benim de öğrencisine göre değişiyor... ben dershanedeyim ya,

öyle çok fazla cezalandırılacak bir durum olmuyor açıkçası, edebiyata ilgisiz ve sorun çıkarmaya meyilli; dershaneye de sırf yapacak daha iyi bir işi olmadığı için gelen öğrencilerimin çoğu zaten derse girmiyorlar bir süre sonra... derse girip de, derste sorun çıkaran öğrencim olursa da diğer öğrencilerden fırsat bulup bir şey yapamıyor. dershane öğrencilerinin %80'i zaten çok bilinçli bu konuda. yani yaramazlık konusunda. birbirlerini uyarırlar, haklarını yedirmezler... ailelerine karşı sorumluluk bilinçleri gelişmiş..
dershanedeki en büyük ceza, "soru çözümü"... kaçırılan her soru için, başlarda on soru, sonraları on ve onun katları şeklinde devam eder. ödevini yapmayan ya da yarım yapan öğrencim de fazla soru çözmeyi göze alır da öyle gelir... ilk derse geç kalan öğrencimiz ise, tenefüste bütün sınıfa kahve taşımak zorundadır. bazen de fotokopi görevini "bunun her daimgönüllüleri olan kız öğrencilerin varlığına rağmen", geç kalmayı alışkanlık haline getiren, ya da ödevini yapmamakta direnen diğer öğrencilere veririm..
yaramazlık durumunda ise farklı cezalar var tabii..
yaramazlık konusunda sorun çıktığı zaman, ya da ders sırasında durmadan konuşan, gizli gizli telefonla oynayan başka şeylerle ilgilenen öğrencim olursa, dersten sonra öğrenciyle teneffüs boyunca muhabbet ediyorum... durmadan anlatıyorum, sorular soruyorum. hayattan, gündemden, ama asla futboldan veya onun ilgisini çeken şeylerden değil... (böylece tenefüse çıkamıyor, cep telefonuyla oynayamıyor, sigara içemiyor, kantinde geyik yapamıyor, bir sürü şeyden mahrum kalıyor.. bunda da insafsızım, tenefüsün bitmesine bir iki dakika kala bırakıyorum, acil bir ihtiyacı falan varsa sonradan beni suçlamasın diye, yalnızca o ihtiyacına gidebiliyor, eğlenemiyor tenefüste...

bir öğrencim azıcık yaramazlık yaparsa, "tenefüste beraberiz desene" diyorum, bütün sınıf gülüyor, o da sakinleşiyor, her yıl, ilk bir iki aydan sonra benim adım efsaneye dönüşüyor bu teneffüslerde rehin almalarımdan dolayı..

)
bir başka yöntem ise, öğrencinin kişiliğine göre ceza vermek. bir öğrencim, açık yüreklilikle bütün gece internette dolaşıp bazı video paylaşım sitelerinden abuk subuk videolar izlediğini söylemişti, bu yüzden ödevini yapamamış. ben de ona aynen şöyle dedim: " aa, ne güzel internetin var mı, benim internetim kesik, size edebi sanatlardan değişik örnekler bulmak istiyorum, ama yapamadım. bunun için bana yardım eder misin? kitapta olmayan örnekleri internetten yazıp yarın bana getirir misin? aman dikkat et, kitapta olanlar olmasın, bir de şu, şu sitelere bakma, oralara ben daha önce baktım beğenmedim" "ama benim printerim yok ki hocam" dedi, dedim ki; "canım n'olcak, defterine yazıver, hem sana da faydası olur" ertesi gün ikinci gecedir uykusuz olduğu için şişmiş gözlerle geldi, "buyrun hocam, bütün gece farklı site farklı örnek aradım, hepsinde aynı şeyler vardı" dedi, bir daha da ödevini yapmadan gelmedi... hatta bir ay kadar sonra, "hocam, internetten falan bir işiniz olursa, bana söyleyin yaparım" dedi. sanırım sorumluluk almak, bütün sınıflarda, "bakın bu örnekleri ..... buldu internetten, bütün dershane için çalıştı, kendisine teşekkür ederiz" diye söylemem çok hoşuna gitti... cezayla beraber kazandık yani öğrenciyi...

bir başka öğrencim, şiirden nefret ediyor, lüzumsuz ve saçma romantizm olduğunu düşünen tam bir on yedi yaş realisti... bir baktım geometri ödevini yapmamış, sıranın altından onu yapmaya kalkışmış... hemen bir şiir okuttum bütün sınıfın önünde... Nurullah Genç'in bir şiiriydi. şiir bittiğinde, "vaaay, güzelmiş!" dedi

Tenefüste de, bana, " bu adamın başka şiirleri var mı" diyerek; ceza mı verdim, ödül mü verdim, beni de şaşırttı!!! meğer içinde gizli bir romantik yaşıyormuş!

bir unutmadığım ceza da, halk edebiyatı anlatıyoruz, Karac'oğlan, Dadaloğlu... bir tanesi durmadan "Ankaralı Turgut, bilmemne " falan diyor, buna da bütün sınıf gülüyor... Dersin ciddiyeti gidiyor.. müthiş sinirlendim... o sırada ders bitti, teneffüste ben bir hocamın cep telefonunu aldım, onda kayıtlı bir oyun havasının olduğunu biliyordum, ikinci derste bunu açıp, öğrencimi de sahneye davet ettim, "edepsizliği bir erdem sanan" öğrencim geldi, bütün sınıfın önünde açtı kollarını falan... başladı oynamaya, önceleri ceza olduğunu anlamamıştı, sonra benim surat ifademi görünce ve sınıfın sessizliğinden dolayı durdu, "özür dilerim hocam, oturabilir miyim?" dedi...
böyle şeyler... yani zamana, kişiye ve yerine göre değişiyor. öyle tek tip bir ceza vermiyorum fazla...