|
meryemozcan
|
 |
« : Haziran 22, 2009, 11:20:06 ÖS » |
|
Dinle hele!
Bir adamın uyurken ağzı açık kalmıştı. Ağzına bir yılan girdi, uyanmadı bile.
Bir atlı bunu gördü, ne yapmak gerektiğini düşünmeye başladı.
Ona bunu duyurursam, dedi, ödü patlayıverir.
Elinden de birşey gelmez, hiçbir şeyin farkına varmaz, bir duvar gibi yıkılır gider.
İyisi mi ona haber vermeden, yılanı çıkaracak bir yol bulayım karnından.
Şöyle yapmayı uygun gördü: Onu zorlayayım, döveyim, dedi, acı dağ meyvelerinden ona çok çok yedireyim.
Sonra da onu dört bir yana koşturmaya, ırmağın bulanık suyundan bol bol içirmeye karar verdi.
Böylece kusmasını, yılanın da bu şekilde karnından çıkmasını istedi.
Kılıcını çekip yanına koştu adamın, uyandırıp zorladı, yerden yere vurup koşturmaya başladı.
Biçare adam gözlerini fal taşı gibi açmış, eyvahlar olsun demeye başlamıştı. Ne diye beni yerden yere top gibi vurup yuvarlıyorsun, diyordu.
Önüme ardıma vuruyorsun, senin yüzünden başım da yara içinde kaldı, ayağım da.
Ben sana ne yaptım da bana böylesine işkence ediyorsun? Ben de senin gibi müslüman değil miyim? Sen ALLAH'tan korkmaz mısın?
Ne kadar merhametsizsin! Nasıl adamsın sen, suçsuz kanıma giriyorsun?
Acıma yok sende, iman da. Gücün var ama imanın yok! Lanet olasıca adam! diye bar bar bağırıyordu.
Atlı ise, sus, herze yeme, ne dersem onu yap, hadi! demedeydi.
Hadi, hemen şu meyveleri ye. Hem eriği, hem elmayı, hem de armudu ye.
Ye bunları, diye kılıcıyla dürtüyor, acı da olsa ye, diyordu, tatlı da olsa ye!
Böylece bir hayli meyve yedirdi adama, sonra da rahat rahat bırakmadı onu.
Hadi bakalım koş şimdi, yukarı aşağı, haber çavuşu gibi yel yöpür , diyordu, adamı dövüyordu.
Birazcık dinlenmeye, sersemliğinden kurtulup kendine gelmeye bırakmıyordu onu.
Adam bir hayli koştuktan sonra ansızın içi bulanmaya başladı.
Kusarken, yediği meyvelerle beraber yılan da karnından çıktı, o yana bu yana kıvrılmaya başladı.
Hiçbir şeyden habersiz adam aydı yılanı görünce, aklı başına geldi.
Atlıya döndü minnetle, ALLAH'a şükürler olsun ki, dedi, sana rastgeldim .
Sen olmasaydın bu yılan beni helâk eder, sokar öldürürdü.
Sen bir veli kul musun, beni tuttun, perişan olmaktan çekip çıkardın?
Ne büyük ders verdin bana, bunu anam-babam bile yapmadı.
Onlar bana beden varlığı verdi. Ama dünya geçip gidici zaten.
Yılan içinizdeki nefistir. Mürşid onu meydana çıkarsa ödünüz patlar, korkunçluğundan helâk olur gidersiniz.
Nefsin kötülüğünü size dille söylese, sizde can kalmaz.
Korkudan eliniz ayağınız birbirine dolaşır, aklınız da gider canınız da.
Kaçıp kurtulacak yer bulamazsınız, uçup göğe de çıkamazsınız.
Daha uygundur da, o yüzden mürşid bunu gizler sizden, dile getirip söylemez size.
Kendinizden hepten ümidi kesmeyin, ay gibi o güneşin ışığıyla parıldayın ister.
Hakikati böyle görür de, nefsinizi zorlar, çeker çekiştirir. Böyle büyük bir düşmandan sizi kurtarmak için öldürür onu.
Nefis ateştir, mürşid ise ALLAH'ın nuru.
Ey gerçeği arayan kişi! Ateş, nurla hükmünü kaybeder, söner gider.
Kısaca Sultan Veled adıyla bilinen Bahaeddin Muhammed Veled k.s., Mevlâna Celaleddin-i Rumî k.s. Hazretleri'nin oğludur. 1226-1312 yılları arasında yaşamıştır. Eserleri: Divan, İbtidaname, Rebabname, İntihaname ve Maarif'tir. Yukarıdaki yazı İbtidaname'den kısaltılarak alınmıştır.
|
|
|
|
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #1 : Haziran 23, 2009, 11:32:55 ÖÖ » |
|
Çok değerli bir paylaşım olmuş, teşekkürler hocam... Keyifle okudum... 
|
|
|
|
|
Logged
|
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"
"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
|
|
|
|
mtree
|
 |
« Yanıtla #2 : Haziran 23, 2009, 03:30:27 ÖS » |
|
Teşekkkürler hocam diğer eserlerinden de bekliyorum
|
|
|
|
|
Logged
|
valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..
|
|
|
|
meryemozcan
|
 |
« Yanıtla #3 : Haziran 23, 2009, 03:48:22 ÖS » |
|
Rebabname’den Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled tarafından yazılmıştır.
Bismillahirrahmanirrahim Bu mânevî mesnevinin ve onun sırlarının nurlarının telifinin sebebi şudur: itikad hususunda zayıftır. Senâyî (Allah rahmet etsin), ilâhî tarzında ve vezninde ve Celaleddin-i Rumi’nin Mesnevisi’ne mutabık olarak bir eser telifi istedi. Biz de dostlarımızın hatırını kırmamak üzere, çokça okunması için Mevlânâ’nın
Dinle neyden kim, hikâye söylemede, Ve ayrılıktan şikâyet etmede
diye başladığı Mesnevi’nin diğer bir benzeri imiş gibi o Hazretin usul ve yoluyla ve tetebbu usulüyle yola çıktık. Zira mâna mutabakatı ve benzerlikte her yönüyle güzelve mükemmeldir. Bu eser nazım ve vezin bakımından da Mevlânâ (k.s.)’nın benzeridir.Bu mesnevi ilk beyitine rebab ile başlamaktadır. Zira Mevlânâ kendi mesnevisineney ile başlar ve neyin iniltisine sebep olarak da (ruh olan ney’in) asıl vatanından ayrılışı sebebiyle nâle sâhibidir. Zira kendisi asıl vatanından uzak ve gurbettedir.‘Rebab’a gelince: o da ‘ney’ gibi asıl vatanından uzakta ve inlemektedir, çünkü gurbettedir, hemcinslerinden uzaktadır. Yusuf peygamber gibi kendi hemcinslerinden uzak olmanın ızdırâbıyla feryat ve figân etmektedir.Sonra; ‘Ney’in nâleleri ve sırrı ‘rebab’da da vardır. Nitekim ‘ney’in nâlesi elbette bir istiâredir. Ve bunun hakikati de şu olsa gerektir ki, kadîmde Hakk’ın ilminde varolduğu üzere ruh asıl vatanından bir hikmete binaen ayrılacak ve bundan dolayı tekrar kavuşmak üzere feryâd-ü figân edecektir. Şimdi ise yeniden bir araya gelmeyi murad etmektedir. Ve işte o, bundan istiâredir. Ve rebab o aşıklar ve tâliblerdir ki,hani; Hakk Têalâ ‘elst’ bezminde insanların ruhlarını mukaddes huzurunda toplamış,onlar da gelmişlerdi. İster istemez ‘rebab’ bu ayrılıktan dolayı feryâd etmededir ve asıl vatanına kavuşmak için feryâdıyla beraber, bu feryâdının açıklamasını, şerhini yaparken, kararsız, yani yerinde duramaz olduğunu ifade etmektedir, vesselâm.
Feryâdın sebeblerinden biri “Vatan sevgisi îmândandır” cümlesi bir hakikattir. Ben nazım ve nesir yoluyla Hz. Adem’den beri anlatılamamış olan bu feryâdın sebeplerini anlatmadayım. Yahut da bunu daha önce kimse anlatamamıştır. Bunu yapmak azîm bir devlettir. Bunun ne büyük nîmet olduğunu, ne tatlı bal ve şeker olduğunu anlatmak zordur. (...) Hatta bunu peygamberler ve evliyâ bile tam olarak bilemezler.(...) Bunu ancak Allah (c.c.) bilir. Bismillahirrahmanirrahim ve bihi-nestaîn. Bu mevzu şunun beyanındadır ki; yerin ve göğün bütün zerreleri Allah (c.c)’ı, tesbih etmededir. Nitekim Kur’an’da “Yerlerde ve göklerde hiçbir zerre yoktur ki, Allah’ı,O’na hamd ile, tesbîh eder olmasın” (...) ve rebab bunlar içinde sadece bir tânesidir ve tesbîh eder olmalıdır. Gönül adamları bu tesbîhi her şeyin üzerinde görür ve ona yönelirler. (...) Diğer taraftan Kur’an’da Hakk Têalâ “Allah göklerin ve yerlerin nûrudur” buyurmaktadır ve bu (tesbih işini) yapmada hariç kalan hiçbir şey olamaz. (...) ve âlemde ne varsa ‘aşk’tır. Sanki ondan başka dünyaya bir şey gelmemiştir. Zira derler ki “Eğer aşk olmasaydı, aşkın derdini çekmek de olmazdı”
Not: Hz. Mevlana’nın ve oğlu Sultan Veled’in icra ettiklerine dair güçlü deliller bulunan,gövdesi hindistan cevizi kabuğundan olup, üzerine deri gerilen ve at kuyruğundanoluşan tellerine, yine at kuyruğundan yapılan yay sürtülerek icraedilen perdesiz bir müzik aleti olan Rebab, maalesef çok az kişitarafından bilinmektedir. Hz.Mevlana’nın rubailerinde büyük birövgüyle söz ettiği bu alet, müzik terapisinde başarı ile kullanılmaktadır.
|
|
|
|
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
|
mtree
|
 |
« Yanıtla #4 : Haziran 23, 2009, 03:57:22 ÖS » |
|
Teşekkürler hocam.
|
|
|
|
|
Logged
|
valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..
|
|
|
|
meryemozcan
|
 |
« Yanıtla #5 : Haziran 23, 2009, 04:05:02 ÖS » |
|
Rica ederim. Sayende ben de öğrenme imkanı buldum.
|
|
|
|
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
|
mtree
|
 |
« Yanıtla #6 : Haziran 25, 2009, 07:57:30 ÖS » |
|
Rica ederim. Sayende ben de öğrenme imkanı buldum.
Est.
|
|
|
|
|
Logged
|
valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..
|
|
|
|
meryemozcan
|
 |
« Yanıtla #7 : Haziran 25, 2009, 08:13:18 ÖS » |
|
Gazellerinden bir beyit...
Veled yoksuldı sensüz bu cihanda Seni buldu bu gezden büng-ü baydır
(Veled , bu dünyada sensiz yoksuldu, Seni buldu bey oldu zengin oldu)
|
|
|
|
|
Logged
|
 Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
|
|
|
emisafir
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 8
|
 |
« Yanıtla #8 : Temmuz 31, 2009, 01:06:21 ÖÖ » |
|
Sayın meryemozcan, Rebabname'den sunduğunuz alıntı için teşekkür ederim. Sorum şudur : Internet ortamında Rebabname ve İntitaname eserlerinin içeriğini bulmamız mümkün mü ? Böyle site yada kaynak adresi biliyor musunuz ? Varsa, bildirebilir misiniz ? Çok teşekkür ediyorum.. sevgiyle..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
kayraca
|
 |
« Yanıtla #9 : Temmuz 31, 2009, 10:11:47 ÖS » |
|
nefsınızı carsıya pazara gezmeye goturmeyınde bakın sıze neler yapıyor ALLAH c.c nefsıne esır dusenlerden eylemesın
|
|
|
|
|
Logged
|
**BİR GÜN DÜNYAYA AİT BİR DERDİN OLURSA RABBİNE DÖNÜP BENİM BÜYÜK BİR DERDİM VAR DEME...DERDİNE DÖNÜP BENİM BÜYÜK BİR RABBİM VAR DE.**
|
|
|
emisafir
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 8
|
 |
« Yanıtla #10 : Temmuz 31, 2009, 11:55:20 ÖS » |
|
sayın kayraca, tam olarak anlatmak istediğinizi biraz daha açabilir misiniz ? Konumuzla ilgisi.. ? 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #11 : Ağustos 01, 2009, 12:33:33 ÖÖ » |
|
Sayın emisafir,öyküde bahsi geçen yılan, insanın nefsidir.Nefsin öldürülmesi için, bedenin işkence çekmesi gerekir..Nefsi yenmek ve terbiye etmenin zorluğundan ve nefse uymanın insanı nefsin esiri etmesinden bahsetmiş kayraca arkadaşımız, kısaca..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
kayraca
|
 |
« Yanıtla #12 : Ağustos 01, 2009, 12:38:28 ÖÖ » |
|
Sayın emisafir,öyküde bahsi geçen yılan, insanın nefsidir.Nefsin öldürülmesi için, bedenin işkence çekmesi gerekir..Nefsi yenmek ve terbiye etmenin zorluğundan ve nefse uymanın insanı nefsin esiri etmesinden bahsetmiş kayraca arkadaşımız, kısaca..
bu kadar mı guzel anlatılır
|
|
|
|
|
Logged
|
**BİR GÜN DÜNYAYA AİT BİR DERDİN OLURSA RABBİNE DÖNÜP BENİM BÜYÜK BİR DERDİM VAR DEME...DERDİNE DÖNÜP BENİM BÜYÜK BİR RABBİM VAR DE.**
|
|
|
emisafir
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 8
|
 |
« Yanıtla #13 : Ağustos 01, 2009, 06:49:27 ÖS » |
|
sevgili kayraca, lale, benim sorduğum başkaydı ama.. "..nefsınızı carsıya pazara gezmeye goturmeyınde bakın sıze neler yapıyor ALLAH c.c.." ifadesi, -evet, kabul, anlatılmak istenen esas mesajı anlıyorum ama- , tam da esas meseleyi yada ilişkiyi ortaya koymuyor gibi.. çarşıya pazara gezmeye gitmemekle nefis terbiyesi arasında çok da doğrusal bir orantı yoktur diye düşünüyorum.. hatırladığım kadar Kuran'da da bir ayette inanmayanların Peygamber hakkında "Bu nasıl peygamber ? Çarşıda pazarda dolaşıyor.." şeklindeki düşünceleri yansıtılarak kritik edilmekteydi.. Bu bağlamda esas mesele daha farklı olmalı diye düşünüyorum..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #14 : Ağustos 01, 2009, 06:57:31 ÖS » |
|
Nefsin isteklerini baskılamak zordur.Onunla başa çıkmak irade gerektirir,zorlu bir çaba gerektirir..Nefsi avlayacak tuzaklardan uzak durarak korumak kolay,asıl zoru o tuzaklarla karşı karşıya,iç içe iken mücadele etmektir..Rafatlıkta ve ferahlıkta iken terbiye söz konusu olamaz elbette.. Çarşıya pazara gitmemekle nefis terbiye edilir denemez zaten..Nefsinizin arzularına, o durumda vereceğiniz cevap,nefis terbiyenizin başarı ya da başarısızlığını gösterir..Vücuttan,tenden sıyrılıp, yokluğa kavuşmak,erişmek, kolay değildir elbette..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|