|
Çamur
|
 |
« Yanıtla #3 : Ağustos 06, 2010, 11:13:26 ÖS » |
|
TÜRK DESTANLARINDA YADA TAŞI
Türk kültür tarihimizde çok önemli bir işgal eden Yada taşı şüphesiz destanlarımızda da yer almıştır.Özellikle hakimiyet ve güç unsuru olması bakımından ve yaşamın idamesi için hayat kaynağı olan yağmuru yağdırması açısından Türk insanının günlük yaşamından soyutlanamaz bir parçası olmuştur.Bu suretle ben de elimde bulunan bilgiler ışığında destanlarımızda Yada taşından bahsedeceğim.Bildiğimiz gibi Yada taşı motifi doğu Türklerinin halk edebiyatında çok defa tekrarlanmaktadır.Kırgız-Kazakların Er Gökçe destanında,Altınordunun ünlü kahramanı Er Kosay da,mahiyetindekilerin susuzluktan sıkıntıları üzerine Er Kosay,atının eğerleri altından cay taşını(yat taşı) alıp,birkaç defa sallayarak yere koyuyor ve yağmur yağmaya başlayarak,yağmur suyunu içiyorlar. Başka bir Altay efsanesinde ise, kafir reisi Telege, kar fırtınası ve soğuk yaparak Normon-Bet'in oğlu Ças Tülük'ü öldürür.
Türk destanlarından biri olan Kutlu Dağ Destanı'nda, Yada Taşı'na değinilir. Destana göre Uygur Türkleri, Orkun yöresinden Doğu Türkistan'a, Beşbalıg kentine göç etmek zorunda kalırlar. Bu göçün nedeni, Türkler'in mutluluğunu sağlayan Kut Dağı'nın, Çinliler'in hilesi sonucu parçalanması ve Çin'e götürülmesidir. Kut Dağı'ndan yoksun kalan Türkler kuraklığa ve yıkıma uğrarlar. Canlı cansız her varlık, ''GÖÇ !'' diye bağırır ve Uygurlar yurtlarından göç ederler. Bu destanda da Yada Taşı gibi kutsal bir dağ vardır. Bellidir ki, Türkler bu kayayı yitirmeselerdi, çıkan kuraklığa onunla karşı koyabileceklerdi. Eski Türk kültüründen birçok motifi bünyesinde barındıran Manas Destanı'nda Yada Taşı, birçok kez geçer. İşte örnekler:
Manas Han, bir at yarışına katılmadan önce, atını zayıflatmak için Yada Taşı ile yağmur yağdırır. Destan'da, Manas'ın düşmanlarının da Yada Taşı'nı kullandıkları şu sözlerden anlaşılır: ''...Konurbay'ın büyücü alpı Kırım oğlu Muradıl, Yada Taşı'nı suya attı ve afsununu mırıldandı. Bu adam, Kalmuklar'ın ünlü yadacılarından biri idi. Bütün gökyüzünü kara bulutlar kapladı. Önce korkunç bir yağmur başladı, derken kar fırtınası koptu. Kül-Çora ile Kan-Çora, atlarını mağaraya soktular, öteki atları salıverdiler. Muradıl Alp, ''Tanrı, bana istediğimi verdi' diyerek Yada Taşı'nı sudan çıkardı, açık hava afsununu söyledi. Hava birden açıldı...'' Yine Manas Destanı'nda, Oyrat (Kalmuk) hanı Kara Han'ın oğlu Almanbet'in doğmasıyla korkan müslüman Kırgız Türkleri, yerlerini yurtlarını bırakıp çevreye dağılırlar. Bunu fırsat bilen Oyratlar, onların bıraktıkları toprakları ele geçirmek için savaş hazırlıklarına başlarlar. Oyratlar'ın ilk akını, Kırgızlar'ın Sol-Yüz reisi Kara Nogay Yamgırçı (Yağmurcu) üzerine olur. Yağmurcu, Türkler'de daha çok Cada/Yada Taşı ile yağmur yağdıran kişilere verilen bir addır. Kırgız Türkleri, Yada Taşı ile yağmur yağdıran kişilere cayşı, Yada Taşı ile iyi ve kötü havalar getirme işine caylatmak derlerdi.
ALTERNATİF TIP VE YADA TAŞI
Doğada bulunan birçok taş,binlerce yıl öncesinden bu yana sağlık alanında kullanılmaktadır.Öyle ki insanoğlu klasik tıp yöntemlerinin halledemediği birçok sorunda doğanın kendisinden yararlanma yoluna gitmiştir.Özellikle doğada bulunan değerli ve yarı değerli taşlar eskiden bu yana insanlar tarafından hem psikolojik hem de fizik terapi amacıyla kullanılmıştır.Bugün taşların bu amaçla kullanımı alternatif tıp olarak nitelenmektedir.Günümüzde bu alternatif tedavi yöntemlerine duyulan ilgi,her geçen gün artmaktadır.Şuan dünyanın dört bir tarafında milyonlarca kişi şifa bulmak için doğanın sunduğu mucizelere yönelmektedir.İnsanlık tarihi kadar eski olan bu tedavi yöntemi bugün yeniden gün ışığına çıkarılmış ve çağın olanaklarıyla modern tıpla birleştirilerek insanlığın hizmetine sunulmuştur.Şunu da belirtmek gerekir ki alternatif tıp,bilimdışı bir kavram değil ve klasik tıbbı reddetmez.Aksine onun çare olmadığı durumlarda devreye girer.Bu alanda çalışmalarıyla uluslar arası üne sahip olan biyoenerji uzmanı inci erkin de taşlarla tedavinin doğrudan bir müdahale olmadığını söylemektedir.Söz konusu olan bu taşlar tedavi amaçlı kullanılmalarının yanında tıpta kullanılan bazı aletlerin yapımında da kullanılmaktadır.Buna günümüzde yakut uçlu lazer cihazları ve ultrasonlarda kullanılan kuarz kristallerini örnek verebiliriz.Alternatif tıpta yararlanılan taşlardan bir tanesi de yeşim taşıdır.Türk kültüründe genellikle yada olarak anılan yeşim taşı tarihte şifa amaçlı kullanılmasının yanında yağmur yağdırma,fırtına çıkarma vs. gibi amaçlarla da kullanılmıştır.İbn Fazlan türkistanda sancıyı kesen taş,kanamayı durduran taş ve yada taşı olmak üzere farklı özellikte taşların olduğunu tespit etmiştir.Madenler ve taşlar uzmanı W.A. Wooster,Meksikalılar�ın yeşim taşı ile ilgili hurafeleri eski dünyada devam ettirdiklerini,podra haline getirilip su ile karıştırıldığında her türlü iç bozukluklara kuvvetli deva olduğu,bünyeyi kuvvetlendirip yorgunluğu önlediği ve ömrü uzattığı ve hatta ölümden biraz önce yeter miktarda alındığı taktirde çürümeyi önlediğini söylemektedir.Özellikle günümüzde uzmanlar tarafından yapılan çalışmalarda yeşim taşının insan üzerindeki etkileri daha etraflıca ortaya çıkarılmıştır.Biz bu etkileri psikolojik ve fiziksel etkiler olmak üzere ikiye ayırabiliriz.Yeşim taşının psikolojik etkileri şöyle sıralanabilir:▪Aşırıya kaçan duygusallıkları dengeleyip kişiyi duyguların tutsağı olmaktan kurtarır ve görüşünü netleştirir.▪Zihinsel olarak odaklanmayı sağlar.▪Korku ve endişe anında,kişinin kendisini güçsüz ve zayıf hissettiği zaman yeşimi kalbinin üstüne koyması içini rahatlatır.▪Kişiye akıl,adalet ve cesaret duyguları verir.▪İnsanda oluşabilecek kibir duygusunu engeller.▪Strese iyi gelir ve gerilimi engeller.▪Kişide aşk,sadakat ve barış duygularını güçlendirir;utangaçlığı ve gururu kırar. Yeşim taşının psikolojik etkilerini yazdıktan sonra fiziksel etkileri de şöyle sıralayabiliriz:▪Pisliklerin(toksinlerin) bedenden atılmasını sağlar.▪Diş problemlerinde ve ağrılarında faydalıdır.▪Hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatır.▪Kadınların adet ve doğum sancılarına iyi gelir.▪Göz bozukluğuna iyi gelir.▪Kalp,bağışıklık,böbrekler,kan temizleme ve sinir sistemi üzerinde etkilidir. Bunların dışında biyoenerji uzmanı inci erkin de insan vücudunda yedi enerji merkezinin bulunduğunu söylemektedir.Günümüzde bu enerji merkezlerine �şakra� adı verilmektedir.Sözcüğün kelime anlamı �çarklar�dır.İnsan anatomisinde tespit edilen her şakranın kendine has renkleri ve taşları vardır.Tespit edilen yedi şakranın içinde rengi yeşil ve taşı yeşim olan şakra �kalp enerji merkezi�dir.Bu kalp şakrası olarak da adlandırılmaktadır.Yeri kalp bölgesi;minerali zümrüt malakit,yeşim taşıdır ve rengi yeşildir.Kalp şakrasının simgeleri ise koşulsuz sevgi,bağışlayıcılık,grup bilinci,barış,toleranstır.Dr.İnci Erkin de bu şakranın akıl,mantık,duyguların gerçekliği,arkadaşlık,dostlukla ilgili merkez olduğunu söylemektedir.
Yeşim taşının bu etkilerinin yanında modern tıpta kullanımı da yaygınlaşmaktadır.Özellikle insan vücudu için gerekli olan kalsiyum,magnezyum elementlerini barındırması ve kızılötesi ısıların doğal yayıcısı olması yeşim taşının ehemmiyetini arttırmıştır.Yeşim taşlarıyla yapılan ve birçok ülkede kullanılan termal masaj yatakları artık Türkiye�de de kullanılmaya başlanmıştır.On altı yıl önce Güney Kore�de Migun tarafından üretilen bu yataklar ülkemiz dahil yirmi sekiz ülkede kullanılmaktadır.Bu Migun termal masaj yataklarının içinde bulunan yeşim taşları,sistematik şekilde hareket ederek vücudu ağrılardan kurtarıyor.Bu yataklarda kıyafetlerinizi çıkarmadan,insan eli değmeden ve yağ sürülmeden masaj yapılabilmektedir.Bu masaj sadece yorgunluk giderici masaj olma niteliği taşımıyor;kan dolaşımını düzene soktuğu için bir takım sağlık sorunlarına da iyi gelmektedir.
TASARIM DÜNYASINDA YEŞİM TAŞI
Yeşim taşı, gerek işlenebilirliliği ve gerekse bazı sağlık problemlerine şifa olmasından dolayı günlük yaşamımızda çeşitli süslemelerde de kullanılmıştır.Yeşimin kişinin dünyasında çok yakın bir yer edinmesi nedeni diyebilir ki şu ana kadar anlattıklarımızda değinen hususiyetlerdir.Yeşim,sadece günümüzde değil asırlar boyunca mücevherat ve küçük heykel yapımında kullanılmış,en çok yeşil renkte,kıymetli bir taş olagelmiştir.En çok yeşil ve tonları renge sahip olması yanında,mücevher olarak kullanıldığında siyah,gri,kırmızı,mavi renkleri yeşime özel adlar kazandırır.Bugün de yeşim taşlarının farklı renklerinden yapılmış kolye,tespih,bileklik,küpe ve daha birçok şey görmekteyiz.Yeşimin bir sanat ham maddesi olarak kullanılması onun birbirine sıkı kenetlenmiş kristal yapısından ileri ileri gelir.Bu özelliği,yeşime çok ince oyma işçiliği yapılmasına imkan sağlar.Mermerden çok sert olduğu için iklim şartlarına da dayanıklıdır.Asya ülkelerinde,özellikle de çinde yeşim taşının özel bir yeri vardır;çünkü geleneksel ejderha figürü sonsuzluğu sembolize eder ve yeşim de ejderhanın yeryüzüne ektiği bolluk ve şans tohumlarıdır.Bu nedenle de çok değişik biblolar, ev ve iş yerlerini süslerken,tapınaklarda da ağırlıklı olarak yeşim tespihler bulunur.Öyle ki Çin dahil olmak üzere korede ve Japonyada kraliyet ailesinin bütün takıları yeşim taşından yapılmıştır.Çinliler 1750�lilerde Burma jadeitlerin bulunmasına kadar tüm süslemelerinde nefritten yararlanışlardır.Günümüzde Çin�de,inci ve yeşim dükkanları devletin mülkiyetinde olmakla birlikte malların üzerinde etiket yoktur.Ord.prof. Şerefeddin Yaltkaya�nın bazı kaynaklardan bize aktardığına göre Türklerin eskiden kılıçlarını,atlarının üzerindeki eğerlerini ve bellerindeki kemerlerini savaşlarda galebe çalmak amacıyla yeşim taşıyla süslediklerini,bundan dolayı bunlara bakan şahısların parmaklarına yüzük takmağa ve bıçaklarına sap yapmağa başladıklarını anlatmaktadır.Bunun yapılmasının nedeni bazı kaynaklarda �yeşim�e galebe taşı denmesi ve Türklerin karşılarına çıkan kimselere galip gelecekleridir.Zengin yeşim taşı maden yatakları olan Yeni Zellanda da eskiden Maori�ler de bu taşla çeşitli süs eşyaları yapmışlardır.
Ege Üni.,Türkoloji
KAYNAKÇA: 1)Doğu Anadoluda Eski Türk İnançlarının İzleri,Yaşar Kalafat Ankara 1990.Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü,Yay.:112 yı:A.17.
2)Tarihimizde Gariplikler,Mehmet Seyda, Milliyet yayınları
3)Uluslararası Türk Folklor Kongresi Bildirileri:Irak Türkmenleri Arasında Yağmur Duası Törenleri ve Sosyolojik değer,Ata Terzibaşı
4)Gelenekler,Töre ve Törenler,Ali Rıza Balaban,Betim yayınları/Halk Bilimi dizisi,İzmir 1983.
5)Türklerde Taşla İlgili İnançlar,Doc.Dr.Hikmet Tanyu.Ankara ünv.,İlahiyat fakültesi yayınları.
6)Müslüman Tüklerde Şamanizm Kalıntıları,Abdülkadir İnan. Türkolog
ALINTIDIR.
|