EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Şubat 09, 2012, 07:27:16 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: 1 2 [3] 4 5
  Yazdır  
Gönderen Konu: LEYLÎ VÜ MECNÛN KISSALARI  (Okunma Sayısı 19690 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
lαякαsση
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1152



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #30 : Eylül 21, 2008, 03:24:25 ÖS »

sizin söylediklerinizin yanında belki küçük bir kıvılcım gibi olacak ama...

Ne şair yas döker, ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude cağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi...


Bu kıvılcım , denizin içindeki kıvılcım ... Karizmatik
Logged

Şem'i Gör kim Yanmadan Yandırmadı Pervâneyi..
Mevlânâ muhibbi
Ziyaretçi
« Yanıtla #31 : Eylül 22, 2008, 02:43:00 ÖS »



"Bu kıvılcım , denizin içindeki kıvılcım ... Karizmatik"

 Mana ikliminden bir damla...   Göz kırpan
Logged
Mevlânâ muhibbi
Ziyaretçi
« Yanıtla #32 : Eylül 22, 2008, 02:45:50 ÖS »

Sanma Ey Mecnun....

 Leyla, “leyl” kelimesinden türemiştir ve leyl’ de “gece” demektir. Arabesk şarkıların “ya leyl, ya leyl…” diye uzayıp giden terennümleri hep o çöl gecelerinin ılık hüznünü içerdiği için liriktir. Leyla adı, genellikle kara gözlü, kara saçlı, kara kaşlı kız çocuklarına verilen bir addır. Mecnun’un Leyla’sı da böyle bir kız imiş; hatta bunlara ek olarak onun bahtı da kara çıkmıştır. Gece karanlığı ile Leyla arasındaki bu bütünlük, aşıkın bütün gecelerini aydınlatan bir nur olur ve hayallerinin kırkıncı kapısından girdikten sonra zifiri karanlıklar aşk ile nurlanır. Böylece şairin “…gece Leyla’da akşamlar” ifadesi bir kez daha güzelleşir ve her üçü de karanlıkla ilgili olan bu kelimeler (gece, Leyla, akşam) aşıkın kararan alın yazısını, kara bahtını ve işinin zor olduğunu temsil eder. İşte bu yüzdendir ki şair beytine ikinci bir anlam yükleyerek gözümüzün önündeki perdeyi kaldırır ve aşıka bit öğütte bulunur. Biz de onun öğüdüne uyarak beyitteki “uzakdur (uzaktır)” kelimesinin başına bir virgül koyarak “uzak dur” şeklinde okuyalım.


Sakın sen kuy-ı canandan ,uzak dur.

Sanma ey Mecnun

Seher yola giren aşık gece Leyla’da akşamlar


Şimdi beyitin anlamı şöyle oluyor:


Ey Mecnun!

Aman ha, sevgilinin mahallesinden sakın ve oradan uzak dur(gönlünü oraya kaptırma)!.. Seher vakti yola giren her aşıkın gece hemen Leyla’ya kavuşacağını sanma. (O mahalleye erişmek,öyle kolay işlerden değildir;insanın dünyasını karartır).
Logged
müştak
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 28



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #33 : Ekim 04, 2008, 10:05:21 ÖÖ »

Mecnun'un bir şiirinden



Toplumda ve tenhada, gece gündüz, yirmi sene, insanların Rabbine dua ettim;

Leyla'nın da benim çilem gibi çile çekmesi, benim sevdiğim gibi sevmesi için...

Yahut benim halimi anlaması veya bana acıması için...

Allah duamı kabul etmedi. Bu yolda benim aşkımı bir geçen de olmadı... Oysa beni bitiren şu aşk yüreğimde artırıldı da artırıldı...

Aşk her âşıkın kalbinde eskiyor; Leyla'ya olan aşkım ise ben yaşadıkça tazelenmekte...

Rabbim! Artık beni ona sevdir, veya bana onunla şifa ver. Yoksa kalbimin çektiği çileden artık dinlendirileyim, Rabbim!...


İskender Pala
Logged

Gece Leyla'da akşamlar!
Mevlânâ muhibbi
Ziyaretçi
« Yanıtla #34 : Ekim 04, 2008, 08:59:42 ÖS »

 Göz kırpan
Logged
meryemozcan
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8536


Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #35 : Ekim 04, 2008, 09:23:28 ÖS »

karaya ak denilir mi
âmaya bak denilir mi
sevene bırak denilir mi
sen de mi leyla........ Kızgın

Ey Mecnun!

Aman ha, sevgilinin mahallesinden sakın ve oradan uzak dur(gönlünü oraya kaptırma)!.. Seher vakti yola giren her aşıkın gece hemen Leyla’ya kavuşacağını sanma. (O mahalleye erişmek,öyle kolay işlerden değildir;insanın dünyasını karartır).


Bu uzak durlar aşkın yükünü kaldıramayacaklar için söylenmiş olmalı. Seven aşkından vazgeçmez yoksa.
Logged


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
Mevlânâ muhibbi
Ziyaretçi
« Yanıtla #36 : Aralık 07, 2008, 03:56:49 ÖS »

Mecnun bir deli miydi?
 
 
Mecnun adını hepimiz biliriz. Türkçe'deki kelime anlamı "cin tutmuş, çıldırmış, divane" falan demek. Leyla'ya olan aşkıyla efsaneleşen delikanlı, hakikatte bir deli miydi? Eğer deli idiyse derdine kim derman olabilirdi? Sözgelimi çağımızda yaşasaydı psikiyatristler onu tedavi edebilirler miydi? Ayrık bir aşk hastalığına yakalandığı malumdu da, onu bu hastalıktan kim kurtarabilirdi? Hastalığı yüzünden şimdi onu ayıplamak mı gerekir, takdir etmek mi; acımalı mıyız, gıbta mı etmeliyiz? Ve daha çoğaltılabilecek sorular... Fuzulî, Leyla ile Mecnun hikayesinde ona;

"Fezâ-yı aşkı çün gördüm salâh-ı akldan dûrem
Beni rüsvâ görüp ayb etme ey nâsih ki ma'zûrem"
dedirtir.

 "Aşkın fezasını gördüğüm andan itibaren aklın rahatlığından uzak düştüm. Ey öğütler verip duran! Beni böylesine düşkün görüp ayıplama, çünkü özürlüyüm."

Mecnun'un deli olup olmadığını kestirmek için bu beyitteki birkaç kelime üzerinde durmamız gerekiyor. Bilindiği gibi fezâ kelimesi, "ucu bucağı bulunmayan alan, göklerin sonsuzluğu" gibi anlamlar içeriyor. Demek ki aşk ülkesi böylesine mekan ötesi bir genişliğe sahiptir. Salâh kelimesi "düzelme, iyileşme, rahatlık, barış içinde olma" gibi anlamlar ifade eder. Demek ki aklı ön plana alanlar belli bir huzur içindedirler de aklını yitirenlerin rahatı kaçmış, durumu kötüleşmiş olur. Rüsvâ kelimesi "itibarsız, saygınlığını kaybetmiş, rezil" anlamlarını taşır. Belli ki aşk, sevilene itibar kazandırırken, seveni itibardan düşürmektedir. Nâsih, "nasihat eden, öğüt ve akıl veren" demek olduğuna göre galiba aşk, aklın ölçütlerini hiçe saydırmakta, değerlendirmeyi gönül mecrasına çekmektedir. "Özürlü, mazeret sahibi" için ma'zûr deriz. Mazereti olanların sorumlulukları olmadığına, deliye de sorgu sual bulunmadığına göre, demek ki aşk çılgınlığından dolayı kişi sorumlu tutulamaz. O halde aşkın, kişiyi itibardan düşürmesi ne gam!..

Şimdi kelimelerin aynı sırasına göre soralım:

Aşka dair bütün mesafeleri içinde ölçen ve yolculuklarını içine doğru yapan bir mecnun için yeryüzünün her ciheti bir feza sayılmaz mı? Aşkı akla tercih eden bir tutkun için, asıl huzur ve salah, aşk fezasında tadılan azapta (=lezzet) değil midir? İtibar veya itibarsızlık akla göre yapılan bir değerlendirme olduğuna ve âşık da akıl(lılık)dan uzak durduğuna göre aşk yüzünden rüsvâ oluş hakikatte ona bir itibar kazandırmaz mı? Aklı tasnif dışı bırakan bir âşık için her yerde bir nâsih, bir akıl veren bulunması ve onun da bu öğüdü kabul etmemesi garip sayılabilir mi?!.. Bırakın deliyi, akıllılardan da olsa hangi öğüdü kim dinlemiştir ki?!.. Akıldan yoksun olanların dünya ve ahiret sorumlulukları bulunmazken, yani onlar mazur görülürken, aşk ile aklını yitirenin itibar kaygısına düşeceğini kim söyleyebilir?!..

Bütün bunlardan sonra, acaba beyitteki akıl, deliliğin zıddı olan akıl olabilir mi? Fuzulî, aklın karşısına deliliği değil de neden aşkı koymaktadır? Aşk, her ne kadar akıl kavramının tersi gibi görünse ve âşıklığın ilk adımında aklı terk etmek şartı aransa da, böyle bir macerada akıl terk edilince insan deli mi olmaktadır? Eğer öyle değilse, akıl kavramıyla çelişen şey aşk değil, bizzat deliliktir. Âşık olmak akıllılık olarak değerlendirilemez, tamam ama, bu, deli olmak demek de değildir ki!.. Evet, âşık akıldan uzaklaşır ve aklın güdümünde hareket edemez, ama bunun için de kimse ona deli diyemez. Denilse denilse, âşıkın kendisi için özge bir yol seçtiği söylenebilir. O yol ki akıldan uzak bir fezadır, ama sonu nurdan bir ülkeye çıkar. Âşık bu ışıklı ülkeye ulaştığında akıl(lılık)dan çok öte bir itibara kavuşur. Bu da onun sorumsuzluğu, itibarsızlığı vs. için yeterli mazerettir zaten.

İmdi!.. Olgunluk kazanmak için aşk yolculuğuna başvurdu ve dolayısıyla akıl kurallarına uygun hareket etmedi diye hangi deli, Mecnun'u delilikle itham edip tedaviye kalkışabilir?.. Onun çılgınlığı (deliliği değil) binlerce akla bedel iken, kim ona imrenmez de akıl vermeye yeltenir?!.. Büyük veliler çilehanelerin ıssızlığını, nebiler de mağaraların yalnızlığını sünnet etmişlerken Mecnun aşk hastası olup sahralarda tek başına bir hayatı seçti diye kim onu ayıplayabilir?!.. Eğer ayıplanırsa, aşk sayesinde nasıl insan-ı kâmil (mükemmel insan, yetkin birey) olunabilsin ki?!..

Mecnun ki, evet, "deli" demektir; ama ondan evvel "tutkun, çılgın, çıldırasıya seven" de demektir. Arapça'da bu kelime "gizlenen, örtünen, kapanan" anlamı taşır. Akıllanması için babası onu Kâbe'ye dua etmeye götürdüğünde, iltizama başını koyup aşağıdaki dizelerle yalvaran birisi, sizce deli midir, yoksa akıllı mı; aşka sığınmakla başkasına açılmakta mıdır, yoksa içine kapanmakta mı; onun aklı başından gitmiş midir, yoksa aşk ile örtülmüş mü: "Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni / Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni."

 





Logged
Mevlânâ muhibbi
Ziyaretçi
« Yanıtla #37 : Şubat 03, 2009, 07:22:51 ÖS »

Mecnun'un Leyla'sı
 
 Günlerden birinde Mecnun'a rastlayan bir gönül ehli, onun halini bilen bir yolcu, bütün içtenliğiyle sordu:- Leyla hakkında ne biliyorsun? Bana Leyla'dan haber ver!Mecnun, o anda baş aşağı yıkıldı, yola serilip kaldı. Sonra inler gibi mırıldandı:
- Bir kere daha Leyla de! Eğer Leyla'yı bilmek istiyorsan bir kere daha Leyla de. Yoksa benden bir şeyler sorup durman beyhude. Madem Leyla diyorsun, soruna cevap olarak Leyla adı kafi değil mi? Ne kadar mânâ incisi delinse, yine de Leyla adı kadar değerli değildir. Leyla'nın adını andın mı, cihan içinde cihanlarca sır söyledin demektir. Leyla adı hatırımda dururken başka bir adı bir an bile ansam küfürdür bu.

Bunu duyan o gönül ehli, daha sonraki zamanlarda şu şiiri okuyup durdu:

Mecnun ki "La ilahe illa!" der idi

Teklif-i visal eyleseler la der idi

Şol mertebe meftun idi Leyla'sına kim

Mevla diyecek mahalde Leyla der idi


Leyla'nın Mecnun'u

Mecnun bir fırsatını buldu, Leyla ile baş başa kaldı. Leyla da ondan bir dilekte bulundu:

- Ey âşık! Neyin varsa getir!..

- A ay yüzlü!.. Senin aşkınla ne suyum kaldı, ne kuyum. Ne ciğerimde azıcık kan, ne geceleri gözümde uyku. Aşkın aklımı yağmaladıktan sonra her şeyim birer birer gitti. Şimdi sahip olduğum tek şey yaralı bir kuş olan canım. Senden bir emir bekliyorum. Ver dersen hemencecik vereyim.

Leyla güldü bu sohbete. Sonra sitem etti:

- A yiğit!.. Ben senden bunu ne vakit istersem alırım, başka neyin var?!..

Bu söz üzerine Mecnun, partal giysilerinin eprimiş yakasından çıkardığı bir iğneyi Leyla'ya sundu:

- Vallahi, varlık âleminde malik olduğum tek şey işte bu. Bundan başka hiçbir nesneye sahip değilim. Bunu taşımamın sebebi ise yine sensin a gönlümü alan!.. Çölde, ovada, dağda, kırda senin hayalini izlerken çok düşüyorum; dikenler ayağıma batıyor. İşte bu iğne onları ayağımdan çıkarmak için.

Mecnun, Leyla'nın kendisine acımasını beklerken Leyla sitem etti:

- İşte ben tam da onu arıyordum. Aşkta gerçek isen bu iğne sana nasıl layık oluyor, a perişan âşık!.. Bencileyin bir güzelin peşindeyken ayağına diken batsa o dikeni çıkarmak doğru olur mu? Eğer o dikeni çıkarırsan, seninkine vefa derler mi?!.. Sevgili yolunda ayağına diken batan âşık, onu elbisesine takılmış bir gül görmeli değil midir? Gül fidanı, bir gül elde etmek için bir yıl dikenlere sabrediyor da sen gül fidanından da aşağı mısın yoksa? Leyla'nın aşkıyla ayağına batan diken, onun başkalarına armağan edeceği yüzlerce gül demetinden daha değerli değil midir?

Leyla'nın ölümü

Yolunu şaşırmış Mecnun ordan oraya koşturup giderken biri ona, "Leyla öldü!" deyiverdi. Mecnun, bu kara haber üzerine derhal durdu ve ellerini açıp şükretti:

- Hamd olsun Allah'ıma!..

Bu sefer adam çok öfkelenip bağırdı:

- A aklı ve hayatı darmadağın olmuş zavallı! Hem onun için yanar, hem de neden böyle söyler, ölümüne sevinirsin?

- Ben, iyiliğini isteyip dururken o ay yüzlüden bir fayda elde edemedim. Bari kötülüğünü isteyen de bir şey elde edemesin!..

Mecnun'un vuslatı

Günlerden birinde Mecnun'u bir duvarın üstüne oturmuş, ayaklarını sallandırmış otururken buldular. Kerpiçten duvarın üstünde gayet neşeli ve bahtiyardı. Kendince konuşuyor, işaretleşiyor, gülüyordu. Gelen geçen bu hale bakıp gülmedeydi. Nihayet bir gönül eri oradan geçti. Bakınca Mecnun'un yanında Leyla'nın da oturmakta olduğunu gördü. Başkasına gizli olan ona açılmıştı. Şükretti:

- Bir ömürdür koşup durdum... Çok da yoruldum... Ama sonunda bir araya geldiklerini gördüm!.. Çok şükür Allah'ım; sevenleri buluşturdun!..

Akıllı deli

Anlatırlar ki, kendince kavminin önde gelenlerinden, dindarlığı herkes tarafından bilinip itibar gören biri kırlara gezmeye çıkmış, Allah'ın yarattıklarını ibret nazarıyla seyre koyulmuştu. Sonra kalktı, iki rekat şükür namazı kılmak üzere tekbir aldı. Olacak bu ya, o sırada Mecnun da kırlarda dolaşıyordu ve tesadüfen bu adamın önüne doğru geçip bilmeden orada oyalanmaya başladı... Adam selam verdikten sonra Mecnun'a seslendi:

- Bre çekil önümden, burada namaz kılıyorum.

O vakit Mecnun hayretler içinde şöyle sordu:

- A efendi! Sen bu namazı niçin kılarsın?

Adam şaşırmıştı. Delinin aklına hayret etti ve işin sonunu getirmek istedi:

- Neden sordun ki?

- Allah aşkıyla ve onun için kılıyor musun diye?

- Evet, Allah aşkıyla ve O'nun rızası için kılıyorum!..

- Mecnun önce güldü, sonra dudağını büzüp kederlendi:

- Kendini yokla beyim, içini yokla... Ben Leyla'nın aşkına düştüm düşeli şunca yıldır ondan başkasını görmüyorum da sen Allah aşkıyla namaz kılarken beni nasıl görüyorsun?

 
Harika bir İskender Pala klasiği...   Ne Mecnun kaldı, ne Leyla...


Logged
canan75
Ziyaretçi
« Yanıtla #38 : Şubat 03, 2009, 07:30:49 ÖS »

bir kere daha ---LEYLA
bir kere daha---MECNUN de ,Mevlana Muhibbi
söz sana artık yüreğe batan dikenleri çıkarmayacağım
Logged
Mevlânâ muhibbi
Ziyaretçi
« Yanıtla #39 : Şubat 03, 2009, 07:34:12 ÖS »



Mevlana muhibbi aramak, bulmak ister...       Göz kırpan
Logged
canan75
Ziyaretçi
« Yanıtla #40 : Şubat 03, 2009, 07:39:22 ÖS »



Mevlana muhibbi aramak, bulmak ister...      Göz kırpan
bulduklarını de hele hele Kahkaha
Logged
yeni-lisan
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 26


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #41 : Nisan 03, 2009, 11:11:14 ÖS »

Teşekkürler sayın muhibbi... Devamını bekliyoruz...
Logged
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #42 : Nisan 10, 2009, 08:30:05 ÖS »

-Ya sen, a pervane!

Bilirim ki sen tastamam âşıksın; hatta belki âşıksın.

Sevgilini bir kerecik görmeye can verirsin:

bir vuslata iki cihan verirsin.

Sen ki mumun başındaki yalıma âşıksın

ve onu kucaklamak için

her daim uğraşırsın.

Senin kavuşman bir yok olmadır.

Müşkül olan da bunu biliyor oluşun...

Sen bir ışığa canını saçarsın; ben candan gamdan ışığını isterim.

Öyleyse de bana, aynı değil miyiz seninle geceler boyu?

Ta seherlere dek birlikte yanmaz mıyız?

Sende alev, bende Mecnun sevdası.



Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #43 : Nisan 27, 2009, 01:55:12 ÖS »

Mecnun ne vakit Leyla'nın izine rastlasa dayanamaz, koşmaya başlardı. Yüzünün rengi safrana döner bedenindeki tüyler baştan ayağa diken kesilirdi. Vücudunu bir titreme kaplardı. Birisi ona dedi ki;

Leyla yokken senden yiğidi yok şu alemde. Sahralardaki aslanlardan da dağlardaki vahşilerden de korkmuyorsun. Ama Leyla'nın adı anıldı mı söğüt gibi titremeye başlıyorsun.

Dertli Mecnun boynunu büktü,

- Bakın görün işte, aslanlardan korkmayan kişi aşk aslanının karşısında nasıl sinmiş, dize gelmiş, bekliyor. Aşkın kuvvetidir bu, âşıklar da onun ayakları altına düşmüş karıncalar.
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #44 : Nisan 27, 2009, 01:56:01 ÖS »

Annesinden Leyla'ya öğütler:

Temkîni cünûna kılma tebdîl

Kızsın, ucuz olma kadrini bil

Her sûrete aks gibi bakma

Her gördüğüne su gibi akma

Sâye gibi her yere yüz urma

Hiç kimse ile oturma durma

Fuzuli
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
Sayfa: 1 2 [3] 4 5
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM