EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 04:31:32 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: 1 ... 3 4 [5]
  Yazdır  
Gönderen Konu: BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN...  (Okunma Sayısı 7670 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
TeBeSSüM
VIP Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1030


..


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #60 : Ağustos 30, 2011, 05:49:02 ÖS »

Hayırlı bayramlar. Gülümseme
Logged
Çamur
Bölüm Yetkilisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2482


Sessizliğin sırrı, dudaklarında. ..


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #61 : Ağustos 31, 2011, 02:41:15 ÖS »

Tüm forum sakinlerinin bayramı mübarek olsun.
Logged

Ölümünün üzerinden taaa 72 sene geçtikten sonra, hiç tanışmadığı, hiç görmediği insanların bedenine imzasını atan bir başka lider var mı dünyada?
Nur-i Didem
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3193


ESKİYEN YÜZÜMÜN YENİ GÜLÜMSEYİŞİ, Hoş geldin!


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #62 : Ağustos 31, 2011, 08:19:37 ÖS »

İyi bayramlarr... Gülümseme
Logged

Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen. Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar, ne kanatır. Gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun, varlığıyla huzur bulduğun bir denizin yakınında yürümek gibidir böyle sevmek. Elif Şafak
glsh142
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2379


giden gitmiştir ağlamak boşa...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #63 : Ağustos 31, 2011, 09:06:47 ÖS »

Dilediğiniz gibi bir bayram geçirirsiniz inşallah. Gülümseme
Logged

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.


sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #64 : Eylül 03, 2011, 08:22:16 ÖS »

Selim İleri
   
Geçmiş bayramlar


Şimdi, bu yazı yayımlandığında, bayram geçmiş olacak.

Oysa ben yazıyı bayram öncesinde, hayatımın birçok geçmiş bayram günlerini hatırlayarak yazıyorum.

Karmakarışık duyguların etkisi altındayım. Yarım yüzyıl öncesinin, hatta daha fazla, o yılların bayramlarından günümüzünkilere bir iç gezide yol alıyorum. Anılar burukluk veriyor.

Aklımda hep Ziya Osman Saba'nın içli hikâyesi. O hikâyede, duyarlı şair, annesini, babasını, büyükannesini, büyükbabasını birçok uzaklıklar, puslar arasından tekrar görür ve onları bayram sabahlarında hatırlar.

İşte, yaşlı hanımlar beyaz entarilerini giymişler, beyaz köşe minderlerinde oturmuşlar. İşte, bu bayram günü, kederler ve sevinçler, yine iç içe. Alçakgönüllü evlere konuklar bayram ziyaretine gelir, alçakgönüllü başka evlere bayram ziyaretine gidilir.

'Alçakgönüllü evler' dediğimi, Ziya Osman Saba bir tümceyle tanımlayıveriyor: "Neden, o evin her odası öyle yeni yıkanmış, keten, öyle temizlik, öyle iyilik kokardı!.."

Saba, doğumumdan bir iki yıl sonra yazmış öyküsünü. Kendi çocukluğunu anımsayarak yazmış. Ne var ki, keten, temizlik, iyilik kokusunu, o, adeta duyarlı kokuyu ben de hatırlıyorum. Saklamam gereksiz, içim sızlıyor.

On yıl akıp gitmiş olmalı, bir dergide okumuştum; "Gençlerin Sinir Oldukları" saptanmış. "En sinir gelenek", bayram ziyaretleri. Adını unuttuğum yazar diyordu ki, gençlere zaten her gelenek saçma, boş geliyor. Art arda "saçma, boş" gelenekleri de sayıyordu. Büyük kentlerin gençleri yeniyi, hep en yeniyi tercih ediyorlarmış.

Gelenekler elbette eskir, dönüşüme uğrar, değişimlerle donanır. Zaman bazılarını büsbütün siler. Geçmiş çağların anlayışları yeni zamanların, şimdiki günlerin isterleriyle sönüp gider.

Bununla birlikte, her şeye "sinir olmak", öyle sanıyorum ki, yeniyetmelimin, gençliğin güdüsel diyebileceğimiz tutumudur. Kuşaklar arasında görüş, duyuş farkı bu yüzden. Çocukluğumda değilse bile, ilkgençliğimde bayram ziyaretlerinden bunalırdım. Şimdi içlenişlerle, bambaşka hatırlıyorum.

Sözgelimi, anneannemlerin Şifa'daki evlerinde, yeşil kristal şekerlikteki lokumları, fıstıklı, fındıklı, güllü lokumları, badem şekerlerini yine tatmak istiyorum. Bu kez ürpertilerle.

Hatıralar keşke avutsa...

Ve hep bayram günlerinde anneannem; tıpkı Ziya Osman'ın dizelerindeki gibi:

"Seccaden, tesbihin, namaz başörtün.

Bir şey değişmemiş, sanki daha dün."


Hatıralar avutmadığından olacak, çok şey değişti diyorum kendi kendime. Anneannem şefkat dolu gülümseyişleriyle artık öyle açık seçik gözümün önünde değil.

Sonra, yaşlı büyüğümüz Giritli Azize Hanım beliriyor. Saçları bembeyaz, hatta sararmış beyaz. Bir yaz günü bu, öğleden sonra Azize Hanım'ın, kristal kadehlerdeki, ev yapımı vişne likörünü yine koklamak istiyorum. Vişne likörünün baygın tarçınlı da karanfilli, karanfilli de tarçınlı rayihası esip geçiyor.

Bu misafir odası da tertemiz. Halılara basmaya kıyamıyor insan.

Fakat şimdi, bunca yıl sonra, her misafir odasında Selçuk Baran'ın hüznü! Selçuk Baran "Konuk Odaları"nda evlerimizin, bir zamanlar hiç yaşanmadan solup gitmiş misafir odalarını, kullanılmamış çeyizler kadar kederli anlatır. Biliyorum, konuk odaları da yitiklere karışıyor. Çok acı bir öyküde izleri kalacak...

Evet, bayram ziyaretleri. Dün bunaldığım bayram ziyaretlerini şimdi birer barışma vesilesi olarak hatırlıyorum. Her şeyden önce barışma. Gözümün önüne dedemin, hem de iyice yaşlanmış dedemin, handiyse asırlık annesi Feride Hanım'ın elini öpüşü geliyor. Feride babaannemizin yüzü hâlâ biraz asık.

Büyüklerimiz, akrabalarımız, ahbaplarımız arasında dargın olanlar, bayram günlerinde ille barıştırılırdı. Küsmeler, gocunmuşluklar ille sona erecek.

Hırsların çağında gülünç gelebilir ama, kendiliğinden bir iyi kalplilik doğardı.

Bayramlar biz çocuklar için armağan alma fırsatıydı. Geceden, biz uyuduktan sonra, yatağımızın altına bırakılmış gıcır gıcır, yepyeni ayakkabılar. Hani Beyoğlu'nda geçerken görüp beğendiğimiz. Annemiz unutmamış, babamızın maaşından bize ayrılan o parayla alınmış.

Gıcır gıcır ayakkabılar bayram sabahının büyük sevinci değil miydi! İsraf ekonomisinin çılgınlığına, kötücüllüğüne kapılınmamış o günlerde yeni bir ceket, yeni bir pantolon, kazak, gömlek, bayramdan bayrama alınırdı.

Artık Laleli'ye taşınmış, Bursalı Nezihe Halamıza -annemin halası- gittiğimizde, her bayram, Bursa ipeklisi bir mendilimiz olurdu. Halamızın elini öperdik; o da bizi yanaklarımızdan öper, sonra küçücük ceplerimize dörde katlanmış ipek mendili koyardı.

İpek mendiller, bayram sabahları, Füruzan'ın unutulmaz "Edirne'nin Köprüleri"nde çoktan kaleme geçmiştir. Sanatın uçsuz bucaksız gizilgücü, çoktan ortadan kalkmış, bugün kimselerin bilmediği ipekli bembeyaz mendilleri "Edirne'nin Köprüleri"nde yaşatıyor.

Resimler geliyor gözümün önüne:

Diğer zamanlar kucaklaştıklarını hiç görmediğim annemle babam bayram sabahı kucaklaşıyorlar.

Bayramın ilk ziyaretçisi, üstelik sabahın hayli erken saatinde, Cihangir'den komşumuz terzi Rum madam. Ah, onun adını niye hatırlayamıyorum?! Yalnızca, fileye geçirilmiş siyah topuzu canlı kalmış belleğimde. Dul madamın bayram tebriği -her yıl!- erken olacağı için, kahvaltı sofrası apar topar kaldırılıyor...

Şeker bayramı pastanelerin, hele Hacı Bekir'in şeker donanmasıydı. Nisan ayında ise 'paskalya'nın çikolata tavşanları, kurdeleleri kırmızı, çikolata yumurtaları çıkagelirdi. Sıraselviler'deki Melek Pastanesi'nin vitrininde koskocaman bir çikolata yumurta ikiye bölünmüş, içinden rengarenk, hepsi yusyuvarlak, irili ufaklı şekerler görünüyor...

Şeker bayramının şekerleri lokum, badem şekeri, badem ezmesiydi. Ezmelerin ustası, Kadıköyü'ndeki Cemilzade'ydi. Oradan badem ezmesinden başka, fıstık ezmesi -yemyeşil- kavun -açık kavuniçi-, çilek -pespembe- portakal, çikolata, kayısı ezmesi alırdık. Her biri küçücük küplerdi.

Likörler vardı, dediğim gibi ev likörleri, onlar hep vişneydi. Tekel likörleri, çoğu kez nane ya da muz. Bazan gümüş tepside, ince kadehlerde üçü yan yana görünür, bir renk şöleni akardı.

Madam Anahit, bayram ziyaretimize bir kutu şekerle gelmez, ille kendi yaptığı şerbetlerden biriyle gelirdi. Şerbetiyle, hiç üşenmez taa Kurtuluş'tan gelirdi. Sonra şerbet şişeleri de bir yadigar olup kalırdı.

Bir 'medeniyet çizgisi' olan bunlar hepsi bitmiş olabilir mi?

Kaybettiğimizi, anmaya, dile getirmeye çalıştığım medeniyet çizgisini Ziya Osman Saba söylüyor: "Şimdi düşündükçe anlıyorum ki, onların ruhlarını bir günah işleme korkusu ile bir sevap yapma sevinci paylaşmıştı."

"Onları" özlememek elde mi?



 

03 Eylül 2011, Cumartesi

 
Logged
Edebiyat Öğretmeni
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6192


Calİmero


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #65 : Eylül 07, 2011, 09:07:29 ÖS »

Çok güzel bir yazı olmuş sözedebiyattan hocam. Paylaşım için teşkkür ederim.
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #66 : Kasım 09, 2011, 12:19:27 ÖS »

Çok güzel bir yazı olmuş sözedebiyattan hocam. Paylaşım için teşkkür ederim.

Mesajınızı yeni fark ettim. Zaman ayırıp okuduğunuz için ben teşekkür ederim Edebiyat Öğretmeni'm. Gülümseme
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #67 : Kasım 09, 2011, 12:23:52 ÖS »





Herkese sağlıklı, mutlu, güzel bayramlar diliyorum. Kurban Bayramı'nı sevdiklerinizle beraber, sağlıklı ve huzur içinde geçirmeniz dileğiyle...  Göz kırpan
« Son Düzenleme: Kasım 09, 2011, 12:31:04 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
Sayfa: 1 ... 3 4 [5]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM