|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« : Mayıs 14, 2009, 10:41:13 ÖS » |
|
Sebk-i Hindi bizde Nailî, İsmetî, Neşatî ve Fehim gibi şarilerin önderliğinde XVII. yüzyılda başlamıştı. Ama onun en büyük temsilcisi, kendi ruhundaki harikuladeliği de sanatına eklediği için Şeyh Gâlib olmuştur. Tasavvuf muhitlerinin adamı olması ve daha çocukluğundan itibaren bu dünyayı iyi tanıması, ona İlahî aşkın bütün tecelli ve televvünlerinin şiirde derin hayallere dönüştürülebilmesini öğretmişti. Şiirlerindeki İlahi Aşk, yüzeyde bir süs olmaktan ziyade derinlerde bir yerdeki entelektüel kriz boyutunda yer ediniyordu. Onun için Gâlib Dede'nin beyitlerindeki derinlikli anlamlar kolay anlaşılamaz, hayalleri kolay çözülemez. Sanki o, okuyucuyu bir uçurumun kenarına getirip bırakıveren sihirbazlar gibidir. Oradan atlamak veya geri dönmek konusunda tereddüt yaşanır. Atladığınız vakit de yere mi çakılacaksınız; yoksa kanatlanıp ötelere mi varacaksınız bilemezsiniz. Zincirleme isim tamlamaları arasına sıkıştırdığı mazmunları her zaman bulmak kolay olmayabilir. Zarif kelimelerinin altında tüllenen hayallere ulaşmak da öyle… Sembolizminin boyutları henüz tam anlamıyla çözülmüş değildir. Büyüklüğü de zaten biraz bu gizemine dayanır. Daha kendi çağından itibaren etkilediği birçok sanatçı ve şair, onun semboller dünyası içinden yeni yeni kaknusler uçurmuşlar, günümüze kadar da kanat şakırtıları devam etmiştir. Şüphesiz onun mumdan gemileri, daha nice yüzyıllar boyunca engin ateş denizlerinden geçip gideceklerdir.
Derd-i mihnetir beladır adı aşk Bir marazdır ibtilâdır adı aşk
Andadır râz-ı adem sırr-ı vucûd Hîçdir yokdur bekâdır adı aşk
Eylemekdir kenduyi mahz-ı recâ Cümleden kat'-ı recadır adı aşk
Cân u cânândan müberrâ muttasıl Bir bilinmez müdde'âdır adı aşk
Şimdi Gâlib bir şeh-i âlî-cenâb Gönlümüzle âşinâdır adı aşk
- Şeyh Gâlib -
|
|
|
|
|
Logged
|
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"
"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #1 : Mayıs 22, 2009, 09:15:44 ÖS » |
|
Tardiyye
1 Hoş geldin eyâ berîd-i cânân Gel ver bana bir nüvîd-i cânân Cân ola fedâ-yi îd-i cânân Bî-sûd ola mı ümîd-i cânân Yârin bize bir selâmı yok mu
2 Yâ Rabbi ne intizârdır bu Geçmez nice rûzgârdır bu Hep gussa vü hârhârdır bu Duysam ki ne şîvekârdır bu Vuslat gibi bir merâm yok mu
3 Kâm aldı bu çerhten gedâlar Ferdâlara kaldı âşinâlar Durmaz mı o ahdler vefâlar Geçmez mi bu ettiğim duâlar Hâl-i dilin intizâmı yok mu
4 Dil hayret-i gamla lâl kaldı Gaalib gibi bî-mecâl kaldı Gönderdiğim arz-ı hâl kaldı El’ân bir ihtimâl kaldı İnsâfın o yerde nâmı yok mu
Günümüz Türkçesiyle:
1.Ey sevgilinin habercisi! Hoş geldin; gel, bana sevgiliden bir müjde ver; can, sevgilinin bayramına feda olsun ; sevgiliyi ummamız boşuna mı? Sevgilinin bize bir selâmı yok mu?
2.Ey Allah'ım! Bu ne bekleyiştir? Bu ne geçmez zamandır? Hep keder ve üzüntüdür bu. Bu ne nazlı güzel! Duysam; kavuşma gibi meramı yok mu?
3.Yoksullar bu dünyada muratlarına erdiler , tanıdıklar (yani: tanıdıkların istekleri) ise yarına kaldı; o vefa yeminleri durmaz mı? Bu ettiğim dualar kabul olunmaz mı? Bu gönül halinin intizamı yok mu? (yani : gönlümün bu perişan hali düzene girmeyecek mi?)
4.Gam şaşkınlığıyla gönlümün dili tutuldu; Galip gibi mecalsiz kaldı; gönderdiğim arzuhal cevapsız kaldı; şimdi bir tek ihtimal kaldı : o yerde insafın adı yok mu?
|
|
|
|
|
Logged
|
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"
"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
|
|
|
|
izmir_35
|
 |
« Yanıtla #2 : Haziran 08, 2009, 12:39:57 ÖS » |
|
Hüsn ü aşk' tan (1)
Ey hame eser senin değildir Ey şeb bu seher senin değildir
Envar-ı füyuz-ı Mürşid-i Rum Afaka Fürugum etti malum
Kıldı beni tıfl-ı mısra' asa Doğdum doğalı suhanle ber pa
Ben tıfl idim eylemezdim ülfet Bulmuştu sözüm temam şöhret
Bi-minnet ü üstad-ı talim Ser-name-i tab'ım etti tanzim
Allah Allah zihi inayet Na- baliga hikmet-i belagat
Feyz erdi cenab-ı Mevlevi'den Aldım nice ders Mesnevi'den
Güya ki o bahr-ı bi gerane Olmuş hum-ı rengden nişane
Dil hemçü şegaal o bahre düştü Hem-cinslerim başıma üştü
Tavus-ı behişte eyledim naz Amma ki yok iktidar- ı pervaz
Boş boşuna ney veş ettim efgan Ben söyledim oldu şem' giryan
Olmuştu bu sine dik-i hikmet Ni'met leb-i gayre oldu kısmet
Sinemde ne aşk var ne tabiş Ebna- yı zemana bir nümayiş
Müjdemden alındı aşinalar Gitti hepisi deyip dualar
Ben kaldım o söz lebimde kaldı Keşt-i murat lenger aldı
Canımda ne suziş-i taleb var Gönlümde ne neşe-i tarab var
Bu resme kalır gidersem eyvah Tevfikına mazhar ede Allah . Şeyh Galib
|
|
|
|
|
Logged
|
imkansız aşklar ... ya biz onları imkansız kılarız ya da koşullar öyle gerektrir
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #3 : Haziran 23, 2009, 10:12:49 ÖS » |
|
Gazel
1 Efendimsin cihanda i’tibârım varsa sendendir Miyân-ı âşıkanda iştihârım varsa sendendir
2 Benim feyz-i hayâtım hâsılı rûh-i revânımsın Eğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir
3 Felekten zerre mikdar olmadım devrinde rencîde Ger ey mihr-i münevver âh ü zârım varsa sendendir
4 Senin pervâne-i hicrânımın sen şem’-i vuslatsın Beher şeb hâhiş-i bûs ü kenârım varsa sendendir
5 Sanadır ilticâsı Gaalib’in yâ Hazret-i Mollaa Başımda bir külâh-ı iftihârım varsa sendendir
Günümüz Türkçesiyle:
1.Efendimsin, dünyada itibarım varsa sendendir; âşıklar arasında ünüm varsa sendedir.
2.Benim hayatımın mutluluğusun, kısacası, ruhumun ruhusun; eğer ömrümün sermayesinde kârım varsa sendendir.
3.Feleğin devrinde ondan zerre kadar incinmedim ; ey parlak güneş(yani: güneş yüzlü güzel)! eğer âh edip inliyorsam sendendir.
4.Sen kavuşma mumusun, ben senin ayrılığının pervanesiyim:her gece öpme ve kucaklama istediğim varsa sendendir.
5.Ey “Hazret-i Molla” (Mevlânâ)! Galib (sana) sığınmıştır; başımda övündüğüm bir külâh varsa sendedir.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"
"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
|
|
|
berg-i hazan
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 9
|
 |
« Yanıtla #4 : Ağustos 21, 2009, 03:36:48 ÖÖ » |
|
Ey nihâl-i işve bir nevres fidanımsın benim, Gördüğüm günden beri hatır-nişânımsın benim, Ben ne hacet kim diyem ruh-î revanımsın benim, Gizlesem de âşikar etsem de cânımsın benim.
Derd-i aşkın ben senin bihude ızhâr eylemem, Lâf edip ah û enini kendime kâr eylemem, Hasılı âlem bilir bu sırrı inkar eylemem, Gizlesem de âşikar etsem de cânımsın benim.
Ey gül-i bağ-ı vefâ malûmun olsun bu senin, Har-ı cevr ile sakın terk eylemem pirâmenin, Ölme var ayrılma yoktur öyle tuttum dâmenin, Gizlesem de âşikar etsem de cânımsın benim.
Gâhi ikrar eyleyip gâhi dönüp inkardan, Aksini seyreylerim âyinede divardan, Gerçi bu suretle pinhân eylerim ağyârdan, Gizlesem de âşikar etsem de cânımsın benim.
Beste kıldım saz-ı efkarı o zülf-i sünbüle, Oldu Gâlib perde-i ahım muhayyer sünbüle, Her çi bad-a-bad bağlandım heva-yı kâküle, Gizlesem de âşikar etsem de cânımsın benim... Şeyh Galip
|
|
|
|
|
Logged
|
"Bibaht olanın bağına katresi düşmez, Baran yerine dürri güher yağsa semadan"
|
|
|
|