|
Nur-i Didem
|
 |
« : Ağustos 27, 2009, 09:55:42 ÖÖ » |
|
İslam tarihinde bir çok büyük komutan fetihler yapan anlamına gelen ebulfetih namıyla anılsa da FETİH denilince akla gelen ilk isim Sultan Mehmet’tir şüphesiz.
Bu nedenle ona ebulfetih yerine doğrudan Fâtih ünvanı layık görülmüş, adı ndan ziyade sanıyla anılmıştır.
Peki bu unvan diğerlerine değil de neden O’na verilmiştir?
Birden fazla nedeni olan bu soruya cevap vermek gerekirse evvel emirde diyebiliriz ki;
O bir ulu rüyanın gerçekleşmesine vesile olmuş da ondan.
Hemen, hemen bütün İslam komutanlarının hedefi olan bir ideali O gerçekleştirmiş de ondan.
Bizans çöküntüleriyle tıkanmış olan medeniyet yollarını insanlık alemine yeniden açmıştır da ondan.
İnsanlığı bir çıkmazdan kurtarmış, medeniyete yeni ufuklar açmıştır da ondan.
Gerek toplum, gerekse fert bazında insanlık ona medyun-u şükrandır da ondan.
Evet insanlık ona şükran borçludur.
Ancaaaak, ne var ki…
Bu şükranın ifadesi için yalnızca 29 Mayıs tarihlerinde belli bir görüşün düzenlediği fetih şölenleri fethin cihanşümul manasını temsil etmekten oldukça uzaktır.
Aslında fethe sahiplenen de, inkar eden de fetih olgusunun altında yatan evrensel manayı idrakten mahrumdur.
Çünkü fetih; ne kutlayanların inandığı derecede küçük bir cihangirlik kavgası, ne de inkar edenlerin iddia ettikleri türde bir işgal hareketidir. Aksine evrensel bir dönüşüm, üniversal bir inkılâbtır fetih.
Gerçekte Fâtih’in İstanbul’a meftûniyeti, Selâhaddin'in Kudüs'e meftûniyeti ile eş anlamlıdır.
İkisi de peygamberin müjdesine mazhar olmak iştiyakıyla yaşamış, gayretini himmetini bu idealini gerçekleştirme yolunda sarf etmiştir.
Bu açıdan bakınca peygamberin davasıyla Selâhaddin’in davası, onunla da Fâtih’in davası örtüşmektedir.
İşte bu noktada fethin evrensel anlamı peygamberin davasında yatmaktadır.
Peygamberin davasını anlamak için de şu soruların cevabını bilmek gerekir ilk bakışta.
Cihanşümul mesajıyla insanlığa gönderilen gönüller sultanı Hz Muhammed (S.A.V) geldiğinde insanlık ne haldeydi?
Ne tür açmazların, hangi acılı buhranların girdabında çırpınıyordu?
Dişsiz kardeşlerini parçalayacak sırtlanlar derekesine sükut etmiş olan insanlık, O’nun getirdiği nurla nasıl medeni birer varlık derecesine yükselerek yüz yıllarca dünyaya insanlık dersi vermişti?
İnsanlığın Hz Muhammed (SAV) sayesinde medeniyet anlamında geçirdiği bu büyük dönüşümü anlamadan, Selâhaddin’i de, Fâtih’i de, fethi de, kurtuluşu da anlamak mümkün değildir.
Evet…
Fethi anlamanın yolu son peygamberin insanlığı bedeviyetten medeniyete, vahşetten, yabanilikten, zulmetten, nura doğru nasıl dönüştürdüğünü anlamaktan geçer.
Bunu anlayan insanlık, İstanbul’un fethinin kuru bir cihangirlik kavgası olmadığını, medeniyet yolunda insanlığın önüne konulmuş olan kokuşmuş, tefessüh etmiş, barbarlığa, vandallığa karşı gerçekleşmiş olan büyük bir dönüşüm olduğunun bilincine ulaşır.
Batının, Selâhaddin’i anlamak için haçlıların ne mal olduğunu anlaması gerekiyordu.
Nitekim anladılar ve en azından “Cennet’in krallığı “filminde O’nun hakkını verdiler.
İstanbul’un fethini anlamak için yine dedüktif bir anlayışa ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu anlayış sayesinde Bizans’ın ve Batı dünyasının insanlığı nasıl bir keşmekeşe sürüklediğini anlaşıldığı anda umarız ki Fâtih gibi bir komutanın da evrensel anlamda hakkı teslim edilir ve her yıl 29 Mayıs tarihi insanlığın dönüşüm günü olarak kutlanır.
|
|
|
|
|
Logged
|
Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen. Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar, ne kanatır. Gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun, varlığıyla huzur bulduğun bir denizin yakınında yürümek gibidir böyle sevmek. Elif Şafak
|
|
|