Komiklik güzel, kullanırım ben de derslerim de ancak daha önce de söylediğim gibi ölçülü olmalı.
Öğrenciler anladığım kadarıyla kendilerine benzayen öğretmeni seviyorlar. Hafta içinde bazen lisede de derslere giriyorum. (sınav için)
Şikayet edilen sınıflarda ben problem yaşamadım hiç. Ben de nedenini araştırıyorum bu aralar. Ne bekliyor bu öğrenciler?
Bağırmaktan, kendimi hırpalamaktan hiç hoşlanmıyorum. Sözlerimle idare etmeye çalışıyorum öğrencileri. (Sanırım idare etmek yakışmadı buraya)
Onlar da memnun hayatından.
Yine aynı yere çıkıyor benim yazdıklarım, empati ve samimiyet.

Öğrenci derste alakasız bir şey söyledğinde onu dersle ilişkilendirebilmeliyiz.
Hep konuşma, koşma, bağırma, vurma, yapma, etme... diyoruz. Aksine yol göstermeliyiz. Bütün öğrencilerin söz dinlediğini düşünelim. Koridorda koşan bir öğrenci, "Yavrum, koşma!" "Peki öğretmenim, durdum..." Ne yapacak şimdi, beklesin mi orda akşama kada? En basit örnek bu. Yol gösterici olmalıyız hep.
Derste konuşuyor bir öğrenci bi gün, birkaçı da dönmüş dinliyor, "Ben susayım sen anlat, daha önemli demek ki senin anlattıkların" dedim. Kaldırdım onu yerindene ve ben yerine oturdum. Tahtada durdu durdu, sustu...
Çok konuşan öğrencilere yaptığım başka bir uygulama da öne çıkarıp konuşturuyorum. Bir kelime veriyorum ve beş dakika süresinin, hiç durmadan bu kelime hakkında konuşacağını ve sonuna kadar konuşabilirse yıl sonuna kadar derste konuşmasına izin vereceğimi ama konuşamazsa bir daha söz almadan konuşamayacağını söylüyorum. Daha sonuna kadar konuşan çıkmadı. Sanırım verdiğim kelimelerden kaynaklanıyor. "Terlik, yaprak, taş..."
Yaz yaz bitmiyor bu öğrencileri. Yazdıklarım da sadece sınıfta yaşadıklarım, yanlış anlaşılsın istemem. Yol gösterici olur mu, siz karar verin artık ona da.

Sevdim ben bu başlığı. Ara sıra yazabilir miyim?
