EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 05:37:00 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: 1 ... 4 5 [6]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Son Konak  (Okunma Sayısı 11192 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
SeptiK
Üye
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 56



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #75 : Kasım 17, 2010, 08:35:48 ÖS »

Tertemiz paylaşım olmus
Logged

sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #76 : Kasım 18, 2010, 10:51:51 ÖÖ »

Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #77 : Aralık 07, 2010, 09:05:56 ÖS »

İskender Pala
 
Ölümü hatırlayış!..

 
- Yunus Emre lisanından-Ölüm fikri, insanın, hiç şüphesiz en temel düşünceleri arasında yer alır. Hasret, korku, pişmanlık, keder, ıstırap gibi menfî ruh hâlleri çok zaman ölüm endişesiyle birlikte anlam kazanır.


Ölümün hakikatini bilen kullara göre ise ölüm bir sevincin, bir bahtiyarlığın, bir vuslat ve visalin başlangıcı; Cemal'e ve Didar'a açılan bir kapıdır... Bu kapının eşiğine varmayı arzulayan kullar, hani şu Bizim Yunus gibi erenler için duygular bir medd ü cezir halidir ki, hayat ile ölüm arasında şimşek hızıyla gelir, gider, telvine bulaşır, ha demeden hayran olur...

Yunus bir yiğit adamdır ki herkes gibi ona da ölüm ezelde takdir olunmuştur ve mahlûkatın küllisi gibi o dahi fani olduğunu bilir. Dizeleri arasında sık sık söylediği gibi ölüm, sürekli hayatın başlangıcı, fanilikten ebedîliğe açılan bir kapıdır. Yaşanmaması mümkün olmayan bir serüvendir ve hayat başladığı anda ilerlemeye, tik-tak demeye başlar. "Her nefis ölümü tadacaktır" kuralına ittibaen dünya bir ulu şar, ömür de bir tez pazardan ibaret olmak zorundadır. Müminin bilmesi gerekir ki hayır-şer yazılacak, ömür ipi üzülecek ve suretler hep bozulacaktır. O halde canı verip-alanı tanımak gerekir. "Bu cân sana bâkî kalmaz, anda varan geri gelmez / Yunus, kim öldürür seni, veren alır yine canı."

Efendiler Efendisi'nin sözüyle "Ölüm insana vaiz olarak yeter." Yunus diliyle de mal, mülk ne kadar çok olsa yine elden çıkar. Çünkü ölümlü dünya bir pazardır ki orada canlar satılmaktadır. Diyelim ki, "Berk yapıştın şol dünyaya, koyup gitmeyesin gibi / Karanu yalınız sinde, varıp yatmayasın gibi"; ne çare, "Günde birin gide durur, komşun sefer ede durur / Ecel bir bir yuda durur, bu dünyaya mağrur nedir". Kişi diyebiliyorsa ki, "Benim bunda kararım yok, ben bunda gitmeye geldim / Bezirgânım metâım çok, alana satmaya geldim" o halde şu prensipleri akılda tutmak zorundadır: "Ey dostunu düşman tutan, gıybet yalan söz söyleme / Bunda gammazlık eyleyen, anda yeri dar olusar". Daha da güzeli şöyledir: "Namazı kıl zikreyle, elin götür şükreyle / Öleceğin fikreyle, tur erte namazına (sabah namazına kalk)".

Ölümün ilk durağı kabre çıkar. Kabir, zahirde bir tükeniş ve bir son; bâtında ise bir diriliş ve bir başlangıçtır. Bedenler, kabirde bir taş yastığa baş koyup yatmaktadır, kemikler ve etler sızlamaya başlamıştır. Sorular ve cevaplar ile bir imtihandır başlar: Rabbin kim? Kitabın hangisi? Zamanını nasıl harcadın? Evlâtların, malların vs. vs... "Soru hesap olmayısar, dünya âhiret koyana / Münker Nekir ne sorar, tek olucak cümle murâd". Artık kişi gerçekten ameli ile baş başadır; dostları, akrabaları, evlâtları onu kara toprağa koymuşlar ve âdeta kaçarcasına da başından uzaklaşmışlardır. Hoca talkını verip gitmiştir. Ölen, başını mezar tahtasına vurmuş, dünyadan göçtüğünü anlamıştır. Çok geçmeden sorular başlar. Bu sorulara samimî verilmiş cevaplar yoksa, zorlu bir fırtına koptu demektir. Yok eğer kişi sözünde doğrulardan ise bu başlangıç bir esenlik, bir huzurdur. Bu hâl kıyamete dek sürer ve "Bu şardan üç yol çıkar, biri cennet biri nâr / Birisinin arzusu maksûd didâra benzer". O günde, iyi amellere şiddetle ihtiyaç olduğu da kesindir: "Bir hastaya vardın ise, bir içim su verdin ise / Yarın anda karşı gele, Hakk şarabın içmiş gibi".

Ahiret yolculuğu iki ayrı kapıya açılır. İyiler ve kötüler, amellerinin veriliş biçimine göre Sırat köprüsünden itibaren ayrılırlar. İyiler için cennet, zalimler için de cehennem yolun sonudur. Yunus değiliz ki "Cennet cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri / İsteyene ver onları bana Seni gerek Seni" diyebilelim de cennetten geçelim; ah keşke!.. Ne yazık ki biz cennete muhtacız. Bunun için namazımız, niyazımızın yetmeyeceğini de biliyoruz; çok çalışmak, çok çok çalışmak ve ölmeden evvel yine çok çalışmak zorundayız. Ve Allah'a yarayışlı güzel şeyler yapmak... Bu dahi aşk ile olur. Aşk var ise gerisi kolaydır. Çünkü "Mânâ eri bu yolda melûl olası değil / Mânâ duyan gönüller, hergiz ölesi değil"dir. Bunun adına hem dünya, hem de ahiret tasarrufu diyorlar; yoksa bedenin öleceğinden hiç endişe duyulmasın: "Âşık öldü deyu salâ verirler / Ölen hayvan imiş âşıklar ölmez."

İnanıyoruz ki ölüm bir güzellik, bir başlangıçtır. Dirilmek için ölmeye muhtacız. O halde mezar taşlarındaki "ah mine'l-mevt (Ah ölümden!)" ibarelerini belki "ah ile'l-mevt (Ah ölüme!)" diye değiştirtecek bir hayat gerekiyor bize. Ölümden sonrası için umudumuz, korkumuzdan öndedir elhamdülillah!..

i.pala@zaman.com.tr

07 Aralık 2010, Salı
 
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #78 : Aralık 09, 2010, 02:47:13 ÖS »




Mezarlık ölülerin, toprağa karışmadan önce adlarını, kimliklerini toprak üstünde bıraktıkları yerdir.


Paul Valery
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #79 : Ocak 29, 2011, 08:31:41 ÖS »

Ten fanidür can ölmez çün gitdi girü gelmez
Ölür ise ten ölür canlar ölesi değil

Yunus Emre

Âkıbet cümlemizin menzili hak olsa gerek
Kime itmiş bu felek kâmu merâm üzre vefâ

Reisü’l-Küttab Ârif

Seyl-i fenada sanki tokuz göz bir asiyâb
Turmaz öğütmede dimeyüp şeyh ü şâb çarh

Ölçüp döker bu nokta-i encümle subh u şâm
Nev i nukûd-ı ömrümüz eyler hisab çarh

Nev’i


Gelû-gir-i kazâdur seng-i râh ayine-tab’âna
Ecel geldükde ab-ı kûzda gird-âb olur peydâ

Sâkıb

Cânı cânân dilemiş virmemek olmaz ey dil
Ne nizâ eyleyelüm ol ne senündür ne benüm

Fuzûlî

Öldügine âşık-ı sâdık olanlar zevk ider
Fahr ider şol bende k’anı hazret-i sultân okur

Necati

Can virürken derlese düşmen ‘arak sanma anı
Kim anun imansız öldügine aglar meşâm

Mesihi
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #80 : Ocak 29, 2011, 08:39:50 ÖS »




"Bu kadarcık bir ömrün bahtlısını, bahtsızını hesaplamak hangimize gülünç gelmez? Sonsuzluğun, dağların, nehirlerin, yıldızların, ağaçların yanında bizim hayatımızın uzunu -kısası da böyle gülünçtür."

Montaigne
Logged
descent
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 107


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #81 : Şubat 25, 2011, 09:34:41 ÖS »

Ailede Bir Ölüm

Kitap / Edebiyat (Öykü/Roman) Çeviri

Yayınevi: Ayrıntı   
Yazarı: James AGEE   
Sayfa Sayısı: 294



Ailede Bir Ölüm James Ageenin Türkçe deki tek kitabı. Amerikanın içe kapalı, geleneklerine bağlı bir yöresidne doğup bütüyen Agee, geleneksel aile ilişkilerini, insanların yaşam ve ölüm karşısındaki yalnızlıklarını büyük bir sadelik ve incelikle işlemesiyel dikkatleri çekiyor... Agee yaşamı ve ölümü varoluşçu bir açıdan sorulamıyor. Daha çok bir olgunun ya da olayın insanlar üzerindeki etkisini garip denebilecek bir tutku ve yoğunlukla betimliyor. Birbirlerine kanbağlarıyla bağlı insanların duygusal yaşantılarının acı bir olayın ağırlığı karşısında altüst oluşunu, belli "an"larda aralarında kurulan uzaklık ve yakınlıkları anlatıyor. Davranışlar, sözler ve jestlerle kurulan bu duygu dünyasınını olaanüstü bir titizlik ve duyarlıkla yansıtıyor Agee. Bilinci kılı kırk yararcasına didikleyen üslubuyla Faulknerı çağrıştırsa da "dış dünya" daha ağır basıyor Ageede. Romanda "bir çılgının anlattığı masal"a benzetilen hayat, tüm karmaşıklığı ve acımasızlığı ile önümüze seriliyor: Yabancı, uzak, kayıtsız ve her türlü anlamlandırmaya açık... Agee bu açıklığı aile ilişkileri, insanlar arası iletişim ve iletişimsizlikle dolduruyo: Uyulması gereken kurllar, söylenmesi gereken sözler, karşılıklı ödevler ve alttan alta akan gerçek duygu ve düşünceler... Her türlü abartıdan uzak, yalınlığın ve içtenliğin edebiyattaki karşılığı olan bir roman Ailede Bir Ölüm...Gündelik hayatın "basit" gerçeklerini incelikli bir üslupla anlatan bir yazar James Agee... Ve bu yalınlığın, içtenliğin, inceliğin Türkçedeki dünyasını kuran bir çevirmen Tomris Uyar...
 
 
Logged
descent
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 107


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #82 : Şubat 25, 2011, 09:58:27 ÖS »

"Ölüm için ihtiyat gerekir. Akıbeti, hasrı gören-ler için de zevk u safa.Ölümü Yûsuf gibi gören, canını feda eder. Kurt gibi görense, doğru yoldan ayrılır.Ölüm, herkese kendi rengindedir. Saf ayna iyiyi de kötüyü de gösterir.Güzel yüz aynada güzeldir, çirkin yüz de çirkin.Sen ölümden korkup kaçıyorsun. Bil ki seni asıl kendi çirkinliğin korkutmada.Gördüğün kendi çirkin yüzün, ölümün yüzü değil. Canın o suretten ürktü.İyi de, kötü de senden yetişmiştir. Çirkin de, güzel de kendi elinle kazandığındır."

(Mesnevi, III/ 3458-65)


Logged
Sayfa: 1 ... 4 5 [6]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM