanlık tarihinin pek çok devresinde sanata bakış açılarının ortaya çıkardığı çeşitli meşrep ve üslup farklılıklarının izleğinde sanatın değişen birçok türünün benimsendiği, mesela sanatın sanat için ya da toplum için olması gerektiği biçiminde farklılaşan fikirlerin revaç bulduğu akım ve dönemlerin ortaya çıktığı görülmüştür. Ama bütün bu gelişmelere şu gerçek ışığında bakılınca; sanatın en yüce insani yeteneklerin ifadesi olması ile bile böylesi bir yaklaşımla şu yada bu şekilde insanlığa dair bu geniş alan içerisinde ve insanın komplike yapısının da bir mecburiyeti olarak bazen de insanlık dışı çirkin heves ve arzuları açığa vuran bir araç olarak kullanıldığı da görülmüştür. Bu nokta da denilebilir ki; İnsanın yücelmeye olan özleminin ve yüce insani yeteneklerin ifadesi olan sanatın böylesine hayvani hevesler uğruna kullanılması her şeyden önce sanata karşı yapılan bir haksızlık olacaktır.
Bu bağlamda Sanatın Batı’daki bu günkü halini bir sanatsal dönüşüm şeklinde değerlendirerek, çağa özgü bir gerçeklik tasarımıyla ele alarak yaklaşacak olsak bile, insana dair bu gerçeklik tasarımının erkekle kadının cinsel ilişkilerinin bir bardak su içmek haddinde bayağılaşmasıyla başlamıştır. Milyarlarca para, milyonlarca kişinin en değerli sermayeleri olan zamanları ve fikri çabalar sanat adına insandaki cinsel duygu ve istekleri alevlendirmek yolunda harcanmaktadır; sanat adına nice film, fotoğraf, roman vb. çalışmalar bu sahada hizmete alınmış durumdadır. Biri çıkıp da bunlara: “Cinsel istek ve güç zaten insanda yaratılış itibariyle olması gerektiği kadar güçlü bir halde bulunmaktadır.” Ve bu ilahi oranlamanın sanat ta dâhil başka hiçbir dış ivmeyle güçlendirilmesine gerek yoktur; bunu takviye etmeye çalışmak biraz da Nietzsche’vari bir ayrımla Herodiyan ve Diyonisan taraflara yönelen ayrımda Diyonisan bir eğilim takınarak hem sanatı hem de insanı normal çığırından çıkarıp insanın cinsel çılgınlığa sürüklenmesine neden olacaktır…

Bu da herhangi bir ağrı için karılmış bir ilacın ancak hem o karışımı hem de tedavi etmek üzere hazırlandığı rahatsızlığın odağındaki insanı bilenlerin denetiminde çeşitli tahlil ve kontrollerden geçtikten sonra üretilip satılmasına müsaade edilmesine benzer biçimde bir sanatsal algı alanı açar ki, işte sanatın da insanında tartışılması ancak bu alandan devşirilen ölçütlerle mümkün olacaktır…

Aksi halde kutsala dair ve kutsalın aleyhine bir kısıtlamaya girişilerek bir yeni kutsal dizayn etmek ve elde edilen bu seküler/kutsal dizaynın ölçütleriyle insan özgürleşmesinin bir gereği olarak ‘ham’ bir özgürlük elde etmeye çalışmak ve bu eylemin haklılığını savunan bütün girişimlerin insanı ilgilendiren konular olarak kabul edilmesine rağmen kutsalın hakkını savunma yolunda daha ne kadar arsızlaşacak ve arsızlaştıracaksınız demek isteyenlere de kendi üretimleri olan bir insan-sanat ve ruh ketleşmesiyle karşı durmak ne kadar sanatkar olması bir yana ne kadar insani olacaktır.
Sanatsal bağlamda İnanç ve ifade özgürlüğünün önemini kabul etmekle beraber, sadece insanın ölçüleriyle konumlandırılan ve gündeliğin getirileriyle bulandırılan her şeyi sanat olarak kabul etmenin bir başka açıdan da hem uğruna sanat üretildiği iddiasında bulunulan ‘insan’ın derin anlamına hem de insan ve kutsal bağlamındaki rasyonel ve manevi hayat hakkının dehanın yanardağından fışkırtılan lavlarla yakılıp küle çevrilmesine izin vermek demek olacağını unutmamak gerekmektedir.

                                   Bu çalışmayı dosya halinde indir

www.edebiyatogretmeni.net

 

9. Sınıf Sayfasına Dön 

_____________________________Bağlantılar______________________________

eğitim eğitim  kadın Sağlık  Kadın  yemek tarifleri  yemek tarifleri  sağlık yemek tarifleri kadın dekorasyon hamilelik kadın mobilya



 

 

 

 

Hosting Hizmetleri