EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 05:44:24 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Fuzulî'yi Tanımak  (Okunma Sayısı 2211 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« : Haziran 30, 2009, 11:06:16 ÖS »

Fuzulî'yi Tanımak
Fuzuli, şiirin kaynağını Allah’ın yaratıcılık sanatında gören ve iyi bir şairin, İlahî bir yardıma erişmeden kusursuz şiir söyleyemeyeceğine inanan adamdır. Bu bir aşktır ki sözün değerini yükseltmekle vuslata erişilebilir. Ona göre söz, candır, ruhtur. İnsan bir sözü güzel söylemeyecekse neden söylemelidir ki?!.. Madem ki kağıt kutsaldır, o halde onun üzerine yazılacak söz de kutsal sayılmalı, yazmaya değecek her söz güzelleştirilmelidir. İlahî sözler (ayetler) ve peygamberin öğüt veren güzel sözleri (hadis) dışında en güzel sözler sevgiye ve aşka dair olanlardır. Aşk ki varlığın özü, yaratılışın gayesidir, ister İlahî olsun, ister mecazî, ister platonik olsun, ister beşeri, onu anlatan sözler şiirin tam merkezinde dururlar. Şiiri bilimle birleştirdikten sonra sanatın en zirve noktasına varılabilir ve orada şair, anlar ki gerçek şiir, aşk heyecanlarını olgun ve bilge bir ruhun ürperişleri halinde anlattığı ölçüde şiirdir.

Puşkin, Dante, Şekspir... Pek çok isim sayabiliriz. Hepsi tarihî millî ve edebî birer misyona sahip idiler ve Allah onları milletlerine birer hediye olsun diye yaratmıştır. Türk milleti için Fuzulî işte o hediyyedir. Bugün Türkiye dışındaki bütün Türk yurtlarında, Taşkent’ten Kazan’a, Kırım’dan Macaristan hudutlarına, Bağdat’tan Kahire’ye, Tebriz’den Buhara’ya, şüphesiz Fuzulî adı en belirleyici sanat, felsefe ve estetik kaynağa açılan kapılarda okunuyor. Bütün bu yurtlarda istisnasız her nesil ona yeniden dönüyor ve bu manevî serveti anlamak, onda yeni zenginlikler keşfetmek için yeniden okuyor, seviyor, taklit ediyor. Bunun temelinde, has bahçede yetişmiş bilgenin, üstad Fuzulî’nin, idealleriyle örtüşen bir kültür birliğinin sabit ve ayrıcalıklı rolü ile Türkçe dehası yatar.



Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Haziran 30, 2009, 11:07:04 ÖS »

Türkçe, Arapça ve Farsça' nın geçerli olduğu bir coğrafyada yaşayan Fuzûlî, bu üç dil ile şiir yazacak kadar dili vukûfu ve şuûru olan bir şairdir. Gençlik yıllarında yazdığı aşk şiirlerinde, muhtemelen Türkçe' yi kullanan Fuzûlî, daha sonraları Farsça çoğunlukta olmak üzere Arapça ile de şiirler söyleyerek, yaşadığı edebî atmosferin bir aynası olmuştur.

Türkçe Divan'ının önsözünde şiir anlayışını ifade eden Fuzûlî, şiir gibi bir sanat şubesinin ilimsiz olmayacağının şuûruna vararak, İlimsiz şiir, esası yok duvar gibi olur ve esassız duvar gâyette bî-îtîbar olur diyerek aklî ve naklî ilimlerden olan hadis, tefsir, kelam, fıkıh gibi İslâmi ilimleri; mantık, hendese, astronomi ve tıp gibi aklî ilimleri öğrenmiştir.

Sanat ile ilmi bir arada kaynaştıran Fuzûlî, üç dili de bilmesine rağmen, Türkçe şiirlerinde, kolay anlaşılabilen ve devrinin ortalama insan zümrelerinin konuştuğu bir dil kullanmış; pek ağırlıklı Arapça ve Farsça unsurlar kullanmamıştır.

Fuzûlî'nin başta Ali Şir Nevaî ve Habibi gibi Türkçe yazan şairleri iyi bildiği, eserlerinden anlaşılmaktadır. O, Habibi'nin "dedim dedi" gazeline nazire yazmıştır. Hasan Çelebi 1586 yılında yazdığı tezkiresinde, Fuzûlî için "Nevâyî tarzında karîb bir üslûb-ı bedî ve semt-i garibi vardır" ifadesiyle, O'nun Ali Şir Nevaî şiiriyle olan münasebetine dikkat çeker.

Kânunî Sultan Süleyman'ın seferine katılan Hayâli ve Yahya Beyler ile de görüşen Fuzûlî'nin, Anadolu şiirinden etkilenmiş olması mümkündür; Necati Bey'in "gayrı" redifli şiirine yazdığı üç nazire de, bunun bir işaretidir.

Fuzûlî, Türkçe yazan şairlerden başka, Farsça yazan, Hâfız; Nizâmî ve Câmi gibi şairlerden de etkilenmiştir.

Fuzûlî' nin yaşadığı coğrafya, gerek İslâmiyet öncesi devirlerde ve İslâmiyet'in hakim olduğu devirlerde, devamlı, büyük kargaşanın yaşandığı ve bunun sonucu olarak, her karış toprağına kan ve hüzün sinmiş bir coğrafyadır. En büyük acı, Kerbelâ vak'asında Hz. Hüseyin'in şehit edilmesidir ki, İslâm tarihinin en trajik olayıdır. Bu ızdırap dolu iklimin çocuğu olan Fuzûlî'nin şiirlerinde ilk dikkat çeken tematik özellik, ızdıraba dayalı, lirik bir aşktır. Klasik Türk şiirinin kavuşma yerine ayrılık tema'sını idealize etmesi de, Fuzûlî'nin ızdırap anlayışıyla çıkmış ve böylece "muzdarip şair Fuzûlî" doğmuştur. Şiirlerindeki lirizmin temelinde evrensel bir beşeri özellik olan ızdırap yatan Fuzûlî, şiirlerinin fonuna tasavvufu yerleştirerek aşk ve mistisizm gibi iki erişilmezlik anlayışını birleştirmiştir. Fuzûlî'nin şiirlerindeki aşkın tasavvufi mi, beşeri mi olduğu tartışmaları, O'nun şiir anlayışının sınırlandırılması demektir.

Fuzûlî, gerçek insandaki evrensel duyguları, içinde bulunduğu toplum ile, en kısa yoldan paylaşmak üzere, tasavvufi sembolleri kullanmış; bu yolla ezeli ve ebedi olan aşkı anlatmıştır. O'nun şiirlerinde tasavvuf, Ahmet Yesevî, Seyyid Nesîmî, Niyazî-i Mısrî ve İbrahim Hakkı' nın şiirlerinde olduğu gibi esas amaç olmamıştır. Fuzûlî tasavvufi terimleri, beşeri özellikleriyle şiirleştirerek öğreticilik (didaktisizm) ten uzak durmuş, lirizme yaslanarak hissettiricilik peşinde koşmuştur.

Bu yüzden Fuzûlî'nin şiirlerinde bulunan tasavvufi ve beşeri hisler, O'nun aşkı ulvîleştirdiğinin göstergesidir.

Fuzûlî, yoğun bir lirizmle ifade ettiği şiirlerinde, aşkı uğruna her şeyini fedâ edebileceği bir insanî değer olarak görür ve bunu şöyle dile getirir.

Cânı cânân dilemiş vermemek olmaz ey dil
(Ey gönül! Sevgili canını istemiş; vermemek olmaz!)

Fuzûlî, gene Leyla ile Mecnun'undaki bir başka beytinde, aşkı kemalinin, sevgili için can vermek olduğunu; bunu yapamayanların eksikliklerini itiraf etmeleri gerektiğini şöyle söyler:

Cânını cânâna vermektir kemâli âşıkın
Vermeyen cân i' tirâf etmek gerek noksânın.



Fuzûlî, insanın en yüce hakkı olan yaşama hakkının karşısına sevgiliyi koyarak büyük bir gerilimi ortaya koyar. Esas özelliği ızdırap olan bu gerilim candan vazgeçmek, onu sevgili için feda etme anlayışı, Fuzûlî'nin şiirini âdetâ bir "can pazarı" na döndürmüştür. Bunun sonucu olarak Fuzûlî, sanki ölümü idealize etmiştir. İşte, bu "ölümü idealize ediş" in, Allah'ın cemaline mazhar olmanın beşerî planda ilk ve en acı merhalesi olası yüzünden, kimi araştırmacıların, Fuzûlî'nin şiirlerindeki aşkın ilahî aşk olduğunu ileri sürmelerine yol açmıştır. Kullandığı dilin atasözleri ve deyimler başta olmak üzere bütün inceliklerini şiirine aktaran Fuzûlî, evrensel duygular olan aşk ve ızdırabı da derinden derine yaşayan bir edebî şahsiyet olarak en zor ifade edilebilecek duyguları bile kolayca ifade ederek, özellikle manzum eserlerinde sehl-i mümteni örnekleri vermiştir. Gerek bir insan olarak ve gerekse bir şair olarak yaşadığı ve hissettiği her şeyi, son derece samimi bir şekilde ifade eden Fuzûlî, şiir tekniğinde de başarılıdır.Aruz kusurlarının ses özelliğinden bile istifade ederek, özellikle bir buçuk hece okutan medleri, birer çığlık haline dönüştürmüştür. Türkçe, duygu ve teknik uyumun sağlanmış olması yüzünden, Fuzûlî' nin şiirleriyle, şiir dili olma özelliği kazanmıştır.

Fuzûlî, Türk şiirinde, en fazla etkisi olan şairlerden biridir. Fuzûlî devrinde veya daha sonra yaşayıp da, ona nazire yazmayan şair azdır. Taşlıcalı Yahya Bey Fuzûlî'nin en çok okunan şiirlerinden biri olan Su Kasidesi" ne, Nâilî, "sakın" redifli gazeline, Nedim "Perişanındadır, yanındadır" gazeline nazireler yazmış, Bakî, meşhur "usanmaz mı - yanmaz mı", gazelini tahmiş etmiştir. Hasan Ali Yücel'in Fuzûlî divanına nazire olarak tertip ettiği divanı onun bire bir taklidi niteliğindedir. Fuzûlî'nin tesiri günümüzde de tesir etmekte olup, Şahin Uçar, "Şeydâ Divânı" adını verdiği eserinde, tamamen Fuzûlîyane bir söyleyişi tercih etmiştir.

Fuzûlî'nin edebi kişiliğinin bir başka yönü de mensur eserlerinde görülmektedir. Türkçe yazdığı ve Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehadetini anlattığı Hadîkatü's - Sü'edâ ( Saadete Ermişlerin Bahçesi )'- sında Fuzûlî, şiirlerine nazaran Arapça ve Farsça unsurlara daha çok yer vermişse de, pek uzun olmayan cümleleriyle, konuyu üsluba feda etmemiştir. Manzum - mensur karışık olan bu eserde, Fuzûlî, duygu yoğunluğunun arttığı yerlerde veya hikmet ifade etme ihtiyacı duyduğu kısımlarda kıt'alar ve beyitlerle anlatımına renklilik katmıştır. Klasik nesrin özelliği olan seciyi, bütün eseri boyunca kullanan Fuzûlî, Hz. Hüseyin'in şehadetini anlattığı kısımda, secilerden de istifade ederek, trajediyi şiirleştirmiştir.

Fuzûlî, zaman zaman bazı devlet yöneticilerine yazdığı mektuplarda da, dile olan hakimiyetini göstermiş ve böylece, Türk nesir dilinin gelişmesine de katkıda bulunmuştur. Bilhassa, Nişancı Celal-zade Mustafa Bey'e yazdığı ve "Şikâyet-nâme" adıyla bilinen mektubunda Fuzûlî, hem bir dil, hem bir hiciv ustası olduğunu göstermiştir.

Fuzûlî' nin edebî şahsiyeti hakkında, sonuç olarak şu söylenebilir: O, dili ustaca kullanarak, Türkçe ile kusursuz denebilecek şiirler söylemiştir. Fuzûlî' nin şiirlerinde aşk ve ızdırap iç içedir ve şiirlerin fonunda tasavvuf en belirgin özellikleriyle yer alır. Şiirlerinde samimi olması dolayısiyle, lirizmi yakalamış ve buna paralel bir üslup kullanarak, şiir sanatında kalıcılığı yakalamıştır. O, Farsça bir beytinde de ifade ettiği gibi, ülkelerin askerlerle değil, dil kılıcıyla fetheden bir şairdir.

Başlıca Eserleri
Türkçe Divanı (A.Gölpınarlı tarafından, 1948)
Leylâ ve Mecnun (Mesnevi, N.Halil Onan tarafından, 1956)
Hadikatü's-Suada (Saadete Ermişlerin Bahçesi - S.Güngör tarafından, 1955)
Beng ü Bade (Bilimsel baskı K.Edip Kürkçüoğlu tarafından, 1970)
Şikâyetnâme (Mektuplar)
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Haziran 30, 2009, 11:08:54 ÖS »

                                                  1 ya rab belayı aÅŸk ile kıl aÅŸina beni
                                                    bir dem bela-yı aÅŸktan etme cüda beni

                                                  2 az eyleme inayetini ehli derdden
                                                    yani ki çok belalara kıl mübtela beni

                                                  3 oldukça ben götürme beladan iradetim
                                                    ben isterim belayı çü ister bela beni

                                                  4 gittikçe hüsnün eyle ziyade nigarımın
                                                    geldikçe derdine beter et muptela beni

                                                  5 öyle zaif kıl tenimi firkatinde kim
                                                    vaslına mümkün ola yeürmek saba beni

                                                  6 nahvet kılıp nasib fuzuli gibi bana
                                                    ya rab mukayyed eyleme mutlak bana beni

                                                    bir dem bela-yı aÅŸktan etme cüda beni

                                                  2 az eyleme inayetini ehli derdden
                                                    yani ki çok belalara kıl mübtela beni

                                                  3 oldukça ben götürme beladan iradetim
                                                    ben isterim belayı çü ister bela beni

                                                  4 gittikçe hüsnün eyle ziyade nigarımın
                                                    geldikçe derdine beter et muptela beni

                                                  5 öyle zaif kıl tenimi firkatinde kim
                                                    vaslına mümkün ola yeürmek saba beni

                                                  6 nahvet kılıp nasib fuzuli gibi bana
                                                    ya rab mukayyed eyleme mutlak bana beni
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
katre_i_hayat
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1473



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Temmuz 01, 2009, 01:41:45 ÖÖ »

Cânı cânân dilemiş vermemek olmaz ey dil
[/b][/i]
nekadar muhteşem bir dizedir bu böyle..
hergün yeni yeni beyitler öğrenmek ve öğrendikçe daha bir hayran olmak klasik edebiyata.. bu bölümü bana en çok sevdiren şey bu sanırım.. çok teşekkürler hocam.. emeğinize sağlık..
Logged

Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Temmuz 01, 2009, 09:48:52 ÖÖ »

Rica ederim...   Göz kırpan
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
fuzuliye
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : Temmuz 01, 2009, 02:13:31 ÖS »

Burada da şairin mahlası ile ilgili bilgiler bulabilirsiniz:

http://www.edebiyatogretmeni.net/forum/klasik_edebiyat/ynt_fuzuli_ile_mahlasi_uzerine-t11763.0.html
Logged
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Temmuz 01, 2009, 02:16:41 ÖS »

Burada da şairin mahlası ile ilgili bilgiler bulabilirsiniz:

http://www.edebiyatogretmeni.net/forum/klasik_edebiyat/ynt_fuzuli_ile_mahlasi_uzerine-t11763.0.html

TeÅŸekkürler hocam, paylaşıldığı için tekrar yazma gereÄŸi duymamıştım, tekrara düşmemek için...   Göz kırpan
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
DevvAr
Üye
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 80



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Eylül 01, 2009, 04:34:35 ÖS »

Kabul edilmeli ki Fuzuli,  Türk Edebiyatının en büyük 3 ÅŸairinden biridir!
Logged

Ölmeli, ölmeden!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM