şeyhi
Yeni Üye
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 20
|
 |
« : Kasım 04, 2008, 09:52:25 ÖS » |
|
merhaba arkadaşlar 24 Kasım Öğretmenler gününe kadar en beğendiğiniz öğretmen temalı şiirleri buraya yazabilir misiniz? işte birincisi
ÖĞRETMEN A’dan başlar aydınlık, Bir taş koyar bütün yapılarda temele öğretmen. Soluğudur düşüncenin buğdaydan yalaza dek Yeryüzünde ne varsa ondan gelmelidir, Yeryüzüyle elele öğretmen.
Göz gözdür o, uzakları görürüz Ağızdır o, türkü söyleriz haykırırız günlerden. Ulaşırız erdem üstüne, gelecekler üstüne biz hep Çizer büyük değirmisini Uç olur da pergele öğretmen.
Hey hey, burası bir dağ köyü, kurda kuşa Bırakılmış göğün kıyısına bırakılmış 83 toprak ev, 83 acı duman, Çoluğuyla, çocuğuyla 415 karanlık Kurtulacağız, el ayak kurtulacağız, Bir okul yapıla, bir gele öğretmen.
Bir ışık, bir ışık daha, Gecelerin içindeki ejderlerle dövüşür Nice istemeseler de, nice önleseler de, Uyandırır toplumunu İyiye, doğruya, güzele öğretmen.
Fazıl Hüsnü Dağlarca
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Kasım 04, 2008, 09:56:05 ÖS Gönderen: şeyhi »
|
Logged
|
|
|
|
a.hermenci
Sürekli Üye
 
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 107
Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân...
|
 |
« Yanıtla #1 : Kasım 04, 2008, 10:11:38 ÖS » |
|
SENİ SEVEN MEHMET'İN
Sana çiçekler getirdim;dikkatini çekmek için
Her sabah karşıladım;bir gülücük görmek için
Selam durdum en önde;bir günaydın bekledim
Okan'a gülümsedin;bana selam vermedin
Seni sevdim öğretmenim; yine de seni sevdim
Bisikletim olsaydı, inan sana verirdim
Sabah kırağıda geldim,buzda,karda hep geldim
Çok üşüdüm öğretmenim, üşümüşsün demedin
Didem hastalanmışi, Didem dedin Şebnem dedin
Züleyha'yı Tolga'yı her fırsatta severdin
Hasta oldum bilerek, bunu hiç fark etmedin;
Sevgini kazanmayı bir tek ben beceremedim
Kapılarda bekledim, tahtayı hep ben sildim
Bazen ayaga kalktım,kimi zaman eğildim
Gözümden yaş aktı bazen,kendi kendime sildim
Sana yakın olmayı bir ben beceremedim
Yedi binlere kadar birer birer yazın dedin
Parmaklarım tutuldu,yazmaktan vazgeçmedim
Defterlerine baktın Aytuğ ile Figen'in;
Dokuz yaprak doldurdum, ödevimi görmedin
Şiir verdin Nalan'a,Zühal'in resmini övdün
Süreyya'ya güven verdin beni hiç mi sevmedin?
Gücensem de öğretmenim,hiç kızmadım,renk vermedim
Arka sıradaki Mehmet,seni seven Mehmet'in
Saim METİN
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Kasım 04, 2008, 10:13:22 ÖS Gönderen: a.hermenci »
|
Logged
|
Yüce dağ başında yağan kar idim, Yağdı yağmur, güneş vurdu eridim. Evvel yarin sevdiceği ben idim, Şimdi uzaklardan bakan el oldum.
|
|
|
|
As
|
 |
« Yanıtla #2 : Kasım 04, 2008, 10:14:37 ÖS » |
|
Bu bölümü gördüğümde ilk bu şiir gelmişti aklıma.Çok sevdiğim bir şiirdir.Teşekkürler a.hermenci !
|
|
|
|
|
Logged
|
Sevda kuşun kanadında ürkütürsen tutamazsın Ökse ile sapanla vurursun da saramazsın Hayat sırrının suyunu çeşmelerden bulamazsın Ansızın bir deli çaydan içersin de kanamazsın
|
|
|
a.hermenci
Sürekli Üye
 
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 107
Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân...
|
 |
« Yanıtla #3 : Kasım 04, 2008, 10:18:02 ÖS » |
|
Bu bölümü gördüğümde ilk bu şiir gelmişti aklıma.Çok sevdiğim bir şiirdir.Teşekkürler a.hermenci !
Hocam, beni de çok etkileyen bir şiirdir. Rica ederim.
|
|
|
|
|
Logged
|
Yüce dağ başında yağan kar idim, Yağdı yağmur, güneş vurdu eridim. Evvel yarin sevdiceği ben idim, Şimdi uzaklardan bakan el oldum.
|
|
|
|
CananYE
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #4 : Kasım 04, 2008, 10:19:24 ÖS » |
|
Bir hocamızın yazdığı şiir. Lâl
Hani bir çocuk vardır: Ağzı dar,içinde fındık bulunan bir kaba Elini sokarak, avucunu alabildiğince doldurur, Ve o kadar şişirince; elini dışarıya çıkaramaz ya...
İşte ben o çocuk olamadım. Hiç bir şey istemedim, 'BİR ÇOK'larım oldu hayatta…
Gemiler geniş kavisler çizerek iskeleye yanaşırken, Martılarla konuştum: Akşamın çöken hüznü üzerlerini gri ile boyadığında…
Gönlüm hep hüzünle doldu. Gittiğim hiç tanımadığım yerlerde, Tanıdık kuşların ötüşlerini her duyuşumda...
Işığın çok olduğu yerde fark ettim,gölgelerin daha koyu olduğunu; Gölgeleri sevdim. CAN ile CANAN'ımı kızgın yaz güneşinden koruduğunda...
Delice davranmalarımı hatırladım, Dere kenarına gelen kurtların, Taban teptikleri patikalardan yürüdüğümde; Üzerine oturulmaktan yıpranmış dallara her tırmanışımda; Yağan yağmurda,kirli ve çamurlu sularda: Olmayan balıkları avlamaya çalıştığımda... ve Gökyüzünün her yerde mavi olduğunu anladığım diyarlarda:
Yaşadım Sivas'ta Sakin suların yeşil yüzünden su içen kuzuların sessizliğini; Lâl Çobanın tebessüm içinde masum bakışlarında…
Baharda Leylaklar kokar,sıra sıra çitlerde dizilir. Kara gömülü bahçeler dirilirdi.
Anlatamadım bir türlü Tezek'in, Alın Teri'nin hiç kokmadığını Tabiata itaat eden utangaç tavırlı insanlara; Tanyeri ağarırken; taze ve baygın kokulu topraklarıyla buluşmaya vardıklarında, Ve yorgun akşamlarda; Kireç badanalı, tahta tabanlı,şilteleri çuval bezinden kılıflı Toprak damlarında...
Öğretmen oldum Bu diyarda ki güzel insanlar arasında.
Bazen ürperdim; Okul bahçesindeki kurumuş yaprakta kaçan, Kertenkelenin çıtırtısında.
Okul Çıkışı akşamları Düşük omuzlarımda görünmez bir arpa çuvalı taşıyormuş gibi İki büklüm,topuklarıma basarak yorgun,hantal; Ama gururlu yürüyüşlerimde oldu duman kokan sokaklarda...
Anne oldum; öğrencilerim bana her ihtiyaç duyduğunda. Baba oldum; gölgeme sığındıklarında. Kardeş oldum; sırlarını kulağıma fısıldadıklarında. Ve Çocuk oldum; oyunlarında beni de aralarına aldıklarında...
Dostlarımın gönlünde bir İNSAN, 'Bir Öğretmen bile(!) olamadın hayatta' diye söylendiği yıllarda, ÖĞRETMEN oldum. Dondurucu kış soğuklarında yüreğimi ısıtan çocuklarımın bakışlarında...
Her şey oldum. Ama bir tek 'Bile(!) ' olamadım Hayatta... Mehmet Ali Yalgın Aşağıdaki bağlantıdan M.Ali Hocamın sesinden de dinleyebilirsiniz. LAL Dinle
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Kasım 04, 2008, 10:23:22 ÖS Gönderen: Aybüke »
|
Logged
|
|
|
|
a.hermenci
Sürekli Üye
 
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 107
Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân...
|
 |
« Yanıtla #5 : Kasım 04, 2008, 10:20:35 ÖS » |
|
ÖĞRETMENİM
Bana neler öğretmiştin Unutmadım öğretmenim Ama gel gör yine adam Olamadım öğretmenim
Ezberledim hep dersini Yaşattılar hep tersini Mutluluğun adresini Bulamadım öğretmenim
İnsanlığın adı para Bu hayatın tadı para Ne gerek var kitaplara Anlamadım öğretmenim
Hani doğru bükülmezdi Hani haklı ezilmezdi Hani dağlar yıkılmazdı Yıkıldım öğretmenim
Defter başka, kalem başka Yaşadığım alem başka Şöyle güzel, gerçek aşka Düşemedim öğretmenim
Saygı dedim anlayan yok Vefa dedim tanıyan yok Dostluğu da bir bilen yok Göremedim öğretmenim
Her şey yerli yerinde mi Bütün sırlar derinde mi Suç bende mi, evrende mi Bilemedim öğretmenim
Sakın gitmesin ağrına Bir hevesim yok yarına Utanacımdan mezarına Gelemedim öğretmenim Affet beni öğretmenim
Ahmet Selcuk İLKAN
Biraz arabeskvari ama yine de göndereyim dedim...
|
|
|
|
|
Logged
|
Yüce dağ başında yağan kar idim, Yağdı yağmur, güneş vurdu eridim. Evvel yarin sevdiceği ben idim, Şimdi uzaklardan bakan el oldum.
|
|
|
a.hermenci
Sürekli Üye
 
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 107
Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân...
|
 |
« Yanıtla #6 : Kasım 04, 2008, 10:22:21 ÖS » |
|
Köy öğretmenleri Yurdumuz uçsuz bucaksız, Gökte yıldız kadar köylerimiz var. Ama uzak, ama harap, ama garipsi.. Alın benim gönlümden de o kadar.
Uzak köylerimizde kuşlar gibi Her sabah çocuklar size uçar. Ama küçük, ama büyüyen, ama güleç.. Alın benim gönlümden de o kadar.
Siz kara göklerin yıldızları, Işıtın yurdumuzu sabaha kadar! Ama düşe kalka, ama yiğit, ama umutlu.. Alın benim gönlümden de o kadar.
II
Çemişkezek'te, Patnos'ta, Malazgirt'te doğanlar! Malazgirt'e, Çemişkezek'e, Patnos'a gitmezseniz, Çocuklarınız öksüz kalır, yetim kalır, Köylere ışık iletmezseniz.
Dağlara, vadilere, ovalara Tesbihler gibi saçılmış köyler, Rüzgara karşı bir bayrak, Sevinçle türküsünü söyler.
Sevinçle türküsünü söyler Bir idare lambası küçük, solgun. En azından üçyüz pare dam Umudu en azından üçyüz çocuğun.
Ve onlar saçları uzamış, Çatlak ellerinde çıkınları, Üç saat, dört saat ötelerden Yorgundur, sessizdir akınları.
Ve onlar, yıldızlar gibi Gözleri ışıl ışıl yananlar. Oyuncak için değil, kağıt, kalem Kitap için gizlice ağlayanlar.
Ve onlar aşıktan bilya, Sopadan at yapanlar. Kurt yavruları gibi, kuzular gibi Dağ başlarını çınlatanlar.
........
Çemişkezek'te, Patnos'ta, Malzgirt'te doğanlar, Bütün bunları düşünmelisiniz. Yüce ırmaklar gibi sessiz, sürekli Kağnılarla, arabalarla, kamyonlarla Akıp köylere gitmelisiniz!
Yurdumuza ışık iletmelisiniz...
Cahit KÜLEBİ
|
|
|
|
|
Logged
|
Yüce dağ başında yağan kar idim, Yağdı yağmur, güneş vurdu eridim. Evvel yarin sevdiceği ben idim, Şimdi uzaklardan bakan el oldum.
|
|
|
|
derin
|
 |
« Yanıtla #7 : Kasım 04, 2008, 10:51:21 ÖS » |
|
SENİ SEVEN MEHMET'İN çok güzel ilk kez okudum bu şiiri ne kadarda gerçekçi teşekkür ediyorum 
|
|
|
|
|
Logged
|
vaz-geç-tim
|
|
|
|
gelincik_58
|
 |
« Yanıtla #8 : Kasım 05, 2008, 04:45:57 ÖS » |
|
gercekten mehmet'in sıırı cok hos cok guzel olmus emegınıze saglık ... 
|
|
|
|
|
Logged
|
...BEYAZ GELİNCİK...
|
|
|
|
fuzuliye
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #9 : Kasım 06, 2008, 12:13:37 ÖÖ » |
|
(Yorum Senin) Öğretmenim Ben bir gülüm, sen bahçıvan; Çok açarsam eser senin, Mis kokarsam hüner senin Ama bir de soldurursan Günah senin, günah senin öğretmenim...
Ben elmasım, sarraf sensin Pırlantaysam, emek senin Parlıyorsam yaldız senin Ama bir de parçalarsan Kırık senin, kırık senin öğretmenim...
Ben boş defter, kalem sensin; Doğru yazsan yarın senin, Güzel yazsan ikbal senin Ama bir de karalarsan Vicdan senin, vicdan senin öğretmenim...
Ben öğrenci, sen öğretmen; Başarırsam hüner senin, Kazanırsam zafer senin Ama birde kaybedersem Yok diyecek başka sözüm; Yorum senin, yorum senin öğretmenim...
Hatice Kültür adlı öğrencinin 1990 yılı öğretmenler gününde yazdığı, vicdan meselesi olan öğretmenlik mesleğini icra eden öğretmenin vicdanına seslenen şiir...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
meryemozcan
|
 |
« Yanıtla #10 : Kasım 06, 2008, 12:15:59 ÖÖ » |
|
Yüreğini öğretmenin ellerine teslim eden bir öğrencinin güzel sözleri. Teşekkürler Fuzuliye.
|
|
|
|
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
|
suclu52
|
 |
« Yanıtla #11 : Kasım 06, 2008, 09:04:25 ÖÖ » |
|
Keşke tüm öğretmenler bu şiiri okusa ve kendi hayatlarına dönüp bi baksalar.
|
|
|
|
|
Logged
|
Sizleri çok özledim
|
|
|
|
|
|
ahker
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #13 : Kasım 16, 2008, 02:07:19 ÖS » |
|
GÜZBİLGİSİ ÖĞRETMENİ* ben güzbilgisi öğretmeniyim içbükey bir aynanın buğulu camlarından yansırken viran ömrüm ahşap konaklar kadar hassas olurum
gül'de dirlik görmezim ben dal'da kıvanç bilmezim
eylül'de denizlerin diliyle konuşurum özellikle kendi içine çekilen denizlerin
ekim'de en efsunlu yağmurlarla vurulur otların sırrına sütkardeş sayılırım
kasım'da yedi sülalesini dolaşırım dağların bir nebzecik çarelenirim diye
tarifsiz bir zarafetle ağartırım saçlarımı tütsülü odalarda
ben güzbilgisi öğretmeniyim dünyanın incittiği ne kadar canlı varsa teker teker her birinin adına anam seccadesinde dizlerini çürütürken tutunarak ağlarım sarıasma kuşlarının kanatlarına
-Bünyamin Durali
(*): Bu şiir benim. "En güzel öğretmen şiirlerinden biri" diye değil, metaforik anlamda bir öğretmen şiiri diye yayımladım.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
rüveyda...
|
 |
« Yanıtla #14 : Kasım 21, 2008, 09:27:01 ÖS » |
|
ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM
Ben öğretmen olmak istiyorum. Ben, şairimin mısralarında dil, Genç kızımın gergefinde nakış nakış gül, Aşığımın sazında tel, öpülesi bir el olmak istiyorum: Ben, öğretmen olmak istiyorum... Ben çaresizliğin filizlendiği yerde ümit, Korkunun mayalandığı yerde yürek, Güçsüzlügün güçlendiği yerde bilek olmak istiyorum: Ben, öğretmen olmak istiyorum... Şu öksüz yavruya sımsıcak kucak, Şu yetim çocuğa yanan bir ocak, Çorak topraklara yağan yağmur, Azgın sular bende, Mehmed'imin elinde çağlar açan kılıç, Doktorumun elinde derman saçan neşter, Mimarımın, mühendisimin elinde pergel, cetvel: Ben ana, ben baba, Ben Fatih, ben İbni Sîna, Ben Mimar Sinan olmak istiyorum: Ben öğretmen olmak istiyorum... Ben, ressamımın elinde firça, tuvalinde renk, Bestekârımın en içli şarkısında nağme, Hattatımın, nakkaşımın elinde kalem: Ben Hoca Ali Rıza, Ben Itri Leyla Hanım, Ben Karahisarî olmak istiyorum: Ben öğretmen olmak istiyorum... Ben öğretmen olmak istiyorum Vatan evladına Türklügü öğretmek için, Ben öğretmen olmak istiyorum İstiklal Marşı'mı gururla söyletmek için, Ben öğretmen olmak istiyorum Milletimi "muasır medeniyet seviyesine" yükseltmek için .. Ben zehirli mantarların Deve dikenlerinin, Ayrık otlarının boy attığı verimsiz bir toprak değil Ben kırlarında elvan elvan çiçeklerin açtığı, Dağlarında hür kuşların uçtuğu. Pınarından susayanın içtiği, Yollarından yiğitlerin geçtiği. Çiftçisinin başak başak kardeşliği biçtiği Bir vatan olmak istiyorum: Ben öğretmen olmak istiyorum... Ben Hakk'a yönelen alınlarda nur, Vatan topraklarını çevreleyen sur, Mehmetçiğin gögsünde "îman", Gençliğimin damarında "asil kan"; Ben zulme eğilmeyen baş, Ben Türklük için ağlayan gözlerde yaş, Barışta güvercin, savaşta kartal olmak istiyorum; Ben öğretmen olmak istiyorum...
II
Ben öğretmen olmasam diyorum!... 0 zaman kim öğretir güzel Türkçemi Henüz anne diyen dillere, Kim ögretir insanlığı duyguyu genç nesillere. Kim öğretir büyüğünü saymayı. Küçüğünü şefkat ile sevmeyi? Ben öğretmen olmasam diyorum! 0 zaman su körpe fidan Nasıl öğrenecek sert rüzgarlara göğüs germeyi, Nasıl öğrenecek, çiçek açıp meyve vermeyi? Su gelinlik kızım Su bıyıkları yeni terleyen delikanlım Kimden öğrenecek insan gibi sevilmeyi, sevmeyi, Vatan için, millet için, bayrak için Göz kırpmadan ölmeyi? Ben öğretmen olmasam diyorum, Kim dokuyacak kilimimi, halımı, Kim işletecek madenimi, fabrikamı, Kim alıp satacak ürettiğim malımı? Ben öğretmen olmasam, Kim yazıp okuyacak şiirimi, romanımı; Kim yazıp okuyacak Sıladan gurbete. gurbetten sılaya Hasret taşıyan mektuplarımı?
III
Ben öğretmen olmalıyım diyorum Çünkü vatanımı severim. Çünkü bilirim vatan için ölmesini... Alnımda şeref tacıdır Tarihim, Cumhuriyetim, Türklüğüm... Ben öğretmen olmalıyım diyorum; Çünkü heyecan veriyor bana Şu çeşme, şu kervansaray, şu cami, şu türbe; Şu davul, şu zurna, Şu halay, şu horon, şu bar, şu zeybek... Bana heyecan veriyor Anamın yazmasındaki oya, söylediği ninni, ağıt, Tad alıyorum ekmeğimden, aşımdan Gurur veriyor bana millî kültürüm... Ben öğretmen olmalıyım diyorum; Çünkü inaniyorum Allah'ıma, İnaniyorum "Beşikten mezara kadar oku" diyen Peygamberime, İnaniyorum "Ne mutlu Türküm" diyen Atatürk" üme... Ben öğretmen olmalıyım diyorum; Çünkü biliyorum affetmesini, Biliyorum asil duygularla insanları sevmesini Ben öğretmen olmalıyım diyorum; Çünkü inkar etmiyorum tarihimi Hor görmüyorum geçmişimi, Atalarım önümde en büyük rehber diyorum. Çünkü ben özenmiyorum İnsana, insanlığa saygı duymayan hiçbir fîkre, Çünkü ben bel bağlamadım örfüme, adetime, dînime ters düşen çirkinliklere...
IV
Sen öğretmen olmalısın kardeşim; Sen namussun, vicdansın, adaletsin... Sen müspet ilimsin kardeşim Sen irfansın, inançsın geleceğimi aydınlatan... Sen, buram buram tüten vatan sevgisi, Sen, burcu burcu kokan Türklük duygususun. Sen öğretmen olmalısın kardeşim, Sen öğretmen olmalısın... Biz öğretmen olmalıyız kardeşlerim; Biz, görmeyenlere göz Duymayanlara kulak, Yürümeyenlere ayak olmalıyız... Biz öğretmen olmalıyız kardeşlerim kızıyla, erkeğiyle Layık olabilmek için "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" diyen Ulu Önder Atatürk'e... Biz, şairlerimizin mısralarında dil, Genç kızlarımızın gergeflerinde nakış nakış gül, Aşıklarımızın sazlarında tel, öpülesi bir el olmalıyız: Biz öğretmen olmalıyız.
|
|
|
|
|
Logged
|
Gitti,gelmez bahar yeli şarkılar yarıda kaldı...
|
|
|
|