|
rengârenk
|
 |
« : Ocak 30, 2009, 03:34:53 ÖS » |
|
Sevdaydı bulduğum sende, Sende buldum senden geçtim. Terk ettim sanma sakın; Yeni bir hızla bilendim, Çağıldayan özgür sesinde.
Şimdi gel durdurma beni.
Çünkü sevda bir nehirdir, Akar insan bütünlüğüne. Türlü kollar alarak Katar onları benliğine. Yürekten yüreklere yönelir.
Şimdi gel dondurma beni
Metin ALTIOK
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ocak 31, 2009, 03:55:19 ÖS Gönderen: rengarenk »
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #1 : Ocak 31, 2009, 03:54:25 ÖS » |
|
Şehr-i Perişan
her şehir taşkın bir handır İstanbul sahipsiz perişandır ve bu şehirde kısık soluğum kendi içinde hapsolmuş bir adamdır içimde, kendi içimde çırpınır sesim kör kuşların kanat çırpışıdır derin, dengesiz derin aşklarda kalır yüzüm (yüzüm kara bulanmış ak bir karadır) kararır her solukta kararır sesim kuşkusuz
heybesini unutmuş bir gezgindir bedenim mahsur kalmıştır tanımadığı bir handa han sahibini arar şaşkın şaşkın ve her şehir taşkın handır İstanbul sahipsiz perişandır
İstanbul sahipsiz bir katliamdır katl-i hüzündür katl-i türküdür avukatsız bir katildir İstanbul ve her yolculuk bir mesafedir unutuşlara umutlara unufak olmuş bir şehirdir İstanbul iyi bir teşhirdir sırasız derslik ...
Hayrettin HOROZ
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Mayıs 17, 2011, 09:37:57 ÖS Gönderen: rengârenk »
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #2 : Ocak 31, 2009, 04:05:39 ÖS » |
|
Leke
Takılıp kalmış bir noktada Gölgesini içine düşürerek; Leke sabrın gücüyle büyür Tek başına
Uzanır güneşe dek, Arınır kirinden, Yürüyen ak lekeleri olur göğün, Mavi gök-uykusunun düş lekeleri.
Leke aşmaz sınırını, Kendini bilir, Durur bütün oturmuşluğuyla; Dağıtmaz, yaymaz gücünü Siz dokunmayınca.
Leke lekelenmekten korkmaz, Kurtulmuş geleceğin ürküntüsünden, Alabildiğine özgür; Sevincimin kumaşında parlayan Üzüntü lekeleridir, Silip de bir türlü çıkaramadığım İçimin dökülen mü-rek-ke-bi-dir.
Sedat UMRAN
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ağustos 07, 2009, 02:43:43 ÖÖ Gönderen: Yusuf »
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #3 : Ocak 31, 2009, 04:11:04 ÖS » |
|
Çizgi
Kendimi sileceksem, Bilirim sende varım. Senin ben yarısıyla seni ben tamamlarım. Seni sende bütünler, Sana sende inanır, Seni sende silerim, Seni bende yazarım...
Özdemir ASAF
|
|
|
|
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #4 : Ocak 31, 2009, 06:20:05 ÖS » |
|
SERSERİ
Yeryüzünde yalnız benim serseri,
Yeryüzünde yalnız ben derbederim.
Herkesin dünyada varsa bir yeri,
Ben de bütün dünya benimdir derim.
Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,
Aradım bir ömür, arkadaşımı.
Ölsem dikecek yok mezar taşımı;
Halime ben bile hayret ederim.
Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr,
Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr,
Gölgemin peşinden yürür giderim...
Necip Fazıl KISAKÜREK
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Nisan 20, 2009, 03:06:16 ÖS Gönderen: rengârenk »
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #5 : Ocak 31, 2009, 11:09:51 ÖS » |
|
SEVMEK
Saçak altına sığınmış göçmen kuşun kar tanecikleri arasında düşen beyaz tüyünü de görebilmek
İşte
sevmek
Sunay AKIN
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 03, 2009, 10:52:08 ÖÖ Gönderen: rengarenk »
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #6 : Şubat 01, 2009, 07:28:11 ÖS » |
|
BU ELLER MİYDİ?
Bu eller miydi masallar arasından Rüyalara uzattığım bu eller miydi. Arzu dolu, yaşamak dolu, Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan.
Bilyaların aydınlık dünyacıkları Bu eller miydi hayatı o dünyaların. Altın bir oyun gibi eserdi Altın tüylerinden mevsimin rüzgarı.
Topraktan evler yapan bu eller miydi Ki şimdi değmekte toprak olan evlere. El işi vazifelerin önünde Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi.
Kaybolmus o çizgilerden Falcının saadet dedikleri. O köylü çakısının kestiği yer Söğüt dallarından düdük yaparken...
Bu eller miydi kesen mavi serçeyi Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık. Yorganın altına saklanarak Bu eller miydi sevmeyen geceyi.
Ayrılmış sevgili oyuncaklardan Kırmış küçücük şişelerini. Ve her şeyden ve her şeyden sonra Bu eller miydi Allaha açılan !
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 03, 2009, 10:52:44 ÖÖ Gönderen: rengarenk »
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #7 : Şubat 03, 2009, 01:48:05 ÖÖ » |
|
TUT
Son kaya iniyor kuyu aydınlanıyor Ses insanın derinlerde parlayan Son isyan denemesi oluyor güzel İçimde yaman tutuk bir şair doğuyor Tut elimden Dosta düşmana karşı bir iyi konuşayım Tut Kulede saat kırılmasın Geyikler sağır Rüyalar boğuk olmasın
Son kral ağlıyor, üstünde son kuş yoruluyor Halkın kayıp annelere karşı saygısı yok Tut elimden Düşen tüyleri toplayalım Tut İsimsiz çocuk ağlamasın Kuyuda ışık sönmesin Kırk oda içiçe dönmesin Halayıklar sağır Dualar boğuk olmasın
Son insan yürüyor Tut elimden kaçalım Kaçalım kaçalım Bizi kimseler görmesin Arayanlar bulmasın Tren duvarları sarsmasın Yürek bu kadar hızlı çarpmasın Kan böylesine hızlı akmasın Aşkın kulakları sağır Sesi boğuk olmasın
Sezai KARAKOÇ
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Şubat 03, 2009, 10:49:37 ÖÖ Gönderen: rengarenk »
|
Logged
|
...
|
|
|
|
Zehr_i sukut
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #8 : Şubat 03, 2009, 01:51:25 ÖÖ » |
|
keçeli kalemler vardır; okunan önemli yeri bir daha aradığımızda kolayca bulabilmek için..yazdıklarınızı o kalemlerle çizilmiş yazılara benzettim bir an 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #9 : Şubat 03, 2009, 01:53:08 ÖÖ » |
|
Evet doğru bir benzetme hocam  Burada paylaştığım şiirleri seviyorum, özellikle sevdiğim dizeleri işaretliyorum...
|
|
|
|
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #10 : Şubat 03, 2009, 11:01:26 ÖÖ » |
|
SEVGİLİM, BİR GÜNÜN
Sevgilim, bir günün ortası şimdi Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık, Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde Uzat bana uzat ellerini İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu, Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor
Ben seni düşünüyorum seni Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi Kalbim diyorum kalbim Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi Aşkı anılar besliyor düşler kadar Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır Sevgi eskidikçe sevgi.
Günümüz ekmeğimiz, türkümüz Çoluğumuz çocuğumuz Binalar yan yana yükselip gidiyor Vapurların ağzı köpük içinde Uzaklarda ne kapılar açılıyor Trenin biri bir istasyona varıyor Ordan çıkıyor biri.
Her şey biliyor her şey Sen biliyor musun bakalım Seni nice sevdiğimi? Üstüne titrrediğimi?
Geldiğimi? Gittiğimi?
Hadi!
Cemal SÜREYA
|
|
|
|
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #11 : Şubat 03, 2009, 11:13:20 ÖÖ » |
|
ÇARESİZ
ah bilsen bir bilsen duyduklarımı sanki bir dağ ağırlığı kalkacak üzerimden ve nehirler boşalacak bir anda içerimden
sakın bilme...
anlatsan duyarım bütün güzellikleri erir dağlarımın başındaki kar sussan içerimde kıyamet kopar
sakın konuşma...
ha küreğe mahkum olmak prangaya vurulmak ha görmemek gözlerini, ikisi de bir bütün kördüğümleri çözecek gözlerindir
sakın bakma...
bir haberin gelse iki satırlık yüreğim birdenbire kanatlanır yücelir bir martı gibi çıkar kapına gelir
sakın yazma...
çıkıp gittiğinden beri, sessiz sedasız başıboş kalan esir, zindanda yatan hürüm dönmezsen çaresiz kalır ölürüm
sakın gelme...
işte dağlar, taşlar şahidim olsun yüzüme bakma, konuşma, yazma istemiyorum dipsiz karanlıklara bağırıp duruyorum
sakın işitme...
Yavuz Bülent BAKİLER
|
|
|
|
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #12 : Şubat 07, 2009, 01:34:57 ÖÖ » |
|
Değişen-Değişmeyen
Sofrada değişir her şey, ekmek değişmez; Ne kanun! Değişmez'e hasret çekmek değişmez.
Necip Fazıl KISAKÜREK
|
|
|
|
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #13 : Şubat 07, 2009, 01:37:15 ÖÖ » |
|
Gölgeler
Gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere; Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere...
Necip Fazıl KISAKÜREK
|
|
|
|
|
Logged
|
...
|
|
|
|
rengârenk
|
 |
« Yanıtla #14 : Şubat 07, 2009, 02:06:54 ÖÖ » |
|
Şimdi Sen Gidiyorsun Ya
Şimdi sen gidiyorsun ya Herkes sana benzeyecek...
Yılmaz ERDOĞAN
|
|
|
|
|
Logged
|
...
|
|
|
|