|
Beyoğlu
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : Şubat 04, 2009, 10:44:01 ÖS » |
|
Gün gelir birisine lazım olur.Onun için ekliyorum bu beytin şerhini.Bazı yanlışlıklar olabilir;yükseklisans öğrencisine şerh ettirdiğimiz için
Çıktı yaşıl perdeden arz eyledi ruhsar-ı gü Saldı mirat-ı zamir-i jengar gül Beytin aslı: Çıhdı yaşıl perdeden arz eyledi dîdâr gül Sildi mirat-ı zamîr-i pâkden jengar gül
Ruhsar-ı gül yeşil perdeden çıktı arz eyledi. Gül mir’at-ı zamir-i jengar sildi Zamîr: 1. iç, iç yüzü 2.kalp, vicdan 3. gönülde gizli olan sır 4. ismin yerini tutan kelime Jengâr: 1. pas, kir 2. bakır pası Jengarî: bakır yeşili, bakır pası renginde boya Mir’at: 1. ayna 2. meşhur bir çeşit lale
Gül yaşıl perdeden çıhdı dîdâr arz eyledi, gül mirat-ı zamîr-i pâkden jengar sildi
Gül yeşil perdeden çıkıp yüzünü gösterdi. Temiz gönül aynasındaki pası sildi.
Beytin arka planında bir hayat sahnesi bir realite görünüyor. Bu realitede de gonca halindeki çiçeğin açılmasıdır. Goncanın etrafında yeşil yapraklar vardır. Bu yaprakların arasından goncanın rengi –ki Divan Edebiyatında kastedilen kırmızı güldür- belli belirsiz görünmektedir. Şair bu hayat sahnesine şairane sebepler bularak hüsn-i talil yapıyor. Yeşil yapraklar perde gibi düşünülüyor. Perde ev kavramını çağrıştırıyor; anladığımız kadarıyla bu perde tam açık değildir, aksine neredeyse tamamen kapalıdır. İnsan oradan bakar. Bu durum da bir ruh sıkıntısını çağrıştırıyor. Evin içerisinde kapalı halde uzun süre vakit geçiren insanın içi sıkılır bunalır. Gül de uzun süre perdelerin yani yaprakların içerisinde durmaktan sıkılmış bunalmış haldedir. Dikkat edilirse kasvet halini hissettirmek için tül değil perde denilmiş. Tül içeriye güneş ışınlarının girmesine izin verirken perde hele gündüz vakti çekiliyse evin içini karartır. Beyitte gül, muhtemelen sevgilidir. Sevgili, gülün yapraklar arasında açılması gibi, perdelerin arasından çıkıp yüzünü göstermiştir. Âşık için bundan daha güzel bir lütuf olamaz. Âşık sevgilinin kapısının eşiğindeki köpeklere bile özenir. Onun için sevgili erişilmezdir. Sevgilinin yüzünü görünce de ondan daha mutlu bir insan olamaz İkinci mısrada bir ayna kavramı var. Ayna Divan şairleri tarafından sıkça kullanılmıştır. Yukarıda mir’atın anlamlarını verdik. Edebiyatta daha çok ilk anlam kullanılmaktadır. Fakat şiirin redifi güldür. Şair bu gül redifi üzerine çokça çalışmış olmalıdır. Gülün beyit içerisindeki anlamları ve beytin diğer kelimeleriyle konteksi, bağlamı muhtemelen değerlendirilmiştir. Bu durumda mir’atın ikinci anlamı da düşünülebilir ama beyitte lale anlamının kastedilmediği de açıktır. Bu yüzden mir’atın yeşil ve gül kelimeleriyle tenasübünü göz önünde bulundurarak bir iham-ı tenasüp sanatının varlığı söylenebilir. Bunun yanında ayna, eskiden şimdiki gibi simli değildi. Metal aynalar vardı. Metal aynalarsa havayla temas edince çok çabuk oksitleniyordu. Lekelenen ayna da eski işlevini göremiyordu. Bu yüzden aynalar özel mahfazalarda, kılıfların içerisinde muhafaza edilmiştir. Jengar, pas, kir, bakır pası anlamına geliyor. Gül gönül aynasından kirleri, pasları silmiştir. Burada mısra iki taraflı değerlendirilmelidir. İlkinde, gül kendi gönlünün aynasını siler. Yani gül perdeyi açar evin içerisine ve gönlüne bir ferahlık doğar. Bu anlamda gülün sabah açtığı da göz önünde bulundurulmalı. Tıpkı gülün sabah açıp arz-ı endam ettiği gibi, sevgili de sabah uyanmış ve sabahın o mahmurluğuyla perdeyi açmıştır. Sabahlara kadar sevgilinin kapısında gözünü kırpmadan nöbet bekleyen âşık da o arada sevgiliyi görmüştür. İkinci anlamda ise sevgili perdeyi aralar yüzünü gösterir. Kendi gönlünün aynasından kiri pası silmez; yüzünü gösterince aşığın gönlünde gam, kasavet dağılır. O gül yüzle aşığın içerisi aydınlanır. Âşık sürekli beklemededir. Seven insan hep evhamlıdır. Aklında sürekli “acaba?” sorusu vardır. “Acaba o da beni seviyor mu?” “Acaba şimdi nerde?” “Onu sevdiğimi söylesem acaba ne der?” “Acaba başkasını mı seviyor?” “Acaba evlendi mi?” vs. Bu “acaba”lar da gönlü lekeler, sevgiliden iyi bir haber alınca da gönül ferahlar, rahatlar. Gönüldeki şüpheler kaybolur. Bu mısrada da şair sevgilinin yüzünü görünce vehimlerden, tereddütlerden kurtulur rahatlar.
Bu fakirin yorumuydu.
Bu da Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu’nun yorumu: Gülün perdeden çıkıp yüzünü göstermesi ile gül, gonca halindeki sıkıntıdan kurtulup ferahlamıştır. Eskiden aynalar madenden yapılırdı. İnsanın içi, gönlü aynaya benzetilmiştir. Goncayı saran yaprak da aynanın üzerindeki pasa benzetilmiştir. Pas silinince aynanın temizleceği gibi, goncanın pası gidince yani gül açılınca ferahlamış, gonca şeklindeki daralmış sıkıntılı halinden kurtulmuştur.
|