EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 05:08:01 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: 1 2 [3]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İki Darbe Arasında - İskender Pala  (Okunma Sayısı 3530 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #30 : Eylül 08, 2010, 03:19:52 ÖS »

Kitabı okumaya bugün başladım yarıladım sürükleyici ve ders alınması gereken bir kitapmış.O kadar çalışmasına rağmen saygı görmeyişi çok ağır.Güzel bir kitap size teşekkür ederim,siz heveslendirdiniz okumam için Göz kırpan

Sevgili glsh142, kitabı bir günde yarılamışsan bugün de bititmişsindir. Kahkaha
Okuma, çok güzel bir eylem. Keşke önce biz okuyabilsek bol bol, ardından öğrencilerimize, çevremize kazandırabilsek bu eylemi.
Gördüğüm kadarıyla glsh142, kitap okumayı seviyor, kitaplarla arası iyi çünkü "kitap" başlığında konuyla ilgili birçok başlık açmışsın.
12 Eylül ile 28 Şubat darbeleri arasında yaşanan acı tecrübelerin kaleme alındığı İki Darbe Arasında, gerçekten okunmaya değer bir kitap. Bu güzel kitabı okuduğunuz için sizi tebrik ediyorum. Bu güzel başlığı açtığı için ayrıca Lâle Hoca'ma da teşekkür ediyorum. Göz kırpan
« Son Düzenleme: Eylül 08, 2010, 03:25:45 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #31 : Eylül 08, 2010, 03:33:19 ÖS »

Pala Dr. unvanının bir tuvalet levhasında bu şekilde kullanılmasına itiraz eder, Pala'nın müracaatına alaylı bir şekilde gülen komutan şu cevabı verir:

"Sen adının başında hep Dr. yazılmasını istiyordun ya; işte biz de yazdık!" (S. 65)

Pişkin bir şekilde verilen bu cevaba Pala adına üzülmemek mümkün değil gerçekten.
« Son Düzenleme: Eylül 10, 2010, 08:11:16 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #32 : Eylül 08, 2010, 03:48:30 ÖS »

Pala o günlerde, eşinin doğumu esnasında izin alamamasını da şu şekilde anlatıyor bize:

"O günlerde eşim, ikinci kızımın doğumu için hastanede yatıyordu ve doğumda babaların hakkı olan iki gün izni bana vermemesi bunun ilk göstergesi oldu. Kızımın doğumunda hastanede, eşimin yanında olamadım." (S. 65)

En doğal haklarınızdan mahrum bıraklılmanız ne kadar acı, çok yazık! Çocukların doğumu insanın hayatında en özel günlerden biridir. Ama Pala bu sevinci yaşayamıyor. Üzgün
« Son Düzenleme: Eylül 08, 2010, 03:57:09 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #33 : Eylül 08, 2010, 03:55:59 ÖS »

Pala, yine Dr. unvanıyla ilgili karlı bir kış günüyle ilgili bir başka acı hatırasını da şu şekilde anlatıyor:

O günlerde Levent'ten Beylerbeyi'ne, yolun büyük kısmını yürüyerek, kayarak, düşerek gitmek şartıyla mesai yapmış, buna rağmen geç kaldığım bir gün için, başka geç kalanların aksine, kınama cezasıyla cezalandırılmaktan kurtulamamıştım. Bunun tek sebebi, bilimsel titrim olan "Dr." unvanının olumsuz rüzgârıydı ve başka yerlerde bu unvan insanlara itibar kazandırırken beni itibardan düşürüyordu. (S. 66)
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #34 : Eylül 08, 2010, 04:10:11 ÖS »

Pala askerlik yıllarınını ürünü olan ve bir yılda tamamladığı Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü'nü o yıllarda nasıl zorlu bir çalışmayla hazırladığını da bize şu cümlelerle anlatıyor:

"Hazırlık devresi bitmişti; öğrenciliğimden itibaren yığınla fişler ve bilgiler içerisinde harman harman üstüne zihnimde ihtilaller oluyordu. Nihayet yazıya dökme devresinde, hiç misafir kabul etmeden ve hiç misafirliğe gitmeden, hiçbir tatil gününde sokağa çıkmadan ve her gün üniformayı soyunur soyunmaz kapandığım odamdan gece saat ikilerde, üçlerde uykulu gözlerle çıkmak şartıyla tam 365 gün her hafta sonu ve her gece yazdım, yazdım, yazdım... Henüz bilgisayar hayatımıza girmemişti. Kaç düzine kalem tükettiğimi bilmiyorum." (S. 73)
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #35 : Eylül 08, 2010, 04:33:48 ÖS »

O dönemde ansiklopedilere yazı göndermesi karşısındaki çekememezliği ve bunun nasıl yadırgandığını da Pala ile komutanı arasında geçen şu diyalogdan öğreniyoruz:

"Ama bir sıkıntı var. Bazı ansiklopedilerde yazılar yazıyormuşsun."
"Doğrdur efendim, birkaç ansiklopedi için meslekî uzmanlık alanımla ilgili maddeler yazıyorum."
"İyi ama üsteğmenim, bunlardan komutanlığın haberi olması gerektiğini biliyorsunuzdur umarım. Asker kişilerini, üstlerinin bilgi ve izni olmadan yazı yayımlamaları, görüş bildirmeleri ve askerlik mesleği dışında bu yolla kazanç temin etmelerinin bir disiplin suçu olduğunu da bilmeniz gerekir. Bundan böyle yazdıklarını önce bize vereceksin, bizim onayımızdan geçtikten sonra yayımlayacaksın." (S. 77)

Bir akademisyenin bilimle imtihanı...

Logged
glsh142
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2379


giden gitmiştir ağlamak boşa...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #36 : Eylül 10, 2010, 09:58:10 ÖS »

Sevgili glsh142, kitabı bir günde yarılamışsan bugün de bititmişsindir. Kahkaha
Okuma, çok güzel bir eylem. Keşke önce biz okuyabilsek bol bol, ardından öğrencilerimize, çevremize kazandırabilsek bu eylemi.
Gördüğüm kadarıyla glsh142, kitap okumayı seviyor, kitaplarla arası iyi çünkü "kitap" başlığında konuyla ilgili birçok başlık açmışsın.
12 Eylül ile 28 Şubat darbeleri arasında yaşanan acı tecrübelerin kaleme alındığı İki Darbe Arasında, gerçekten okunmaya değer bir kitap. Bu güzel kitabı okuduğunuz için sizi tebrik ediyorum. Bu güzel başlığı açtığı için ayrıca Lâle Hoca'ma da teşekkür ediyorum. Göz kırpan
Tahmin ettiğiniz gibi kitabı bir sonra ki gün bitirdim.kitap okumayı çok seviyorum.Size katılıyorum.Biz 1. sınıftayken hocalar kitap isimleri vermişlerdi okuyun diye.Arkadaşlar dedi biz o kadar kitabı nasıl okuyacağız,özetini okuruz yeter diye.Benim direkt aklıma gelen ve onlara söylediğim şu idi:"İlerde öğrenciniz size hocam bu kitap nasıl okuyayım mı?dediğinde.Siz ona ben özetini okumuştum güzeldi oku mu diyeceksin" dedim.Toparlrız durumu diyorlar.Ne büyük cahillik!Kitap okumayı çok seviyorum.Çok rahatlıyorum,kendimi avutuyorum.

Ayrca kitap çok güzeldi.Meyve veren ağaç taşlanır diye bir söz var bu kitapta bunu açıkça görmekteyiz.
Logged

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.


sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #37 : Eylül 10, 2010, 10:36:02 ÖS »

Tahmin ettiğiniz gibi kitabı bir sonra ki gün bitirdim.kitap okumayı çok seviyorum.Size katılıyorum.Biz 1. sınıftayken hocalar kitap isimleri vermişlerdi okuyun diye.Arkadaşlar dedi biz o kadar kitabı nasıl okuyacağız,özetini okuruz yeter diye.Benim direkt aklıma gelen ve onlara söylediğim şu idi:"İlerde öğrenciniz size hocam bu kitap nasıl okuyayım mı?dediğinde.Siz ona ben özetini okumuştum güzeldi oku mu diyeceksin" dedim.Toparlrız durumu diyorlar.Ne büyük cahillik!Kitap okumayı çok seviyorum.Çok rahatlıyorum,kendimi avutuyorum.

Ayrca kitap çok güzeldi.Meyve veren ağaç taşlanır diye bir söz var bu kitapta bunu açıkça görmekteyiz.

Haklısınız, gerçekten çok güzel bir kitap. Bu güzel kitabın okunması ve sizin ifadenizle Pala ve Pala gibi taşlanan değerli isimlerin mağduriyetlerinin görülmesi, anlaşılması ve bu mağduriyetlerin giderilmesi temennisiyle...
« Son Düzenleme: Eylül 10, 2010, 11:30:10 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #38 : Kasım 08, 2010, 10:15:05 ÖS »

"Bana bak üsteğmen! Sen İslam Ansiklopedisi'ne, Türk Ansiklopedisi'ne de yazı yazıyorsun, bunu anlarım; ama Britannica ve Larousse sana nasıl yazı yazdırıyor, işte bunu anlayamıyorum."

Komutanının kendisine söylediği bu ön yargılı sözler karşısındaki şaşkınlığı da Pala şu şekilde ifade ediyor:

Bu cümleleri duyunca komutanın beni, hayatı algılama biçimimden dolayı sorguladığını anladım. Ona göre ben sağcı idim ve solcular tarafından yayımlanan bir ansiklopedide benim yazmama nasıl müsaade ederlerdi? (S. 79)
« Son Düzenleme: Kasım 08, 2010, 10:16:47 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
naprev
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 967


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #39 : Kasım 09, 2010, 04:55:33 ÖS »

İskender Pala evet. Bir edebiyat dehası olabilir tabii ki. İlgisiz kalmış Divan Edebiyatına bir nebze can vermiş de olabilir. Bu önemsenmeyecek bir çaba değildir. Bu yönüyle yorum yapmak bana düşmez ve böyle bir şeye kalkışmam da mümkün değildir zaten. Bu durum, başka bazı açılardan, İskender Pala ve ilgili kitabına dair söyleyecek hiç bir sözümüz olmadığı anlamına gelmez. Yazarın askerlik macerasına ait yazdıklarındaki üslubu, yer yer abartılı ve zorlamalı bir üslup olarak değerlendirdğimi ifade etmek isterim. Askerlikte asıl olan rütbedir ve diğer durumların tali derecede önemi vardır veya bazılarının hiç de önemi yoktur. Sayın yazarın, bunu çok iyi bildiği halde, akademik kimliğine sıkça vurgu yapmasını biraz yadırgıyorum. Eşinin başörtüsünü, kızının okuduğu okulu vs, insanların gözüne sokmaktaki ısrarını da yadırgıyorum. Kitabı okurken, kitabın basılıp piyasaya sürülmesindeki zamanlama da ilgimi çekmiştir. Kitabın, tam da referandum sürecinde piyasaya arzedilmesi, benim için ilginçtir.

Aynı yazarın, Şah Ve Sultan adlı kitabındaki tarih bilgilerinde tereddüt vardır. Yazar, ilgili konuları, yeterince araştırmadan, yeterince tetkik etmeden yazmıştır. Yazarın bu aceleci tutumu, tarihi bazı sosyal yaraların deşilmesine, çelişkilerin tahrik edilmesine neden olabilir. Mesela, ayrıntı gibi gözükse de, yazarın, Türk kültür tarihindeki 'dem sürmek' deyimini çok iyi bildiği halde, 'zengin dem'den bahsetmesi, böyle bir deyim kullanması biraz talihsizliktir. Türk tarihinde, 'zengin dem'in karşılığı olan bir durum veya ortak-sosyal bir davranış yoktur.
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #40 : Kasım 09, 2010, 10:30:53 ÖS »

Pala Astsubay Hazırlama Okulu Kütüphanesi'ne TDK, TTK, Kültür bakanlığı ve MEB gibi kurumlardan ücretsiz kitap alımı için talepte bulunur. Talepte bulunduğu kurumlardan koliler halinde kitap gelir. Pala  burada karşılaştığı ön yargıyı da bize şu şekilde özetler:

"Ne var ki komuta kademesinden birileri devlet kurumlarından gelen bu kitapların listelerini gözden geçirip içlerinden bazılarının kütüphaneye girmesinin sakıncalı olacağına karar vermiş. Çok ilginç bir durum ortaya çıktı. TDK ve MEB gibi kurumların yayınlarından bazıları, konuları yönünden "gerici" (Henüz o yıllarda irtica kelimesi yaygın değildi.) bulunmuş, kitapların yakılması istenmişti. Yakılmak istenen kitapların ortak özelliği kapaklarında sarıklı veya Osmanlı serpuşu olan portrelerin yer alıyor oluşuydu. Sırf bu yüzden Farabi, Ali Kuşçu gibi bilim adamlarının hayatlarına dair kitaplar sakıncalı bulunmuş, imhası yoluna gidiliyordu. Hatta yanlış hatırlamıyorsam adında Atatürk geçen ve Atatürk'ün bilime verdiği önemi anlatan bir kitap bile vardı yakılacak kitaplar arasında. Kapağındaki resim birisinin hoşuna gitmemişti işte. Söz gelimi kitabın kapak kompozisyonun hazırlayan tasarımcı yahut ressam, sanatının nelere sebep olduğunu duysa acaba ne derdi? Neye göre böyle bir portre çizdiğini nasıl izah ederdi?"

"Bütün bu arındırma faaliyeti yazık ki Atatürkçülük adına yapılıyordu ve garip olan husus, Atatürkçülük adına kitabı yakan makam, Atatürk'ün kurduğu bir kurumun, Türk Dil Kurumu'nun ve yine onun kurduğu Cumhuriyet'in MEB'in kitaplarını da yakıyordu." (S. 81-82)

« Son Düzenleme: Kasım 09, 2010, 10:43:29 ÖS Gönderen: sozedebiyattan » Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #41 : Kasım 10, 2010, 08:08:49 ÖÖ »

EKREM DUMANLI
 
15.02.2010
Bu kitabı izah etmeden hiçbir sorun çözülemez



Hafta içinde İskender Pala'nın yeni kitabı çıktı piyasaya. Kamuoyu, Pala'yı daha çok edebiyat üzerine yaptığı çalışmalardan tanıyor. Özellikle divan edebiyatını genç nesillere nasıl sevdirdiği herkesin malumu. Sadece araştırma eserleri telif etmedi İskender Bey; aynı zamanda edebî ürünler de verdi. Büyük bir okur kitlesi de onu bağrına bastı... Yeni çıkan kitabı (İki Darbe Arasında/Kapı Yayınları) İskender Pala'nın hayatını anlatıyor. Daha doğrusu eser, İskender Bey'in hayatının bir bölümünü, subaylık dönemini şerh ediyor. Edebiyat fakültesinden mezuniyet, hayatın zorlukları, askerî mektepte hoca olma arzusu... Ve 28 Şubat döneminde işlenen korkunç uygulamalar. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde şerefiyle, onuruyla, namusuyla hizmet ederken insanların nasıl karalanabildiğini, alınlarının ortasına 'irticacı' damgasının nasıl vurulabildiğini anlatıyor yazar. Acı tecrübelerini öfkeye kapılmadan naklediyor. Bir dönem çalıştığı kurumun yıpranmasını arzu etmeden yazılmış bir eser duruyor karşınızda. Ne var ki onca nezakete rağmen okuduklarınız içinizi kanatıyor. 'Savaşa Allah Allah diye giden bir ordu' içinde bazı dindar kişilere 28 Şubat döneminde nasıl kötü davranıldığını örneklerle görüyor, büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorsunuz.

Açıkça söylemem gerekir ki; kitabı bitiremedim. Yüreğim burkuldu, üzüldüm, kahroldum. Bizim ordumuzda bu kadar büyük yanlışlar yapılmamalı; velev ki 28 Şubat'ın anormal şartları söz konusu olsun. Bir zamanlar defalarca okumak için elime aldığım ama sonunu getiremediğim Yeniçeri kitabında da böyle olmuştum. Necip Fazıl'ın o usta kalemi öyle çarpıcı şeyler söylüyordu ki... Bu kitap okunmalı. En çok da Türk ordusunun subayları bu kitaba kulak vermeli. Kalbi vatan sevgisiyle dolu aydın bir subayın ilmine, irfanına, hizmet tutkusuna bakılmaksızın uğradığı muamele ordumuza zarar veriyor mu vermiyor mu; herkes bunu mutlaka düşünmeli. 'Peygamber ocağı'nda bu kadar hazin hatıra yaşanır mı? Bu kutlu ocakta başka İskenderler de var mı? Bazı yanlış uygulamalar hâlâ devam ediyor mu?..

Evet, 'ordumuz yıpratılmamalı', Evet, 'Başka ordu yok', Evet, 'bu millet askerine peygamberinin adını vermiş'. Ancak ortada bazı gerçekler de var. İki Darbe Arasında ismiyle neşredilen kitap, bu gerçekleri dile getiriyor. 'Keşke yaşanmasaydı' demenin anlamı, bazı hataların bir daha yaşanmamasını sağlayarak anlam kazanabilir. İşte bu kitap başta Genelkurmay başkanları olmak üzere herkesi bu sorumluluğa davet ediyor... e.dumanli@zaman.com.tr
 
Logged
sozedebiyattan
Genel Yetkili
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1184



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #42 : Haziran 02, 2011, 07:44:29 ÖS »

Pala, 28 Şubat sürecinde YAŞ kararıyla üç bini aşkın başarılı subay / astsubayın disiplinsizlik suçlamasıyla TSK'den ihraç  edildiğini ifade ediyor. Bunların çoğunun evine ekmek götüremediğini, bazılarının çocuklarının okul masraflarını karşılayamadığını ve bu acı tabloya, aşağılanmaya dayanamayıp intihar edenlerin olduğunu ifade ediyor. (S. İX, X)






YAŞ zedelerin mağduriyeti giderildi
CİHAN   -   02.06.2011  

Yüksek Askerî Şûra (YSK) kararları ile ordudan ihraç edilen askerlerin artık yüzü gülüyor.Referandumun ardından yapılan düzenlemelerle hakları iade edilen YAŞ mağdurları, "12 Eylül'deki referandumda yüzde 58 gibi bir oranla 'evet' deyip zulümlere 'dur' diyen aziz milletimize şükranlarımızı sunuyoruz." dedi. YAŞ kararları ile 28 Şubat döneminde 1.700'e yakın subay ve astsubay Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraç edildi. Bir anda işsiz kalan eski askerler zor günler geçirdi. Mağdurlardan biri de 1999 yılında ihraç edilen Yüzbaşı Güray Balatekin. Balatekin, yaşadığı sıkıntılı dönemi, "Üç çocuk ve hasta bir eş ile yapacak bir işi olmayan durumdasınız. Eşim 15 gün sonra da hayata gözlerini kapattı, rahmetli oldu. Hakikaten zor günlerdi, çalacak bir kapınız yok, hukukî manada yok, maddî manada yok." sözleriyle özetledi.

Referandum sonrası haklarının iade edildiğini belirten Balatekin, "Süratle belgelerimiz geliyor. Bire bir bütün özlük haklarımız Silahlı Kuvvetler'de dengimiz neyse verildi. Devlet kurumlarında çalışmak isteyenlere bilgi ve deneyimlerine göre 'araştırmacı kadrosu' adı altında iş imkanı sağlanacak. İsteyenler ise emekli olabiliyor. Devletin bütün kurumlarında üniversitelerde bakanlıklara bağlı kurumlarda atama yapılabilecek. Cenab-ı Allah'a şükürler olsun, milletimize şükranlarımı sunuyorum. Ve hassaten Başbakan'ımıza ve ekibine de teşekkürlerimi iletiyorum." diye konuştu. Bir diğer YAŞ mağduru Pilot Binbaşı Mustafa Hacımustafaoğlu ise atılmadan önce bir hafta kötü muameleye maruz kaldığını aktardı. "Sorgulama esnasında yalan makinesine bağladılar. Bu makine bizim hukuk sistemimizde delil olarak kabul edilen bir cihaz değil." diyen Hacımustafaoğlu, "Bu yönde olumlu adım atılmasına vesile olanlara teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.

Logged
mtree
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2071


tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #43 : Haziran 02, 2011, 10:09:44 ÖS »

Henüz kitabı okuyamadım Hocam ama en kısa sürede okumayı düşünüyorum paylaşımlarınız ve teşvikleriniz için teşekkürlerimi sunuyorum.. Selametle..
Logged

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına.. kollarını mavi gömleğimin boynuna... ayrı ayrı koy... güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

Sayfa: 1 2 [3]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM