EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 07:14:27 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkçe İçin Ne Yapıyoruz?  (Okunma Sayısı 827 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
kerpeten1907
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 205


Üyelik Bilgileri
« : Nisan 04, 2009, 11:37:23 ÖS »

   


Türkçe için ne yaptık? Dilimiz elden gidiyor mu?Türkçesi varken bunlara gerek var mı???Daha bir çok soru,sorun üretebiliriz.Ve bununla ilgili tartışabiliriz.Yani lafla peynir gemisi yürütebiliriz.Ama esas olan bu konuda yapılan işler sanırım.Bu konuda sözden öteye geçmiş biri var işte. Okuyalım lütfen.

  Kendisini Türkçe gönüllüsü ilan eden Hüseyin Movit, medya dünyasının korkulu rüyası. Kimin dil bilgisi hatasını bulursa, hemen telefon açıp düzeltiyor. Telefon defterindeki 5 bin kişinin numarasını tek tek aramış, konuşmaların 1000’ini kayıt altına almış, 750 kişi ve kurum hakkında mavi renkli dosya hazırlamış. Babasından kalan servetini bu işe yatıracak kadar da işini ciddiye alıyor!
Hüseyin Movit, 15 yıldan bu yana dil hafiyeliği yapan 68 yaşında bir Türkçe gönüllüsü. Beş unvanı var. “Truva Yayınları'nın genel yayın yönetmeni, serbest gazeteci, yazar, eleştirmen, düzeltmen." Asıl mesleği ise turşuculuk. Movit, 1990'da emekli olunca kendini Türkçenin güzel ve doğru konuşulmasına adar. Sadece zamanını değil, parasını da bu işe yatırır. Turşuculuktan kazandığı parayla 1990'da "Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu"nu kurar. Ama bu yetmez. Emirgan'daki baba yadigârı evini satar. Değeri tam 150 bin dolardır. 20 bin dolara eşiyle birlikte kendilerine başka bir ev alırlar. Geri kalan 130 bin dolar yine güzel Türkçemizin hayrına kullanılır. "İyi ki eşiniz sizi boşamadı Hüseyin bey?" diye soruyoruz. "Vallahi boşasa yeridir. Çektiği sıkıntı hep benim yüzümden. Benimle beraber o da dil uzmanı oldu. Hiçbir diziyi izleyemiyor. Kumandayı elime aldım mı, spikerleri yakalayacağım diye televizyonun karşısından ayrılmıyorum, o da mecburen benimle birlikte seyrediyor. Hanım benden daha iyi yakalıyor artık" diye cevap veriyor. Neyse ki internet çıkmış da, Movit ve eşinin tartışmaları biraz azalmış. Çünkü 320 YTL'lik emekli maaşının 260 YTL'sini telefona yatıran Türkiye'de bir tek o var. Mesleğe ilk başladığı yıllarda herkese telefonla ulaştığı için fatura da kabarıyormuş hâliyle. Eve değil de, ekmek fırınına bırakılan telefon faturaları da Movit'i eşinin dilinden pek kurtaramamış.

Hüseyin Movit, 2002'den beri kim, nerede, hangi saatte, nasıl bir hata yapmış www.ignelifici.com adlı sitesinde hepsini kaydediyor. Medya dünyasının âdeta korkulu rüyası olmuş. 15 yıldır saniye saniye televizyonları takip ediyor, satır satır gazeteleri okuyor. Kendisini zaten, "Ben medyanın Drakulasıyım. Herkesin ipini çekiyorum." diye tanıtıyor. Hangi köşe yazarı, yayın yönetmeni, editör, spiker, muhabir, enkırmen (bazıları "en kıro men") dil bilgisi kurallarını çiğnemişse vay hâline! O kişiye mutlaka ulaşıyor. Yanlışını bir bir anlatıyor. Bugüne kadar aramadığı editör, köşe yazarı, genel yayın yönetmeni neredeyse kalmamış. Telefon defterinde beş bin kişinin numarası var, hepsine mutlaka ulaşılmış, hem de defalarca. Yaptığı telefon konuşmalarının 1000'ini kayıt altına almış. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin yayın organı ‘Bizim Gazete'de yazdığı köşe yazılarında ve hazırladığı kitaplarda 15 bin kişiyi eleştirmiş. "İçlerinden biri, 'beni yanlış eleştirdiniz' diyemez. 10 kaynağa bakmadan kimseyi eleştirmem." diyor. 750 kişi ve kurum adına mavi renkli bir dosya hazırlamış. Dosyalarda hataların belgelerinisaklıyor. En son açtığı dosya da şu satırların gariban muhabirine ait. Röportajımıza inanın elinde bu dosyayla geldi! Medya dünyasında herkesin Movit'le ilgili mutlaka bir anısı var. Mesela Hakkı Devrim'in yanlışını buluyor. Telefon açıp yılların usta gazetecisine hatasını anlatıyor.


Devrim de teşekkür edip, köşesinde bu hatalara yer veriyor. Ama sadece Devrim, Movit'e bu şekilde davranıyor. Ya diğer medya mensupları? "Diğer herkes bana düşman. İlk sırada da Metin Uca geliyor. Sonra Hıncal Uluç ve Reha Muhtar var." diyor. Dolayısıyla en çok malzeme bu üç yazardan çıkıyor kendisine. Bir de TDK'dan yani Türk Dil Kurumu'ndan... Yanlış okumadınız, Hüseyin Movit, TDK'nın 1996, 2000 ve 2005 Türkçe Sözlük, Okul Sözlüğü ve İmla Kılavuzlarında 300'ün üzerinde yanlış tespit etmiş. Kaynaklar arasında bile tutarsızlık olduğunu söylüyor. Mesela 2005 Türkçe Sözlük'te Danıştay, Sayıştay ve Yargıtay maddeleri yok; önceki sözlüklerde ise var. Movit, "Bunların anlamını öğrenmek isteyen bir öğrenci ne yapacak? Biri bu soruya cevap vermeli!" diye feryat ediyor. 2005 Türkçe Sözlük'te kilometre tarifi, ‘1.000 km'lik uzunluk ölçü birimi’ şeklinde yapılmış…

Peki kendisi hiç hata yapmıyor mu? "Benim de hatam olur. Hata yaptığım gibi özür dilemesini de bilirim. Herkes, "Sürçülisan ettik ise affola" der. Ben "Sürçülisan ettik ise affolmaya" diyor ve e-posta adresimi veriyorum. Eleştirdiğim kişilere sitemde söz hakkı tanıyorum. Erdem hatayı kabul etmek ve tekrarlamamaktır." diyor. Yıllarca bu işi parasız pulsuz, gönüllü yapan Movit, son yıllarda isteyen kişilere ücret karşılığında düzeltmenlik yapıyor. Basın dünyasından beş yazarın gizli tashihçisi. İsimlerini sır gibi saklıyor ve bu iş için kişi başına ayda 100 YTL alıyor.

EN ÇOK HATAYI HABER PROGRAMLARINDA BULUYORUM

Movit'in dil yanlışları üzerine yayınlanmış iki eseri var: Avcıol Basım Yayın'dan çıkan "Konuşamadığımız Türkçe ve…" ve "Suçlular Aramızda". "Kim Bunlar, Kim Bunlar" adlı üçüncü kitabını ise hazırlıyor. En çok haber programlarından yanlış bulduğunu söyleyen Movit, bakın kimleri sobelemiş.

Mehmet Ali Birand, birçok kelimeyi seslendiremiyor. “Yapcanız, gelceniz, gitceeniz” diyerek telaffuz hatası yapıyor. Afganistan’ın başkentine “Kâbil” demiyor, “Kabul” diyor, Amerikalılar gibi; Pervez Müşerref’e Müşaref diyor! Bence enkırmenler içinde en kötüsü Mehmet Ali Birand. Seyrüsefer memuru gibi, el kol hareketleri de cabası.”İtalyanlar Apo’yu azize” yaptı diyor. “Aziz” ile “azize” arasındaki farkı bilmiyor! Mardin’in Midyat ilçesini Madrid’e bağlıyor, hem de defalarca.

Ertuğrul Özkök, “... Avrupa Birliği’in en ‘Establishement’ (Doğru imla: establishment. H.M.) yani son günlerin moda deyişi ile ‘müesses nizamın’ en etkili gazetesinden ...” Ertuğrul Özkök “establishment” (kurum, kuruluş, müessese) ile “established order”i (müesses nizam=kurulu düzen) karıştırıyor! Ayrıca Mehmet Barlas’ın yıllardır yaptığı hataya düşüyor ve “Devlet iktidarının yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç ayrı organ aracılığıyla kullanılması ilkesi” anlamındaki, “kuvvetler ayrılığı” terimini “kuvvetler ayrımı” şeklinde belirtiyor!

Fatih Altaylı, Fransızca eğitim veren Galatasaray Lisesi mezunu olmasına rağmen kökeni patronaj olan kelimenin anlamını bilmeden defalarca kullandı. Patronla ilgili bir şey sanıyorlar. Halbuki patronaj; cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması. TDK son yıllarda “yönetim, gözetim” anlamını eklemiş. Böyle bir anlamı yok, bu tamamen yanlış.

Hıncal Uluç, başkenti Quito olan ülkeye Ekvator diyor, doğrusu Ekvador'dur. Ama köşesinde adımı da vererek, Ekvator'un doğru olduğunu yineledi. Dünya Kupası'nın Kore'de yapıldığı yıldı. 90 Dakika programını izliyorum. Haşmet Babaoğlu, "Yarın Ekvator'un maçı var." dedi. Uluç, "Orası Ekvator değil, Ekvador diye düzeltti!” ama köşesinde düzeltmedi.

Çiğdem Anad, “seçim sath-ı maili”ne “seçim sath-ı mahalli” diyor. “Şoför mahalli” der gibi.

Haldun Dormen yarışmacıya ‘Sana Abidin mi, Âbidin mi diyelim?’ diye soruyor. Bunu demeye hakkı yok. Âbidin Dino’yu hiç mi duymamış!

Ahmet Hakan, “Acaba Kürşad Tüzmen de için bu yöntem işleyecek mi? Düşük cümlenin doğrusu: “Acaba Kürşad Tüzmen için de bu yöntem işleyecek mi?”

www.ignelifici.com
 
 Alıntıdır.
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM