EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Şubat 09, 2012, 05:57:57 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İkarus- Yunan Mitolojisi  (Okunma Sayısı 1508 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
mintiminti
VIP Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1230



Üyelik Bilgileri
« : Kasım 13, 2009, 09:49:01 ÖS »

Daidalos ilk tanrı heykellerini yapan heykeltraş imiş. Sadece heykeltraşlıkta değil diğer becerilerde de ön sıralardaymış. Çeşitli marangoz aletlerini icat etmesi yanında  denizde sadece kürek kullanılırken onun yelkenle denizlerde daha hızlı ilerlemesi şöhretine şöhret katmış. O sıralarda yeğeni Talos meslek öğrensin diye çırak olarak yanına verilmiş. Gel zaman git zaman Talos da en az dayısı Daidalos kadar mesleğinde ilerlemiş. Bir gün kırda dolaşırken bulduğu yılan çenesini marangozluk aleti olarak kullanmayı tasarlamış. Bu doğal aleti daha da geliştirerek testereyi icat etmiş. Bu aletin keşfi “boynuzun kulağı geçmesi” gibi onun dayısını bu sanatta geri bırakmasına yol açmış. Bu duruma tahammül edemeyen Daidalos yeğenini Akropolden aşağıya atarak öldürmüş. Daidalos sürgün ile cezalandırılmış. Bunun üzerine Girit’e gönderilmiş.

Girit kralı Minos Daidalos’un yaptığı enfes sanat eserlerinden etkilenmiş  onu himayesine almış. O dönemlerde üst yarısı öküz alt yarısı insan şeklinde olan Minotauros adlı bir yaratık bu diyara gelmiş. Bu yaratık pek çok can ve mal zararına yol açmış. Ancak kimse bu yaratığı hapsedecek bir zindan yapamamış. Daidalos öyle bir labirent inşa etmiş ki Minotauros bu labirentten çıkamamış. Bu yaratığa yem olarak Theseus adlı bir delikanlı gönderilmiş. Bu gence kralın güzel kızı gönül vermiş. Bu yiğit delikanlı çıkışı bulabilmek üzere elindeki iple birlikte bu yaratığın yanına giderek onu öldürmüş. Bunu öğrenen kral Minos çok öfkelenerek Daidalos’u hapsettirmiş.

Daidalos’un Girit’te bulunduğu sıralarda bir çocuğu olmuş. Bu çocuğun adı “İkarus” imiş. Daidalos oğlu İkarus ile birlikte buradan tek çıkış çarelerinin havayolu olduğunu düşünmüş. Her ikisi için de kaz tüylerinden geniş kanatlar yapmış. Bu sırada oğlu İkarus’a “çok yükseklere çıkma yoksa kanatlarındaki balmumu erir; çok alçaktan da uçma  denizin nemi kanatlarını ıslatarak bozar sen beni izle” diye öğüt vermiş. Her ikisi de bir kuş gibi havalanmış. Giritliler şaşkınlık içinde arkalarından bakakalmışlar. İkarus uçmaktan öyle zevk almış ki babasının öğütlerini unutmuş. Yükseldikçe yükselmiş kendini herşeyin üzerine çıkarak güneşi daha yakından görmek istemiş. Bu arada yavaş yavaş kanatlarındaki balmumu erimiş ve kanatları dağılmış. Bir kurşun gibi aşağıya düşerek boğulmuş. Daidalos oğlunu kaybetmenin derin acısına karşın karaya çıkabilmiş. Ve bu acı olayın hatırası olan kanatları bir daha asla kullanmamış.
Logged

Sen ana renkken ara renge dönüşme mesela. . Kırmızıysan kırmızı kal.Yanına mavi geldiğinde bordo olma sakın ! Kendin ol. . Kendin kal. . Sevdiğin , sevildiğin gibi . . ! Göz kırpan
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM