EdebiyatOgretmeni.Net Forum
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Mayıs 25, 2012, 04:04:25 ÖÖ


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Urfa Halk Edebiyatında Kahve Motifleri  (Okunma Sayısı 3076 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Lâle
Site Yöneticisi
VIP Üye
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 11344


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #15 : Eylül 05, 2010, 11:05:02 ÖS »

Kahve İçin Şiir Şeklinde Fetva Verilmişti



Bundan bir önceki yazımızda kahvenin Osmanlı diyarına gelişine kısa bir şekilde değinmiştik. Yalnız kahvenin bu ziyareti, beraberinde bazı tartışmaları da getirmişti. Nitekim halk, ilk defa gördükleri bu kara-kuru nesne hakkında şüpheye düştü. Önceleri yenilir mi, yutulur mu, içilir mi, kısacası nasıl bir şey olduğunu bilmedikleri kahve hakkında dedikodular dolaşırken, az bir zaman sonra bütün imparatorluğa yayılan kahve, kendisine epey bir tiryaki topladı. Bazı çevreler ise bu durumdan hoşnut değildi. Ve durum dönemin Şeyhülislamına kadar çıkacaktı…

Yaklaşık olarak 1550’li yıllarda İstanbul’a geldi kahve. Dönemin padişahının Kanuni Sultan Süleyman olduğunu hatırlayalım. Bu devirde dünyada süper güç olan Osmanlı Devleti maddî bakımdan son derece rahat ve müreffehti. Bu rahatlık bazı kesimlerce suistimal edilmiş ve devletin uygun görmediği bir siyaseti de tahrik etmeye başlamıştı.Söz konusu durum, içkinin Müslümanlar arasında yayılmaya başlamasıydı. En nihayetinde padişahın kulağına kadar giden bu haber üzerine Sultan Süleyman, şehre fıçılarla içki getiren gemileri tespit ettirerek, İstanbul sularında hepsini yaktırdı. Hiç şüphesiz bu durum içki bağımlılarının şevkini kırdı. Dönemin şairlerinden biri, içkiyi bırakarak artık kahvenin esiri olduklarını şu mısralarla dile getiriyordu:


Humlar şikeste cam tehi yok vücud-ı mey
Kıldın esir-i kahve bizi hey zamane hey!

(Küpler kırık, kadehler boş, şaraptan eser yok!
Hey zaman, bizi kahvenin esiri eyledin.)

Kimi için acı, kimi için tatlı olan kahvenin dînî yönden durumu da merak edilmiş ve dönemin şeyhülislamına kadar çıkılmıştı. İştipli Vâiz Emin Efendi, iki kez şeyhülislamlık yapan Bostan-zâde Mehmed Efendi’ye bir dilekçe sunarak, şiir olarak kahve hakkında fetva istemişti. Hayrete ve takdire şayandır ki, eskiler böyle durumlarda bile sanatı elden bırakmamaktaydılar. 24 mısradan oluşan dilekçenin cevabı da 104 mısralık bir cevaptı. İşte arz-ı halin girişindeki mısralar:

Müfti-yi müşkîl-i savâb u hatâ
Mesned-ârâ-yı mahfel-i fetvâ
Müşkilim var cenâbına geldim
Eylerim hazretinden istiftâ

(Ey doğru ve yanlışlara fetva yolu ile açıklığa kavuşturan,
fetva makamını süsleyen hazret!
Bir müşkil meseleyi sormak için size geldim)

Büyük âlim Bostan-zâde, bu satırlara her birine denk olmak üzere şiir üzerinden cevap vermiştir. Karşılık olarak Emin Efendi’ye iltifattan sonra, kahve hakkında yapılan bütün tartışmaların boş bir vehim olduğunu ve bunun ancak bir riya (gösteriş) vesilesi yapılarak, insanların kafasının karıştırıldığını belirtmiştir. Aslına bakarsak Şeyhülislam, daha ilk mısralarda fetvayı vererek, kahvenin içilmesinde dînen bir mahzur olmadığını belirtmiştir. Daha sonraki satırlarda ise bunun ne sebeple olduğunu açıklayacaktır.

Dinle ey sâil-i savâb u hatâ
Müşkil-endâz-ı mahfel-i ulemâ
Kahve hakkında zikr olan şübehât
Vehdir cümlesi medâr-ı riyâ

O dönem ulemasının, yeterli derecede devrin tıp ilminden de haberdâr oldukları göz önüne alınacak olursa, Şeyhülislam Efendi kahvenin zararı bir tarafa, faydaları olduğunu söylemekteydi. Kahvenin içindeki kafeinin sahip olduğu uyarıcı etkiyi daha o dönemde bilen Şeyhülislam, söz konusu içeceğin faydalı arasında şunları sayarak fetvasına imzasını atmıştır:

Kahve ağrıların azalmasında tesirlidir
İstifrayı (kusmayı) engeller
Göz kısmındaki sivilcelere faydası vardır
Nefes darlığına ve kulunca iyi gelir
Ayrıca gamı def ederek, insana safâ ve rahatlık verir.


-alıntı-
Logged
descent
Sürekli Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 107


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #16 : Eylül 13, 2010, 11:17:14 ÖÖ »

AVRUPALILARIN KAHVE İLE TANIŞMASI 
   
 1683 yılında Viyana önlerine gelen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, şehri alacağından o kadar emindi ki, Viyana'yı aldıktan sonra şehirde yapacağı geçit törenini planlıyordu. Bu nedenle, bu büyük merasimde kullanılacak eşyaları Topkapı Sarayı'ndan çıkarttırmış ve yanına almıştı. Müttefik ordusunun başına Polonya Kralı Jean Sobiesky'nin geçmesiyle, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın bütün hayalleri yıkılmış oldu. Bunun üzerine herşeyini Viyana surlarının önünde bırakan Kara Mustafa Paşa, askerleriyle beraber Belgrad'a doğru çekildi. Geride kalan ne varsa Viyana'yı kurtaran Polonya Kralı Sobiesky'nin oldu. (bugün Topkapı'da bile bulunmayan bazı parçalar Polonya müzelerinde sergilenmektedir.)

Bu sırada ilginç bir olay yaşandı :

Hazinelerin yanında çuvallar dolusu çekilmemiş kahve bulunmaktaydı. Kahve çekirdeklerini gören Avusturyalılar, gördükleri çekirdekleri başka bir şey zannederek, "Türkler meğerse keçi pisliği yerlermiş" dediler ve kahve çekirdeklerini imha etmeye çalıştırlar. Daha önce Osmanlı topraklarında yaşamış bir Viyanalı'nın kahve çekirdeklerini farketmesi ve Avusturyalılara tanelerin ne işe yaradığını anlatması sonucunda Avrupalılar kahveyle tanışmış oldular.
 
alıntı
Logged
aslı davut
Yeni Üye
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #17 : Eylül 16, 2010, 11:36:21 ÖÖ »

işte avrupalıların ZEKA seviyesi...  Sırıtan
Logged

Yaşarken Kıymetim Bilinmemişse, Dost Olup Kalbime Girilmemişse, Severek Yüzüme
Gülünmemişse,Neyleyim Ölünce Gözyaşını...
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM