|
Belce
Ziyaretçi
|
 |
« : Nisan 28, 2008, 10:25:28 ÖÖ » |
|
Güne gülümsererek başlamak umutla bakmak adına. Şiir dileniyorum...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
meryozcan
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #1 : Nisan 28, 2008, 11:27:39 ÖÖ » |
|
NOKTALI VİRGÜL Sunay AKIN
Virgül hiç susmayan bir davulun tokmağı çağırır kelimeleri kağıtlardaki düğüne
Nokta tepeden inme sonradan görme son verir yazının özgürlüğüne
Bir araya geldiklerinde hemen çıkar üste acımasız nokta virgül ise gariban boynu bükük ezilir altta
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
derin
|
 |
« Yanıtla #2 : Nisan 28, 2008, 05:54:45 ÖS » |
|
Afşar Timuçin
Ağacın İkindi Türküsü
Açıklara çıkalım boğulmamak için Günün kuytu yerleri şimdi harap İçimizde bir ezgi inceden inceye Bizi kendimize bağlarken akşam olur Karanlığı gümüş rengine boyar mehtap
Oturup uzun uzun konuşsaydık Sevişmek nasıl olsa gene olur, iyi kötü Bir ıhlamur sıcaklığı yayılırken odamıza Herşeyi ince ince düşünseydik Ölümü, kırgınlığı, inceliği en başta Bütün eksiklerimize gülüp geçerek
Belki de boşa geçti onca zaman Bu da bir tür geçip gitme duygusudur Ne güzel olurdu yeniden başlasak Ne yapsan en başa dönülemiyor Ne yapıp yapıp dalı unutmalı Rüzgârla yere düşen sarı yaprak
Afşar Timuçin
|
|
|
|
|
Logged
|
vaz-geç-tim
|
|
|
|
Belce
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #3 : Nisan 29, 2008, 10:40:52 ÖÖ » |
|
HÜRRİYETE DOĞRU
Gün doğmadan, Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola. Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında, İçinde bir iş görmenin saadeti, Gideceksin Gideceksin ırıpların çalkantısında. Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı; Sevineceksin. Ağları silkeledikce Deniz gelecek eline pul pul; Ruhları sustuğu vakit martıların, Kayalıklardaki mezarlarında, Birden Bir kıyamettir kopacak ufuklarda. Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin; Bayramlar seyranlar mı dersin, Şenlikler cümbüşler mi? Gelin alayları, teller, duvaklar, Donanmalar mı? Heeey Ne duruyorsun be, at kendini denize: Geride bekliyenin varmış, aldırma; Görmüyor musun, Her yanda hürriyet; Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; Git gidebildiğin yere... ORHAN VELİ KANIK
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
hüsamdikit
|
 |
« Yanıtla #4 : Nisan 29, 2008, 11:51:44 ÖS » |
|
GERİ DÖNEN MEKTUP
Ruhun mu ateş,yoksa o gözler mi alevden? Bilmem,bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan,kendini gizler mi alevden? Sen istedin,ondan bu gönül zorla tutuştu..
Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene,yerlerde sürünse; Her şey silinip kaybolurken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...
Ey sen ki,kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki,gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. Gözler ki,birer parçasıdır senden ilah'ın, Gözler ki,senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin; Sen vururken de,öldürürken de güzelsin! Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki,yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
Hasret sana,ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı. Dinmez! Gönülün,tapmanın,aşkın sesidir bu! Dinmez!Ebedi özleyişin bestesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek kolaydı, Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.. Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler, Tek bendeki volkanları söndürse denizler!
Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma "Kaabil", İmkanı bulunsaydı,bütün ömre mukabil Sırretmeye elden seni,bir perde olurdum. Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.
Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur, En hisli şiirden de örülmez bu güzellik. Yaklaşması güç,senden uzaklaşması zordur; Kalbin işidir,gözle görülmez bu güzellik...
Hüseyin Nihal Atsız
|
|
|
|
|
Logged
|
Şirler bile pençe-i kahrımda olurken lerzan Beni bir gözleri âhuya zebun etti felek Yavuz Sultan Selim Han
|
|
|
|
Belce
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #5 : Nisan 30, 2008, 03:46:53 ÖS » |
|
Nerdesin Geceleyin bir ses böler uykumu, İçim ürpermeyle dolar: - Nerdesin? Arıyorum yıllar var ki ben onu, Aşığıyım beni çağıran bu sesin.
Gün olur sürüyüp beni derbeder, Bu ses rüzgârlara karışıp gider. Gün olur peşimden yürür beraber, Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?
Bütün sevgileri atıp içimden, Varlığımı yalnız ona verdim ben. Elverir ki bir gün bana derinden, Ta derinden bir gün bana: -Gel desin.
Ahmet Kutsi Tecer
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Belce
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #6 : Mayıs 02, 2008, 11:01:37 ÖÖ » |
|
"Kırgın umutta Keder tortusunda
Acıda, zehirde, pusuda
Yılma
Doğan günü bekle
Çünkü tutar bir erik ağacı sunar sana
Doğan gün
Van gölünden bir sabah
Bir kıvılcım, bir titreşim
Bir tutam Akdeniz
Suphanci bir serinlik
Ve genç bir gerinme
Usulcacık sac hışırtıları
Bir dudaktan buğulanan sıcaklık
Tutar getirir
Doğan gün
Öpücük gibi konar gözlerinde bir melodi
Sevgilin gibi dokunur parmaklarına bir kedi
Ve kavga ve zulüm ve ateş
Hep birlikte örülen bir türkü
Güzel yapmak için, güzel olmak için
Çünkü hayat dönen, kıvrılan
Yanan bir ibriÅŸimdir
Tutar getirir
Doğan gün"
Kemal BURKAY
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
meryozcan
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #7 : Mayıs 02, 2008, 11:28:33 ÖÖ » |
|
abbas
haydi abbas, vakit tamam; akşam diyordun işte oldu akşam. kur bakalım çilingir soframızı; dinsin artık bu kalp ağrısı. şu ağacın gölgesinde olsun; tam kenarında havuzun. aya haber sal çıksın bu gece; görünsün şöyle gönlümce. bas kırbacı sihirli seccadeye, göster hükmettiğini mesafeye ve zamana. katıp tozu dumana, var git, böyle ferman etti Cahit, al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan; yaşamak istiyorum gençliğimi baştan.
Cahit Sıtkı
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 02, 2008, 11:30:34 ÖÖ Gönderen: meryozcan »
|
Logged
|
|
|
|
|
Belce
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #8 : Mayıs 02, 2008, 02:23:52 ÖS » |
|
'Çevrende herkes şaşırsa, bunuda senden bilse, sen aklı başında kalabilirsen eğer, herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır, hem kendine güvenirsen eger, bekleyebilirsen usanmadan, yalanla karşılık vermezsen yalana, kendini evliya sanmadan, kin tutmayabilirsen kin tutana, düşlere kapılmadan düş kurabilir, yolunu saptırmadan düşünebilirsen eger, ne kazandım diye sevinir,ne yıkıldım diye yerinir, ikisinede vermeyebilirsen değer, söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz, kandırabilir diye safları,dert edinmezsen, ömür verdiğin işler bozulsa sa yılmaz, koyulabilirsen işe yeniden, döküp ortaya varını yogunu, bir yazı turada yitirsen bile, yitirdiklerini dolamaksızın dile, baştan tutabilirsen yolunu yüreğine sinirine dayan diyecek direncinden başka şeyin kalmasa da, herkesin bırakıp gittiği noktada, sen dayabailirsen tek herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen, unutmayabilirsen halkı,krallarla gezerken dost da düşman da incitemezse seni, ne küçümser ne büyütürsen çevreni her saatin her dakikasına emeğini katarsan hakçasına her şeyi ile dünya önüne serilir üstelik oglum,adam oldun demektir.' Rudyard KİPLİNG
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Belce
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #9 : Mayıs 09, 2008, 01:13:24 ÖS » |
|
MENDİLİMDE KAN SESLERİ Her yere yetişilir Hiçbir şeye geç kalınmaz ama Çocuğum beni bağışla Ahmet Abi sen de bağışla Boynu bükük duruyorsam eğer İçimden öyle geldiği için değil Ama hiç değil Ah güzel Ahmet abim benim İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığa Toprağını iten çiçeğe Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine Konyanın beyaz Antebin kırmızı düzlüğüne benzer Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir Denize benzer ki dalgalıdır bakışları Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına Öylesine benzer ki Ve avlularına (Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi) Ve sözlerine (Yani bir cep aynası alım-satımına belki) Ve bir gün birinin adres sormasına benzer Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına Minibüslerine, gecekondularına Hasretine, yalanına benzer Anısı işsizliktir Acısı bilincidir Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan Gülemiyorsun ya, gülmek Bir halk gülüyorsa gülmektir Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi. Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden Dirseğin iskemleye dayalı - Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben - Cıgara paketinde yazılar resimler Resimler: cezaevleri Resimler: özlem Resimler: eskidenberi Ve bir kaşın yukarı kalkık Sevmen acele Dostluğun çabuk Bakıyorum da simdi O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde. Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi Biz eskiden seninle İstasyonları dolaşırdık bir bir O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar Nazilli kokardı Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen Kadının ütülü patiskalardan bir teni Upuzun boynu Kirpikleri Ve sana Ahmet Abi uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki Sofranı kurardı Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi Çocuklar doğururdu Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi O çocuklar büyüyecek O çocuklar büyüyecek O çocuklar... Bilmezlikten gelme Ahmet Abi Umudu dürt Umutsuzluğu yatıştır Diyeceğim şu ki Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse Çocuklar, kadınlar, erkekler Trenler tıklım tıklım Trenler cepheye giden trenler gibi İşçiler Almanya yolcusu işçiler Kadınlar Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi Ellerinde bavullar, fileler Kolonyalar, su şişeleri, paketler Onlar ki, hepsi Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler Ah güzel Ahmet Abim benim Gördün mü bak Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar Ve dağılmış pazar yerlerine memleket Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile Gelse de Öyle sürekli değil Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün O kadar çabuk O kadar kısa İşte o kadar.
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar Mendilimde kan sesleri.
Edip CANSEVER [/i]
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
As
|
 |
« Yanıtla #10 : Mayıs 09, 2008, 02:01:17 ÖS » |
|
YOK
Kitabımı sana adamak istedim Gözlerine baktım Gözlerin yok Öpmek istedim Yüzüne baktım Yüzün yok Tutmak istedim elini Elin yok Isıt sözlerimi yüreğe işleyen kulakların yok Anlat bana bişey anlat Dilin yok Haydi yanyana yanın yok Kitabımı sana adamak istedim Adın yok Güvercin getirdi şiirimi geriye Bu dünyada anlattığın kadın yok..
AZİZ NESİN
|
|
|
|
|
Logged
|
Sevda kuşun kanadında ürkütürsen tutamazsın Ökse ile sapanla vurursun da saramazsın Hayat sırrının suyunu çeşmelerden bulamazsın Ansızın bir deli çaydan içersin de kanamazsın
|
|
|
|
derin
|
 |
« Yanıtla #11 : Mayıs 09, 2008, 10:39:07 ÖS » |
|
SESSİZ SENFONİ
Ellerin vardı, sıcak ve masum. Ellerin, hayal gibi, düş gibi... O zaman talihime yardı ellerin. Beyaz bir gecede, iki kuş gibi, Omzuma nasıl da konardı ellerin?..
Hangi rüzgarlarda şimdi kim bilir? O değirmen altı, o zümrüt koru, İlk dörtlü yoncayı bulduğumuz yer, Ya o çapkın çapkın kestanecikler!... Hani bir yerleri çimdiklenir hafifçe, Kanardı ellerin! Mendilimi sarardım üstüne, Avcumda sahici bir hasta gibi İncecik incecik yanardı ellerin!
Bazan kızar hırçınlaşırdı birden; Ruhumu kaldırır, kaldırır boşlukta, Oysa bilmez miyim atamazdı! Geceler sonsuzdu, geceler derin; Bir şeyler düşünür anlatamazdı Kahrından kaskatı donardı ellerin!
İnsan, soyununca hissediyor, Gittikçe katılaştığını yerin!.. Tanıdık bir film geçiyordu gözlerimden, Gel gör ki, en güzel yerinde, Ansızın kopardı ellerin!
Sonra, dört yabancı el, Dört yorgun omuz, Mezat kapısında bir kuşluk vakti, Çekince ipini mesafelerin; Ayak uçlarıma yığıldı sonsuz!.. Bir tünel gerindi sefil, kapkara! Bir yokluk hıçkıra hıçkıra güldü! Büyüdü göz çukurları kırık heykellerin! Böyle bilmediğim uzak yollara, Beni bırakmasa ne vardı ellerin!
Romanımız, ne kadar güzel başlamıştı, Ve işte böyle sonu!.. Şimdi, ışıklar sığ, Gölgeler derin... Mor sarmaşıklarla örtük balkonu, Kafur kokusundan, od ağacından, Dört arşın geceye sardı ellerin… BEKİR SITKI ERDOĞAN
|
|
|
|
|
Logged
|
vaz-geç-tim
|
|
|
|
nergis
|
 |
« Yanıtla #12 : Mayıs 11, 2008, 10:11:15 ÖÖ » |
|
pazarlık
gözlerin gözlerime değdiğinde ne kızgınlık, ne kin kalır dünyada benimle kavgaya geldiğinde gözlerini getirme
ellerin ellerime değdiğinde ne zerrede, ne kürede hiçbir şey ayrılmaz benimle vedalaşmaya geldiğinde ellerini getirme
sen yanımda oladığında ne ışık vardır, ne ses, ne zaman karanlık ay çölüdür yüreğim beni cezalandırmak istediğinde hiç gelme yeter
haluk mahmutoÄŸlu
|
|
|
|
|
Logged
|
Sername-i muhabbeti cânâna yazmışam<br />Hasret risâlesin varak-ı câna yazmışam
|
|
|
|
nergis
|
 |
« Yanıtla #13 : Mayıs 11, 2008, 10:15:12 ÖÖ » |
|
sitem
benden anlamadın, şiirden anla senin gülüşünle yaşadığımı akşamı ettiğim senden kalanla sabaha seninle başladığımı benden anlamadın, şiirden anla
|
|
|
|
|
Logged
|
Sername-i muhabbeti cânâna yazmışam<br />Hasret risâlesin varak-ı câna yazmışam
|
|
|
|
Alufte
|
 |
« Yanıtla #14 : Mayıs 11, 2008, 02:42:38 ÖS » |
|
Tecelli Nedir bu benim çilem Hesap bilmem Muhasebede memurum En sevdiğim yemek imam bayıldı Dokunur Bir kız tanırım çilli Ben onu severim O beni sevmez.
OKTAY RIFAT
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz Ya ümitsizsiniz ya da ümit sizsiniz"
|
|
|
|