|
Edebiyat Öğretmeni
|
 |
« : Eylül 25, 2008, 08:19:24 ÖS » |
|
AD AKTARMASI (MECAZ-I MÜRSEL) : Benzetme amacı gütmeden bir varlığı başka bir varlık yerine kullanmaktır. • İstanbul soğuktan şikayetçi. (Kastedilen İstanbul halkıdır.) • Orhan Veli’yi okudunuz mu? (Orhan Velinin şiirleri kastedilir.) • Halk ekranlarda kültür programları seyretmek istiyor artık. (Ekran yerine televizyon kastedilmektedir.) • Bir çift göz bakıyor Zeytin ağaçlarının arkasından (Göz insan yerine kullanılmıştır.) • Çankaya bu konudaki kararını bildirdi. (Cumhurbaşkanlığı makamı kastedilmiştir.) • Tabağını bitir. (Tabağın içindeki yemek kastedilmiştir) • Sobayı yak. (Sobanın içindeki kömür kastedilmiştir.)
TEŞBİH (BENZETME) : Aralarında benzerlik bulunan iki şeyden zayıf olanı, kuvvetli olana benzetme sanatıdır. • Buz gibi soğuk ayran (Ayran buza benzetilmiş.) • Çiçek kadar narin kız (Kız çiçeğe benzetilmiş.) • Süt gibi beyaz diş (Diş süte benzetilmiş.) Tam Benzetme: Tam bir benzetmede dört öge vardır. Bu dört ögenin içinde bulunduğu benzetmeye tam benzetme (teşbih) denir. Bu ögeler şunlardır: • Benzeten: Güçsüz varlık • Kendisine benzetilen: Güçlü varlık • Benzetme yönü: Benzerliğin şekli. Ortak ilgi ve benzeyiş. • Benzetme edatı: gibi, tıpkı, sanki, kadar… vb. edatlar. Örnekler: Çocuk karınca gibi çalışandı. • Rüya gibi bir yazdı. • Karşıki tepeler sanki duran devlerdi • Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan Teşbih-i Beliğ (Güzel Benzetme): Benzetmenin sadece bezeyen ve kendisine benzetilen ögeleriyle yapılan benzetmedir. Örnekler: Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? • Günlerim koklamadan attığım birer güldür. • Kömür gözlüm, gül dudaklım Sen de bir gün perişan ol! • Aslan asker, tilki çocuk, yılan yol….
İSTİARE (İĞRETİLEME) : Benzeyen veya kendisine benzetilenlerden biriyle yapılan benzetmedir. Örnek: Kande olsan ey peri gönlüm senin yanındadır. (Sevgili periye benzetilmiş, peri söylenmiştir.) DİKKAT: Benzetme-güzel benzetme-istiare arasındaki fark: Aslan gibi askerler cepheye koşuyor. (teşbih) Aslan askerler cepheye koşuyor. (teşbih-i beliğ) Aslanlar cepheye koşuyor. (istiare) Benzetmenin Çeşitleri Açık İstiare: Benzetmenin yalnızca kendisine benzetilen ögesinin söylenmesiyle yapılan benzetmedir. Örnekler : İki kapılı bir handa Gidiyorum gündüz gece (Kendisine benzetilen: İki kapılı han / Benzeyen: Dünya) • Şu beşikte yatan meleğe bakın (Kendisine benzetilen: Melek / Benzeyen: Bebek) • Yüce dağ başında siyah tül vardır. (Kendisine benzetilen: Siyah tül / Benzeyen: Bulut) • Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor. (Kendisine benzetilen: Güneş / Benzeyen: Askerler) • Havada bir dost eli okşuyor derimizi. (Kendisine benzetilen: Dost eli / Benzeyen: Rüzgar) Kapalı İstiare: Benzetmenin yalnızca benzeyen ögesinin söylenmesiyle yapılan benzetmedir. Örnekler : Can kafeste durmaz uçar (Benzeyen: Can / Kendisine benzetilen: Kuş) • Ay zeytin ağaçlarından yere damlıyordu. (Benzeyen: Ay / Kendisine benzetilen: Su) • Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor. (Benzeyen: Tekerlekler / Kendisine benzetilen: İnsan) • Küçük kızları da evden uçup gitti. (Benzeyen: Küçük kız / Kendisine benzetilen: Kuş)
TEŞHİS (KİŞİLEŞTİRME) : Canlı-cansız varlıkları insan özelliği kazandırma sanatıdır. Örnekler : Yüce dağ birbirine göz eder. Rüzgâr da mektuplaşır naz eder. • Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman ırkıma bir gül. Ne bu şiddet bu celâl? • İçmiş gibi geceyi bir yudumda Göğün mağdur bakışlı bulutları
İNTAK (KONUŞTURMA) : İnsan dışındaki varlıkları insan gibi konuşturma sanatıdır. Örnekler : Sordum sarı çiçeğe Annen baban var mıdır Çiçek eydür derviş baba Annem babam topraktır • Dallar bir gün dedi ki tomurcuğa: Tenimde bir yara işler gibisin • Bülbül, “Senin nazını çekemem.” diyordu, güle DİKKAT : 1. Kişileştirme ve teşhis sanatlarının bulunduğu yerde kapalı istiare sanatı da vardır. 2. Kişileştirme ve intak sanatlarına en çok fabllarda görülür.
KİNAYE : Bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamda anlaşılacak biçimde kullanılması sanatıdır. Ama kastedilen mecaz anlamdır. Örnekler : Ali amcanın kapısı herkese açıktır (Gerçekte misafirperver olmadığı kastediliyor.) • Bu elbisen ne kadar güzel (Gerçekte elbiseyi beğenmediğini söylüyor.) • Ey benim sarı tanburam Sen ne için inilersin? İçim oyuk derdim büyük Ben anınçün inilerim (Sazın içi gerçekten oyuk olduğu için gerçek anlamda; dertli ve acılı olmak” anlamına geldiği için mecaz anlamda kullanılmıştır.) • Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın? (“Taş bağırlı” sözü, dağlar, taşlardan, kayalıklardan oluştuğu için gerçek anlamda; “acımasız, merhametsiz” anlamına geldiği için mecaz anlamda kullanılmıştır.)
TEVRİYE : Birden fazla anlamı olan sözün görünen anlamının yanı sıra diğer anlamlarının da çağrıştıracak şekilde kullanılmasıdır. İki anlam da anlaşılması mümkündür. Örnekler : Bu kadar letafet çünkü sende var Beyaz gerdanında bir de ben gerek (Hem tendeki leke hem de 1. tekil kişi anlamında kullanılmıştır.) • Havada yaprağa döndürdü rüzgâr beni. (Hem yel anlamında hem de zaman anlamında kullanılmıştır.) • Bize Tahir Efendi kelp demiş İltifatı bu sözle zahirdir. Maliki mezhebim benim zira İtikadımca kelp tahirdir. (Bu dörtlükte “tahir” sözcüğü hem sözcük anlamı olan “temiz” hem de “Tahir Efendi” anlamında kullanılmıştır. Böylece şair kendisine “temiz derken, Tahir Efendi’ye dolaylı olarak köpek demiştir.) • Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül (Hem organ hem de yabancı anlamında kullanılmıştır.) • Benim için “Başımın belası!” demişsin Dilerim Mevlâ’m sana belanı versin” (Söyleyen hem belayı hem de kendisini kastetmiştir.)
TARİZ : Birini iğnelemek amacıyla bir sözü, gerçek anlamının tam tersi anlamı için kullanmaktır. Örnekler : Bu ne çalışkanlık, daha kitabın kapağını açmamışsın. • Bize kâfir demiş müfti efendi Tutalım ben ona diyem müselman Varıldıkta yarın rûz-l mahşere İkimiz de çıkarız anda yalan • Aferin, sen sınıfın en başarılı öğrencisisin (!)
HÜSN-İ TALİL (GÜZEL NEDENLEME) : Nedeni herkesçe biline bir gerçeği daha güzel, daha farklı bir neden göstererek anlatma sanatıdır. Örnekler : Güzel şeyler düşünelim diye Yemyeşil oluvermiş ağaçlar (Ağaçların yeşil olması güzel bir nedene bağlanmış.) • Seni görünce güller kızardı utancından. (Gülerin kırmızılığı güzel bir nedene bağlanmış) • Ateşten kızaran bir gül arar da Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi (Gülün kızarmasını ateşe bağlıyor. Aynı zamanda Çoban çeşmesinin akmasını gülü aramaya bağlıyor.) • Üstelik seni sevmek haşlanmış pirinçleri beyazlatır. (Pirinçlerin beyazlığını güzel bir nedene bağlıyor.)
TECAHÜL-İ ARİF (BİLMEMEZLİKTEN GELME): Sebebi herkes tarafından bilenen bir gerçeği bilmiyormuş gibi söyleme sanatıdır. Örnekler : Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar Neden böyle düşman görünürsünüz (Saçlarının beyazladığını, yüzünün kırıştığını biliyor aslında. Bilmiyormuş gibi yapıyor.) • Sular mu yandı? Neden tunca benziyor mermer? (Suların akşam vakti görünen kırmızılığını suların yanması olarak nitelendirilmiş. Suların yanmayacağı biliniyor.) • Geç fark ettim taşın sert olduğunu Su insanı boğar,ateş yakarmış. (Şair hayatın gerçeklerini kastetmiştir. Gerçekte suyun boğduğunu, ateşin yaktığını biliyor aslında.)
MÜBALAĞA (ABARTMA) : Bir şeyi olduğundan çok daha üstün veya çok göstermektir. Örnekler : Gözyaşım sele döndü Ahım fırtınaya • Araba yıldırım gibi geçti. • Bir deri bir kemik kalmışsın. • Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer O ne müthiş tipidir, savrulur enkaz-ı beşer
TELMİH (HATIRLATMA) : Söz arasında herkesçe bilinen geçmişteki bir olaya, ünlü bir kişiye, bir inanca ya da yaygın bir atasözüne işaret etmek, onu hatırlatmaktır. Örnekler : Gökyüzünde İsa ile Tur dağı’nda Musa ile Elindeki âsâ ile Çağırayım Mevla’m seni (Hz. İsa’nın göğe yükselmesi. Hz. Musa’nın Tur dağı’nda peygamber olması ve kızıl denizi asası ile ikiye ayırması olayları hatırlatılmış.) • Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu, Kerem'in sazına cevap veren bu, Kuruyan gözlere yaş gönderen bu... Sızmadı toprağa çoban çeşmesi. (Aslı ile Kerem adlı halk hikayesi hatırlatılmıştır.)
TEZAT : Biribirine karşıt iki sözcük, düşünce, duygu ya da olguyu kullanma sanatıdır. Örnekler : Güleriz ağlanacak halimize. • Neden böyle düşman görünürsünüz Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? • Baharı görmeden ömrüm kış oldu Gözümde her zaman biraz yaş oldu. • İşkence yaptıkça bana gülerdi Benim sadık yarim kara topraktır. DİKKAT! Yan yana gelmiş zır anlamlı sözcükler tezat sanatını oluşturmazlar. Oluşturmaları için aralarında mutlaka sebep sonuç ilişkisi olmalı.
TENASÜP (UYGUNLUK) : Aralarında anlam ilgisi bulunan iki ya da daha fazla kavramın bir arada kullanılmasıdır. Örnekler : Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabip Kılma derman kim helakim zehr-i dermandandır. • Bülbüllerin ister seni ey gonce-dehen gel Gül gittiğini anmayalım gülşene sen gel • Beni candan usandırdı cefadan yâr usanmaz mı Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı
LEFF Ü NEŞR : Dizelerde tenasübe ek olarak anlamca düzenli, sıralı sözlerle oluşturulan edebî sanattır. Örnekler : Gönlümde ateştin, gözümde yaştın Ne diye tutuştun, ne diye taştın • İşte gördüğünüz gibi savaş ve barışa işaret olarak bir elimizde kan dökücü mızrak, bir elimizde zeytin dalı var.
|