EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 05:43:22 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Fatih'in şiirlerinden örnekler  (Okunma Sayısı 1681 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
LEF
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2265



Üyelik Bilgileri WWW
« : Temmuz 26, 2009, 10:02:13 ÖS »

Kime yâr olam cihan içinde yârum var iken?..
Kime kul olam o şah-ı tacdarum var iken?..

Har ü has neşv ü nema bulur bahar irince alı..
Ben hazan-ı hecre düşdüm nev-baharum var iken...

Bülbül ü gül işi naz ile niyaz illâ benüm,
Hasılum dağ-ı cefadur lâle-zarumvar iken...

İntisabum hizmetüm bi-rağbetaldı akıbet,
Har ü zar oldum aziz ü kam-karum var iken...

Leşker-i gam şah-ı ışka nice bulsun destres,
Avniya meyhane gibi bir hisarum var iken...


Kaynak=Yavuz Bahadıroğlu
Fatih Sultan Mehmet Kitabı
sayfa 121
Logged

GÖZYAŞLARIMLA SULADIM MEZARINI 
LEFKER
LEF
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2265



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #1 : Temmuz 26, 2009, 10:04:38 ÖS »

Yok durur zulme rızamuz adle biz maillerüz,
Gözlerüz Hakk!un rizasın emrine kaillerüz



Kaynak=Yavuz Bahadıroğlu
Fatih Sultan Mehmet Kitabı
sayfa 122
Logged

GÖZYAŞLARIMLA SULADIM MEZARINI 
LEFKER
fuzuliye
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Temmuz 26, 2009, 10:16:21 ÖS »

Teşekkürler. Göz kırpan
Logged
LEF
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2265



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #3 : Temmuz 26, 2009, 10:55:42 ÖS »

Logged

GÖZYAŞLARIMLA SULADIM MEZARINI 
LEFKER
LEF
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2265



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #4 : Temmuz 26, 2009, 10:59:30 ÖS »

Logged

GÖZYAŞLARIMLA SULADIM MEZARINI 
LEFKER
LEF
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2265



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #5 : Temmuz 26, 2009, 11:04:11 ÖS »

Logged

GÖZYAŞLARIMLA SULADIM MEZARINI 
LEFKER
LEF
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2265



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #6 : Temmuz 26, 2009, 11:08:01 ÖS »

Logged

GÖZYAŞLARIMLA SULADIM MEZARINI 
LEFKER
LEF
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2265



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #7 : Temmuz 26, 2009, 11:12:47 ÖS »

Logged

GÖZYAŞLARIMLA SULADIM MEZARINI 
LEFKER
meryemozcan
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8580


Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Temmuz 26, 2009, 11:30:09 ÖS »

Teşekkürler Lefker kitabı tarayıcıdan mı geçirdin? Harika ayrıca orijinal bir paylaşım daha önce nette böyle bir çalışmayı hiç görmemiştim.
Logged


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
LEF
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2265



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #9 : Temmuz 27, 2009, 02:23:37 ÖS »

Yazması uzun sürüyor  bende kitabı tarayıcıdan geçirdim.
Logged

GÖZYAŞLARIMLA SULADIM MEZARINI 
LEFKER
İlkhurz
VIP Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1496


Türk menem


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Temmuz 27, 2009, 02:30:54 ÖS »

Yazması uzun sürüyor  bende kitabı tarayıcıdan geçirdim.
iyi fikir Göz kırpan

Hızır Bey, İstanbul kâdısı ve belediye başkanı olarak vazifeye başladıktan bir müddet sonra, bir hıristiyan mîmâr geldi. Hızır Beyi buldu. Kâdı efendiye hâlini arzedip, pâdişâh Fâtih Sultan Mehmed Hândan şikâyetçi olduğunu söyledi. O zamanlar, Avrupa ülkelerinde değil kralı mahkemeye vermek, aleyhinde konuşmak bile, bir insanın kendi hayâtından olması demekti. O günlerde, İspanya’da hıristiyanlar, binlerce müslümanı; kadın, ihtiyar, çocuk demeden kılıçtan geçirmekteydi. Bir hıristiyan ise, bir müslüman devletinde, o devletin kâdısına, devletin pâdişâhını şikâyet edebilme hakkını kendisinde bulabiliyordu.

Hızır Bey, hıristiyan mîmârı dinledi. Fâtih Sultan Mehmed Hân, bugünkü Ayasofya Câmiinden daha yüksek kubbeye ve daha üstün mîmârî husûsiyetlere sâhip bir câmi yaptırmak istemiş ve o hıristiyan mîmâr da bu işe tâlib olmuştu. Ama bir hıristiyan olarak, müslümanların, meşhûr Ayasofya kilisesinden daha üstün husûsiyetleri hâiz bir esere sâhib olmalarına gönlü râzı olmamıştı. Bu gâyesini gerçekleştirebilmek için de, böyle bir câmiyi kendisinin yapabileceğini söyleyerek işe tâlib oldu. Câminin inşâatı başladı. Mısır’dan binbir zahmetle getirilmiş sütunların yüksekliklerini kısa tutmuş, dolayısıyle kubbenin yüksekliği de Ayasofya’dan alçak olmuştu. İnşâatın bitmesine yakın ziyârete giden Fâtih Sultan Mehmed Hân, sütunların kasıtlı olarak küçültülüp, meşhûr Ayasofya’dan daha üstün bir binânın yapılmaması gayreti güdüldüğünü anladı. Bu hâle çok hiddetlendi. Hıristiyan mîmârın cezâlandırılmasını emretti. Emir yerine getirildi. Eli kesildi. Yüzlerce kilometreden binbir emekle gelen mermer sütunlar, hıristiyan gayreti ile kısaltılmış, Sultanın emri ve iyi niyeti ayaklar altına alınmıştı. Üstelik devletin kânun ve nizâmına uymak karşılığında zımmîlik hakkı bahşedilmiş olmasına rağmen, böyle bir yola tevessül etmişti.

Bir mîmâr için el, her şeyden daha fazla lüzumluydu. Ama mâlesef, düşünmeden işlediği bir suça diyet olmuş, elsiz kalmıştı. İki çocuğu bir hanımı vardı. Müslümanların hâlini, Osmanlıların adâletini bilenler;
-Bu işte bir acelelik var, müslümanlar bu işi yapanı suçlu bulurlar, hele onların âdil kâdıları, pâdişâhın bile gözünün yaşına bakmaz cezâsını verirler, dediler.

Hıristiyan mîmâr pek inanmadıysa da, ısrârlar karşısında dayanamayıp kâdıya gitmeye karar verdi. İşte onun için, Hızır Beyin huzûrunda bulunmaktaydı. Bütün bunları, âdil Osmanlı’nın âdil kâdısına tek tek anlattı. Hızır Bey, tam bir sükûnetle hâdiseyi dinledi. Daha sonra soruşturup, meseleye vâkıf oldu. Şâhidlerle berâber, Fâtih Sultan Mehmed Hânı, imparatorların, kralların, beylerin taht ve mülkleri, iki dudağı arasından çıkacak bir çift söze bağlı olan Osmanlı pâdişâhını mahkemeye dâvet etti. Bildirilen saatte mahkeme teşkîl edildi. O sırada, Fâtih Sultan Mehmed Hân da geldi. Eli kesilen hıristiyan mîmâr ayakta duruyor, ürkek ürkek etrâfını seyrediyordu. Böyle bir mahkemeyi ilk defâ görüyordu. Çünkü onların bildiği, güçlü olanın hâkim olmasıydı ve gücü yetene her şey mübahtı. Köhne Bizans, zayıf olan herkesin ezildiği, güçsüzün elinden ekmeğini kapanın kahraman olduğu, mahkemelerin değil suçluya cezâ vermek, zulüm gören mâsûmu cezâlandırdığı bir yerdi. Böyle bir toplumdan gelen bir kimse, Osmanlının âdil idâresini hayâl bile edemezdi.

İstanbul Fâtihi Sultan Mehmed Hân, mahkeme salonu olarak kullanılan yere girince, baş köşede bulunan yere oturmak arzusuyla o tarafa doğru yöneldi. Pâdişâhın bu hâlini gören kâdı Hızır Bey, hiç çekinmeden;
-Oturma begüm!.. Hasmınla yüzleşmek üzere, mahkeme huzûrunda ayakta dur! dedi.
Sultan, sözü ikiletmeden söylenilen yere geçti. Mahkemenin pâdişâhı Hızır Beydi. Çünkü Hızır Beyin şahsında, İslâmiyetin âdil hükümleri karşısında bulunmaktaydı. Hızır Bey;
-Sen, Murâd oğlu Mehmed! Bu zımmînin elini kestirdin mi?” deyip söze başladı.

Mahkeme neticesinde;
-Sen, Murâd oğlu Mehmed! Mahkeme edilmeden bu zımmînin elini kestirdiğin için kısas olunacaksın! Senin elin de onunki gibi kesilecek! Eğer zımmîyi râzı edebilirsen, ölünceye kadar onun ve çoluk-çocuğunun maîşetini temin etmek karşılığında elini kesilmekten kurtarabilirsin!” dedi.
Herkesle birlikte Pâdişâh da tam bir sükûnet içerisinde kararı dinledi. Hıristiyan mîmâr, bu ulvî karar karşısında daha fazla dayanamadı. Ağlayarak Pâdişâhın ellerine kapandı. Ölünceye kadar maîşetini temin etmek karşılığında anlaştılar. Zâlimleri bile ağlatacak böyle bir adâletin, ancak hak bir dînin mensupları tarafından icrâ edilebileceğini düşünen hıristiyan mîmâr, âile efrâdı ile birlikte müslüman olmakla şereflendi. O da yüce İslâm dîninin yayılması için gayret eden kimseler arasına katıldı.

Bu mahkemeden birkaç gün sonra, Fâtih Sultan Mehmed Hân, Kâdı Hızır Beyi ziyâret etti. Mahkeme esnâsında gösterdiği adâlete teşekkür edip;
-Eğer bana, bir suçlu gibi değil de, bir pâdişâh gibi muâmele etseydin, seni şu kılıcımla parçalardım, dedi.
Hızır Bey de, Pâdişâha mahkeme esnâsındaki hâl ve hareketleri için teşekkür ettikten sonra;
- Eğer pâdişâhlığına güvenip, dînin emri olan hükmüme karşı gelseydin, seni bu arslanlara parçalattırırdım, dedi ve paltosunun iki eteğini çekti.

Bakanlar, Hızır Beyin eteği altındaki iki arslanın sert bakışlarını gördüler. “Böyle sultana, böyle kâdı.” demekten kendilerini alamadılar.
Logged

Gönlü açık olanın yolu da açık olur.
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Temmuz 28, 2009, 04:21:07 ÖS »


Görsek ol gonca-lebi çâk-i girîbân ederiz
Gül yüzün yâdına bülbül gibi efgân ederiz

Âhiret kesbeylemektir dâr-ı dünyâdan garaz
Yoksa ey zâhid nedir bildin mi ukbâdan garaz


Yârsız cennet dahî olsa bana zindân olur
İyi bil dîdârdır firdevs-i a'lâdan garaz


Mâl ü mülkü terkedip gitsen gerektir âkıbet
Pes nedir dünyâ için ey hâce dünyâdan garaz


Her ne kim görsen taalluk bağlama kılma karâr
İbret almaktır dilâ seyr ü temâşâdan garaz


Bu gönül eğlencesidir Avniyâ çün âkıbet
Ma'rifet satmak değildir şi'r ü inşâdan garaz

Avni(Fatih Sultan Mehmed)
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM