EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Şubat 09, 2012, 11:14:26 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Oryantalizm  (Okunma Sayısı 1764 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« : Mayıs 29, 2009, 10:24:53 ÖS »

ORYANTALİZM

Edward Said

        Kitap, önsöz, giriş ve üç uzun, oniki kısa bölüm ile bir ekten müteşekkil olup, 540 sayfadır. "Oryantalizm'in kapsamı" başlıklı birinci bölümde, gerek tarih ve tecrübe, gerekse felsefi ve siyasi temalar açısından Oryantalizm konusunun bütün boyutlarının altı çizilmektedir. İkinci bölüm, "Oryantalist         yapılar :Eski ve Yeni" geniş kronolojik bir anlatım ve mühim şair, sanatçı ve bilim adamlarının eserlerinde görülen ortak bazı araçlara işaret ile, çağdaş oryantalizmin ortaya çıkışını anlatmaktadır. " Şimdilerde Oryantalizm" başlıklı üçüncü bölüm, ikinci bölümün sonundan yani 1870 den, Doğu daki  büyük sömürgeci genişlemesini konu edinerek II. Dünya savaşında son bulur. Bu bölümde Doğu'nun İngiliz -Fransız hegomonyasından Amerikan hegomanyasına geçişi tasvir edilmektedir.Yine bu bölümde Aınerika'daki oryantalizm  konusundaki  fikri  ve  sosyal gelişmelerden ve gerçeklerden söz edilmektedir.
            Yazar bu eserinde Batı'lıların Doğu'yu ele alırken bütünü ile kendi görüşlerinden   ve   varsayımlarından   hareket   ettiklerini,hayallerini konuşturduklarını ve Batı'nın çıkarlarına uygun bir Doğu manzarası ortaya koyduklarını isbat etme gayretindedir. Çok defa Batı'1ı yazarların görüşlerine baş
vurarak ve Batı'lı eserlerden örnekler vererek onlara günahlarını kendi ağzından itiraf ettiriyorlar.
          Misal: "Onların herşeylerini tahrip ettik, felsefeleri, dinleri mahvoldu, artık hiçbir şeye inanmıyorlar, derin bir boşluğa düştüler. Anarşi ve intihar için olgun bir hale geldiler..." Lovis Massignon
         • Avrupa'lı için Doğu, Avrupa'nın bir icadı olup, eski çağlardan beri insanlarda hülyalar uyandıran, garip izlenimler yaratan, kendine has yaratıkları ve manzaraları ile fevkalade deneyimlere yol açan bir yerdir.
           Amerikalı'lar  için  Doğu,  Uzak  Doğu'dur.  Ve  özellikle  Çin ve Japonya'dır. Amerika'lıların aksine Fransız'lar ile İngiliz'ler ve onlar kadar olmasa da Alman'lar, Rus'lar, İspanyol'lar, Portekiz'liler, İtalyan'lar,İsviçre'liler uzun bir Oryantalizm geleneğine sahiptirler.
          • Şark’ı öğreten, yazıya döken, veya araştıran kimseye Şarkiyyatçı yada Oryantalist denir. Yaptığı şeyde Oryantalizm'dir.
           • Doğu Avrupa'ya bitişik bir kara olmanın yanında, Avrupa'nın en büyük,en  zengin  ve  en  eski  sömürgelerinin  bulunduğu  yerdir,  kurduğu medeniyetlerin ve konuştuğu dilin menbaıdır, kültürel uzanımıdır.  En önemlisi Doğu  Avrupa'nın "karşıt kalesi" olarak kendini tesisinin en büyük yardımcısıdır
            Bu yönleriyle Oryantalizm, kültürel hatta ideolojik bir açıdan, arkasında müesseler, kelimeler, ilim, tasvirler, öğretiler  hatta müstemleke bürokrasileri, müstemleke usulleriyle kavramlar olan bir muhakeme biçimidir.
               Oryantalizmi bir muhakeme usulu olarak ele almaksızın ve doğu hakkında söz söylerken bu muhakamanin usullerine riayet etmeksizin muaffak olmak yani Doğu'yu politik,  sosyolojik,  askeri,  ideolojik,  bilimsel  ve  fikri bakımdan yönetmek imkanı  yoktur.Yani  Oryantalizm  Şark  söz konusu  olduğunda otomatik olarak devreye giren ve tesir icra eden menfatler örgüsüdür.
            • Oryantalizm, Avrupa'nın Doğu hakkındaki bir uydurması değil, Batı  tarafından  bilinçli  vücuda  getirilmiş  ve  nesiller  boyu  hatırı  sayılır yatırımlara konu olmuş bir teori ve pratikler bütünüdür.
                • Bilgi, kendini elde edeni bir beşer olarak kendi şartlarına bağlılığını inkar edemiyor ise, Şark'ı etüd eden Avrupa'lı veya Amerika'lı da Doğu'nun karşısına önce bir Avrupa'lı yada Amerika'lı sonra bir beşer olarak çıktığını  inkar edemez.  Bu sebeple  Oryantalizm'deki  anlam,varhğını doğrudan Doğu'yu görünür, seçilir ve var kılan Batı anlatıcılarına ve Batı anlatı tekniklerine borçludur. Böylece Oryantalizm Doğu'dan daha çok Doğu'yu icad eden Batı idi ve kendisini ortaya koyan Batı kültürüyle bağlantılı idi.
           • Oryantalist  Balfour’un  ifadelerine  göre,  Mısır  İngiltere'nin  bildiği nesnedir,   İngiltere   Mısır'lıların kendi   kendini   yönetemeyeceğini bilmektedir ve Mısır'ı işgal ederek bunu teyid etmiştir. Mısır'lılar için İngiltere'nin idari ettiği peydir. Mısır medeniyetide İngiltere idaresine girmekle mümkündür.
             • Balfour'a göre Batı'lılar vardır, birde Doğu'lular vardır.  Birinciler hükmederler, ötekiler hüküm altında olmalıdırlar, buda ekseriye ülkelerin işgal edilmesi, iç işlerine tam müdahale, can ve mallarını şu yada bu Batı'lı gücün eline bırakılması demektir.
              • Doğu'lular hakkında bilgi onların yönetimini kolay ve karlı kılan şeydir.
           • Doğu Batı ayrımının ortaya çıkması seneler hatta yüz yıllar almıştı.Keşif  seyahatleri  yapılmış,  ticaret  ve  savaş  vasıtasıyla  temaslar sağlanmıştı. 18. y.y. ortasından itibaren doğu-batı ilişkisinde iki ana öğe  vardı
. I-) Doğu  hakkındaki sistematik bilginin gelişmesi ,
2-) Batı'nın tahakkümü
             • Batılı oryantalistlere göre Doğu mantıksızdır,dinsiz olup azgındır,çocuk ruhludur,sapkındır.  Böylece  Avrupa'lı  makuldur,fazıldır,o1gun ve normaldir.
             • Yazar oryantalizmi, bir kültürel tahakküm konusu olarak tahlil ve tehkik peşindedir.Buradan oıyantalizm, Doğu'lu nesneleri inceleme, eleştirme, hüküm, disiplin yahut yönetim için sınıfa, mahkeme salonuna,hapishane yahut el kitabına yerleştirilen "Doğu bilgisidir".
               Oryantalizm pozitif bir doktrinden ziyade düşünceye getirilmiş bazı sınırlamalar olarak anlaşılmalıdır. O, entellektüel bir kudretin ifadesidir.
             • 1815'den,1914'e kadar Avrupa'nın direkt sömürge hakimiyeti yeryüzü karalarının   %   35'inden   %   85'ine   çıktı.İngiliz ve Fransız İmparatorlukları'nın başını çektiği bu sömürgecilik faaliyetinden en fazla Asya ve Afrika kıtaları etkilendi.
           • Kissinger çağdaş dünyayı kalkınmış ve kalkınmakta olanlar olarak ikiye bölüyor.Birincisi Batı'yı, ikincisi ise Doğu'yu ifade eder.Newton devrimini esas alır.
           • Hindistan'daki i1k oıyantalistlerin çoğunluğu ya hukuk alimi yada misyonerlik eğilimi fazla doktorlardı.Bunlar bir yandan Asya'da ıslahı kolaylaştırmak için bilim ve sanatı inceli yorlar diğer  yandan da aynı inceleme  ile kendi ülkelerinde bilginin ve sanatının ıslahına çalışıyorlardı.
           • Napolyon Mısır'dan ayrılırken yardımcısı Kleber'e çok sıkı talimatlar verdi. Buna göre Mısır her zaman oryantalistler ve gönlü kazanılabilen dini liderler marifetiyle  yönetilecekti. Napolyon Mısır'ı  Fransız ilminin bir şubesi yaparak, şark ülkesinin seyyahlar, alimler, ve askerler dışındaki kimyacı,  tarihçi,  arkeolog  vs.  vasıtalarla  tanınmasını  tanıtılmasını sağlamıştır.
            • Oryantalizmin başarıları: 19. yy'da bilim adamları üretmesi, Batı'da eğitimi yapılan dillerin sayısını artırması, neşredilen, tefsiri, tercümesi yapılan orjinal eserlerin sayısını arttırılmış olması,Doğu'ya sempati duyan,Sanskritce'nin grameri ile, eski Fenike kuruluşları ile ve Arap şiiri ile gerçekten ilgilenen öğrenciler çıkarması olarak sıralanabilir.
• Oryantalismin kafasında değişmeyen Batı'dan tamamen farklı bir Doğu vardır.l8.   yy'dan      sonra   oıyantalizm   asla   kendini yenileyememiştir. Oryantaliste göre Doğu ya da Doğu'lu yabancılaşmış olan varlıkdır; yani kendine nisbetle birbaşkası olan varlıkdır. Başkaları ele   alır, başkaları  anlar,  başkaları  tanımlar,  başkaları  değiştirir,  kendine nisbetle fiilsiz olup muhtar ve hükümran değildir.Oryantalisler etkiklerinde özcü davrandıklan için neticede ırkçılığa ulaşıyorlar.
          • 19. yy'ın başlıca oryantalist alimlerini ve kurulan cemiyetlerini şöylece sıralayabiliriz: Alimler: Gobineau, Renan, Humboldt, Steintal, Burnouf;Remuşut, Palmer, Meil, Dozy, Muir'dir. Asya cemiyeti 1822, Kraliyet Asya Cemiyeti 1823, Amerikan Şark Cemiyeti 1842 vb.
       • Bir yeri müstemlekeleştirmek demek, öncelikle oradaki menfaatleri ayırt etmek yada yaratmak demektir.Bu menfaatler ticari bilimsel,kültürel olabilir. Oryantalizm bu menfaatlere ulaşmada en büyük vasıtadır.
          1920'lerden  itibaren,  bir  baştan  bir  başa  bütün  üçünçü  Dûnya ülkelerinde,  imparatorluklarla  ve  emperyalizm  ile  ilişkiler  "Karşılıklı etkileşim" şeklinde olmuştur.1955 Bağlantısızlar hareketinin başlangıcında                 (Bantung Konferansı) Doğu artık Batı'nın imparatorlukları ndan yakayı sıyırmıştır. Dünyada yeııi güç dengeleri oluşmuştur.SSCB ve ABD.Artık oryantalizmin karşısında siyasi sesi olan ve düşünebilen akıllı bir Doğu vardır.
             • Doğu'daki  ulusal  bağımsızlık  hareketleri  oryantalismin  kafasındaki "pasif  kaderci,  hüküm  altındaki  ırklar)  fikrinin  tutmadığını  ve düşüncedeki Doğu ile mevcut Doğu arasında farklar olduğunu ortaya koymuştur.Halk da uzmanlar oryantalist düşüncede bir zaman aşımının ve tutarsızlığın mevcudiyetinde hem fikir idiler.İki türlü idi:Oryantalist bilim ile onun araştıdığı konu (doğu) arasında Daha  önemlisi,  beşeri  bilimlerde kullanılan  yöntemler ve  çalışma araçlarıyla oryantalizmin yöntemleri ve kavramları arasında
              • Çağdaş  oryantaliste  göre gerçek  insan Batılıdır.Doğu  nimetlerinin kullanım hakkıda öncelikle bu gerçek insana aittir. Onun gözünde Doğu'lu: deve üstünde, eli kamalı, ukala, her türlü ahlaksızlığa meyyal, şehvet düşkünü bir insandır.
               • Oryantilizmin en büyük hatası bir başka bir kültürü, milleti ya da coğrafi bölgeyi önemsememesi ve ona zaafindan ayrılmayan, değişmeyecek  kusurlar atfetmesindedir.
              • l8.yy'da genişleme, tarihi yüzleşme, anlayış ve tasnif şeklinde ortaya  çıkan düşünce dalgalanmaları  çağdaş  Oryantalizmin  fıkri kurumsal yapılarını meydana getirmiştir. Bu düşünce dalgalan aynı zamanda Doğu'yu ve özellikle  İslam'ı  Batı'nın dini  anlayışına  dayalı,  dar çerçeveli   tahlil   ve   değerlendirmelerden   kurtarmıştır.   Çağdaş Oryantalizmin l8.yy'da Avrupa kültürünün laik unsurlanndan meydana gelmiştir.
             • I.  Dünya  Savaşı bittiğinde  dünya topraklarının %85'i  Avrupa'nın sömürgesi  durumundaydı.  Bu  durum  çağdaş  Oryantalizmin  hem emperyalizmin hem de sömürgeciliğin bir cephesini teşkil ettiğinin ifadesidir.
            • Sacy ve onun şahsında dinci Oryantalistler Arap şiirinin batılıya zevk verebilmesi için Oryantalistin ona belli bir şekil vermesi gerektiği görüşündedirler.  Yine  onlara  göre  Doğu'lu  eserler  kısmen  ele alınmalıdırlar. Zira Doğu'lu eserler Avrupa'ya  yabancıdırlar. Daha da önemlisi  sürükleyici  olmamaları, yeterli  zevk  ve  eleştirici  ruhla yazılmamalarıydı.
• Renan, Sacy'nin başlatığı işi resmileştirmiş, sistemleştirmiş , onun fikri ve maddi müesselerini ihdas etmiştir.
                • Profosyenel Oryantalistin görevi, Doğu'nun parçalarını birleştirerek, bir portre yapmak, Doğu'yu bir tabloda adeta yeniden oluşturmaktır.
              • İngiltere Hindistan'da biri yıkıcı diğeri kurucu çift yanlı bir vazife yapmıştır. Yıkıcı olanı Asya toplumunun imha edilmesi, kurucu olanı Asya'da, Bah toplumunu maddi temellerinin tesis edilmesidir.
           • Oryantalistler  insanı  insan  olarak  değil,  kümeler  ya  da  soyut  genellemeler olarak düşünürler. Samiler, Doğu'lular, Arap'lar vs...
             • Oryantalistlerin  bazıları  özellikle  iIk  Oryantalistler  hiç  Doğu'da  bulunmadan  tamamen  kitaplara  dayalı  bir  Oryantalizm  ortaya  koymuşlardır. (Sacy ve Renan gibi...) Bazılan ise Doğu'da bulunmuş ve Doğu'lularla temas halinde bulunmuş olarak Oryantalist fikirler ileri sürmüşlerdir. Bu ikinciler Doğu'lular için hem yerli hem de yabancı idiler. Yazdıkları faydalı bilgiler idi fakat Doğu'lular için değil, Avrupa için ve onların neşriyat kurumları için bir gücün temsilcisi olarak onların içinde idiler. Vakıayı sadece dışarıdan resmediyorlardı.
             • Oıyantalist için Doğu cinsel arzularının tatmin yeridir.
             • Avrupa'nın Doğu siyaseti ekalliyetlere konusuna istinat eder.
             • İlk Oryantalistler (Renan, Sacy, Laen) Doğu’nun anlatımını mizansenli olarak gerçekleştirdiler; sonraki Oryantalistler alim veya yazar olsun sahneye sıkı sıkıya bağlı kaldılar. Daha sonra sahnenin yönetilmesi gerektiği  görüldü  ki;  yönetim  oyununda  kurumlar  ve  hükümetler şahıslardan daha fazla ön plana çıktı. İşte l9.yy'da 20.yy'la geçerken
Oryantalizmin çizdiği tablo bu şekildeydi.
             • Üçüncü bölümde Oryantalizmin  düşünüş  ve  faaliyet olarak  neleri kapsadığı anlatılmaya çalışılmıştır. Oyantalizmde en fazla beliren husus Doğu ile karşılaşan batılılarda daima bir çatışma hissinin olmasıdır.
              Doğu-Batı derken orada bir sınırın tayin edilmesi, Batı'ya "üstünlük ve kuvvetin"  Doğu'ya  ise  "zaafın" atfolunmasıdır.  Yapılan  bütün çalışmalarda iradi olarak coğrafi bir ayrımın yapılması sıkıntılarına yûzyıllardan beri katlanılmaktadır.
          Oryantalizm  geleneksel  öğrenim  (klasikler,  incil,  floloji)  kamu müesseleri (hükümetler, şirketler, coğrafya cemiyetleri üniversiteler ) ve genel eserler (Doğu tasfirleri, fantazi kitapları, seyehat kitaplan) ile ilgilenir.
          Doğu'dan bahseden her Avrupa'lının ırkcı, empeıyalist ve milliyetçi  olduğu söylenebilir.
         Yazara göre oryantalizm Doğu Batı'dan daha zayıf olduğu için Doğuya tahakkümünü öngören Doğu'nun farkım onun zayıflığından ibaret bulan siyasi bir doktrindir.
          19 yy oryantalizminde önemli gelişmelerden biri Doğu hakkındaki bazı fikirlerin kristalleşmesi idi.Tescili  yapılan  bu  fikirleri  şehvet düşkünlüğü,despotluk eğilimi,sapık zihniyet,yanlış gözlem ve hafıza geriliğiydi. Artık bir   şark dedi mi, okuyucunun aklına hemen bu müseccel özellikleri geliyordu. Oryantalizm bir erkekler alemiydi ve bu alemde kadın, erkeğin gücünûn yarattığı şeydi.
            19.  yy da   ortaya  çıkan  "Irklar  arasındaki  eşitsizliğin  biyolojik kökenlerine ilişkin her" Doğu- Batı eşitsizliğini tescil eden bir vasıta gibi kabul gördü.
            Batı Doğu'ya, Doğu'luların aklını eğitmek için değil, şahsiyetini eğitmek için gitmiştir.
            20. yy'a girerken vurgulanması gereken bir nokta da ırklar, uygarlıklar ve diller arasındaki farklarla ilgili Batı hükümlerini kat'i ve değişmez kabul edilmesidir.
          • 20.yy  oryantalist  anlayışında  artık  sadece  Doğu'nun  anlaşılması hedeflenmiştir. Bu devrede Doğu uzmanından beklenen, Doğuyu çalışan bir makine haline getirmesi ve onda ne takat varsa Batı medeniyetinin menfaat ve araçlarını kazandırılması idi. Burada Doğu hakkındaki bilgi doğrudan faaliyete dönüşür ve sonuçlar Doğu'da yeni düşünce ve eylem akımlarına yol açar.
          • Sonuç olarak:Oryantalist, Doğu tarihi denince akla gelen bir simadır,onun (Doğu ) ayrılmaz bir parçası ve şekilleyicisidir, onun Batı'dan gelen karakteristik alametidir.Bir dizi inanış ve bir tahlil metodu olarak oryantalizm  gelişmeye  kapalıdır.Nüvesini  Sami'lerin  gelişmemiş oldukları şeklindeki hüküm oluşturur.
Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

Serzenis
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 20



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Eylül 20, 2010, 10:37:11 ÖÖ »

Edward Said'in Oryantalizm eseri ciddi manada bir baş yapıttır. Tarih literatüründe başvurulması gereken kaynaklardandır. Sizinde üste uzun uzadıya bahsettiğiniz gibi  ''Batı gözü ile doğuyu değerlendirme'' işlevidir kısacası. Aslında ilk olarak bu hususta adım atan Mısır'ın İşgali sırasında Napoleon idi. Malumunuzdur Mısır'a giren Napoleon uzun uzadıya bir muhasarada bulunur fakat bir türlü Mısır'ı alamaz. Napoloen malum deha bir şahsiyet olduğundan ötürü ordusu ile birlikte bilim adamlarınıda götürürdü. En nihayetinde savaş sonucunda Mısır topraklarını alamayınca, Mısır'ı bilim adamların havale etmiştir. Bilim adamlarının uzun araştırmalar sonucunda şu düşünceyi geliştirmişlerdir; ''Mısır, Mısırlılarındır.'' Mısır halkına bu düşünce empoze edilmeye başlanınca otomatikman halk Osmanlı İdaresine karşı ayaklanmaya başlamış ve yönetim zaafiyeti oluşunca Napoleon bundan istifade ederek Mısır'ı ilhak etmişti..

Tarihsel köken olarak örneklendirmek gerekirse Oryantalizm tam olarak böyle birşeydi. Ama genel olarak kabul gören kanı şudur; ''Oryantalizm batı gözü ile doğuyu değerlendirme ve sömürgeciliğin kafa yapısının temelini atma düşüncesidir''. Sömürgecilik faaliyetlerinin bilimsel yollardan yürütülme çabasıdır. Tarih literatüründe bu tabir yerine daha çok bizde ''Şarkiyatçı'' tabiri kullanılır. Merhum Ord. Prof. Dr. Fuad Köprüllü Hocamız ilk olarak Gibbouns gibi şarkiyatçılara reddiyeler yazmışlardır. 300 yıl kendimizi bu konuda müdafaa bile edememişiz. Allah rahmetinden mahrum etmesin Fuad Köprüllü hocamızı.. Bu konuda en bilindik eseri şudur ''Bizans Müessesleri ile Osmanlı Müesseselerinin Mukayesesi''. Bu eserin te'lif edilme amaçlarının en temelinde şu vardır. Gibbouns gibi amerikalı şarkiyatçı yazarlar ki tarihçi bile değildir basit bir gazete yazarıdır.. Osmanlı kurumlarının Bizans'dan bire bir alındığı savını öne sürmüşlerdir. Diğer Nöldöke vs gibi şarkiyatçılarda onu tasdik edince Merhum Hocamız bu eseri kaleme alma gereksinimde bulunmuştur. Çok geç kalmış olsakta umarım bundan sonra tarihimize sahip çıkarız. Vesselam..
« Son Düzenleme: Eylül 20, 2010, 10:46:07 ÖÖ Gönderen: Serzenis » Logged

Yâ Râb belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni

 Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM