|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #45 : Nisan 28, 2009, 02:19:52 ÖS » |
|
Mecnun'un YaşıBir gün adamın biri Mecnun'a, yaşını sorunca, 'Bin kırk!' cevabını almış, şaşırarak,
'Oğul…' demişti. 'Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? '
Aşk derdiyle sarhoş olan Mecnun,
'Kulaklarım, Leyla'nın sesinden başka bir şey duymuyor!' dedi.
Adamcağız,
'Yahu…' dedi. 'Sen sandığımızdan da deli imişsin, bu halin nedir, yoksa bütün bütün çıldırdın mı?'
Mecnun,
'Dinle!' dedi ve gözlerini çölün derinliklerinde belirsiz bir yere çevirdi, 'Hayli zaman oldu, Leyla'yı görmüştüm kısacık bir an. Bin yıllık ömre bedeldi benim için o an. Sonsuzluk gibi bir zamandı. Sevgilinin çehresini gördüğüm o ana kadar kırk sene yaşamıştım. Kendimdeydim. Ömrümün akçesi elimde değildi, yoksuldum. Ama o an… İşte o Leyla'nın göründüğü an yok mu…Uyandım ve bin kırk senedir yaşamakta olduğumu fark ettim.' 
|
|
|
|
|
Logged
|
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"
"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
|
|
|
|
NİSAN
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #46 : Nisan 28, 2009, 02:30:14 ÖS » |
|
İnsanın gönül yaşı aşkla doğru orantılıdır,aynı zamanda aşk akılda kemal noktasıdır. Ahmaklar aşkı nerden bilsin!
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #47 : Mayıs 03, 2009, 12:32:34 ÖS » |
|
MECNÛN’UN YANINDA OTURAN LEYLA
Günlerden birinde Mecnun’u bir duvarın üstüde oturmuş, ayaklarını sallandırmış otururken gördüler. Kerpiçten duvarın üstünde gayet neşeli ve bahtiyardı. Kendince konuşuyor, işaretleşiyor, kâh gülüyor, kâh ağlıyordu. Gelen geçen bu hale bakıp alay etmedeydiler. Nihayet bir gönül eri oradan geçti. Bakınca Mecnun’un yanında Leyla’nın da oturmakta olduğunu gördü. Başkasına gizli olan ona açılmıştı. Şükretti: “Bir ömürdür koşup durdum… Çok da yoruldum… Ama sonunda bu ikisinin mutlulukla bir araya geldiklerini gördüm!.. Çok şükür Tanrı’ya…”
|
|
|
|
|
Logged
|
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"
"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
|
|
|
Lili_Put
Sürekli Üye
 
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 229
Özgür tutsaklık...
|
 |
« Yanıtla #48 : Mayıs 03, 2009, 12:46:23 ÖS » |
|
MECNÛN’UN YANINDA OTURAN LEYLA
Günlerden birinde Mecnun’u bir duvarın üstüde oturmuş, ayaklarını sallandırmış otururken gördüler. Kerpiçten duvarın üstünde gayet neşeli ve bahtiyardı. Kendince konuşuyor, işaretleşiyor, kâh gülüyor, kâh ağlıyordu. Gelen geçen bu hale bakıp alay etmedeydiler. Nihayet bir gönül eri oradan geçti. Bakınca Mecnun’un yanında Leyla’nın da oturmakta olduğunu gördü. Başkasına gizli olan ona açılmıştı. Şükretti: “Bir ömürdür koşup durdum… Çok da yoruldum… Ama sonunda bu ikisinin mutlulukla bir araya geldiklerini gördüm!.. Çok şükür Tanrı’ya…” sonunda 
|
|
|
|
|
Logged
|
Özgürsün ! Uç hadi diyar diyar ..Mı ?? _Uç git hadi .. _Gidemem ki.. Gidersem seni kaybederim.. Seni kaybettiren özgürlük hiç olmasın daha iyi..
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #49 : Mayıs 10, 2009, 06:23:34 ÖS » |
|
Mecnun, bir gece vakti Leyla'nın evinin önüne gelmiş ve Leyla'ya dışarı çıkması için seslenmişti. Leyla dışarıya çıkınca Mecnun:
- Bak, dinle senin için neler yazdım, dedi ve güya Leyla için yazdığı şiiri okumaya başladı...
Yine geldim ya Leyla.. aşk kapında köpeğim Kabul kıl bendeni.. n'olur ayak tozunu öpeyim Sana ermek için ölmekse çâre, şu an öleyim Ahdetmişim dönmemeye.. azletme, öksüz köleyim.
Vefâsızım, doğru.. ama vefâ bekledim hep Senden Yıkılmışım.. şu günahkâr hâlim bilmiyorum neden? Medet eyle, istemem sensiz ne hil'ât ne de kefen! İstemem.. illâ sen, illâ sen.. yoksa hâin miyim ben!?
Alıver ipimi eline.. çek, sür beni ardın sıra!. Koşmazsam hâinim; tek, 'Sahibim' Sen olduktan sonra. Beklerim susuz ekmeksiz, bu kapı Senin kapınsa. Buyursun Azrâil, varılacak yer senin yanınsa...
Canım, Cânânım, Cinânım, Melceim, Mededresânım! Lutfet elini Bîçâreye ki sensiz perişânım...Rûhum Leylam...
Mecnun okudukça Leyla'nın yüzü asıldı, öfkelenir gibi oldu ama birşey demedi. Mecnun ise iltifat beklerken Leyla'nın bu tavrına hiçbir anlam veremedi. Ama susmadı da:
Ay yüzlüm, apaçık sözlüm rûhum Sana kurban; Gönlüm Sana hayran! Nergis bakışlarının te’siri ne de yaman! Sultânım el amân..!
Bak sînemde bir ok var, derûnumda bir acı, Sen’dedir ilâcı...
Pür âteşim bırakma beni hicranda zinhâr! Rûhumda âh u zâr...
Hem mahzûn, hem de perişan derdlerle kıvrandım; Kapına dayandım!
Bilmem başka ocak, başka ateş, Sana yandım; Sen’inle uyandım.
Ey dünyâya arşdan gelen nûr, ey meh-i tâbân! Aydınlattı ziyân...
Hayâlimle gezip yine dîdârını andım; Aşkınla kıvrandım.
Ey taptâze gül, kâkülü anber, saçı reyhân! Câziben ne yaman!
Görmemiştir cihânda gözler Sen gibi dilber... Güneşlerden enver...
Aç lütufla bağrını aç ki kıtmîr kulundur! Dergâhın uludur...
Deryalar gibi kereminden bir katre ihsân, Ey gönlüme Sultân!
Lütfeyle ne olur bildiğim başka kapı yok! Derdim herkesden çok.
Mecnun'un şiir'i henüz bitmişti ki, Leyla öfke ile içeri girmek için hareketlendi. Mecnun:
- Dur, dedi nereye? Nen var söylesene? Yoksa beğenmedin mi? dedi.
Leyla hiçbirşey söylemedi. Mecnun:
- Peki o halde şunu da dinle ondan sonra arzu ettiğini yap, dedi.
Başım fedâ olsun nûrlu yoluna, Gönlümü fetheden Sultanım benim! Bir kez merhamet kıl kıtmir kuluna, Gönlümü fetheden Sultanım benim!
Sen’in olmadığın her bucak ıssız, Gönüller kararır inan ki Sen’siz! Gel rûhuma bir nazar eyle sessiz; Gönlümü fetheden Sultanım benim!
Mecnun daha devam edecekti ki, Leylanın sesi yankılandı:
- Yeter Mecnun! Sus.
Mecnun dondu kaldı. Leyla devamla:
- Şimdi de hırsızlığa mı merak sardın? Bunlar sana ait değil. Gelmiş birde benim için yazdığını iddia edip duruyosun. Ben hırsızları kendime sevgili edinecek biri değilim, dedi.
Mecnun hem tebessüm etti, hem de içerledi Leyla'nın hitabına ve dedi ki:
- Ey Leyla! Sen benim gönlümü çaldığından beri sana tek bir laf etmedim. Bu kusurundan dolayı seni incitmedim. Şayet beni hırsızlık ile itham ediyor isen haklısın. Ama bilesin ki hakiki hırsızlık kalb hırsızlığıdır. Bununla beraber benim gibi bir aşık senin gibi kabahatlileride kendine sevgili edinir. 
|
|
|
|
|
Logged
|
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"
"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
|
|
|
|
NİSAN
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #50 : Mayıs 10, 2009, 06:35:58 ÖS » |
|
Mecnun daha devam edecekti ki, Leyla'nın sesi yankılandı:
- Yeter Mecnun! Sus.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #51 : Mayıs 10, 2009, 06:37:01 ÖS » |
|
Arada anlaşmazlıklar da yaşanmış her fani aşk gibi... 
|
|
|
|
|
Logged
|
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"
"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
|
|
|
|
NİSAN
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #52 : Mayıs 10, 2009, 06:40:31 ÖS » |
|
Leyla da çok mağrur ve dönemin edebi şiirlerinden haberdarmış canım 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #53 : Mayıs 10, 2009, 06:42:13 ÖS » |
|
Bir o kadar da çektiren, yoksa çeken mi? 
|
|
|
|
|
Logged
|
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"
"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
|
|
|
|
NİSAN
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #54 : Mayıs 10, 2009, 06:45:17 ÖS » |
|
Ben tuttum Leyla'nın bu versiyonunu, aşık olan kendi yangınından yazsın şiiri Öyle çalarak çırparak olmaz değil mi ama 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #55 : Mayıs 10, 2009, 06:46:28 ÖS » |
|
Bir Leyla da biz olalım hocam... 
|
|
|
|
|
Logged
|
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"
"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
|
|
|
|
NİSAN
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #56 : Mayıs 10, 2009, 06:49:52 ÖS » |
|
Dersini verelim kendini mecnun sananların 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #57 : Mayıs 14, 2009, 08:02:39 ÖS » |
|
-Yolunu yitirmiş Mecnun, çöllerde Leyla diye diye dolanıp dururken biri ona,
- A deli, Leyla öldü, deyiverdi.
- Çok şükür Allah'a, diye şükretti Mecnun.
Kara haberi veren adam şaşırdı:
- A dini imanı darmadağın olmuş zavallı! Hem onun için yanıyorsun, hem de böyle diyorsun, ayıp sana!
Mecnun'un cevabı pek hazindi:
- O ay yüzlüden, her an iyiliğini isteyip dururken ben bir şey elde edemedim, kötülüğünü isteyen de bir şey elde edemesin bari. Çünkü bir gün aya sordular "En çok neyi seversin?" diye. "Güneşin tutulup ebediyen perde arkasında kalmasını severim." cevabını verdi ay ve sonra ilave etti: "Değil mi ki onu kendi gözümden bile kıskanıyorum!"

|
|
|
|
|
Logged
|
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"
"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #58 : Ağustos 26, 2009, 08:35:25 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"
"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
|
|
|
|
Mevlânâ muhibbi
|
 |
« Yanıtla #59 : Ağustos 26, 2009, 08:43:29 ÖS » |
|
Leylâ'daki SırHülyalar, sevdalar, hayaller çoğaldı; ama Leylâlar azaldı maalesef. Leylâ, yalnızca bir aşkın terennüm edildiği son nokta değil. Kavuşulduğunda azalan ya da bitmeye yüz tutan değildir aşk.. Nedir o zaman aşk?
|
|
|
|
|
Logged
|
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"
"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
|
|
|
|