EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 05:30:02 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2 3 ... 6
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ramazan Muhabbetleri  (Okunma Sayısı 7277 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« : Ağustos 02, 2010, 10:27:46 ÖS »




http://www.diyanet.gov.tr/turkish/namazvakti/vakithes_namazvakti.asp



“Kıyamet günü oruç ve Kur’an kul’a şefaatçi olurlar. Oruç:

- Ya Rabbi, ben onu gündüzleri yemekten ve zevklerinden alıkoydum. Şimdi beni ona şefaatçi kıl, der. Kur’an:

- Ya Rabbi, ben onu gece uykusundan alıkoydum. Şimdi beni ona şefaatçı kıl, der.

Her ikisi de şefaat ederler.”


Ramazan denince aklınıza ilk gelen şey nedir?

Fırından yeni çıkmış,mis gibi kokan bir pide,

Sofraya özenle yerleştirilmiş,simsiyah ve tuzlu zeytin,(düşünmek bile ağzımızı sulandırmaya yeterli)

İftar davetleri,

Pide kuyrukları,

Hasretle beklenen akşam ezanları,

İftar telaşı,

Yemek sonrası,yumuşacık koltuklara gömülerek yapılan dost muhabbetleri,

Beyaz porselen kaselere koyulmuş iç açıcı kompostolar,

Tatlılar,

Su,su,su...

Huzur...

Ya da Ramazan anılarınız?

Hani dışarıda yiyeceksinizdir ama yer ayırtmayı unutmuşsunuzdur.Saatlerce dolaşır yemek yiyecek bir yer bulamazsınız.

Hani Ramazanda davetsiz gitmek sevaptır diye düşünmüş ve ansızın çalmışsınızdır bir dostunuzun kapısını...

Akşama misafir bekliyorsunuzdur,günlerden pazardır ve...Tüp bitmiştir. Sırıtan

Özene bezene hazırladığınız böreği fırında unutmuşsunuzdur.

Hepsini birarada çıkarayım diye tüm ahbaplarınızı davet etmişsinizdir ama...Çatal,kaşık...Cıkkkk...



« Son Düzenleme: Ağustos 19, 2010, 09:12:54 ÖS Gönderen: Lâle » Logged
naprev
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 967


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Ağustos 02, 2010, 11:30:42 ÖS »

 Gülümseme

Eski zamanlar işte, uzay araştırmaları, takvimler falan pek yok. Ramazan'ın geldiğini gökteki hilali gördüklerinde anlarmış insanlar. Erzurumlunun biri varmış, Ramazanla, oruçla arası pek yokmuş ama mecburen de oruç tutarmış, ne yapsın. Bir defasında, Ramazan'ın yaklaştığını anlamış ve evden hiç dışarı çıkmıyormuş, hilali görmeyeyim diye. Bir akşam, mahallenin kahvesine gitmek istemiş. Evinden çıkmış ve kafasını iyice yere eğerek yürüyormuş. Yolda su birikintisinin yanından geçerken, hilalin sudaki aksi gözüne ilişmiş. Birden irkilmiş Erzurumlu ve, 'be hey mübarek gözüme mi gireceksin, anladık işte Ramazan gelmiş...'
« Son Düzenleme: Ağustos 02, 2010, 11:32:25 ÖS Gönderen: naprev » Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Ağustos 02, 2010, 11:37:53 ÖS »

Çok güldüm naprev hocam.Ellerinize sağlık.Bi tane de ben anlatayım:Bir Ramazan günü Nasreddin Hoca'nın gözleri susuzluktan afallamış. Dayanamayıp bir çeşmeye çaktırmadan yanaşmış. Tam suyunu içerken, bir köylü görmüş hocayı:
 - "Aman hoca, günah değil midir bu yaptığın!"
 - "Yıkıl karşımdan, Ramazan gider bir daha gelir, ama ben gidersem bir daha gelmem; ne günahı!"

Çocukken oruç tutmaya pek hevesliydik.Sanki sahur yemekleri daha bir güzel gelirdi bize.Ne yapıp edip her sahura uyanırdık.Eeee ertesi günde mecburen oruç tutacaksın.Neyse ki annem küçüklerin oruçlarının akşama kadar devam etmesine gerek olmadığını söyler ve öğlen yemeğimizi hazırlardı.Bir kaç yıl iftarı öğlende yaparak oruç tutuğumuzu hatırlarım.Ha bir de suyun serbest olduğunu.Yukarıdaki fıkra o günleri anımsattı bana. Gülümseme
Logged
naprev
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 967


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Ağustos 02, 2010, 11:50:30 ÖS »

 Kahkaha Sen de sağolasın Lale hocam.

Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Ağustos 03, 2010, 04:31:29 ÖS »

Bir ramazan günü Abdülhamid Yıldız Sarayı’nda vükelaya,tanınmış gazetecilere bir iftar yemeği vermişti.Sofrada ağız tadıyla yenecek bir salatanın nasıl yapılacağı hakkında söz açılmıştı.Birisi,”Salatanın yağını cömert birisine,sirkesini bir mahpusa koydurmalı,bir deliye de karıştırtmalıdır.”demişti.
Bu tarif çok hoşa gitmişti.Ebuzziya Tevfik Bey merhum,o halde demiş,zeytinyağını Şevketmeab Efendimize,sirkesini de Sadrazam Paşa Hazretlerine koydurmalı.Çırağan Sarayına da gönderip karıştırtmalıdır.
O vakit Çırağan’da Beşinci Murad mahpus bulunuyordu. Kahkaha
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Ağustos 03, 2010, 04:46:19 ÖS »

"Ramazan,aile bireylerinin,akrabaların,komşuların,iş arkadaşlarının iftar yemeklerinde biraraya geldikleri bir aydır.İftar davetleri genellikle Ramazan'ın on beşinden sonra başlar ve bayrama iki gün kalana kadar devam eder.Büyük şehirlerde çok sayıda iftar yemeğine iştirak etme mecburiyeti dolayısıyla on beşinden önce de davet düzenlenmektedir.Önce ailenin yaşlıları çocuklarını ve akrabalarını iftara davet ederler.Daha sonra çocuklar,büyüklerini,akrabalarını iftara çağırırlar,işverenler,işçileri için iftar yemeği vermeğe başlamışlardır.Bazı lokantalar her akşam bir miktar yoksulu doyurmaktadır.Zenginler,her akşam bir miktar yoksul için iftar yemeği verme geleneğini sürdürmektedir.Böylece Ramazan ayında hemen hemen her akşam bir evde,bir lokantada iftar yemeğinde bir araya gelinerek insani ilişkiler geliştirilir."

21.Yüzyılın Eşiğinde Örf ve Adetlerimiz
Türk Töresi
(Türk Kültürüne Hizmet Vakfı yayını-sayfa 195)

Günümüzde birbirleri ile iftar çadırı kurma konusunda yarışan kesimlerin samimiyeti şüpheli geliyor açıkcası.Kameraları çağırıp,iftar davetini görüntületmenin mantığını anlamakta güçlük çekiyoruz işin doğrusu.Amaç reklam değildir demek güç. Masum
Logged
kurthan
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 110


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Ağustos 05, 2010, 02:44:28 ÖS »

Bektaşi, akşamları sahura kalkıp tıka basa yemeğini yiyormuş.Sonra da niyetlenip uykuya dalıyormuş.Fakat gündüzleri de yemek yiyormuş.Bu durum ahaliden bazılarının dikkatini çekmiş ve içlerinden biri Bektaşi'ye sormuş:

- Be adam akşamları sahura kalkıp yemek yiyorsun ,gündüzleri de yemek yiyorsun.Bu nasıl iş böyle ? Yoksa oruca niyetlenmiyor musun ? 

Bektaşi cevap verir:

- Niyetlenmez miyim hiç ?

– Nasıl niyet ediyorsun peki?

- Valla 'dayanırsam tutarım,dayanmazsam yutarım' diye niyet ediyorum  Gülümseme


Logged

Geçer gözüm
İçimizden bir aşk geçer
Ve keder
Ve heder olmuş bir hayat
Nasıl geçerse zehir damarlarımızdan
Öyle yavaş öyle deşer de geçer
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Ağustos 05, 2010, 07:47:44 ÖS »

III.Mustafa'nın veziri Koca Ragıp Paşa'nın konağında bir ramazan sohbeti yapılıyordu.Ragıp Paşa karşısında oturan şair Haşmet'e:

"Senin de borcun var mı?" dedi.Haşmet hemen cevap verdi:

"Var efendim!"

"Ne kadar?"

"Mahalle bakkalına bin kuruş,kasaba beş yüz kuruş..." derken Ragıp Paşa gülmüş ve:

"Be adam onu sormuyorum.Oruç borcun var mı,onu soruyorum" deyince Haşmet şöyle cevap verdi:

"Oruç borcumu Allah sorar,sizin soracağınız kul borcudur."

Logged
kurthan
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 110


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Ağustos 06, 2010, 01:02:22 ÖS »

Bir gün fazla tutmuş

Bie cemiyette adamın birine sormuşlar :

-Kaç gün oruç tuttun?

-Hastalığım nedeniyle, sadece bir gün tutabildim! demiş.

Aynı soru, orada bulunan Bektaşi’ye sorulunca, hiç istifini bozmadan yanıt vermiş :

-Bu arkadaş benden bir gün fazla tutmuş!  Gülümseme
Logged

Geçer gözüm
İçimizden bir aşk geçer
Ve keder
Ve heder olmuş bir hayat
Nasıl geçerse zehir damarlarımızdan
Öyle yavaş öyle deşer de geçer
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Ağustos 06, 2010, 04:14:53 ÖS »

Hiç tutmamış yani.
Bu sene, bu sıcakta, bir gün eksik tutan bektaşi sayısında patlama yaşanırsa hiç şaşmamak lazım. Gülümseme
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Ağustos 10, 2010, 01:17:42 ÖS »

"Peygamber efendimiz, Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:
(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]
(Farz namaz sonraki namaza kadar, Cuma sonraki Cumaya kadar, Ramazan ayı sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]
(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ. Mansur]
(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonuysa Cehennemden kurtuluştur.) [İ. Ebiddünya]"



Bu gece ilk teravih ve ilk sahurumuz.Ramazan ayı hepimize hayır ve bereket getirsin diyorum.Dostluğun,kardeşliğin,paylaşmanın tadına varalım cümleten.Huzurlu Ramazanlar...
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Ağustos 10, 2010, 05:14:06 ÖS »

<a href="http://www.forumdas.net/flash/ramazan.swf" target="_blank">http://www.forumdas.net/flash/ramazan.swf</a>
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : Ağustos 10, 2010, 10:22:00 ÖS »

Ramazan'ın anlamı hakkında güzel bir yazı.Paylaşmak istedim.


Ramazan yaklaşırken

Ahmet Selim


Berat Kandili demek, Ramazan-ı Şerif geliyor demek... Ramazan Hatıraları'nın serinliği geliyor demek... Öyle de ihtiyacımız vardı ki.

Ben şölen gibi gösterişli, telaşlı, gürültülü yaşanmasını sevmiyorum. Benim için Ramazan sükunettir, derinlik ve inceliktir. Kişinin kendi kendisiyle daha çok baş başa kalmasıdır. Bu benzeşmelerden bir ruhaniyet ikliminin; "hüznü sevinçle, sabrı şükürle" birleştiren emsalsiz güzelliği ile doğmasıdır.
İftar ve sahur sofralarının sade olanları güzeldir ki, bereketi o sadelik içinde yaşanır. "Birdenbire çok yemek, saygısızlığa yakın bir ayarsızlıktır" derdi Esat dede. "Bedeni ve maddeyi ikinci plana atıp, ruhu ve tefekkürü her zamankinden çok öne çıkarmaktır Ramazan" derdi... "Daha telaşlı, daha hareketli, yeme içme ilgileri daha canlı bir dönem hiç değildir" derdi. Çünkü o türlüsü onun zamanında da başlamıştı.
Toplumsal kesitleri alırken, marjinal denilebilecek örnekler üzerinde durmayı hoş göremiyorum. Bilgi olarak tamam da; toplumu anlatıyoruz diye konaklardaki Ramazan'ları anlatmayı yadırgıyorum. Biz, mahalledeki, sıradan evlerdeki Ramazan'lara bakalım. Toplumun yaşadığı, nabzının attığı yer orası.
Direklerarasını falan masal gibi dinliyorum. Ve o masalın da geniş kitleleri ilgilendirdiğini hiç sanmıyorum. "Eski Ramazanlar" denilince bunların anlatılması da hoşuma gitmiyor ve hiç de gerçekçi gelmiyor. Onlar marjinal anlatımlar ve toplumun ruhunu yansıtmıyor.
Fakirlere yardım, Ramazan öncesinin ince bir dikkatiydi. Gizli yardımlar yapılırdı. "Fakire sofrada yedirmek" diye bir şey yoktu. Evdeki sofranın mahremiyeti vardır ve fakir fukara çağırılmaz; komşu da çağırılmaz. İftara iştirak, ancak yakın akrabalar arasında olurdu. Ayrı sofralar açmak, eski konak hayatının âdetlerindenmiş. Ben ne gördüm ne de duydum. Ama çok hoş ve hassas bir yardımlaşma, hiç incitmeden ve alenileştirilmeden sıcacık bir yürekle, asil bir zarafetle gerçekleştirilirdi...
Çok şeyler değişti.
Sabahleyin mescidimizin imamı evinden gelirken bizim sokaktan geçer ve bizim kapıyı "tak, tak, tak" diye üç defa çalardı. "Dalgınlık, rehavet" olmasın diye! Alışmıştık o sese, hiç yadırgamazdık... Ramazanlarda camileri gezerdik, ama itidal üzere... Babam derdi ki; bizim camimiz mahzun kalmasın. Bazen bir başka camiye niyetlenmişken, bizim camiyi tenha gibi gördüğü için vazgeçerdi.
Evimizi sattıktan sonra, çeşitli semtlerde oturmak durumunda kaldık. En içten dileği, evimizin bir camiye yakın olmasıydı. Belki 15 kadar ev değiştirmişizdir; hepsinde de cami 50 metre kadar yakınımızda olmuştur. Sonunda ev sahibi olduk, tam caminin karşısında! Bir sevindi ki anlatamam.
Mızraklı Sokak'taki ilk kendi evimiz, Muhtesip İskender Mescidi'nin hemen yanındaydı. Sonra Yavuzselim'e taşındık, Eski Ali Paşa Camii bir sokak ötedeydi. Edirnekapı'daki ev, Mihrimah Sultan'ın yamacındaydı. Tercüman Yunus'taki evimizin yine 50 metre yakınında ahşap minareli bir mescit vardı... Hepsi öyleydi evlerimizin. Ataköy'de oturduk, orada da yeni yapılan bir camiye bitişik gibiydik... Haseki'de öyle, Bakırköy'de iyice karşı karşıya... Böyle olsun diye özel çaba harcamadık, hep öyle rast geldi; babacığının duası istikametinde... Unuttuklarım da öyleydi... Üçler Sokak'ta oturduk, Sultanahmet bütün haşmetiyle karşımızdaydı... Çarşamba'da oturduk, İsmail Ağa Camii köşedeydi... Oturduğumuz evleri ve semtleri, ben önce camileriyle hatırlarım. Aslında bütün İstanbul'u öyle hatırlarım. Güzel, vakur, müşfik, haşmetli İstanbul'u... Yoktu o zaman göğü delmek isteyenlerin çirkinlikleri falan... Hüzünlüymüş diye eleştiriyor bir yazar. Sen kendine bak önce; niçin bu kadar hüzünsüzsün? Hüzünsüz güzellik olur mu?!
Bu yıl Ramazan'ı bir başka türlü özledim. Anlatılacak gibi de değil. Bezdim gündemsiz aktüalitenin yapışkan anlamsızlığından.
Bir de şu farfaralıklar olmasa! İstanbul, vakarlı tevazuun, müşfik ihtişamın şehridir. Süleymaniye gibi... Sultanahmet, Şehzade, Sultan Selim gibi... Ruhaniyete tefekkür ile değil de şov ile yaklaşmak, bırakın ruhumuzu, İstanbul'un maddesine bile yakışmıyor. a.selim@zaman.com.tr



Logged
Nur-i Didem
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3193


ESKİYEN YÜZÜMÜN YENİ GÜLÜMSEYİŞİ, Hoş geldin!


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : Ağustos 11, 2010, 03:29:52 ÖS »

Köy halkı Nasrettin Hoca'ya sormuş:
-Hocam ramazan bizden razı mı?
Hoca gülerek:
-Razı olmasa her yıl 10 gün önceden gelir mi?
 Kahkaha
« Son Düzenleme: Ağustos 11, 2010, 03:32:34 ÖS Gönderen: Nur-i Didem » Logged

Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen. Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar, ne kanatır. Gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun, varlığıyla huzur bulduğun bir denizin yakınında yürümek gibidir böyle sevmek. Elif Şafak
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : Ağustos 11, 2010, 07:42:29 ÖS »

İlk günden pes...Muhabbet edecek halimiz kalmadı. Ağlayan
Logged
Sayfa: [1] 2 3 ... 6
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM