Ben bir edebiyat öğretmeni olarak senden daha iyi bildiğimi söyleyebilirim.
Tabii ki söyleyebilirsin.
Adam doktora gitmiş. Doktor, ‘söyle, neyin var, şikayetin ne…?’ demiş. ‘Doktor bey, ben, galiba iktidarsızım…’ demiş. Doktor, ‘nerden vardın bu kanaate?’ demiş. Adam, ‘doktor bey, haftada bir, iki kez falan…’ demiş. Doktor, ‘gayet iyi, sağlıklısın…’ demiş. Adam, ‘ama doktor bey, arkadaşlar yedi, sekiz… diye söylüyorlar’ demiş. Doktor, ‘oğlum söylemenin bir zararı yok, sen de söyle…’ demiş.
Banal be bayağı geliyor bana. Bu benim fikrim ve öğrencilerim de bana hak veriyor. Yeni yetişen gençlik herşeyin farkında.
Divan Edebiyatı veya şiiri için, ‘banal’ ve ‘bayağı’ sözcüklerini kullanan bir edebiyat öğretmeniyle karşılaşmak da varmış. Farklıyız evet, ben senin gibi kıs kıs gülemiyorum, üzülüyorum.
Siz artık eskide kaldınız ve unutulmaya mahkumsunuz.
Sana bu şekilde bir üslup yakışır. Merkebe demişler ‘cilve yap’, o da tekme atmış.
Benim üslubumu sen bozdun ama. Bak, yukarıda gayet seviyeli bir üslupla eleştirmişim senin yazdığını.
Ben unutulurum, biliyorum. Unutulmayacak olan varsa sevinsin. Yeni süpürge, evi, eski süpürgeden daha hızlı süpürebilir. Eski süpürge de, köşe bucağı, yeni süpürgeden daha iyi bilir. Bunu şimdi fark ettin sen, hadi itiraf et.