EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 08:15:58 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


  Mesajları Göster
Sayfa: [1] 2 3 ... 8
1  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / ÇORBADA TUZ : Mart 01, 2012, 09:16:53 ÖS
Yaşam bir armağandır tüm insanoğluna.  Acı-tatlı, hüzün-mutluluk, tebessüm ve gözyaşı paketi sürprizlerle bezenerek sunulur yeni doğan her bebeğe…
Bizler de aldık bu paketlerden doğduğumuz gün. Sizler, ötekiler ve herkes gibi. Kah mutlu olduk, kah hüzünlendik; kah ağladık, kah güldük. Bazen hayal kırıklığına uğradık bazen de sevindik. Ayağımız taşa takılıp tökezlediği için düştüğümüz günler de oldu, dimdik ayağa kalkıp güneşi yakalayacakmışcasına koştuğumuz günler de. Koştuk geleceğimize durmaksızın. Bir de baktık ki çocukluğumuzu ve gençliğimizi zaman denen dev esir almış; bizim payımıza sadece yaşlılık kalmış. Saçlarımıza aklar düşmüş, yüzümüz buruş buruş olmuş, belimiz bükülmüş, ayağımızda derman kalmamış. Bir lokma ekmeğe, sıcacık bir tas çorbaya, başımızı sokabileceğimiz bir göz odacığa muhtaç olmuşuz. Bunun farkına vardığımız gün derdimize derman, düştüğümüzde elimize uzanan dost eller aradık feryat ederek. Bu haykırışımızı duydu birileri. Darülaceze müessesesine kabul edildik böylece. Darülaceze’nin şefkatli kolları kucakladı bizleri. Yüzümüz güldü, karnımız doydu. Her türlü ihtiyaçlarımız Darülaceze tarafından karşılandı.
Peki, Darülaceze değirmeninin suyu nereden geliyor hiç düşündünüz mü?
114 yıllık Darülaceze Müessesesi’nin kurulduğu günden bugüne çalışanlarının ve barınanlarının tüm ihtiyaçları ile işletim giderlerinin tamamının hayırseverlerin bağışları ile karşıladığını ve devlete bağlı olmasına rağmen varlığını devlete yük olmadan sürdürdüğünü biliyor muydunuz?
Hadi ne duruyorsunuz? Duyun sesimizi artık! Çorbada sizlerin de tuzu bulunsun. Karınca kararınca yardım elinizi uzatın olur mu?
Daha fazla bilgi için:

http://www.darulaceze.gov.tr/


2  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / KIZ KULESİ’NİN RÜYASI : Şubat 28, 2012, 11:46:05 ÖÖ
Kar taneleri denizle kucaklaşırken rüzgârın dalgalarla valsini izliyor Kız Kulesi karşı kıyıların güzelliğini kıskanarak… Mağrur ve yalnız bir prenses edasıyla, yılların eskitemediği ana kraliçe İstanbul’a referanslarını sunuyor zaman denen kral babasına sitemlerini yollarken…
Ana kraliçe İstanbul, tebessüm ediyor yavrusuna … Hiç üşümesin diye onu kısa metrajlı mutluluk filmleriyle sarıp sarmalıyor, eski zaman masallarını anlatırken…Bunun üzerine huzurla uykuya dalıyor Kız Kulesi, rüyalar aleminin büyülü gerçekliğiyle tanışarak.. Rüyasında kar tanelerinin eşsiz güzelliklerinin sırrına erişiyor, aşkın büyüsüyle, nefretin kahrediciliğiyle tanışıp; iyi ile kötünün, hüzün ile mutluluğun, yalnızlık ile birlikteliğin mücadelelerine tanık oluyor… ve uyanıyor… Uyanıyor şimdiki zamanın gerçekliğine…
O gün bugündür ana kraliçe İstanbul’da aşk ve nefret, iyilik ile kötülük, hüzün ve mutluluk, yalnızlık ile birliktelik olagelmiştir zaman denen kral babanın himayesiyle…Kız Kulesi’nin mağrur ve yalnız güzelliğiyle büyülenmiştir İstanbullular….doğanın eşsiz müziğiyle mest olarak…
3  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / İSTANBUL : Şubat 20, 2012, 08:41:48 ÖS
Düşüncesiyle bizi, sizi, onları çağrıştırır İstanbul. Yani bizden esintiler taşır uçsuz bucaksız denizinde.. Ama bir o kadar da aykırı ve yabansıl fırtınalarla, hortumlarla hayatlarımızı tuz buz ediverir birdenbire . Yine de ona sığınırız ateşe uçan pervaneler misali, mahvolacağımızı bile bile.. Güzelliğinin efsunuyla büyülenir, ateşiyle yanar,zehriyle mest oluruz. Çünkü zehir de ilaçtır, şifadır kimi zaman. Ne demiş şair:

 

"Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib

Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır"

(Aşk derdiyle başım pek hoş benim ey tabib, bırak bana ilaç vermeyi. Bana derman vermeye ki, senin dermanın beni helak edecek zehrin ta kendisidir.)

 

FUZULİ

Demek ki hem ilacımız hem dermanımızdır İstanbul. Kimi zaman tabibimiz kimi zaman da Azrail'imizdir. Çünkü iyi ile kötü, melek ile şeytan, beyaz ile siyah tüm zıtlıklar onda birleşir gökkuşağını oluşturan renkler misali. Bu yüzden ondan vazgeçemeyiz asla. Vazgeçemediğimizdir, sevdamızdır, sevgilimizdir İSTANBUL.
4  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / TEBESSÜM ET YARINLARINA ARTIK! : Şubat 09, 2012, 10:27:38 ÖS
Hüzün ülkesinin yalnızlık şatosunun mahzenine kilitle gözyaşlarını, hayal kırıklıklarından kurtularak…En kesif kabuslarının labirentinde kaybolan umutlarını geri al zaman denen devler ülkesinden. Gökyüzüne sal rengârenk uçurtmalarını, umutlarını yıldızlara emanet ederken… Seyret geleceğin heyecan dolu filmlerini gönül sinemasının rahat koltuklarında ve TEBESSÜM ET YARINLARINA ARTIK!

Mutluluk rüzgârlarının gül bahçelerinin hoş kokularını sana getirmesini dile tabiat anadan uçsuz bucaksız ormanların kuytuluklarında özgürlüğe koşarken….Dans et uzak diyarların en güzel figürleriyle ve TEBESSÜM ET YARINLARINA ARTIK!

Salep sıcaklığındaki düşlerinin gerçekleşmesi uğruna sokakta oynayan çocuklarla şarkı söyle neşeyle…Kar tanelerinin cezbedici güzelliğiyle mest ol sonsuzluğa meşale yakarak… Tavşankanı çay tadında öyküler kurgula mutlu anlarını kaydederken anılarının deklanşörüne ve TEBESSÜM ET YARINLARINA ARTIK!

Şöminenin başında uyuklayan kedinin mırıltıları karışırken ocağın üstündeki çaydanlığın fokurtularına, dinle büyükannenden eski zaman masalları ve TEBESSÜM ET YARINLARINA ARTIK!
5  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / Ynt: SONSUZ UYKU : Şubat 02, 2012, 08:29:49 ÖS
Teşekkürler Kendi'm Gülümseme
6  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / SONSUZ UYKU : Şubat 01, 2012, 10:02:47 ÖS
Kar taneleri dans ediyor gökyüzünde, rüzgarın esrarengiz müziğiyle mest olarak…Üşüyor İstanbul! Ürperiyor tüm canlılar! Şehir bembeyaz örtüsünü kuşanıyor; güzelliğiyle efsunlayarak herkesi. Buz mavisi gözleriyle tüm evsizleri büyülerken kar beyazlığının davetkâr ve bir o kadar da tehditkâr elleri; uyku denizinin sonsuz huzuru zehirli mantarlar gibi bitiveriyor hayat yorgunu yüreklerin el değmemiş vadilerinde… Esiveriyor ılık yalancı meltemler ruhlarının derinliklerinde… Kuşatıveriyor en muhteşem ordularıyla “ölüm” denen zalim hükümdar çocuk gönüllerini… Azrail neferlerini palyaço kılığına sokarak…Elma şekeri hileleriyle kandırarak… Niyetim yukarıdaki cümlelerimle Arabesk edebiyat yaparak sizleri üzmek, neşenizi kaçırmak, karamsarlığa itmek değil. Niyetim bu konuya dikkat çekerek onlara yardım eli uzatabilmek. Yapmamız gereken zor bir şey de değil üstelik.. Tek yapacağımız sokakta evsiz birini gördüğümüzde yetkililere telefon etmek. Bir tuşa basmak yeterli. Unutmayın bastığınız o tuş birisinin hayatını kurtaracak..
AKOM: 444 2 566
İBB Beyaz Masa: 153
Zabıta: 0 212 521 84 65
7  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / KAR VE BEYAZ ÖLÜM : Ocak 27, 2012, 09:47:58 ÖÖ
Elinizde dumanı buram buram tüten sıcacık bir çay var ve pencereden yağan karı seyrediyorsunuz neşeyle. Oturduğunuz odanın ve çayın sıcaklığı huzurla gülümsetiyor sizi yere düşen her kar tanesinin eşsiz serüveniyle büyülenirken. Beyaz manzaranın güzelliği ile mest oluyor ruhunuz. Dışarı çıkıp çocuklarla kartopu oynamak, kardan adam yapmak istiyorsunuz çocukluğunuzun uçarı yaramazlıklarınızı özleyerek…
Fakat hiç düşündünüz mü sokaktaki evsizler için soğuk havanın ne demek olduğunu? O havada Azrail’le saklambaç oynamak zorunda kaldıklarını ve beyaz ölüme hemen yakalanıverdiklerini. Bir tas sıcak çorba düşlerken bir bankın üzerinde hiç uyanmamasıya son uykularına daldıklarını…
Niyetim Arabesk edebiyat yaparak sizleri üzmek, neşenizi kaçırmak, karamsarlığa itmek değil. Niyetim bu konuya dikkat çekerek onlara yardım eli uzatabilmek. Yapmamız gereken zor bir şey de değil üstelik.. Tek yapacağımız sokakta evsiz birini gördüğümüzde yetkililere telefon etmek. Bir tuşa basmak yeterli. Unutmayın bastığınız o tuş birisinin hayatını kurtaracak..
İSTANBUL
AKOM: 444 2 566
İBB Beyaz Masa: 153
Zabıta: 0 212 521 84 65
8  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / ARAP KIZI : Aralık 17, 2011, 01:57:00 ÖS
Sevgili dostlar,

Yağmur yağıyor İstanbul’da bugün. Yere düşen her damlaya hatıralarım karışıveriyor. “Beni de gör, bak küçücük bir damlanın içindeyim!” dercesine haykırarak…

Damlalar beni 25-30 yıl öncesine götürüyor. “Yağmur yağıyor seller akıyor, Arap kızı camdan bakıyor” şarkısı geliveriyor aklıma birden. O şarkıyı mırıldanıyorum hemen.

Ne çok merak ederdim Arap kızını çocukken... Arap kızı kimdi ve niye camdan bakıyordu sadece? Hayatın içine karışmak, sokaklarda özgürce dolaşmak varken evde niye hapisti? Niye kırlarda alabildiğine koşamıyordu? Bunu sorgulardım çocuk zihnimin elverdiği ölçüde. O zamanlar bilmezdim ki Arap kızlarının yalnız başlarına sokağa çıkma özgürlüklerinin bile olmadığını. Araba sürmeye izinlerinin hiç olmadığını, oy bile kulllanamadıklarını. Vatandaş sayılamadıklarını... bunları bilmiyordum daha...

Sonradan öğrendim toplumların kadına bakış açılarının farklı olduğunu... Bazı toplumlarda kadın baş tacı edilirken bazılarında insan yerine bile konulamadığını... Şiddete maruz kaldıklarını, cinayete kurban gittiklerini, intihara zorlandıklarını...

Hiçbir kadının şiddete maruz kalmadığı, intihara sürüklenmediği bir ülkede yaşamamız ve Arap kızlarının da özgür olabilmeleri dileklerimle...
9  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / ÜNİVERSİTEDE KOLTUK KAPMA YARIŞINDAKİ GENÇLERİN(?) DİKKATİNE! : Aralık 07, 2011, 10:46:30 ÖS

•   KPDS ve ALES’i yüksek puanlarla geçeli yıllar olduğu halde üniversiteye kapağı henüz atamayanlar,
•   Sürekli ders çalışmaktan, bilgisayar başında zaman harcamaktan muzdarip olanlar,
•   İş aramaktan ayaklarına kara sular inenler,
•   Bir baltaya sap olamamak şöyle dursun bir duvara raptiye olmaya bile henüz nail olamayanlar,
•   Kısacası boşta gezenin boş kalfası olma yolunda ustalığa terfi edenler!

Kadrosuzluk sorununa 7 Aralık 2011 itibarıyla kesin çözüm bulunmuştur. Lütfen aşağıdaki önerilerimizi can kulağıyla dinleyin ve bunları zaman kaybetmeden uygulamaya başlayın.
Önerilerimiz

1.   Hemen kolayca yaltaklanabileceğiniz, yalakalık yapabileceğiniz mümtaz(!) bir hoca bulun kendinize. O hocanın çantasını taşımak gibi hizmetlerde bulunmakta bir an bile tereddüt etmeyin. Çünkü üniversiteye giriş anahtarı o hocanın çantasında gizlidir. Çantayı taşı kadroyu kap!
2.   O hocanın mensubu olduğu yardım derneklerine, sosyal kulüplere, hatta gece kulüplerine hızla üye olun. Böylece hocanızın gözüne girmiş ve üniversite içindeki itibarınızı arttırmış olacaksınız. Hocanın gözüne gir, kadroyu kap!
3.   O hocayı bulduktan sonra da “Evet efendim, hayhay efendim, siz bilirsiniz efendim” tarzında konuşmalar yapmayı bir görev addedin. “Evet efendim de.” kadroyu kap!
4.   Bilgisayar bilgilerinizi gözden geçirmenizde fayda var. Özellikle kopyala-yapıştır yapmanın kısa yollarını iyice belleyin. “Bu bana niye lazım?” diye soruyor olmalısınız. Cevap çok basit: Bu işlemi başkalarının makalelerini çalarken, dipnot düşmeden sanki o makaleyi kendiniz yazmış gibi yaparken yani intihal denen naneyi yerken bolca uygulayacaksınız. Kopyala-yapıştır yap ve kadroyu kap!
Not: Bu kampanya 5 dakika ile sınırlıdır ve SMS gönderen ilk 10 kişiye güzide hocamızın başkasının makalesini kopyala-yapıştır yaparken yani çalarken kullandığı laptop çantası gönderilecektir. Özenle hazırladığımız İNTİHALİN İPUÇLARI BROŞÜRÜ tüm katılımcılarımıza ücretsizdir. Lütfen KOPYALA yazıp 2222222222222222’e YAPIŞTIRIP gönderin..

10  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / BİR GÖKKUŞAĞI MASALI : Aralık 02, 2011, 04:59:39 ÖS
BİR GÖKKUŞAĞI MASALI
Sevgili dostlar,
Çocukluğumda yağmur yağarken buğulanan pencereme resimler çizerdim düşlerimin en parlak renkleriyle. Elimde hayali bir fırça, dilimde en sevdiğim şarkının neşeli ezgileri. Buğulanan cam da tuvalim olurdu hep. Bir ressam ciddiyetiyle çizerdim evleri, ağaçları, caddeleri, çocukları, dağları, denizleri, çiçekleri… En çok da gökkuşağını... Çünkü gökkuşağında arardım renklerin gizemini, masalların büyüsünü…
Çizdiğim gökkuşağının altından geçmeyi hayal ederdim hep. Çünkü tüm dilekleri kabul olurdu bunu yapanın. Gökkuşağının altından geçip Alaaddin’in Sihirli Lambası’na sahip olmak, uçan halılarla gökyüzünde özgürce süzülmek, şeker ve çikolatadan hiç erimeyecek saraylar inşa etmek, Küçük Prens’le uzayda yolculuk yapmak, Kırmızı Başlıklı Kız’la kurdu barıştırmak…. Daha neler neler…Masal dünyasının en güzel ülkelerinde dolaşır, engin denizlerinde yüzer, gökyüzünde özgürce uçururdum en güzel uçurtmalarımı. Benden mesudu yoktu o saatlerde.
Kuzinede cızırdayan demliğin sesi, sobanın altında uyuklayan kedimizin mırıltılarına karışırdı. Yanan odunların parlak alevleriyle akşamın loşluğu son  valslerini icra ederlerdi, biten günü kutsayarak. Sonra kedimiz sobanın altından çıkıp gerinerek ve miyavlayarak yanıma gelir, bacaklarıma sürtünürdü.“Ben de varım, beni de koy gökkuşağı masalının içine.” dercesine bakardı masum masum. Hiç onu kırar mıyım? Hemen onun da resmini çizer, onu Küçük Prens’le, Pamuk Prenses’le, Parmak Kız’la tanıştırırdım. Alaaddin’in Cinine de emanet ederdim onu hemen, başına hiçbir kötülük gelmesin diye…
Gökkuşağı masalını kurguladığım o saatler, en mesut olduğum saatlerdi. Çünkü zaman denen devden umut, neşe ve sevinç çalabiliyor,  çocukluğun düş dünyasında özgürce dolaşıyordum. Tüm dünya, tüm evren, tüm denizler, tüm çiçekler benimdi. En önemlisi de rengarenk gökkuşağı sadece benimdi.
Gökkuşağı Masalını özgürce kurgulamanız, bu gökkuşağının da altından geçmeniz dileklerimle…
11  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / Ynt: BUZLU ÇAY MI YOKSA “ICE TEA” Mİ? : Ağustos 17, 2011, 03:56:55 ÖS
Kültürel sömürgecilik insanların beynine farkında olmadan nüfuz ettiriliyor, adeta bir virüs gibi bulaştırılıyor. Böyle gidersek dondurmaya "ice cream" demek zorunda kalacağız. Toplumsal gidişat bunu gösteriyor. O yüzden uyanık olmak lazım.
12  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / Ynt: BUZLU ÇAY MI YOKSA “ICE TEA” Mİ? : Ağustos 17, 2011, 12:39:30 ÖS
Benliğimizi kaybedip sömürge olmamak için.


Arkadaş haklı. Sömürge mantığıyla hareket etmek toplumu yozlaştırır. En kötüsü de kültürel emperyalizm.
13  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / Ynt: BUZLU ÇAY MI YOKSA “ICE TEA” Mİ? : Ağustos 16, 2011, 07:31:37 ÖS
Haklısınız, soğuk çay daha mantıklı ama bazı çaylara buz da katıp servis yapıyorlar.
14  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / Ynt: KÜRKÇÜ DÜKKANI : Ağustos 16, 2011, 09:00:47 ÖÖ
Teşekkürler Meryem Özcan. Haklısınız Zorbey. Dostluklar artık eskisi gibi değil. Ama gene de ümidi kesmemek lazım. Az da olsa insanların kalplerinde dostluk tortusu vardır. Bize sadece o tortuyu süpürüp altındaki hazineyi keşfetmek kalıyor.
15  Düz Yazılar / Sizin Düz Yazılarınız / Ynt: BUZLU ÇAY MI YOKSA “ICE TEA” Mİ? : Ağustos 16, 2011, 08:57:02 ÖÖ
Bence yanlış düşünüyorsunuz. Sizin fikrinizce bilgisayara bilgisayar dememeli, computer demeli o zaman. Hangisi daha güzel ve daha Türkçe? Bilgisayar mı yoksa computer mı? Ayrıca bizler sömürge değiliz. Sömürgeler ancak efendilerinin dilini konuşur.
Sayfa: [1] 2 3 ... 8
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM