|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #105 : Şubat 07, 2010, 08:43:33 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #106 : Şubat 07, 2010, 08:49:34 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #107 : Mayıs 19, 2010, 04:59:30 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #108 : Temmuz 04, 2010, 11:11:53 ÖÖ » |
|
Zile'nin Ünlüleri
Sivâsi Abdulmecit Efendi
Anadolu'da yetişen evliyânin büyüklerinden.
İsmi Abdülmecid, künyesi Ebü'l-Hayr, lakâbı Mecdüddin'dir. İsmi, Abdülmecid Şirvâni'nin ismine hürmeten konulmuştur. Şinâsi nisbesiyle meşhur olmuştur. Şiirlerinde Şeyhi mahlasını kullanır. Tasavvufta, Halvetiyye yolunda Şemsiyye kolunun kurucusu Şemseddin Sivâsi hazretlerinin yeğenidir. Babasının ismi Muharrem efendidir. 1563 (H. 971) senesinde Tokat'ın Zile ilçesinde doğdu. 1639 (H. 1049) senesinde İstanbul'da vefat etti.
Küçük yaştan itibaren babasından ilim öğrenen Abdülmecid Efendi, yedi yaşına geldiği zaman Kur'an-i Kerim'i ezberledi. Amcası Şemseddin Efendi'den (Kara Şems) zâhiri ve bâtini ilimleri tahsil etti. Arabî ilimler, fikih, tefsir ve hadis ilimlerinde yüksek derece sahibi olup, amcasından icâzet (diploma) aldı. Uzun müddet Şemseddin Sivâsi'nin sohbetinde kalıp, tasavvufî hakikatlere kavuştu ve yüksek manevi derecelere yükseldi. Otuz yaşına gelince, Merzifon ve çevresi ahalisine Allahü tealanın emir ve yasaklarını bildirmekle görevlendirildi.Daha sonra Zile'deki Halvetî Dergâhında irşatla vazifelendirildi. Burada talebe yetiştirmekle meşgul oldu. Sivas'taki Şemsiyye Dergâhi şeyhi Recep efendi vefât edince, onun vazifesini yürüttü. İlim ve irfandaki şöhretini duyan Sultan Üçüncü Mehmed Han'ın dâveti üzerine İstanbul'a geldi. Bir müddet Ayasofya civârında oturdu. Daha sonra Eyyub Nisancası'ndaki kendisine hediye edilen bahçe içindeki eve yerleşti. Dâr-üs-saâde ağalarından Mehmed Ağa'nin yaptırdığı Mehmed Ağa dergâhında insanlara İslam dininin emir ve yasaklarını anlatmakla vazifelendirildi.
İstanbul'da çeşitli câmilerde halka vâz ve nasihat etti. Sultan Selim civârındada bir mescit ve Sivâsi dergahını inşaa ettirip, hizmet etti. Sultanahmed Câmiinin temel atma ve açılış törenlerinde bulunup dua etti ve ilk vâzi verdi. Vefât edinceye kadar Sultanahmed Câmiinin vâizliğini yapti.
Sultan Üçüncü Mehmed, Birinci Ahmed, Birinci Mustafa, Genç Osman ve dördüncü Murad Han devirlerinde yaşayan Sivâsi Abdülmecid Efendi, sultanlara ve diğer devlet adamlarına nasihatlerde bulundu. Karayazıcı ve Uzunbölükbaşı isyanlarının bastırılmasında önemli rol oldu. Sultan Dördüncü Murad'a Bağdat'ı fethedileceğini müjdeledi. Padişah sefere çıkarken de Hz. Ömer'in kılıcını beline o kuşattı.
İlim, irfan ve güzel âhlak sahibi olan Sivâsi Abdülmecid Efendi, zaman zaman padişahlara verdiği manzum şikayetnamelerde memleketin ve milletin içinde bulunduğu hali anlatmış, başarıya ulaşmak için adaletli davranılmasını ve istişareye, ehline danışmayı tavsiye etmiştir. İslam dininin hep ilerlemeyi emrettiğini anlatmış, gelişmelere karşı çıkan din adamı kılığına girmiş din düşmanlarıyla, tarîkatçi geçinen câhil ve sapık kimselere ve bid'at ehliyle mücâdele etmiştir. İstanbul'da vâz, nasihat ve irşatla meşgulken, 1639 (H. 1049) yılında vefât etti. Eyüp Nişancaşı'ndaki evinin bahçesine defenedildi. Vefâtından sonra iki yıl sonra, gördüğü bir rüya üzerine Mahpeyker Kösem Sultan, kabrinin üzerine bir türbe yaptırdı. Türbe bugün çok harab bir hâldedir.
Eserleri:
Şeyhi mahlasıyla pek güzel şiirler yazan Sivâsi Abdülmecid Efendinin eserlerinden bazıları şunlardır:
· Fatiha tefsiri · Mesnevi Şerhi · Lezâiz-ül-Âsar ve Letâif-ül-Ezhâr · Dürer-ül-Akâid · Divan-i Ilâhiyat · Irade-i Cüz'iyye · Hadis-i Erbâin
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #109 : Temmuz 04, 2010, 11:13:20 ÖÖ » |
|
ABDURRAHMAN HİLMİ EFENDİ
(ZİLELİ)
(Son Devir Osmanlı Ulemâsı - İlmiye Ricalinin Teracim-i Ahvali) (Sadık ALBAYRAK - Cild 1/İst., sh. 44 - 45'de yayımlandı.)
Uzunbekirzâde Hacı Osman Ağa'nın oğlu olup 02 Ağustos 1264 (1848) tarihinde Zile'de doğmuştur. Zile Sıbyan Mektebi ile Medresesi'nde bir müddet tahsil gördükten sonra İstanbul'a gelmiştir.
İbrahimpaşa ve Hamidiye Medreseleri'nde tahsilini ikmal ederek icâzet almıştır. Akabinde Dârü'l - Muallimîn rüştiye kısmına devam ederek son sınıfına kadar okumuşsa da tahsilini terk etmiştir.
37 yaşında iken 17 Mart 1300 (1884)'te fahrî olarak Kadırga Rüştiyesi İkinci Muallimliği'ne tayin edilmiştir. Bir yıl sonra maaşa nâil olmuştur. Daha evvel 1298 H. (1880)'de Müderrislik imtihanına girmiş ve şehadetname almıştır. 07 Rebiulaher 1303 (1885)'de Medrese-i Cedîde-i İsmetiye İbtidaî Hariç İstanbul Müderrisliği Ruûsu'na nail olmuştur.
Abdurrahman Efendi, 01 Mayıs 1309 (1893)'da Unkapanı Rüştiyesi İkinci Muallimliği'ne nakledilmiş ve 01 Ağustos 1311 (1895) tarihinde Ayasofya Rüştiyesi İkinci Muallimliği ile becayişte bulunmuştur. 01 Teşrinisani 1315 (1899) tarihinde Havran Sancağı'na bağlı Süveyde Kazası ile Kerk Sancağı'nın Tefile Kazaları Vâizliği'ne tayin edildiğinden bir müddet oralarda kalmıştır. 20 Temmuz 1320 (1904)'de bu vâizliklerden istifa etmiştir.
Sonradan 07 Kânunievvel 1321 (1905)'de Pâdişah'ın kararnamesi ile Meclis-i Maarif Âzalığı'na tayin edilmiştir. 08 Ağustos 1324 (1909)'de kadro daraltılması sebebiyle âzalıktan açıkta kalmıştır.
07 Mayıs 1325 (1909)'de dârü'l - Muallimat (Kız Öğretmen Okulu) Ulûm-i Diniyye Muallimliği'ne tayin edilmiştir. Nihayet 01 Eylül 1325 (14 Eylül 1909) tarihinde yapılan umumî tensikatla tazminat alarak hükûmetle alâkasını kesmiştir. (c. 4, sh. 218)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #110 : Temmuz 04, 2010, 11:16:02 ÖÖ » |
|
ZİLE ESKİ MÜFTÜSÜ ARİF KILIÇ
1899 yılında Zile'de doğmuştur. 14 yaşında ayağından sakatlanan ve uzun süre yatakta yatmak zorunda kalan Arif Kılıç yattığı süre içinde zamanının tamamını kitap okuyarak geçirmiştir. 1926 yılında Amasya İmam Hatip Lisesi'ni birincilikle bitirdikten sonra aynı yıl Zile Kütüphanesi'ne memur olarak atanmıştır. Kütüphanede çok kitap okuyarak kendini yetiştirmiş ve mevcut kütüphanenin kitap yönünden zenginleştirilmesi için çalışmalar yapmıştır. Zile tarihi ile ilgili araştırmalar yapmıştır. 1933'ten 1943 yılına kadar imamlık yapan, 1943 yılında tekrar kütüphane memurluğuna dönen, 1953 yılında müftü olan ve Zile'de uzun yıllar müftülük yapan Arif Kılıç 1972 yılında emekli olmuş, aynı yıl 18-TEMMUZ-1972 SALI günü vefat etmiştir. cenazesi bu zamana kadar görülmemiş kalabalıkta olmuş ve defnedilmiştir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #111 : Temmuz 04, 2010, 11:19:46 ÖÖ » |
|
ŞEYH NUSREDDİN HAZRETLERİ (BABA NUSRAT Diye Anılır)
Harzem Devleti umarasından Hamza Beyin oğludur.Hamza Bey Harzem Devletinin Cengiz Hanın istilasına uğraması üzerine oğlu ile birlikte Erzincana hicret etmiştir. Hamza bey oğlunu Erzincanda evlendirmiş, bu evlilikten Fatıma isminde bir kızı olmuştur. şeyh Nusreddin Hazretleri kızı fatımayı Erzincan alimlerinden şeyh Sracuddin efendi ile evlendirmiş bu evlilikten Ümmügülsüm adıda bir kızı , Acepşir adında bir oğlu olmuştur. Bu ismi torununa Şeyh Nusreddin Efendi koymuştur. Harzemli bir türk alimi olan Şeyh Nusreddin Hazretleri, damadı ve torunları ile birlikte evvela Tokata , bir müddet sonra Kazovanın Cebeli ebyaz denilen dağda kalmışlardır. Zile'lilerin ısrarlı daveti üzerine o zaman Aksaray denilen bugünki kendi adıyla anılan ŞEYHNUSREDDİN Köyüne yerleşmişlerdir. Bu köyde bir medrese , bir zaviye yaptırmış vefatına kadar ilim ve irfan neşri ile meşgül olmuş değerli alimler yetiştirmiş, bütün memleket ve havalisi ilminden irfanından istifade etmiştir. Kendisi memleketimizin ilim ve irfan hayatında ön sırada gelen büyük alimlerindendir. bu cümleden olarak şimdiki Karaşeyh köyünde ziyaret edilen Şeyh Yakup hazretleri ile Şıheylik köyünde türbesi bulunan Veli Mehmet Efendi bu zatın halifelerindendir.
Tahminen hicri 630 yılında Zileye gelen Şeyh Nusreddin efendi hazretleri torunu Ümmügülsüm hanımı Zile merkezinde Şeyh Etem Çelebi Camii içerisinde türbede medfum bulunan ve Beyazıdu Bestami torunlarından olan Musnuddın Halil efendi ile evlendirilmiştir. Bu evlilikten meşhur alim Şeyh Etem Çelebi dünyaya gelmiştir. Bundan sonra çok yaşamamış vefet etmiştir. Köy içerisindeki türbesine defnedilmiştir.
Türbe içerisinde yatanlar. 1,Şeyh Nusreddin Hazretleri. 2,ailesi (Abdulhannan kızı). 3, Kayınbiraderi Abdulcabbar.Türbe dışında babası Hamza Beyin kabri vardır. hicri 650 yılında vefat etmiştir.Baba tarafından nesebi esabtan Hasan Geylani isminde bir sehabiye dayanır. ana tarafından İmamı Hüseyin efendimize ulaşır. Bu suretle ana tarafından evledı Resuldur. Tarikat silsilesi 13. silsilede Şeyh Cüneydi Bağdadi. Sırrı Sakatı, Mağruf kerfi, Davud tabi, Habibi acemi, Hasan basri, İmamı Ali vasıtaları ile Peygamberimize(s.a.) ulaşır.
BİR HATIRA : Sivas valisi Hacı İzzettin Paşa Zileye gelir Hacı İsmail dedeyi ziyaret eder. sonra yaya olarak Şeyh Nusreddin hazretlerini ziyarete gider. Köyden misafir olması için Şeyh Hacı İbrahim efendi ısrar eder. Paşa eğer kalırsam sabaha kadar oturmak icabeder benise ihtiyarım,mazur görün diyerek ayrılır.
Merhum Müftü Arif KILIÇ'ın notlarından tespit edilmiştir. Osman Karadavut (emekli vaiz)
Fuad Köprülü'nün İlk Mutasavvuflar adlı eserinde belirttiği, Horasan'dan gelen Hoca Ahmed Yesevî'nin öğrencilerinden Şeyh Nusrettin ve müritleri Zile'nin bugün Şeyh Nusrettin köyünün bulunduğu yere yerleşmişlerdir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #112 : Temmuz 04, 2010, 11:21:21 ÖÖ » |
|
Dr. Mehmet YARDIMCI
8 Ağustos 1945’te Zile’nin Alacamescit zir mah. Atalar Caddesi 6 numaralı evde ailenin yedinci çocuğu olarak dünyaya gelmiştir.
Babası, Kurtuluş Savaşı’nda İzmir’e ilk giren sivari bölüğünde yer alan Muharip Gazi (Hacırecep Oğullarından 1315 Doğumlu Ali Oğlu Mustafa) Mustafa Yardımcı’dır. Annesi Zile eşrafından Bayramoğulları’ndan Hüseyin Ağa’nın kızı Saniye’dir.
İlkokulu Zile Necmimuammer İlkokulunda, Ortaokulu Zile Oraokulunda okuduktan sonra Ankara Gazi Lisesinde okurken ikinci sınıfta Tokat Gazi Osman Paşa Lisesine geçip liseyi Tokat’ta bitirdi.
Yüksek öğrenimini Trabzon Fatih Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünde yaptı. Daha sonra Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümüde bir yıl daha okuyarak lisans tamamladı.
Malatya Sürgü Ortaokulu, Zile Yalınyazı Ortaokulu, Turhal Ticaret Lisesi, Artova Lisesi, Zile Ticaret Lisesi gibi orta öğretim kurumlarında öğretmenlik ve müdürlüklerde bulundu.
1982 YÖK yasası sonucu sınavla Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlük Okutmanı oldu. Tokat Ziraat Fakültesi Türk Dili okutmanı iken 1986’da İnönü Üniversitesi Personel dairesi Başkanlığına atandı. Bu görevi süresince de Genel Sekreter Yardımcısı görevini sürdürdü. Atatürk Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Bilge Seyidoğlu’nun danışmanlığında, İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsüne bağlı olarak Türk Halk Edebiyatı alanında Yüksek Lisans, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde de Prof. Dr. Ali Berat Alptekin’in danışmanlığında Türk Halk Edebiyatı alanındaDoktora yaptı.
1997’de Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi, Türkçe Eğitimi Bölümüne Yrd. Doç. Dr. Olarak atandı. Halen kuruculuğunu da yaptığı bu bölümde öğretim üyesi ve Bölüm Başkanı olarak görev yapmaktadır. Yardımcı evli ve iki çocuk babasıdır.
İlk şiiri Ankara Gazi Lisesi öğrencisi iken 1962’de Tercüman Gazetesi İnci ekinde yayımlandı. 30. Sanat Yılı Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Meslek Birliği (İLESAM), İnönü Üniversitesi Rektörlüğü ve Tarla Kültür Sanat Dergisi’nin organizasyonunda pek çok şairin de katılımıyla 1992’de Malatya’da yapıldı.
40. Sanat yılı ise 2002’de Dokuz Eylül Üniversetesi Buca Eğitim Fakültesi’nde “Şiirle Kırk Yıl” adı altında düzenlenen bir törenle kutlandı . Türk Folkloruna yaptığı hizmetlerimden dolayı 1990 yılı İhsan Hınçer Türk Folkloruna Hizmet Ödülü’ne lâyık görüldü .
Üyesi Olduğu Kurum ve Kuruluşlar: 1. Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Meslek Birliği (İLESAM) 2. Kıbrıs, Balkan ve Avrasya Edebiyatları Birliği (KIBATEK) 3. Folklor Araştırmaları Kurumu (FAK) 4. Türkiye Edebiyatçılar Derneği
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #113 : Temmuz 04, 2010, 11:22:22 ÖÖ » |
|
MUHARREM EFENDİ (Muharrem Dede )
Zile'de yetişmiş âlim ve velî. Şemseddîn Sivâsî hazretlerinin kardeşi ve Halvetî büyüklerinden Abdülmecîd Şirvânî'nin halîfesidir. 1591'de Zile'de vefât etmiş olup kabri Zile'de Devlet Hastanesi bahçesindedir. Hukukçu ve edebiyatçı. Devrin önemli bir hukuk bilgini olup, eserlerini Türkçe ve Arapça yazmıştır. Bu eserlerin arasında kadınlarla ilgili Ümmetün Nisa ve Rebul Mesail” isimli kitabı en meşhurlarındandır
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #114 : Temmuz 04, 2010, 11:23:35 ÖÖ » |
|
Şair Ceyhunî
(1847-1912 )
Ceyhuni Baba ve Ceyhuni diye de anılan Zileli Ceyhun 1847’de Zile’nin Çıkrıkçı mahallesinde doğar. Asıl adı Ömer’dir. Babası Çördükoğulları’ndan Ahmet’tir. Ceyhuni bir süre Aşık Tokatlı Nuri’ye çıraklık etmiş. (Ceyhuni adını da kendisine ustası takmış.) Sesi güzel, kendisi de uzun boylu, yakışıklıymış. İyi saz çalar, geçimini bu yolla sağlarmış. Düğünlerle derneklerde, kahvelerde çöğür denen 12 telli sazı beceriyle kullanırmış. Çevre köyleri, kentleri dolaşır, sık sık yolculuğa çıkarmış. Bu arada Sivas, Çorum, Ankara ve İstanbul’a kadar gitmiş. Çayırcı ve Veliefendi çayırları ile semai kahvelerinde saz çalmış, karşılaşmalara katılmıştır. Ankara’da iken Vali Faik Memduh Paşa Aşık Cemali ile onu konağına çağırmış, saz çaldırıp bağışta bulunmuştur. Ceyhuni, Tokatlı Nuri ile Erzurumlu Emrah’ı çok sever, ikisini de ustası sayarmış. Kendisi de birtakım şairlere ustalık etmiştir: Niksarlı Bedri ve Cesuri, Zileli Mevci ve Nagami, Tokatlı Cemali ve Hicri, Yozgatlı Mes’udi ve Seyhuni, Sivaslı Pesendi vb. Bu ünlü çıraklar Ceyhuni’nin çevrede ne denli sevildiğini ve etkili olduğunu göstermektedir. Ceyhuni 1912’de Çorum’un Alaca ilçesine bağlı İsa Hacılı köyü’nde ölmüştür. Bektaşiliğe bağlanan Ceyhuni şiirlerinde, hem inançlarını yansıtmış, hem de aşk, doğa, ayrılık temlerini işlemiştir. Arada bir çevresinde ki olaylardan (sıtma vb.) söz etmiştir. Dilinde Osmanlıca sözcüklere de yer vermiştir. Gazeller ve şarkılar da yazmıştır.
Eserleri: Ceyhun’nin şiirleri cönklerle dergilerde (Çorumlu, No.6-7; Yeni Türk, No.37; Halk Bilgisi Haberleri, No.9 vb.) kalmıştır, kitaplaşmamıştır.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #115 : Temmuz 04, 2010, 11:24:49 ÖÖ » |
|
M.Necati Sepetçioğlu (1932- 2006)
Yazar. Zile’de doğdu. Ortaokulu Zile’de, Liseyi değişik yerlerde okudu. Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdi. Yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. İstanbul Belediyesi’nde çalıştı. Türkiye Kızılay derneği Neşriyat Müdürü oldu. İstanbul Sosyal Sigortalar Kurumu Hukuk İşleri Müdürlüğü’nde şeflik ve Milli Eğitim Basımevi’nde müdürlük, derleme müdürlüğü gibi görevlerde bulundu.
İlk öyküleri Sivas’ta Hakikat gazetesinde yayınlandı. Daha sonra İstanbul, Türk Yurdu, Türk Dili, Hisar, Pınar gibi dergilerde yazdı. 1961’de ilk romanı Çağlayanlı Vadi, Vatan gazetesinde tefrika edildi.
Eserlerinden başlıcaları: Abdürrezzak Efendi (1956), yaratılış ve Türeyiş (1965), Trampacılar (1968), Köprü (1969), Son Bloklar (1969), Büyük Otmarlar (1970), Kilit (1971), Her Bizansa Bir Fatih (1972), Anahtar (1972), Menevşeler Ölmemeli (1973), Kapı (1973), Konak (1973), Çatı (1974), Üçler Yediler Kırklar (1975), Ebemkuşağı (1980).
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #116 : Temmuz 04, 2010, 11:25:35 ÖÖ » |
|
Cahit Külebi (1917-1997 )
Şair Tokat-Zile’de doğdu. Sivas Lisesi’ni, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nu bitirdi. Antalya ve Ankara’da edebiyat öğretmenliği ve Milli Eğitim Müfettişliği (1956) görevlerinde bulundu. Kültür Ateşesi olarak İsviçre’de görev yapt (1956-1960). Kültür Bakanlığı Başmüfettişliği (1964-1969), Kültür Müsteşar Yardımcılığı’nda bulundu. 1972’de emekliye ayrıldı. İlk şiiri 1938’de Gençlik Dergisi’nde Nazmi Cahit imzası ile yayınlandı. Daha sonra Varlık, Sabah, İnsan, Söz, Yaratış dergilerinde şiirleri yayınlandı.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #117 : Temmuz 04, 2010, 11:26:38 ÖÖ » |
|
Ahmet Taner Kışlalı Ahmet Taner Kışlalı, Tokat`ın Zile ilçesinde 10 Temmuz 1939'da doğdu. Kışlalı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi`ni bitirdikten sonra 1962-63 yılları arasında Yenigün Gazetesi’nde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1968-72 yılları arasında öğretim görevlisi olan Ahmet Taner Kışlalı, 1967 Paris Hukuk Fakültesi’nde doktorasını yaptı. 1988 yılında da profesör olan Ahmet Taner Kışlalı, 1977'de Cumhuriyet Halk Partisi`nden 5. Dönem İzmir Milletvekili seçildi. Kışlalı, Bülent Ecevit tarafından kurulan 42. Hükümet`te 1978-79 yıllarında Kültür Bakanı olarak görev yaptı. 12 Eylül sonrasında üniversiteye dönen Kışlalı, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi`nde siyaset bilimi dersleri verdi. Ahmet Taner Kışlalı, aynı zamanda Cumhuriyet Gazetesi`nde ''Haftaya Bakış'' başlığıyla köşe yazıları yazıyordu.
Kışlalı, 21 Ekim 1999 Perşembe günü, Ankara'da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu vefat etti.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #118 : Temmuz 04, 2010, 11:28:08 ÖÖ » |
|
Hikmet Dizdaroğlu (1917-1981)
Yazar, eleştirmen.Zile İlçesi’nde doğdu.Erzurum İlköğretmen Okulu’nu, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nü bitirdi. Zonguldak, Kastamonu, Burdur lise ve ortaokullarında Türkçe öğretmenliği, Burdur, Uşak, Muğla, Tire ortaokullarında müdürlük yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Dairesi Raportörlüğü’nde bulundu. Gazi Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğine atandı. 1974’te emekli oldu. Uzun yıllar Türk Dil Kurumu’nun Terim Kolu başkanı olarak çalıştı.
İlk yazıları Yücel, Ülkü ve Fikirler dergilerinde yayınlandı. Daha sonra Şadırvan, Hisar, Varlık ve Türk Dili’ne eleştirme ve inceleme yazıları yazdı.
Eserlerinden başlıcaları: Huzurî (1949), Namık Kemal (1952), Cenap Şehabettin (1953), Abdülhak Hamit (1953), Şinasi (1954), Ataç (1962), Ömer Seyfettin (1964), Ahmet Rasim (1965), Dilcilere Saygı (1965), Halk Şiirinde Türler (1969), Tümce Bilgisi
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Lâle
|
 |
« Yanıtla #119 : Temmuz 04, 2010, 11:29:21 ÖÖ » |
|
NİHAT AKYUNAK
1922 yılında Zile'de doğdu. İstanbul Üniversitesi Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nü bitirdi. İstanbul belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü yaptıktan sonra, İstanbul devlet Güzel Sanatlar Akademisi Başkanlığı Genel Sekreterliği’ne atandı. Bu arada eğitim görevlisi olarak da çalıştı. Çeşitli liselerde de resim öğretmenliği yaptı.
Eserlerinde desene ve figüratif çalışmalara önem verdi. İlk kişisel sergisini, 1957'de İstanbul'da (Şehir Galerisi) açtı. Bu sergiyi, sonraki yıllarda Ankara ve İzmir'deki serileri izledi. Resimleri, 1963,1964 ve 1965'de Avrupa'nın çeşitli sanat merkezlerinde düzenlenen Çağdaş Türk Resim ve Çağdaş Türk Grafik Sergilerinde yer aldı.1962'de Lugano'da "Bianco e Nero" sergisine, 1963'de Sao Paulo Bienali'ne katıldı. Pek çok resmî ve özel koleksiyonda resimleri bulunan AKYUNAK 1986 yılında İzmir'de ki kişisel resim sergisinin açılışı sırasında geçirdiği beyin kanamasında hayatını kaybetti. Renk ve çizgi soyutlamasına dayanan resimleri, peyzaj ağırlıklı olup, görünümün plastik değerlerini esnek bir yorum paralelinde yansıtmaya yöneliktir. Türk resminde, orta kuşağın geliştirdiği figür kaynaklı görüşün temsilcileri arasında yer alır.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|