|
İlbilge Tonyukuk
|
 |
« : Aralık 02, 2011, 04:59:39 ÖS » |
|
BİR GÖKKUŞAĞI MASALI Sevgili dostlar, Çocukluğumda yağmur yağarken buğulanan pencereme resimler çizerdim düşlerimin en parlak renkleriyle. Elimde hayali bir fırça, dilimde en sevdiğim şarkının neşeli ezgileri. Buğulanan cam da tuvalim olurdu hep. Bir ressam ciddiyetiyle çizerdim evleri, ağaçları, caddeleri, çocukları, dağları, denizleri, çiçekleri… En çok da gökkuşağını... Çünkü gökkuşağında arardım renklerin gizemini, masalların büyüsünü… Çizdiğim gökkuşağının altından geçmeyi hayal ederdim hep. Çünkü tüm dilekleri kabul olurdu bunu yapanın. Gökkuşağının altından geçip Alaaddin’in Sihirli Lambası’na sahip olmak, uçan halılarla gökyüzünde özgürce süzülmek, şeker ve çikolatadan hiç erimeyecek saraylar inşa etmek, Küçük Prens’le uzayda yolculuk yapmak, Kırmızı Başlıklı Kız’la kurdu barıştırmak…. Daha neler neler…Masal dünyasının en güzel ülkelerinde dolaşır, engin denizlerinde yüzer, gökyüzünde özgürce uçururdum en güzel uçurtmalarımı. Benden mesudu yoktu o saatlerde. Kuzinede cızırdayan demliğin sesi, sobanın altında uyuklayan kedimizin mırıltılarına karışırdı. Yanan odunların parlak alevleriyle akşamın loşluğu son valslerini icra ederlerdi, biten günü kutsayarak. Sonra kedimiz sobanın altından çıkıp gerinerek ve miyavlayarak yanıma gelir, bacaklarıma sürtünürdü.“Ben de varım, beni de koy gökkuşağı masalının içine.” dercesine bakardı masum masum. Hiç onu kırar mıyım? Hemen onun da resmini çizer, onu Küçük Prens’le, Pamuk Prenses’le, Parmak Kız’la tanıştırırdım. Alaaddin’in Cinine de emanet ederdim onu hemen, başına hiçbir kötülük gelmesin diye… Gökkuşağı masalını kurguladığım o saatler, en mesut olduğum saatlerdi. Çünkü zaman denen devden umut, neşe ve sevinç çalabiliyor, çocukluğun düş dünyasında özgürce dolaşıyordum. Tüm dünya, tüm evren, tüm denizler, tüm çiçekler benimdi. En önemlisi de rengarenk gökkuşağı sadece benimdi. Gökkuşağı Masalını özgürce kurgulamanız, bu gökkuşağının da altından geçmeniz dileklerimle…
|