Bir şey değil, birçok şey söyleyeyim:
1) Aşk, şiir ve düşünmek / düşündüğünü özgürce ifade etmek, en değerli üç kavram/eylem olacakmış.
2) Hiç kimse, bir başkasını, dilinden, dininden, etnik kimliğinden, felsefi görüşünden, cinsel tercihinden ve cinsiyetinden, siyasal görüşünden, felsefi tutumundan, giyim-kuşamından, biyolojik/anatomik görünümünden, ekonomik ve/ya mesleki durumundan ötürü küçümse(ye)meyecekmiş.
3) Zam, zulüm ve işkence sözcükleri ve onların hayattaki karşılıkları, Tarih Dede'nin çöplüğüne atılacakmış.
4) Herkes, asgari ölçülerde de olsa, olanaklarının elverdiği ölçüde, her gün kitap okuyacakmış.
5) İnsanlar, rütbelerine ve mevkilerine göre değil; kalplerinin hassasiyetine ve düşünme potansiyellerinin niteliğine göre değerlendirilecekmiş.
6) Hayvanların, bitkilerin, hattâ inorganik varlıkların da can taşıdığı; onların bazılarının insan(cık)ların kimilerinden daha duyarlı oldukları görüşüne hürmet edilecekmiş.
7) Paraya tapınanlar yargılanacak; ve para, hem sözlüklerden, hem de hayattan kovulacakmış.

İnsanların en temel hakkı olan yaşama hakkı, en yüce değer sayılacakmış.
9) ABD, siyasal bir süper-güç olarak; Bush, dünya mazlumlarının başdüşmanı bir cellat olarak; Evrensel İnsan Hakları Mahkemesi'nde yargılanacaklarmış.
10) Halkın ve TBMM'nin iradesini gaspederek, Anayasa'yı rafa kaldırarak, parlamenter demokratik düzenin dibine dinamit koyan veya koymaya yeltenen (ölmüş veya yaşayan) tüm darbeciler, (başta Kenan Evren ve onun cuntasının 90 küsurluk üyeleri olmak üzere) yargılanacak ve böylece üstüne titrediğimiz ülkemiz de, kesintisiz demokrasiye geçecekmiş.
11) Sözün özü: Yaşamak, Nâzım'ın dediğince "Bir ağaç gibi tek ve hür / Ve bir orman gibi kardeşçesine" olacakmış.