|
canan75
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #15 : Şubat 07, 2009, 03:41:55 ÖS » |
|
RİNDLERİN ÖLÜMÜ
Hâfız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden hergün açarmış kanayan rengiyle,
Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şiraz'ı hayâl ettiren âhengiyle.
Ölüm âsûde bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter,
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
meryemozcan
|
 |
« Yanıtla #16 : Şubat 07, 2009, 04:30:05 ÖS » |
|
Sevgili Canan Yahya Kemal'i anıp da Rindlerin Akşamı'ndan bir esinti almazsak yazık olacak. Rindlerin Akşamı
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç; Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç! Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile, Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle. Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece. Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince, Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül! Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.
|
|
|
|
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #17 : Şubat 09, 2009, 03:20:54 ÖS » |
|
Adımla Nasıl Berabersem
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan koşar gibi yürüyüşün karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatin karanlık boşluklarında akıp giderken zaman
adımla nasıl berabersem öylece beraberiz seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz ve sonra her zaman her ölümlüye aynı şartlar altında kısmet olmayan gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın.
Attilâ İlhan
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 09, 2009, 04:41:33 ÖS Gönderen: rengârenk »
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #18 : Şubat 09, 2009, 03:26:21 ÖS » |
|
Sevmek İçin Geç Ölmek İçin Erken
akşamın acı su karanlığı içinden soğuk kadife teması yalnızlığın şuh bir kahkaha balkonun birinden gizli işareti midir bir başlangıcın
sevmek için geç ölmek için erken
başbaşa çay elele yürümek derken boğaz vapurları mı iskele sancak telefonda kaybolmak sesini beklerken insan insanı yeniler doğrudur ancak
sevmek için geç ölmek için erken
içimdeki gökkuşağı besbelli neden bulutların içinden kuşlar yağıyor bir şiire başlarsın birini bitirmeden hiç kimse gözlerine inanamıyor
sevmek için geç ölmek için erken
sevmek sevildiğini bile farketmeden yaklaştıkça ölüm soğuk bir yağmur gibi sevmek zehir zemberek ve yürekten gecikerek de olsa vuruşur gibi
sevmek için geç ölmek için erken
Attilâ İlhan
|
|
|
|
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #19 : Şubat 13, 2009, 05:37:24 ÖS » |
|
Gidiyorum
Çölde bir yolcu gibi yalnızlığım içinde Kavrulup gidiyorum. Serseri bir rüzgar gibi hep ganimet peşinde Savrulup gidiyorum.
Serçe kadar pervasız, bir günden ötekine Atlayıp gidiyorum. Bütün kumaşlarını açtığım gibi yine Katlayıp gidiyorum.
Bir kış güneşi gibi ben keyfimin esiri Görünüp gidiyorum. Ne belli yerim var, ne de sevdiğim biri Sürünüp gidiyorum.
Cahit Sıtkı TARANCI
|
|
|
|
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #20 : Şubat 17, 2009, 04:21:34 ÖS » |
|
Fikir Sancısı
Lafımın dostusunuz, çilemin yabancısı, Yok mudur, sizin köyde, çeken fikir sancısı?
Necip Fazıl KISAKÜREK
|
|
|
|
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #21 : Şubat 17, 2009, 04:22:55 ÖS » |
|
Susmak
Bir insan olsun Olsun da burada Bir insan olsun Orada
Nerede olursa olsun Bir insan Gitse olsun, kalsa olsun Giderse olan, gitmezse duran
Aranır bir insan bir insanı Arar bir insanı bir insan
Söylenemiyor çok şey Susmadan...
Özdemir ASAF
|
|
|
|
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #22 : Şubat 17, 2009, 04:26:07 ÖS » |
|
DUYDUM Kİ HİÇBİR ŞEY ÖĞRENMEK İSTEMİYORMUŞSUNUZ Duydum ki hiçbir şey öğrenmek istemiyormuşsunuz Milyoner olmalısınız böyle olduğuna göre Güvenceye alınmış geleceğiniz Yolunuz açık ve aydınlık Ayağınızın hiç tökezlememesini sağlamış ana babanız Öyleyse öğrenmen gerekmez hiçbir şey Olduğun gibi kalman yeter Gene de çıkarsa bir güçlük Yaşadığımız dönem duyduğuma göre güvencesizmiş iyice Yöneticilerin var ya senin Ne yapman gerektiğini söyleyen Neyin doğru neyin eğri olduğunu bilen, Onlar ki her zaman geçerli olan doğruları Ve her derde deva hazır reçeteleri olanların kitaplarını okuyup yutmuşlar Bu kadar çok insan Senden yanaysa eğer Gerekmez parmağını bile oynatman Ancak başka türlü olsaydı eğer, O zaman gerekecekti ÖĞRENMEN.
Bertolt BRECHT
|
|
|
|
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #23 : Şubat 26, 2009, 02:37:20 ÖÖ » |
|
Leyla Köşesi
Bir de bakalım Leyla köşesinden Aşkın kadın adlı penceresinden Bırakmıştı kendini yazılmış olana Susmak ve konuşmamak denen cana Evlenmişti ve görünüşte mutlu Şimdiden memnun ve gelecekten umutlu Fakat bir eksiklik ufacık bir nokta Kalbi kurcalıyordu hala Mecnun ne olmuştu neredeydi Nasıldı ne yapıyordu hali neydi Geceleri loş gölgeler arasında Kum tepelerinde ay yarasında Mecnuna benzeyen hayaller olurdu Bu anlarda sanki kalbi dururdu Bitmiş olan bir daha mı başlayacak Ne çare başlayan başlamamış Bitmiş bitmemiş olacak Gibi gelirdi Ona Ürküntü geçmiş ama erememişti huzura Karanlık bitmiş fakat erememişti huzura Ay tutulmuş tutulmuş kurtulmuştu Gönlü zaman zaman tutmuştu muştu Gün kırmıştı siyah çerçevesini Yarmıştı ışıkta ötesini berisini Baskın korkusuyla ürperen çadırların Bugün düzen ve güven, ama yarın!! Yarına bir güvence olmayan Neye yarar böyle bir şimdiki zaman Acıyla da olsa dopdolu olan hayat Boşalmıştı zembereği boşalmış bir saat Gibi. Dönmüştü bomboş bir kağıda Ağızdaki tad benzemiyor eski tada Irmak kurumuş rüzgar esmiyor Yakıcı güneşi bir parçacık bulut örtmüyor Arzu ve korku iki karanlık duygu Yüreğinde birbirini kovalayıp duruyordu Ya bir gün geri dönerse Mecnun Yine altüst olursa ortalık bütün Daha mı iyi olur daha mı kötü bilmiyordu Bir umut vardı gönlünde eksilmiyordu Sonra kızıyordu kendine kınıyordu kendini Kapamak istiyordu içinde eskinin kepengini Eski oldu diyelim ama neydi yeni Ve nasıl eskitmeli eskimiyeni Nasıl öldürmeli ölmeyeni Nasıl diri sayarsın ölü olanı Eski bir zehirdi belki ama yeni Andırıyordu tatsız tuzsuz bir yemeği Beklemek neyi beklediğini bilmeden Gün günü ay ayı kovalarken Beklemek bir vaktin doluşunu Öç alan kaderin zalim oyunu Her şey akılla kurulu akılla düzgün Ama aklın içinde olmalı baharat gibi Bir parça delilik Oysa mecnun almış bütün deliliği gitmiş Kupkuru bir hayat kalmış ve adeta oyun bitmiş Arzulanan zenginlik, at kumaş ve ziyafet Yetmez olur insana bir gün elbet İnsan hep birşey umar bekler Ne olduğunu bilmez fakat Fakat sonradan duruldu Leyla Tevekkülle huzuru buldu Leyla Ruhta kopan fırtınalar dindi Gökten gönle sükunet indi Anladı ki acı tatlı soğuk sıcak Geçmiş ve gelecek ayrılmak ve kavuşmak Hep aynı varoluşun dönüşümleri Aydınlanışları ve sönüşümleri Her şey havada döner durur Sonunda Tanrı varlığında yok olur Ruh hürdür vücut esir Ruh baldır beden zehir Ruh hürdür Tanrı aşkıyla Bağlı değil yer ve zaman kaydıyla Farketmez gelse gelmese Kays (Mecnun) Ona Gitse gitmese Ona Leyla Tanrı katında buluşmuşlardır Hakikat yurduna kavuşmuşlardır
Sezai KARAKOÇ
|
|
|
|
|
Logged
|
...
|
|
|
|
enrıko
|
 |
« Yanıtla #24 : Şubat 26, 2009, 03:08:34 ÖS » |
|
Ben böyle bakip durmayacaktim, dili bagli, Islam'i uyandirmak için haykiracaktim. Gür hisli, gür imanli beyinler, cosar ancak, Ben zaten uzunboylu düsünmekten uzaktim! Haykir! Kime, lakin? Hani sahipleri yurdun? Ellerdi yatanlar, saga baktim, sola baktim; Feryadimi artik bogarak, na'sini, tuttum, Bin parça ettim si'irime gömdüm de biraktim. Seller gibi vadiyi eninim saracakken, Hiç çaglamadan, gizli inen yas gibi aktim. Yoktur elemimden su sagir kubbede bir iz; Inler 'Safahat'imdaki hüsran bile sessiz!
|
|
|
|
|
Logged
|
نريكو ثىقهنخ 
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #25 : Şubat 27, 2009, 10:09:29 ÖS » |
|
"Yağmurum"a
KÖŞE
Sen geldin benim deli köşemde durdun Bulutlar geldi üstünde durdu Merhametin ta kendisiydi gözlerin Merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu Bulutlar geldi altında durduk
Konuştun güneşi hatırlıyordum Gariptin yepyeni bir sesin vardı Bu ses öyle benim öyle yabancı Bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı
Dişlerin öpülen çocuk yüzleri Güneşe açılan küçük aynalar Sert içkiler keskin kokular dişlerin İçinden geçilen küçük aynalar
Ve güldün rengarenk yağmurlar yağdı İnsanı ağlatan yağmurlar yağdı Yaralı bir ceylan gözleri kadar sıcak Yaralı bir ceylan kalbi gibi içli bir sesin vardı
Sen geldin benim deli köşemde durdun Bulutlar geldi üstünde durdu Merhametin ta kendisiydi gözlerin
Sezai KARAKOÇ
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 27, 2009, 10:13:31 ÖS Gönderen: rengârenk »
|
Logged
|
...
|
|
|
|
canan75
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #26 : Şubat 27, 2009, 10:22:51 ÖS » |
|
... merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu .... konuştun güneşi hatırlıyorum gariptin yepyeni bir sesin vardı bu ses öyle benim öyle yabacı bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı .... sen geldin benim deli köşeme durdun. .. yagmur'un bu gece hediyesini aldı sagol LiLi
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 27, 2009, 10:46:52 ÖS Gönderen: canan_canan »
|
Logged
|
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #27 : Şubat 27, 2009, 10:26:55 ÖS » |
|
... merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu .... konuştun güneşi hatırlıyorum gariptin yepyeni bir sesin vardı bu ses öyle benim öyle yabacı bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı .... sen geldin benim deli köşeme durdun. .. yagmur'un bu gece hediyesini aldı sagol LiLi
... Sen istesen de taş yürekli olamazsın ... Ben konuşmasını bilmem Lili ...Lili konuşamaz; ama Lili yağmurunu çok sever... 
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 27, 2009, 11:06:31 ÖS Gönderen: canan_canan »
|
Logged
|
...
|
|
|
|
canan75
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #28 : Şubat 27, 2009, 10:43:09 ÖS » |
|
gidiyorsun ya gene gel LiLi
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
canan75
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #29 : Mart 01, 2009, 09:22:01 ÖS » |
|
bu gün de yoksun yok musun LiLi
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|