EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 06:21:05 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İnsanlığın son kalesi: Aile  (Okunma Sayısı 4786 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #15 : Ocak 05, 2012, 09:02:33 ÖS »




Evlilikte 'biz' olabilen eşler, mutluluğu yakalıyor
GÜLAY ATASOY   -   02.01.2012  



Evlilikler canlı bir organizma gibidir. Beslenmek, bakılmak ister. Eşinize baskı yapmadan, evde hükümranlık kurmaya çalışmadan ortak yollar bulunabilir. Evlilik ona değer vermek, saygı göstermek, 'ben' yolundan çıkıp 'biz' olmayı başarmak demektir. Aile ilişkilerinde gönül aynasını kırmayın. Evliliğinizde mutlu olmak mı istiyorsunuz? "Acaba eşime nasıl davranırsam onu mutlu ederim?" sorusunun cevabını mı arıyorsunuz? İşte size yardımcı olacak cevaplar:

Eşinize değer verin. Hayatınızdaki ilk sırayı eşinize verin ve bunu, ona hissettirin. Böyle yaparsanız eşiniz kendini değerli görür. Değerli olduğunu anlayan eş, eşinin hatalarına değer vermez. Değersiz olduğunu düşünen eşse, eşinin hatalarına değer verir. Bu da aile içindeki huzursuzluğa netice verir.

"Ben" yolundan çıkıp "biz" yoluna girin. Evlilik mutluluğunu baltalayan, mutluluk gemisini yalpalayan şey bencilliktir. Kendi doğrularını karşı tarafa kabul ettirmek için evliliği savaş alanına döndürmektir. Evlilik 'ben' yolundan çıkıp 'biz' yoluna girmektir. Ancak o zaman güzeldir. 'Ben yine yolumdan giderim' denilirse o evlilikte mutluluk yakalanmaz.

Kendinizi komutan yerine koymayın. Eşinizi, komutlarınızı "emredersiniz komutanım" diye yerine getirecek bir er gibi görmeyin. Siz üs, eşiniz as değil, yol arkadaşısınız.

Eşinizin duygularına kilit vurmayın. Eşinizin duygularını ve hatta kızgınlıklarını rahatça ifade etmesine izin verin. "Acaba bunu söylersem eşim ne der? Kavga çıkar mı? İyisi mi ben içime atayım." dedirtmeyin. Unutmayın, düdüklü tencerenin havası alınmazsa patlar. Fay hattı yavaş yavaş kırılmazsa yer kabuğu depremle çatlar.

Eşinizin hatalarına göz yumun. Kurulmuş robot gibi sizin her istek ve arzunuza boyun eğmesini istemeyin. Robotlar da bozulabilir, bilgisayarlar da virüs kapabilir.

Sözünüzü dinletmeye çalışmayın. "Bu evde ben ne dersem o olmalı. Çünkü ben yanlış yapmam." düşüncesiyle, "şunu şöyle yap, bunu böyle yap, sözümü dinle" demeyin. Onun kararlarına saygı gösterin.

İnsaf çıtanızı yükseltin. Kendi isteklerinizin olmasını eşinize dayatmayın. "Ben bunu böyle seviyorum, sen de seveceksin. Bunun böyle olmasını istiyorum, sen de kabul edeceksin. Buraya gideceğim, sen de geleceksin vb." demeyin. Sadece kendi mutluluğunuzu düşünüp karşı tarafa hayat hakkı tanımayarak "ne yapayım, o da benim yanımda olsun; olmuyorsa cezasını çeker" düşüncesiyle vicdanınızı susturmayın. Her insafsız davranışın bir karşılığı olduğunu, İlahi adalette de yer bulacağını aklınızdan çıkarmayın.

Eşinizi suçlamayın. "Yine ne yaptın? Bir şeyi de doğru yaptığını görmedim. Senin yüzünden başım dertten kurtulmuyor." demek yerine "Bir sıkıntın mı var? Problemini çözelim. Senin problemin benim problemim sayılır." deyin.

Bilhassa aileniz için eşinizin gönül aynasını kırmayın. "O da benim anneme-babama veya ablama-ağabeyime iyi davranmıyor." demeyin. Çünkü böyle davranış, eşinizin hem size hem de akrabalarınıza karşı kin tutmasına sebep olur. Aralarına kin tohumu serpmek yerine sevgi köprüleri kurun. Bunun için de eşinizi herkesten çok sevdiğinizi ona hissettirin.

Mazi kitabını kapatın. Geçmişe ait kötülükleri bohça gibi açıp durmayın. Onları derleyip toplayıp çöp kutusuna atın. Nasıl olsa o sıkıntıların elemi gitmiş, lezzeti kalmıştır.

Çöpten çıkardığınız kirli şeyler nasıl evinizin havasını kirletirse geçmişe ait kötü hatıralar da mutluluğunuzun havasını bozar
Logged
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #16 : Ocak 05, 2012, 09:29:10 ÖS »

İşten kaytarmak için bu yazıları bir yerlerden araklayıp durma artık sözedebiyattan hocam!Kapının önündeki paspas kaymış ,lütfen düzeltelim.Ben taaa burdan görüyorum dağınıklığı.Cıkkkkk... Kahkaha
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #17 : Ocak 05, 2012, 09:44:07 ÖS »

İşten kaytarmak için bu yazıları bir yerlerden araklayıp durma artık sözedebiyattan hocam!Kapının önündeki paspas kaymış ,lütfen düzeltelim.Ben taaa burdan görüyorum dağınıklığı.Cıkkkkk... Kahkaha

Lâle Hoca'm hayat müşterekmiş ama. Kahkaha
Logged
yalazı
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 19


YENİ DÜNYA DÜZENİ;İNSANLIĞIN KÖLELİĞİNİ ÖNGÖRÜYOR.


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #18 : Ocak 21, 2012, 04:08:28 ÖS »

Bu kadar akademik yorumların yanında benimki hayli sönük kalacak gibi. ::)Ama olsun bende fikrimi söylemeliyim 17 yıllık evli ve iki çocuklu bir baba olarak. Göz kırpan 1) Evlilik;İki farklı kültürden,iki ayrı insanın "sevgi" ve "aşk" gibi ortak paydalarıyla;Birlikte yaşamaya karar vermesidir.2) Uzun evliliğin sırı;Tek kelimeyle açıklayabilirim."Yutkunma kültürü" 3) Sağlıklı evlilik;Kişilerin sorunları ötelemeyip hızlı çözebilme yetisidir.Sorunlar muhatapları arasında çözülürken,üçüncü kişilerle kesinlikle paylaşılmamasını gerektirir.Yani şu deyişi "Kol kırılır Yen içinde kalır" şiar edinmelidir taraflar.Bu bağlamda Sorunlu evlilik zorunlu bir birlikteliğe dönmesi durumunda ise mutsuz bir yaşam bekler kişileri.4) Evliliğin Tutkalları; Başta "çocuk" olmak üzere,"Saygı","Sevgi","Hoşgörü","Yutkunma kültürü","Özveri" ve "Sadakat"gibi tanımlardır.Sevgiyle kalın!.. Gülümseme
Logged

MANDACI ZÜRRİYET!..

Zaman'la geldi yurduma,melanet!..
Yeni şafak'larla söküün etti;İhanet!
Emperyalistlerden Taraf'tı;gelen zihniyet!
Ne millet sevgisi varmış bunlarda,ne memleket;
Ne bağımsızlık hissi varmış,nede hürriyet!
Mayaları bozuk ,mandacı zürriyet!..
Edebiyat Öğretmeni
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6192


Calİmero


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #19 : Ocak 21, 2012, 07:08:53 ÖS »

Ben hiç bilmediğim bir alan girmiyorum. Gülümseme
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #20 : Şubat 08, 2012, 09:44:06 ÖS »

Hayata olumlu ve güzel bak; mutlu, sağlıklı ol
Farika Teymur Artır, Uzman Psikolog   -   





08.02.2012  Pozitif enerji, hastalıkların tedavisini kolaylaştırıyor, travmaların daha kolay atlatılmasını sağlıyor. Hayata olumlu bakan, inanan ve başarmak isteyen insan, karamsar kişilere göre çok daha fazla mutlu oluyor. Kişi kendisinde pozitif enerji oluşturmayı öğrenebilir ve çaba sarf edebilir.Bazı anlar var ki sorumluluklarımızı yerine getirmek, zorluklarla başa çıkmak için kendi irademizi (bilincimizi) kullanmamız ve gayret ederek kendimizi harekete geçirmemiz gerekmektedir. Bu demektir ki bedenimizin üretmeye alışık olduğu biyokimyasallar ve enerji, içinde bulunduğumuz durumun üstesinden gelmemiz için yetmiyor. Böyle durumlarda hayata daha olumlu, daha ümitli bakmak işimizi kolaylaştırıyor.

İnsanoğlu bir yere kadar kendini programlayabilen, değiştirebilen bir varlık. Ve biz bu sınırı bilmiyoruz. İnsanoğlu müthiş bir enerji potansiyeline sahip. Kişi, içindeki potansiyeli ne kadar çok ortaya çıkarabilirse zorlukların üstesinden o kadar çok gelmekte ve yapmak istediklerinde de o kadar başarılı olmaktadır. Enerjinin ortaya çıkarılması kadar yerinde kullanılması da önemlidir. Bazı kişiler son derece enerjiktirler fakat bu enerjiyi uygun şekilde kanalize edemeyince verimsiz olurlar. Bu durum bir huzursuzluk da meydana getirir. Bu sebeple enerjiyi uygun şekilde kullanma alışkanlığı kazanmak da gerekir.

Günlük hayatımızda daha başarılı olmak, sağlığımızı kaybetmemek veya kazanmak, insanlarla iyi ilişkiler içinde olmak, kendimize güvenimizin artması hep içimizdeki pozitif enerjiyi açığa çıkarmayla ilişkilidir. Şöyle bir düşünün, omuzlarınız ve kollarınız düşük, neredeyse bir adım bile atmak istemiyorsunuz. O gün de o kadar çok yapılacak işler var ki: Aynaya bakıyorsunuz, yavaşça arkaya geriliyorsunuz, derin bir nefes alıyorsunuz. "Biraz canlanmam gerekiyor" diyorsunuz. Omuzlarınız şimdi daha dik. Bakışlarınız daha canlı. İşte bu durumda siz pozitif enerjinizi harekete geçirmiş oluyorsunuz.

Eğitim, hayat boyu devam eder. Stres zihinde düşünce bozukluklarına yol açarken eğitimde verimliliği azaltır. Pozitif enerji, hayata olumlu bakan, inanan ve başarmak isteyen, öğrenmek için bir amacı olan kişilerde daha fazladır. Bu da doğal olarak başarıyı getirir.

Hayatta olumlu bakmak, olumsuzlukları hiç görmemek değildir. Olumsuzlukları görmek, tedbir almak için gereklidir. Birçok sıkıntılı durumun üstesinden gayret etmekle gelinebilir. İnsanoğlu hayatta karşılaşabileceği olumsuz durumlara da hazırlıklı olmalıdır, bu hayatın doğal bir parçasıdır. Fakat olabilecek olumsuzluklara odaklanmak kişinin yaşama sevincini ve enerjisini azaltmaktadır.

Pozitif enerjiyi açığa çıkararak karamsar düşüncelerden kurtulmaya çalışan, hayata gülen gözlerle bakabilen, gayret etmeyle kazanabileceği güzel özelliklere, güzel şeylere odaklanan kişinin bağışıklık sistemi kuvvetlenir. Nitekim tebessüm, seretonin gibi mutluluk verici hormonları artırır. Hayatın hep kötü yönlerini gören karamsar kişiler ise hastalıklara daha açıktırlar.


Pozitif enerji, travmayla

başa çıkmayı kolaylaştırıyor


Kişi yaşama gayesini ve sınırlarını bilerek hayata ne kadar olumlu yaklaşır, olumlu tarafları daha çok görür ve kendine düşeni yapmaya odaklanırsa zorluklarla da o kadar kolay başa çıkabiliyor. Bu durumda travmalardan sonra yaşanan stres bozukluğu ya hiç görülmüyor ya da daha kolay atlatılıyor. Bu gibi durumlarda profesyonel yardım ve tıbbî tedavi gerekse de daha kısa sürede sonuç alınıyor. Kişi pozitif enerjisini ortaya koyarak yani olaylara umutla yaklaşarak ve iyileşeceğine inanarak kanser gibi ciddi hastalıkları da yenebiliyor. Pozitif enerji, enfeksiyon hastalıklarının tedavisini de kolaylaştırıyor.
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #21 : Şubat 08, 2012, 09:46:09 ÖS »






Sağlıklı bir tartışma kavgaya dönüşmez
ZEYNEP KAÇMAZ   -   10.01.2012 



Çiftler arasındaki tartışmalar, evliliğin tuzu biberidir. Tartışmanın dozu yükseldiğinde ise bu biber, eşleri adeta yakar.Konuşma bir anda kavgaya dönüşür, silahlar çekilir, karşı tarafı alt edebilmek haklı olunduğunun ispatı için her yol denenir. Galip kim olursa olsun iki taraf da yapılan bu güç savaşından ağır yaralı çıkar. Hele ki her tartışma kavgayla sonlanıyorsa o evlilik çekilmez olur. Antalya'da bir çiftin tartışmasının ardından yaşananlar acı sonla bitti. Deniz-Sabit Dumlupınar çifti şiddetli dalgaların arasında kayboldu. Şimdi tartışmaya ya da kavga etmeye değer miydi diye düşünüyoruz.

Dikkat edilecek birkaç nokta ile konuşmalar kavgaya dönüşmeden ortadan kalkabilir aslında. Öncelikle kişi kendini çok iyi tanımalı. Çaresizlik, sevilmeme ve değersizlik düşüncelerinin hangisinin kendisinde olduğunu fark etmeli. Sonra rahatsız olunan durum, karşı tarafa uygun bir zamanda söylenmeli. Eşe 'sorumsuz adamın tekisin', 'çok dağınık kadınsın' gibi etiketlemelerde bulunulmamalı. Eski defterler açılarak geçmişin hataları ortaya saçılmamalı.

Psikolog Nedime Kekeçoğlu, yapılan hatalarla çiftler arasındaki konuşmaların bir anda kavgaya dönüşmesinin evliliği yıpratacağını söylüyor. Kekeçoğlu, eşlerin rahatsız oldukları mevzuyu söylemeden önce eşin uygun bir anının kollamasını önerirken, "Eşin çok sevdiği bir televizyon programı veya uykusu olduğunda, çok mutlu bir anında konunun açılması doğru değildir." diyor. "Doğru zaman bulunduğunda söze onun olumlu bir özelliğini veya bizim için değerli olduğunu söyleyerek başlamalıyız." diyen Kekeçoğlu, övgü veya sevgi sözcüklerinin karşı tarafın mesajı dinlemesini ve önemsemesini sağladığını ifade ediyor. Kekeçoğlu, sonra da rahatsız olunan hususun söylenmesini ancak ben dili kullanılarak aktarılması gerektiğini belirtiyor. Konuşmanın sonunu da yine sevgi veya övgü sözcükleriyle bitirmeyi tavsiye eden Kekeçoğlu, yapmacık ifadelerden de kaçınılması gerektiğini aktarıyor.

Kavgayı başlatan başka bir faktör de içte biriktirilen öfke. Bu öfkeyi boşaltmak için geçmişin sıkı sıkı deşildiğini belirten Psikolog Kekeçoğlu, "Karşımızdakinin zayıf yanlarına basarak onu sinirlendirmeye çalışırız. Geçmişte biriktirdiklerimizi karşı tarafı kırmadan 'Bana şöyle yaptığında ben şunları hissettim' tarzında ben diliyle bir seferde anlatıp karşı tarafı affetmeliyiz. Affetmemek en çok bizi yaralar. Affetmek süreç ister ve affetmek karşı tarafın doğru bir şey yaptığını onaylamamız anlamına gelmez. Eşimizle olan konuşmalarımızın tartışma boyutunda kalıp kavgaya dönüştürmemek için eşin düşünce yapısını etiketlememeli ve affetmeliyiz. Unutmamalı ki her kavga önce evliliğimizi sonra da çocuklarımızın ruhsal dünyalarını derinden etkileyecektir." diyor.

Etiketlemek de kavgayı başlatıyor. 'Sorumsuz adamın tekisin', 'Çok dağınık bir kadınsın' gibi yaftalamalar, karşı tarafı sinirlendirip kavga ortamı oluşturuyor. 'Sorumsuzsun' demek yerine, 'Evin eksiklerini almadığında sıkıntı yaşıyorum, misafirimiz geldiğinde mahcup oluyoruz' denilebilir. 'Dağınıksın' yerine de 'aradığımı bulmakta zorlanıyorum bu sefer de işe gecikiyorum' ifadeleri kullanılabilir. Durumun kendisinden bahsedilmeli, kategorize etmek sadece zarar veriyor.

Tartışma nasıl kavgaya dönüşüyor?

Kadın: Elektrik süpürgesi bozulmuş x marka almanı istiyorum.

Erkek: O marka çok pahalı onu alamam.

Kadın: Ama ben o markayı istiyorum. (Erkeğin yetersizlik inancı tetikleniliyor ve sinirleniyor. Erkek de karşı atağa geçiyor.)

Erkek: Sen karışma, bana ne yapacağımı söyleyemezsin, istediğimi alırım. (Kadına 'sen önemsiz birisin, senin fikirlerinin bir kıymeti yok' mesajı veriliyor. Tartışma alevleniyor.)

Olması gereken konuşma:

Kadın: Elektrik süpürgesi bozulmuş. Acaba hangi marka alsak?

Erkek: Bilmiyorum ki bir soruştur bakalım.

Kadın: İyi bir şey alalım ki sık sık değiştirmek zorunda kalmayalım, x markasının iyi olduğunu söylediler. Çok pahalıysa başka bir marka da alabiliriz.

Koca: Tamam ben bir bakayım. (Tartışma bir fikir alışverişi boyutundan çıkmadan, karşı tarafın zayıf yönlerine dokunmadan çözülüyor.)
Logged
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM