KİRLETMEYİN!
O kadar alışmışız ki duygularımızı kelimelere yüklemeye, kalmamış kirlenmeyen tek bir duygu, tek bir sevda. Gerçek aşkı masallarda duymuş, Leyla ve Mecnun’la hayal etmişiz. Sığdıramamışız aşkı tahayyüllerimize, kelimelere sığdırdığımız gibi…
Eksikse kaynak suçu yok kelimelerin, hissetmemişsek aşkı tâ derinden gerek yok nedamete, duyamamışsak yüreğimizde sevda çığlığını… Gerek yok yazmayın şiirlerinizi, yazmayın sevdalarınızı, yazmayın ayrılıklarınızı… Yazmayın ki kirletmeyin kelimelerle en saf düşüncelerinizi, bakir duygularınızı. Boş verin kalsın içinizde, yüreğinize taş basın ama yine de kirletmeyin aşkı.
Koşmayın günübirlik sevdaların peşinde soluk soluğa, kaybetmeyin zamanınızı aşkı yaşadığınızı düşünerek. Bırakın yüreğiniz acı çeksin, bırakın aşkın ateşi dağlasın yüreğinizi, ayırsın benliğinizden en saf düşüncelerinizi… Acı çekin fakat kirletmeyin aşkı, sevmeyin hemen sevdayı, vurulmayın hemen bir çift göze, indirmeyin yelkenleri çabucak. Pişin önce sevda odunda pişebildiğiniz kadar…
Bal arısı olmayın bir o çiçekten bir başka çiçeğe konan, daha sonra hepsinden sentez yapan… Kelebek olun tek bir çiçeğe aşık ve bir günlük ömrü olan… Olur, da koklayamazsanız aşkınızı ölüm olsun sebebiniz. Götürsün aşk sizi sonsuz ummanlarına, korkmayın dönmek endişesiyle ve bırakın kendinizi ab-ı hayat denizine. Çıkmayın öğrenmeden yüzmeyi, pişmeden söndürmeyin içinizdeki sevda ateşini ve kirletmeyin aşkı kendinize özgü olduğunu düşünerek…
Bekleyin aşkı ölümü bekler gibi, ne zaman geleceği belli olmasın sevdanızın, feda etmeyin zamanı ucuz aşkların peşinden koşarak. Çat kapı gelsin bir gün sevdanız, ansızın yakalasın sizi bir Eylül Akşamı. Bekletmeyin kapıda, hemen alın içeriye ve yaşayın yıllarca hasretini çektiğiniz vuslatı. Yaşayın iliklerinize kadar sevdanızı. Ölüm kadar yakın ölüm kadar uzak olsun size aşk.
Beklediğinize değecek bir aşk için söylemeyin sırrınızı kelimelere, güvenmeyin cümlelere… Kalmayın yolun yarısında çaresiz, perişan ve çıplak… Kalmayın kelimelerin arasında ürkek ve yalnız. Cesaret versin aşkınız size geriye dönüp baktığınızda, ayrılık zor geldiğinde sarsın sizi sımsıkı, yalnız bırakmasın sizi sevdiklerinizi düşündüğünüzde… Bekleyin aşkı sabr-ı cemîl’le, bekleyin ve kirletmeyin aşkı kelimelerle…
Yalnız bırakın düşüncelerinizi, zincirleyin benliğinizi, kelepçeleyin ellerinizi… Yazmasın elleriniz gerçek aşkı bulana kadar tek bir kelime, tek bir şiir. Yazmasın kaleminizin mürekkebi dolana kadar gözyaşıyla… Yazmasın elleriniz kâğıdınız tutuşana kadar. Yazmayın ve kirletmeyin…
Mevlüt Çınar/Ekim 17, 2009