EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 04:07:59 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: SEVGİYE HASRET KOCAMAN BİR YÜREKLE GİTMİŞTİM O'NUN ŞEHRİNE  (Okunma Sayısı 919 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
lalezar
Ziyaretçi
« : Ekim 06, 2007, 11:28:35 ÖÖ »


SEVGİYE HASRET KOCAMAN BİR YÜREKLE  GİTMİŞTİM O'NUN ŞEHRİNE
VE KOCAMAN BİR SEVGİYLE DÖNÜYORDUM O'NSUZ KALAN BU ŞEHRİNDEN...

YIL 1997


97 yılının karanlık, kabus dolu bir ekim ayıydı,
bir evin uzun salonunda kesişmişti hayatımız ilkin.
bir mehtap doğuyordu zifiri gecelere,
hayata,nefrete,ve tüm engellere inat direndi sevgiyle...

uzun konuşmalar ve derin sohbetler yapılırdı soğuk kış akşamlarında
ve herkesin bir hikayesi vardı anlatacak,
hayat hepimizindi ya, benzerdi yaşananlar nasıl olsa yaşanacak.!
ilkin gözyaşlarımızla arıttık ruhumuzu kirden pastan
sonra çözülmez bir sevda demirledik yürek denen limana

akşamın yalnızlığı,yüreğin hüznüyle birleşirken gurbette,
fazilet geldi,aldı götürdü sırtımdaki iki kat yükü.
oysa acılar yakışmazdı onun pervasız yüreğine...
o sevmek için yaratılmış en müstesna varlıktı,
onun acıları da benim olsun diye dualar ederdim;
çünkü  ben onun acısında acılara giderdim...


şöyle böyle derken, geçivermişiz zamanın içinden.!
öylesi sevmişim ki onu, canın bile kıymeti yokken
ve her şey öylesine iğreti dururken karşımda,
o yaman ayrılık gelmesin mi birden.!!

YIL 1999

99 yılının ağulu  bir haziran ayıydı,
üşüyordum alabildiğine,bacaklarım titriyor,yüreğim acıyordu,
bir ikindi vakti kara tren aldı gitti sevdiğimi uzak diyarlara...
kimlere emanet etmiştim yürek yarımı da, emanet öyle mi korunurdu.!
şimdi neredeydi yürek yarım....?
hangi ala karga,yaprak yaprak ayırıyordu gülü dalından da,
bülbülü niye susuyordu...?
bilirdim fazilet de çok sevilirken,  hep yalnızlıgi yaşardı..
bizim yollarımız da zaten bu yalnızlıklarda başlardı...!



YIL 2000

bir eylüldü ve hiç sevmezdim ya eylülü.!
bir haber geldi, sesinden belliydi kara olduğu...
kara geceme kapkara oturdu da nefesim  boğazımda  kördüğüm oldu...
yutkundukça zehir yayıldı  bedenime...fırtınalar koptu en sakin denizlerimde
değişmeyen yazgımızın ilk oyuncusu olarak oynarken o bu zorlu rolünü
''hani diyor hepsi geçer de,unutulur da'' sonrası...
ölüm gibi bir sessizlik...!

masanın üstünde duran resimde fazilet hala 'hülya'sını arıyor
yüzyılın leylası ölürken; kocaman bir  aşk geçmişe yazılıyor....



YIL 2001
 
belki, güneydoğunun uzak bir şehriydi,
ona acılarını unutturan...!
ya da onu yeniden acılara boğan...
ama biri diğerinden farklı değildi.
o, hep bir şeylerin bedelini öder gibi yaşadı  hayatı.
ve ben, onun bunca elemi karşısında iğreti dururmuşum da;
çok sonra anladım  çaresizliğimi  hissettiğim demler de.
öylesi sessizdi öylesi serkeşdi duruşum...
 ve dualardan başka yoktu çıkar yolum.....



 
YIL 2003 


yıl 2003'tü hem aralık onbeş, 
evleniyorum demişti o son telefon konuşmamızda.
kara kış kara kıyamet olup da alırken beni yoldan,
koyarken ayrı, ben farkına varmadan.!
en mutlu günün sevinci kaldı aklımda  onun adına,
en mutlu gününde yanında olamamak kaldı bilmeden bana.

yalnızlığını bilirim, sevdadan terkedilmişliğiyle.
 vefasız sevdalar onun için de vardı işte.!
bir yalan hikaye, bir yalan hayat ve küskün bakış.
her tel dokundu teninde, her acı ayrı bir nakış.
yaşadıklarının bir kısmını alaydım ya sırtından,
çaresizliğim bendeydi o beni ayrı bir yakış.!




 YIL 2004

aylardan haziran...bir de haziranı sevmedim eylül gibi
alıp götürdü beni sevdiğimden,kara haber getirdiği gibi
'aradığınız numara kullanılmamaktadır.' diyordu
operatördeki ses mütemadiyen...
her defasında dipsiz kuyularda cebelleşirken ecelimle
seni kaybedişimin kabulüyle oldu ölümüm...





YIL 2005

mayıs ayının 22. günü ılık bir bahar akşamında
denizden esen meltemin sarhoşluğu var başımda..
işte.! işte, böyle bir zamanda gümbür gümbür...
''Emir Alp'' geldi ismi gibi yiğit ve cesur..!
hoş gelmişti,hoşluklar getirmişti bir ananın yüreğine,
cenneti kazanmıştı bir ana,onun yüzü suyu hürmetine....

çok yıllar geçmişti...sürekli sevinçlerin üzerinden
hiç bir şey kalmamıştı   o  eski günlerden.
yaşam tekdüze çizgide yutarken hayatı,
emir alp'le sürülecekti hayatın sefası...




YIL 2006

seni kaybedişi kabul etmiyordu yüreğim ve almıyordu aklım,
bir çıkar yolu olmalıydı bu çıkmaz  sokakların.
gogolda yazmadığım  isim,taramadığım sözcük kalmadı
lanet olası, senin dilbeste  güzellğini de tanımadı...

ama azimliydim,yılmamalıydım
rahmetli babanın süsü,ziyneti zeynep,
yıllar sonra muştular getirmişiti bana
ve dosttan gelen  haber doğruydu ya
bin  ''can''   bile verilirdi  onun uğruna...

dün akşam, yani ayın 22'si kasımında,
fazilet diye ağlarken yüreğim her atışında
karundan bile zengin olmuştu gönlüm...
aşkınla yeniden coşmuştu ömrüm...


Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM