bıze dusunmeye yonelık degıl daha cok arastırma odevlerı verılıyo.
sevgili rotinda,
haklısın. bizlerin bir çok eksikleri olduğu gibi bizleri sınırlayan,yönlendiren yönetmelikler de var.Ayrıca biz de aynı eğitim sistemi içinde yetiştiğimizden düşünebildiğimiz için değil kitapları ezberleyebildiğimiz için öğretmen olmamıza izin verdiler. yoksa mazallah "düşünce suçlusu" olarak şimdi kimbilir nerede gün sayıyor olurduk, şansımız varsa tabii. ya şansımız yoksa? Samet Behrengi öğretmenin başına gelenler gelir miyidi başımıza acaba?
samet behrengi'yi bilirsin.Hani şu küçük kırmızı balık'ın yazarı. masal yazarı... ama ne masallar...dünyanın gerçeklerini anlatan masalları yazıyordu behrengi öğretmen.
sana onun bir mektubunu gönderiyorum.
sevgiyle kal.
vatikannüshası
Çocuklar,
Şimdiden iyi ya da kötü olacağınızı bilmediğiniz geleceğinizi ellerinizde tutuyorsunuz.
Büyüyeceksiniz, zamanla birlikte siz de ilerleyeceksiniz. Babalarınızın ve büyük babalarınızın bulundukları yerlere geleceksiniz, onların yerini alacaksınız. Onlarda gördüğünüz sizin de başınıza gelecek fakirlik, baskı, şiddet, adalet, dostluk, üzüntü, terkedilmişlik, dayak, çalışma, işsizlik, hapishane, özgürlük, hastalık, açlık, yırtık-pırtık elbise; toplumsal yaşamın yüzlerce güzel ve çirkin aşamalarından siz de geçeceksiniz.
Hastalıkların tedavisi için, önce nedenlerinin bilinmesi gerekli. Örneğin, hastanın tedavisinde doktorlar önce hastalığın nedenlerini araştırırlar.
Ve hastalığın nedenlerine göre, hastalarına yazmaları gereken ilaçları yazarlar. Toplumsal hastalıkları iyileştirmede de böyle davranmak zorundayız.
Sağlıklı bir vücudun hiçbir eziyete uğratılmaması gerektiğini biliyoruz. Aynı şekilde sağlıklı bir toplumda da eziyetin hiçbir çeşidi olmamalı. Sömürü, eziyet, aldatma, suç işleme, savaş, hastalıklar sadece sağlıklı olmayan bir toplumda görülür.
Biz tüm toplumsal hastalıkların tedavisini, bunların nedenlerine bakarak ararız.
Kendimize hep sorarız: daha bir çocuk olan arkadaşım niye halı fabrikasına gönderilir?
Bazıları niye hırsız olur?
Niye şurada burada savaş çıkar ve kan dökülür?
Ölümümüzden sonra neler olur?
Doğmadan önce ben neydim?
Savaş, fakirlik ve açlık ne zaman son bulacak?
Ve binlerce ama binlerce sorun gözlerinizin önünde olup bitiyor. Ayrıca toplumsal olayların sadece sizin dört duvarınız arasında olup bitmediğini bilmelisiniz. Toplum yaşamımızın her noktasındadır, bu toplumda ülkemizin insanları yaşar. Çok uzak köylerden, küçük, büyük kentlere dek... Çamur ve pislikle kaplı köy yollarından, kentlerin bakımlı caddelerine dek... Küçük, karanlık, fakir köylülerin sinekli kulübelerinden, kentlerdeki zengin yurttaşların saraylarına dek uzanır. Ücret kölelerinden, fakirlerden, serseriliğe düşmüş köylü çocuklarından, halı dokuyan çocuklardan, çerez gibi tavuk, hindi, muz, portakal yiyen çocuklara dek...
Bu toplum babalarınızın size miras bıraktığı toplumdur. Yaramazlıklarınızı aza indirmeli ya da hatta tümüyle bırakmalısınız. Daha çok iyilik yapmalısınız. Bu toplumun üstesinden gelecek araçları aramalı ya da hastalıkları yok etmelisiniz. Toplumu sonsuza kadar değişmeden, olduğu gibi bırakabilecek hiçbir şey yoktur.
Toplumu tanımanın birkaç yolu vardır. Köylere ve kentlere gitmek, çeşitli insanlarla bağ kurmak bunun sağlam yollarından biridir. Bir başka yolu da okumaktır. Doğal olarak her kitabı değil. En azından her kitabın bir kez okunmasının yararlı olacağını iddia eden bazı kimseler bulunabilir. Bu iddia anlamsızdır. Dünyada dörtte birini okuyabileceğimiz, yaşamımızı zenginleştirecek o kadar iyi kitap yoktur.
Bize sunulan kitapların hem en iyisini seçmeliyiz, hem de bizim çeşitli sorunlarımıza cevap verenlerini. Toplumsal ilişkilerin nedenlerini cevaplandıran, oluşumlarını açıklayanlarını. Kitaplar toplumumuzu ve öteki ulusları bilgilendirmek ve bize toplumsal hastalıkları göstermek zorundadır.
Tümüyle değerli olan öyküler bize, toplumumuzun resmini çizebilir ve nedenlerini açıklayabilir. Öyküler sadece kendilerini okuyanları eğlendirmezler. Bu yüzden ben de, akıllı çocukların benim öykülerimi eğlenmek için değil, öğrenip bilgilenmeleri için okumalarını istiyorum.
Samet Behrengi