EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 05:34:43 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2 3 4
  Yazdır  
Gönderen Konu: Divan Edebiyatında Aşk Anlayışı  (Okunma Sayısı 9628 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« : Temmuz 09, 2009, 10:56:54 ÖS »

Divan Edebiyatında Aşk Anlayışı


Dünya dönmeye başladığından bu yana aşk, varolagelen en yoğun duygudur. En eski dönemlerden itibaren sözlü ve yazılı edebiyatın en çok işlediği konu aşktır.

 Aşk, Divan edebiyatının vazgeçilmez konusudur. Divan edebiyatında aşk, ıstırap ve acı doludur.
Divan edebiyatında aşk, ilacı bulunmayan bir derttir; fakat Divan şairleri bu derde sahip oldukları için mutludurlar. 16.yy şairi Fuzuli’nin


“Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib
Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır.”


beyiti bu durum için verilebilecek en güzel örneklerdendir. Görüldüğü gibi, şair, içerisinde bulunduğu aşk derdinden şikâyetçi değildir; tam tersine aşk derdiyle yaşadığı için mutludur.

Divan edebiyatında aşk, uğruna her şeyin feda edilebileceği bir değer olarak görülmektedir.
“Cânı cânân dilemiş vermemek olmaz ey dil!” dizesinde Fuzuli, “Ey gönül! Sevgili canını istemiş, vermemek olmaz.” diyerek aşkın her şeyden güçlü bir duygu olduğunu dile getirmiştir. Burada şair, sevgili (aşk) için ölümü dahi göze alır ki aşka ve aşkın yüceliğine o kadar çok inanmaktadır. Ayrıca, yine Fuzuli’nin “Leyla ile Mecnun” adlı mesnevisinde yer alan



“Cânı cânâna vermektir kemâli âşıkın
Vermeyen cân itiraf etmek gerek noksanına.”


beyiti de buna örnektir. Şair, bu beyitte, sevgili uğruna can verilerek aşkın tamamlandığını, bunu yapmayanların eksiklerini kabullenmeleri gerektiğini vurgular. Bu örneklerde de görüldüğü gibi Divan edebiyatında ve Fuzuli’nin gazellerinde, aşk uğruna her şey göze alınır, bu uğurda yapılamayacak şey yoktur.

Divan edebiyatı eserlerinde aşklar platonik, sevgili vefasız ve zalimdir. Âşık olan kişi ise her zaman bahtsızdır. “Beni candan usandırdı, cefâdan yâr usanmaz mı/ Felekler yandı ahımdan, murâdım şem’i yanmaz mı?” beyitinde Fuzuli, sevdiğinin onu canından usandırdığını, derdiyle göklerin yandığını; fakat dilek mumunun yanmadığını vurgulamaktadır. Bu alıntıda da görüldüğü gibi şair, sevgilinin eziyetlerinden ve kötü davranışlarından şikâyetçidir. Sevgili, bu durumda vefasız ve zalim; seven ise bahtsızdır. Bir başka Divan şairi olan Hayali, bir gazelinden alınan
,


“Cefâya öykünüben cevre can verir şimdi
Vefâ vü mihr ile mu’tad gördüğün gönlüm.”



beyitinde “Vefa ve sevgiye alışmış gönlüm, şimdi sıkıntı çekmeye öykünerek (taklit ederek) eziyet ve sıkıntı sözcüklerini anlamlı kılar, onlara can verir.” diyerek sevgilisinin zalimliğini dile getirmektedir. Bu alıntıdan da anlaşılacağı üzere, sevgili kendisini sevene sürekli acı çektirir, zalimliğini her fırsatta göstermeye çalışır.

Divan edebiyatının bir başka önemli nazım biçimlerinden olan kasidelerde de aşk, farklı şekillerde algılanıp şiirlere konu olur. Kasidelerde daha çok, şairin, bir devlet büyüğüne ya da kendisine duyduğu hayranlık, aşk boyutunda işlenir. Şairin kendisine duyduğu aşktan bahsederken akla gelen ilk isim 17.yy Divan şairi Nef’i’dir.


“Sözde nazir olmaz bana ger olsa âlem bir yana
Pür-tumturak u hoş-eda ne Hâfız’ım ne muhteşem.”


beyitinde şair, “Bütün dünya bir yana olsa, sözü benim sözümü tutacak bir şair çıkamaz/ Ben ne Hâfız’ım (döneminin en ünlü İranlı şairi) ne muhteşem şiirlerim hoş edalı ve gösterişlidir.” diyerek kendisini övmüştür ve yolla kendisine duyduğu abartılı aşkı anlatmıştır.

Sonuç olarak, Divan edebiyatında aşk, sevilenin (âşık olunanın) zalimliği ve acı çektirme isteği; seveninse (âşığın) bahtsızlığı ve acı çekmesi üzerine kurulmuştur. Bütün bunlar, sevenin sevdiğine kavuşmasına engeldir ve bu kavuşamama durumu, aşkı daha da yüceltmiştir.



Mahir Ünlü, Ömer Özcan. Edebiyat 1. İstanbul: İnkılap Kitap Evi, 2001.


Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Temmuz 09, 2009, 10:58:04 ÖS »

Divan şairlerinin aşka ilişkin kullandıkları bazı metaforlar:

  -Divan şairi aşkın has bahçesinde yaşayan kişidir. Onun için aşk, merkezdedir. En büyük divan şairlerinden biri olan Fuzuli, “aşık” olduğu söylenebilecek biri değildir. O aşkın tüm katmanlarını hayatının her evresinde yaşar; o aşka aşıktır, sevgiliye değil. Doğu ve Batı toplumlarında “aşka aşık olma” haline ilişkin kullanılan ortak metaforlar istiareler vardır. Bunlardan biri gül ile bülbüldür. Bülbülün gül karşısındaki tavrı, aşığın sevgili karşısındaki var oluşuna benzetilir. Bülbülün gül karşısında şakıması, aşığın sevgili karşısında inlemesiyle bir tutulur. Bülbülün bağrına kan oturması ise gülün renginden dolayıdır. Gülün bülbülü görmezden gelmesi ve kayıtsızlığı, melankolik kalp halini bize verir. Kalbin çeşitli oluşumları vardır ve bu oluşumlar her zaman aynı şekilde meydana gelmez. Bir zaman olur kalbin içine dünyaları sığdırırsınız, bir zaman olur kalbiniz size sığmaz olur. Divan edebiyatında kullanılan bu sembollerin kalbe yansıması aşkı çoğaltır.
 
Şairlerin gül ile bülbülden başka kendilerini özdeşleştirdikleri bir diğer metafor da mum ile pervanedir. Divan şiirinin ışığı mumun başında yanar, o ışığa düşen pervane de aşığın ta kendisidir. Bu benzetme doğuya ait aşk sembollerinin başında gelen bir anlayışı temsil eder. Aşk tekildir, iki kişilik değildir ve sadece bir kişiyi ilgilendirir; seveni...

Mum bir ışık yayar, bu ışık aşkın aydınlatılması manasına gelir. Bir şairin dediği gibi aşk ateşi önce maşuku sonra aşıkı yakar. Mum sevilendir ve etrafındaki pervane ona aşık olan kişidir. Aşkın oluşması bir bakışla yani tek bir kıvılcımla olur; işte bu kıvılcım mumun üzerindeki ateşi yakar. Daha sonra pervanenin mum etrafında dönüş süreci başlar. Tıpkı pervanenin mum ışığına giderek yakınlaşmak istemesi gibi aşık da tutkunu olduğu sevgiliye giderek daha çok yakınlaşmak ister...Ta ki mumun alevine dokunup kanadını yakıncaya kadar. Mum bu esnada kovalandıkça yakalanmak isteyen bir sevgili gibidir. Aşk, sevgili merkezli bir dönüşten ibarettir. Ne yapsanız, ne etseniz, ne okusanız ne yazsanız; yolunuz hep sevgiliye çıkar. Mumun alevinden etkilenip ona ilk dokunuşu yapan pervanenin yanan kanadı, azap içindedir. Azabın anlamı “acı, elem, ıstırap”dır ve bir diğer anlamı da “lezzet”tir. Aşığın tattığı bu acı, bir zaman sonra onun tabi hali olmaya başlar. Öyle bir nokta gelir ki pervane metaforundaki aşık, mumun alevinden aldığı şevkle iki kanadıyla ateşe sarılmak ister ve tamamıyla yanar. Bu benzetme, aşığın sevgili huzurunda can vermesi ile özdeşleşir; ve mumun bundan hiç haberi yoktur. Kaldı ki aşk, sevgili için olmaktır. Divan şairleri, “sevgili için can taşıyan aşıktır; canı için sevgili arayan ise menfaatperesttir” der.
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
LEO
Bölüm Yetkilisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2510


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Temmuz 09, 2009, 10:59:18 ÖS »

ACI...GÜZELDİ AMA TEFERRUATA GEREK YOK
Logged
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Temmuz 09, 2009, 11:20:59 ÖS »

Ayrıntıda gizlidir, aşk... Size göre olmayabilir nitekim... Saygılar.
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
meryemozcan
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8580


Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Temmuz 09, 2009, 11:23:52 ÖS »

Pervanenin mumun etrafında dönüşü ve yanması yok olmasıyla son bulur bu yok oluş tasavvufta fenafillah derecesine mukabil gelir. Fenadan bekaya ulaşmanın tek yolu yok olmaktır. Bu yok oluş bizim anladığımız şekilde değil tabi. Bütün dünyevi lezzetlerden vazgeçmek kendi yokluğunu, hiçliğini yaşayabilmektir.
Logged


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Temmuz 09, 2009, 11:27:00 ÖS »

Yorumunuz için teşekkürler hocam...     Göz kırpan
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
meryemozcan
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8580


Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Temmuz 09, 2009, 11:29:26 ÖS »

La gurur, la kibir olup nefis mücadelesi vermeyen bir nefesten aşka ait cümleler beklenmemeli..
Logged


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Ağustos 26, 2009, 08:01:24 ÖS »

Divan şairleri asıl mutluluğu başkalarının mutsuzluk olarak nitelendirdiği “hasret”te buluyorlar.

Divan şairiyle günümüz insanının dünyaları çok farklı. Modern çağda mutluluklar çok basite indirgenmiş durumda. Zira modern çağ gönlü ıskaladı. Şimdilerde mutluluk parayla elde edilebilen şeylerle ölçülüyor. Oysa mutluluk dediğimiz kavram soyuttur ve kalp ile zihnin ortak değerleri bize mutluluk olarak yansır. Yaşadığımız çağda mutluluk “lezzet”le ilgili, geçmişteki mutluluk ise “haz”la ilgiliydi. Yıllar geçtikçe maneviyat yerine maddiyat ön plana çıktı ve mutluluk anlayışı bu eksende dönmeye başladı. Birşeyi elde etmek için ne kadar fedakarlık gösterirseniz, elde ettiğinizde de o denli mutlu olursunuz. Oysa şimdi kimse, hiçbir şey için çok büyük fedakarlıklarda bulunmuyor; dolayısıyla mutlulular da anlık yaşanıyor.

Bir divan şiiri; “Pay’ın sadası gelse de sen hiiiç gelmesen” der. Yani “ayağının sesi gelse de sevgili, sen hiç gelmesen”.... Şair buradaki “hiç” kelimesini öyle uzun kullanır ki, okuyucu bu “hiç”in kıyamete kadar süreceğini düşünür. Divan şairi sevgilisinin sadece ayağının sesini dinleyerek aldığı hazla, kıyamete kadar yaşayabilecektir. Şairin sevgilinin sadece ayak sesini dinleyerek mutlu olması, sevgilinin gelmesini istememesi ise; gelmenin gitmeye yani ayrılığa bir yol olduğunu düşünmesindendir. Oysa şimdiki sevgiler için “gelsin, tükensin ve gitsin” deniyor.


İ. Pala'nın bir röportajından alıntıdır.
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Ağustos 27, 2009, 10:49:40 ÖS »

Divan şairleri insani aşkı ne boyutta yaşıyorlar?

-Aşkı, gökyüzündeki hilalin dolunay olması süreciyle eşitleyebiliriz.
Hilal, aşkın oluşması esnasındaki ilk kıvılcıma benzer. İlk görüşte aşkta işlenen her zaman “göz” olmuştur; “Küçüksu’da gördüm seni, gözlerinden bildim seni” dizesi bunu en güzel anlatan dizelerdendir. Divan şairi o göze, iki kaş çizer, ardından süzme bir burun ve al bir dudak nakşeder zihninde. Şair, yine zihninden, hilal şeklinde gördüğü sevgiliye bir müddet sonra kişilik kazandırır ve zihnindeki bu sevgilinin nerede, nasıl davranacağını tahayyül eder. Tüm bunlar, çeşitli kurallarla belirlenmiştir divan şiirinde. Örneğin sevgili daima siyah saçlı, siyah gözlü ve siyah benlidir. Hiç bir zaman sarışın bir sevgili yoktur. Bu kurallar şairin fikirlerini gittikçe damıtarak inceltir ve öyle bir şiir zemini oluşur ki dil artık kendiliğinden şiire uygun bir hale gelir.
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
fuzuliye
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : Ağustos 27, 2009, 11:05:55 ÖS »

"Hilal, aşkın oluşması esnasındaki ilk kıvılcıma benzer."  Sonra Ay tamamlanıyor. Sevgilinin akıldaki figürleri de. Divan şairi insani aşkı zihninde mi yaşıyor?
Logged
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Ağustos 27, 2009, 11:08:39 ÖS »

Evet, çok ilginç değil mi? Görmediğine aşık o, ya da bir kez görüp bir daha hiç göremeyeceğine mübtela...
Üstelik vuslatı da istemiyor? Daha fazla pişmek için...   
Göz kırpan
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
A.a.A
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1332


beş vakit intihar


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Ağustos 27, 2009, 11:13:56 ÖS »

Ey gönlümün zümrüt tepelerine çadır açmış sevgili
Sevmelerin bedeli ödendi
Bana mecnun
Sana Leyla dendi.


PAylaşım güzeldi teşekkürler..

Ayrıyyeten aklıma gelmişken:

Aşk adamı adam eder
bazen adamlıktan eder..

şans işte:))
Logged

TEK PORSİYONDA BİR BUÇUK AŞK
meryemozcan
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8580


Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : Ağustos 27, 2009, 11:17:21 ÖS »

Divan şairleri yaşadıkları aşkları şiirlerinde anlatmıyor bu kesin. Hayali bir dünyada hayali bir sevgili süslüyor onların düşlerini. Bu düşler de bizim için sanırım kabus olurdu. Okuma güzel de yaşamak istemezdim öyle bir aşkı. Dikkat ettiniz mi şiirlerde sevgilinin özellikleri hep aynı bunu yazan erkek şairler peki bayan şairlerin şiirindeki erkeklerin hangi özellikleri vardı yine siyah saç siyah gözler mi selvi boy mu merak ettim bilen var mı ?
Logged


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : Ağustos 27, 2009, 11:17:49 ÖS »

Ey gönlümün zümrüt tepelerine çadır açmış sevgili
Sevmelerin bedeli ödendi
Bana mecnun
Sana Leyla dendi.


PAylaşım güzeldi teşekkürler..

Ayrıyyeten aklıma gelmişken:

Aşk adamı adam eder
bazen adamlıktan eder..

şans işte:))

Ne olursa olsun yaşanmaya değer, görülmese de, gizlense de, vuslat anı doğmamış dahi olsa...

Ben şiir için teşekkür ediyorum..  
Göz kırpan
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
Mevlânâ muhibbi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1371


AŞK, BİZİ BULDU...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : Ağustos 27, 2009, 11:20:50 ÖS »

Divan şairleri yaşadıkları aşkları şiirlerinde anlatmıyor bu kesin. Hayali bir dünyada hayali bir sevgili süslüyor onların düşlerini. Bu düşler de bizim için sanırım kabus olurdu. Okuma güzel de yaşamak istemezdim öyle bir aşkı. Dikkat ettiniz mi şiirlerde sevgilinin özellikleri hep aynı bunu yazan erkek şairler peki bayan şairlerin şiirindeki erkeklerin hangi özellikleri vardı yine siyah saç siyah gözler mi selvi boy mu merak ettim bilen var mı ?

Hocam Fıtnat Hanım'ı çok beğenirim. Bayan şairlerde bu kadar aleni bir durum söz konusu değil... Çok daha deruni, önce manevi...   Göz kırpan

Kim bilir dert ehlinin hâlin yine yâri bilir
Kıl tarrahhum dîde-i giryâne Allah aşkına

Bezm-i cânânım uzak bi sûziş-i hasret ile
Gel seninle yanalım pervâne Allah aşkına
Logged

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."
Sayfa: [1] 2 3 4
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM